Bilinçaltı Teknikleri 25. Kare

7
2281

Şuuraltını etkilemeyi hedefleyen mesajlara “subliminal” adı verilir. Genel olarak “şuuraltına yönelik gizli mesajlar olarak ifade edebiliriz. Kişinin şuuraltına ‘’subliminal’’ mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor.

Bunlardan en çok kullanılanları:

1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.

2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla şuur-altına itilen 25. kareler.

3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.

Bu yöntem; bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya, psikolojik savaşa, uluslararası ilişkilere, yanıltıcı bilgilendirmeye kadar varan geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (şuurlu) algılananlar değil; şuur-altı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşur.

Bunlardan en çok kullanılanı dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz.

Peki, sistem nasıl işliyor?

İnsan kulağı sadece belirli titreşim sıklığı aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz titreşim aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Dikkat ediniz: “duyabilecek” demiyoruz, algılayabilecek diyoruz. Yani, kulağımız ancak belirli bir titreşim aralığındaki sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılar, hisseder.

8-12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir MP3’ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz dinler. Bu esnada kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında şuuraltı mesajları içeren MP3 dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan yazılımlar dahi vardır.

Mesela, en korkunç uygulamalardan sadece biri:“Bu Uygulamaya Amerika, Irak’ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) devam etti. Irak radyolarında Kur’an yayınının altından, çok düşük bir titreşimde, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: “Direnmeniz faydasız” gibi mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar ile işgale hazır edilmiştir.

25inci KARE

Kişinin şuur-altına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte bunlardan bir diğeri de 25inci Kare tekniğidir. Peki, nedir bu 25inci Kare Gördüğümüz bir anlık görüntü: 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur.

Sinema şeridinde, saat, dakika, saniye olarak bir diziliş vardır. Her saniyeden sonra bir yabancı kare gelir ve bir saniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de “control-track” denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve bu son kare olan 25inci kare anlıktır. Yani görüntü saniyede 1/24 olacakken, bu 1/25’e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve anında kaybolur. Genellikle göz ve beyne görünmez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.

25. karenin temel mantığı da mesajı şuur-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanayisinde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25 karelerle şuur-altınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara maruz kalabiliyorsunuz.

Göz bunları görmüyor ama saniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü şuur-altına ulaşıyor, orada depolanıyor. Bu gizli mesajlar sayesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı “25inci Kare”lerle şuuraltına göndermiş oluyor.

PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZ BU 25inci KARELERDEN?

Bu adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare uyguluyorlar?

Cevabı çok basit: Çünkü gördüğümüz zaman bu kadar etkili olmuyor. Çünkü kişi, şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını ya ret ediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne seçenek getirilmiş oluyor.

Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızı n tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut ret etme gibi bir imkânımız var mı? Elbette hayır.

İşte 25. karenin ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin şuurlu tercih hakkını gasp ederek, onları gizlice zehirlemek!

Bu işi yapanlar insanı ve insanın yaratılışını çok iyi biliyorlar. 1900’lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanalistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak “İnsanı nasıl etkileyebiliriz” sorusuna cevap aradılar. İlk başta ticarî hedefler ve büyük şirketlerin mallarını halka pazarlamanın bir yolu olarak gördüler bu şuur-altı telkinleri. Daha sonra ise bu taktiği öğrenen her kişi ve her yapımcı kendi niyet, inanç ve ideolojisine göre vermek istediği mesajları bu yolla insanlara zerk etmeye başladılar.

İdris BİLEN

  • ilayda ebrar

    bilinç altı en çok doğum ve ölüm kavramlarına yatkındır sex doğumu kill ölümü karşılar .bu yüzden bir çok afişe sex kelimesi farkedemeyeceğimiz şekilde yerleştirilir.ama tabiki bilinç altımıza yerleşir ve alışveriş yaparken direk bilinçaltımız bizi o markaya yönlendirir ve onu alırız.diğer amacı ise çizgi filmlere pornografik görüntüler yerleştirerek çocukların ahlaki anlayışlarını bozmak ve eşcinselliğe yatkınlaştırmaktır.

  • Merve

    Subliminal tekniği yurtdışında başlangıçta pazarlama (reklam) alanında kullanılmış olsa bile, şuan bu yöntem kişisel gelişim ve davranış değişiklikleri için yaygın bir şekilde birçok ülkede uygulanmaktadır. Birçok sanatçı, ressam ve futbolcu subliminal tekniği ile işlerinde daha başarılı olduklarını anlatmışlardır. Yani ortada etkin bir metod sözkonusu… bunu lehinize veya aleyhinize kullanmöanız sizin elinizde. Aynen internet in çok başarılı işlere imza atmak için kullanılması veya gereksiz zaman kaybı için kullanılşması gibi. Bio-Frekans bilinçaltını telkinlerini kullandım oldukça da faydasını gördüğümü söyleyebilirim. Yaptığım araştırmalarda zaten tüm sistemin oldukça akıllıca olduğu hurafe olmadığı ortaya çıkıyor.

  • YAHYA TOPRAK

    “Subliminal Message” tekniğini Youtube’de videolarını izleyerek öğrendim. özellikle Yahudilerin sembolleri ve müztehcen görüntüleri çizgi filmlerin içine serpiştirecek kadar cesurca sergilediklerini gördüm ve sadece “”PES diyebildim.Masonların sembolist olduklarını biliyordum , ama bu sembollerle insanların kültürünü inançlaını etkileyebileceklerini tahmin bile edemiyordum.. ülkemize ilk özel tv 90 lı yılların başında geldi ve o tarihlerden itibaren Türk insanının giyimi , ahlaka bakış açısı ve namus gibi kavramlara tepkileri değişti..Biz o’nlar gibi olduk asimile olduk özümüzü unuttuk .. Çok ilginç bir detay: Son 25 yıldır Türk erkeğinin sesi bile incelmiş .. Varın gerisini siz düşünün. Teşekkür ederim.. YAHYA TOPRAK

  • İDRİS BİLEN

    bu yazı psk. dan idris BİLEN adına yerel dergilerde birçok internet sitesinde yayınlandığı halde Ali ERGÜN sanki kendi yazısıymış gibi hiç çekinmeden kendi adına yayınlamış.

    HİÇ HOŞ OLMAMIŞ..

    LÜTFEN DÜZELTİN…

    BU YAZI BANA AİT…

    • kisiselbasari

      Merhaba,

      Mesajınız üzerine kaynak değiştirilmiştir. Telif haklarına önem veren bir siteyiz.

      İyi çalışmalar..

  • acar acar

    bu kadarinada pes ettim
    bunlarin yaptiklari insan haklarina saldiridir
    o zaman istedikleri fikirleri insanlara empoze edebilicekler ve insanlari belli bir dusuncelere yonlendirebilirler neden yasaklanmiyor onlemler alinmiyor bu sekilde insanlari yonetmelerine nasil izin veriyorlar