5N1K Kuralı

0
564


Ne ?
Neden ?
Nasıl ?
Ne zaman ?
Nerede ?
Kim ?

NE YAPMALI?

Bilineni bir kenara bırakmalı ve bilinmeyeni keşfetmeye çalışmalıyız.

– Değişen ve gelişen dünyaya adapte olmalıyız.

DEĞİŞİM…

Westminster manastırının bodrumunda bir Anglikan piskoposunun mezarının üstünde şu sözler yazılıdır:

“Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul ettiremedim.

Ve simdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim. Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim.”

– Vücudumuzun, beynimizin ve ruhumuzun yani bilgi dünyası ile enerji dünyasının aslında aynı bilincin bir parçası olduğunu anlamalıyız.

– Bilincimizi güçlendirmeli ve derinleştirmeliyiz. Vücudumuzun, beynimizin ve ruhumuzun gözünü aynı anda kullanmayı öğrenmeliyiz.

– “Dua Etmek Tanrı’yı değiştirmez, ama dua edeni değiştirir.”

Soren Kıerkegaard

– Bütünü parçada, parçayı bütünde görebilme yeteneğine sahip olmalıyız.

– Günlük hedeflerimiz olmalı

– Olduğumuzun farkına varmalıyız. Ne olduğumuzu düşünüyorsak oyuz.

– Her şeyi kontrol etmeye ve yönetmeye çalışmaktan vazgeçmeliyiz.

– Sinirlenmemeliyiz.

– “Düşüncelerin hisleri, hislerin davranışları, davranışların alışkanlıkları, alışkanlıkların karakteri belirlediğini unutmamalıyız.

NASIL YAPMALI?

– Seçimlerimizle;

– Yeni yollar denemesi için ruhumuza izin vermeliyiz. Hedefe kilitlenmeliyiz. Yeniliklerden, yeni deneylerden korkmazsak Başarırız.

– ” Mucizeler doğaya karşı olan şeyler değildir, sadece bizim doğal olarak bildiğimiz şeylere karşıdırlar.”

Aziz Augustine

– Her seçim aynı zamanda bir vazgeçiştir. Değişen ve gelişen dünyaya adapte olabilmek için esnek ve dinamik olmalıyız.

– İstemin insanı harekete geçirdiğini, bir merkeze odaklanmış hareketin ise Başarıyı getirdiğini unutmamalıyız.

– Fırsatların, karşımıza kendiliğinden çıkmasına izin vermeliyiz.

– Her şey ilk adımla başlar. Yüz metrede yürüsek yüz kilometrede ilk adım çok önemlidir.

– Ve biz onu neden sonuç ilişkisi içinde incelemeliyiz. Seçimlerimizi hayata geçirmek için elimizden geleni yapmalı sonrasını dert etmemeliyiz.

– Değiştiremediğimiz şeyleri kabul edebilmek için sabır; değiştirebileceğim şeyler için cesaret ve aralarındaki farkı bile bilebilmek için bilgelik arayışında olmalıyız.

– Hepimizin tek bir doğruyu algılamamız imkansız. Tek bir doğru yoktur. Olayları algılama şeklimizi değiştirmeliyiz.

– Yargılamayalım. Kendimizi başkalarının yerine koyalım. böylece daha zor incinir ve incitiriz.

– Sinirlenmektense kendimizi huzursuz hissettiğimizde, ne yapacağımızı bilemedi ğimizde içimiz deki sığınağa gitmeli, soruna odaklanmalı ve bütün bunlara değer mi diye düşünmeliyiz.

– İlk kendine günaydın de uyanırken, ve ilk kendine gülümse aynalarda, bir tatlı söz söyle kendine, tebessüm et ve umursa kendini teşekkür et… sevmekle başlar her şey, kendini sev… ve paylaştıkça çoğalır sınırsız ver… dost ol kendine dost ol… bir sevda sun yalansız… ve dokun kendine hesapsız… ilk kendine günaydın de uyanırken… ve ilk kendine gülümse aynalarda… sonra göreceksin bin bir yüzde kendi yansımanı…

NEDEN YAPMALI?

