12 yıllık yatalaklıktan doktorluğa uzanan hikaye

1
420

Dr. Muammer Yıldız, 12 yaşındayken romatizmaya yakalanır, liseye geldiğinde ayağa kalkamaz. 20’li yaşlarda geliştirdiği formüller önce kendisine şifa olur, sonra çevresindeki binlerce insana… Türkiye’de alternatif tıbbın ilk temsilcisi Yıldız, ‘Hekimzade’ markasıyla yurt dışı ve yurt içinde hastaların tedavisine yardımcı oluyor.

Henüz ortaokula giden bir öğrenciydi Muammer Yıldız. Oturduğu köyde sadece ilkokul vardı. Bu yüzden şehirde (Hatay) okumak zorundaydı yatılı olarak. 12 yaşındaki bir çocuk ne kadar bakabiliyorsa o kadar bakıyordu kendine. Nitekim üşütme ve rutubetten dolayı çocuk yaşta romatizma hastalığına yakalandı. Gitmediği doktor, kullanmadığı ilaç kalmadı. Kısa süre içinde hastalığı öyle ilerledi ki gün geldi ayaklarının üzerine basamaz, ellerini dahi kullanamaz hale geldi. Lisede romatizma, ankilozana (romatizmanın çok daha ağır hali) çevirmişti. Ancak doktorlar hastalığın tedavisi olmadığını ve iyileşemeyeceğini söylüyordu.

Derslerinde başarılıydı Yıldız, hedefi üniversiteydi. Ancak hastalığı buna imkân vermiyordu. Bir de sevdiği kız vardı çocukluğundan beri. Ancak liseden mezun olmuş, hastalığı iyiden iyiye ilerlemişti. Bekletmeye gerek yoktu. İnsanın hayatta kurmaya en zorlandığı cümleleri söylemek zorunda kalmıştı sevdiği kıza: “Hastalığımdan ümit yok, görüyorsun her geçen gün daha kötü oluyorum. Sen yuvanı kur.” Aradan geçen zamanla doktorun yolunu daha sık aşındırır: “Battaniyeyle götürüyordu ailem, ağırıma gidiyordu. Çok ısrarcıydım, muhakkak iyileşmek istiyordum. Zaten sevdiğim de başkasıyla evlenmişti. Her şeyi kaybediyor ya da hiç ulaşamıyordum. Doktora hem bu meseleyi hem de dershanede birinci olduğum sonuç belgesini göstererek okumak istediğimi anlattım. O da üzülüyordu halime. Ağlamaklı bir halde, ‘Hastalığının çözümü yok evladım. Bir daha yanıma gelme. Eğer gelirsen bunu (diplomasını göstererek) yırtarım.’ dedi.” Gözleri yaşararak böyle anlatıyor o yılları Yıldız.

Karamsar bekleyişleri bir profesörün tavsiyesiyle sona erer. Romatizmal hastalıkta dünyanın en iyi üç doktorundan biri denilen, Suriye asıllı Amerikalı doktorda arar çareyi. Bütün ümidini ona bağlamıştır ama nafile, söylenenler aynıdır: “Israr etme, ömür boyu iyileşemezsin.” Benzer cümleleri tekrar duymak ağır gelir tabii. Muhafazakâr bir ailede yetişmiştir Yıldız. İnancı vardır ama zaman zaman isyana varır düşünceleri. Suriye’den dönerken arabanın hızlı gittiği bir anda karar verir intihar etmeye. Yanında annesi vardır ama uyuyor vaziyette. Kapının koluna elini götürür kendini dışarı atacakken annesi tutar kolundan. Bu hadiseden sonra artık kararını vermiştir. Kendisi için değil annesi için yaşayacaktır. O günden sonra her şeyi kabullenir ama hayata dair yine hiçbir talebi yoktur.