– Çünkü bilinen yol şartlandığımız ve alıştığımız yoldur.

– Buda bizi dar bir alana hapseder. Bilinmeyen ise sonsuz olanaklardan oluşan taptaze yeni bir alandır.

– Zorlayarak ulaşmaya çalıştığımız hedefler doğal yollarla karşımıza çıkan fırsatlar kadar mükemmel olmayabilir.

– Ne kadar zeki, ne kadar yetenekli ve ne kadar becerikli olursak olalım her şeyi kontrol etmemiz ve yönetmemiz mümkün olmayabilir.

– Nedensellikle dolu bir evrende yaşıyoruz. Her şeyin bir nedeni vardır.

– Başlangıç noktasına hassas bağımlılıklarımız vardır.

– Göreli bir evrende yaşıyoruz. Her şey bir şeye göredir.

– Yargıladıklarımızla yargılanırız.

– Sinirlenme boşa giden enerjiden başka bir şey değildir.

– Mutluluk bir yolun sonunda ulaşılacak bir yer, bir hedef yada bir şey değildir. Mutluluk yolun kendisidir.

NE ZAMAN YAPMALI?

– Şimdi…

“Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti

Derede akan su, ovada esen yel gibi

İki gün var ki dünyada,bence ha var ha yok

Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki..”

Ömer Hayyam

Kozmik evrende geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece bugün vardır. Bu gün sonsuz bir şimdidir ve şimdi anlardan ibarettir. hayat anlardan ibarettir.

“Bu güne iyi bak!

Çünkü o, hayattır,

Bu kısa yolda varlığın bütün çeşitleri ve

deneyimleri yatar;

Büyümenin sevinci,

Eylemin şanı,

Güzelliğin nuru.

Dün bir anı olsa da,

Yarın sadece bir hayaldir;

Ama bugün iyi yaşamak

Her geçen günü mutlu bir anı yapar,

Ve her yarını umudun görüntüsü

Bu yüzden bu güne iyi bak!”

Kadim Sanskrit Şiiri

“Dün bir rüya,yarınsa bir hayaldir.

Rüyayı mutlu,

Hayali umutlu yapan

bu gündür.

Bu güne iyi bak.”

Halil Cibran

“Bu gün nedir?

Geriye kalan hayatınızın ilk günü.”

Nazmi Gür

GEÇEN ZAMAN VE BÜYÜK ZAMAN

Zaman ve uzay, bir doğal olayın açıklanmasında, hatta bizim için bile değiştirilmesi durumunda şimdiye kadar temel aldığımız alt yapıyı yerle bir edecek kadar önemli bir yapılardır.

Henüz günlük yaşantımızla, Einstein’in izafiyet teorisinin bu kısmını birleştiremedik. Duyuüstü deneyimlerimizi açıklarken, hâlâ Newton’un mekanik teorisine başvuruyoruz. Şu örneği ele alalım: Louise, arkadaşı Josiane’ın bir trafik kazası geçirebileceğini çok derinden “hissetti” diyelim.

Bu “izlenim”ini doğrulamak için Louise, saati not edip arkadaşını telefonla arar.

Josiane da onu, hiçbir şeyin olmadığına ve her şeyin yolunda olduğuna inandırır.

Bu durumda, Louise’in ilk tepkisi (Newton’un düşünüşüne göre), izleniminin “kendi hayal gücünün bir ürünü” olduğuna kendini inandırmaktadır.

Zaman doğrusal olmadığı için (geçmiş, şu an ve gelecek, genel sıralamaya göre), olay, biz onu görürken gerçekleşebileceği gibi, çoktan yaşanmış ya da ileriki bir tarihte yaşanacak da olabilir.

Olayın sadece bir olasılık olarak kalıp kendini hiçbir zaman göstermemesi de mümkündür. Bununla birlikte, söz konusu olayın biz onu “hissettiğimizde” meydana gelmiş olmaması, hiçbir şekilde olma olasılığının bulunmadığı anlamına gelmez.

NEREDE YAPMALI?

– Burada…

KİM?

– Ben