İlacı üniversite öğrencisiyken yapar

Yatalak halde çay bardağını bile tutamadan 12 yılını geçirir Muammer Yıldız. Bir gün bir âlime gider. Şems’ül Maarif isimli eski bir kitap verir ve “Bunu incele, içinde şifa var.” der. İncelemeye koyulduğunda kitapta bitkiler, tıp ve ilaçların olduğunu görür. Sonra Suriye, Mısır, Ürdün, Ankara Milli Kütüphane ve Konya Yazma Eserler Kütüphanesi’ndeki bütün yazma eserleri toplatmaya başlar. Arapça ve Osmanlıca’yı bildiği için sıkıntı yaşamaz. İki buçuk yıl boyunca bitkileri ve ilaçları araştırır yatalak haldeyken. Bitkilerin yeşerdiği her bahar umut olur onun için. Bir gün İbni Sina’nın El-Kanun Fi’t Tıp kitabında yer alan formülle diğer kitaplardaki üç formülü birleştirir. Bir bitkinin suyunu çıkarır, diğerini çay olarak demler, bir başkasını da yer. Bu olaydan bir hafta sonra ayaklarında güç hisseder. Yürümeyi öyle özlemiştir ki “Bacaklarım kırılsa dahi basacağım” der ve yürümeye başlar. İki ay içinde de tamamen ayağa kalkar.

İyileştikten hemen sonra üniversite sınavlarına girer Yıldız. Tıp fakültesini istiyordur ancak sağlık meslek lisesinden mezun olduğu için kazanmak neredeyse imkân-sızdır. Halep Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaydını yaptırır. Öğrenciyken bir ilaç firmasına romatizma hastaları için bitkilerden oluşan, kendisinin iyileşmesine vesile olan ilacı yapar. Hastalar hızla iyileşme gösterir.

Yıldız, mezun olur ve alternatif tıbba yönelir. Çevreden borç alır, annesinin ineğini bile satar. Kapsül makinesi alıp Sağlık Bakanlığı’na müracaat eder. İzinler çıkar ve böylelikle ‘Hekimzade’ markasıyla Türkiye’de ilk kez bitkisel kapsüller üretilmeye başlar. Pilot bölge olarak da Bursa’yı seçer ve hekimlerle birlikte çalışır.

Dünyada altı ülke, Türkiye’de 25 şehirde

1999’da 21 ürünle başladığı alternatif tıp ürünleri bugün 150’ye ulaşmış. 71 hastalığın tedavisinde net sonuç alıyor. Türkiye’de 25 şehir (İstanbul, Konya, İzmir, Kayseri, Zonguldak, Trabzon, Malatya, Şanlıurfa, Eskişehir, Samsun, Hatay, Sivas…) dünyada Almanya, Kuveyt, S. Arabistan, Suriye, Gürcistan, Bosna Hersek gibi ülkelerde biliniyor.

Yıldız, günde 50 hasta olmak üzere ekibiyle ayda binlerce hastaya bakıyor. 18 hekimle çalışıyor. Mesela hasta Ankara’dan geliyorsa orada alternatif tıpla ilgilenen ve kendisinden eğitim alan doktorlara yönlendiriyor. Bu güne kadar romatizma, beyin tümörü ve hemoraitte kendi ifadesiyle fire vermemiş. Diğer hastalıklarda da yüzde 90 sonuç alıyor. Başarısındaki en büyük sebep hastalıkların çıkış noktasına göre tedavi etmesi. “Mesela beyin tümöründe tıp, sebebine bakmak yerine tümörü alıyor. Bunun yerine, neden olan sistemi ortadan kaldırmak gerekli. Zaten birçok hastada alınsa bile yeniden oluşuyor.” diyor Yıldız.

Fizyoterapi desteği almak isteyen hiçbir hastadan bugüne kadar muayene ücreti almamış ve anlaşmalı olduğu doktorların da almasına izin vermemiş Yıldız. Sadece ürün tavsiye ediliyor. Hasta, tedavi olmak isterse süreç başlıyor. Zaten bu güne kadar herkes iyileşen hastaların referansıyla gelmiş. Şu güne kadar 100 bin kayıtlı hastası var. Yıldız’ın doktor hastaları da oluyor.

Formülünü gizlemiyor

Dr. Muammer Yıldız (33), fitoterapi eğitimi almak isteyen doktorlar için İstanbul’da Geleneksel Tıp Derneği kurdu. 12 yıldır Ar-Ge çalışması yapıyor. Şu anda da Batum Üniversitesi’nde farmakoloji (ilaç bilimi) üzerine çalışmaları var. Türkiye’deki tıp ve eczacılık eğitiminden biraz muzdarip. Bu iki alanın birbirinden tamamen ayrı eğitim verilmesine karşı. Bu yüzden doktorlara fitoterapi ve farmakolojiyle ilgili eğitimler veriyor. Katılımcılardan ücret almıyor ve formüllerini de gizlemiyor.

Kaynak: Zaman