7’den 70’e Beden Dili…

0
1886

Büyük liderleri düşünün… Neredeyse hepsi birer iletişim dehasıdır. Tutkularını hissedersiniz onlar konuşurken, inançlarını… Biraz dikkatli, bakarsanız, size bu gücü hisssettiren şeyin aslında onların sözleri değil, beden dili olduğunu göreceksiniz.

“Ben ses çıkarmadan da konuşabiliyorum…..”

Kızım cumartesi günü, önümüzdeki hafta gireceği sınava çalışıyordu. Birden koşarak yanıma geldi. “Anne, ben ses çıkarmadan da konuşabilirim, biliyor musun?” dedi. Bir yandan da elindeki “Hayat Bilgisi” kitabını sallıyordu. “İletişim kurarken beden dilini kullanınız.” Yazıyı okuduğum zaman o kadar şaşırdım ki!.. Şaşkınlığımın sebebi cümlenin kendisi değil, bulunduğu kitaptı. “İlkokul 3. Sınıf Hayat Bilgisi” ders kitabında yeralıyordu bu cümle. İletişimden bahseden bir ünite ve “Sessiz Konuşma” diye bir bölüm var. Duyguların verilip, yüz ifadelerini çocukların çizmesi istenen bir de soru kısmı…

Türkiye’de birşeyler değişiyor artık. Bugün belli bir yaşa gelmiş kişiler beden dili ile ilgili eğitimler alırken, 9 yaşındaki çocuklarımız kelimeleri, sesleri kullanmadan da konuştuklarını, konuşabileceklerini öğreniyorlar. İnsanların yüz ifadelerinden, onların neler hissettiklerini anlayabiliyorlar. Mimikleri ve jestleri yorumlayabiliyorlar. Ya biz büyükler, bizler de farkında mıyız beden dilinin öneminin? Yoksa ne olduğunu bilemediğimiz gibi bir de anlamsız ve önemsiz mi buluyoruz?

Beden dili nedir?

Peter Clayton beden dilini hepimizin anlayabileceği kadar basit bir şekilde tanımlıyor. “Normal konuşma hızımız dakikada ortalama 100-120 kelimedir.Aynı süre içinde ortalama bir insan yaklaşık 800 kelime “düşünür. Beden dili, işte bu söze dökülemeyen düşünce ve duyguların dışa vurum şeklidir.” Tarihin ilk zamanlarında itibaren iletişim kurmak için kullandığımız araçlardan biri olan beden dilimiz ilk defa kim tarafından dile getirilmiş dersiniz? Desmond Morris? Daha geriye gidin lütfen… Charles Darwin? O tabii ki modern anlamda ilk inceleyen kişilerden biri olmasına rağmen siz biraz daha geriye gidin… Bulamadınız mı? Romalı filozof Cicero “ruhun tutkularının ve duyguların beden hareketleriyle ifade edildiğini” söyleyerek bu konuyu incelemeye başlamış. Sağlıklı ve iyi bir iletişim kurmak için beden dilinin ve kelimelerin birlikte ve paralel olarak kullanılması gerektiğini görmüş.

Gerçekten de iş hayatımızda da, özel hayatımızda da aslında ne kadar önemli beden dilinin farkında olmak… Bazen bir mülakata girersiniz ve karşınızda ki kişinin size bir bakışı, bir jesti ya da sadece oturuşu sizi bir anda rahatsız eder. Çocuğunuz siz yapmadığı ödevleri için ona kızarken ya da kızdığınızı zannederken, size gülerek bakabilir. Eşinize ya da arkadaşınıza o an ne kadar mutlu olduğunuzu söylediğiniz de, karşınızdakinin size şüpheli bir bakış attığını görebilirsiniz. Bazen bu ufak detayların farkına varmayız, bazen kızar bazen de önemsemeyiz.

Aslında biraz düşünsek, insanların kulaklarından çok gözlerine inandığını hemen bulur, farkederiz. Bizler gördüğümüz ve duyduğumuz arasında bir uyumsuzluk sezinlersek, gördüğümüze inanırız ancak bunu farkında olmadan yaparız. O yüzden sezgilerimizin kuvvetinden, altıncı hissimizin öneminden, insan sarrafı oluşumuzdan dem vururuz.

Tek bir kaş hareketiyle karşımızdakine bağırabiliriz.

“Ruhun gizemi bedenin hareketleri ile açığa çıkar.“ der Michelangelo. Karşımızdaki kişilerin beden hareketleri, mesafe ve alan kullanımı, dokunuşları ve sesini kullanışı o kişinin beden dilinin en önemli parçalarıdır ve biz bunlara bakarak bir takım kararlar veririz. Nasıl oturduğumuz, nasıl durduğumuz, mimiklerimiz, jestlerimiz, bacaklarımızın konumu bunların hepsi karşımızdaki kişinin o anki ruh hali ile ilgili bilgi verir. Duygularımız nasıl da yansır bedenimize, nasıl da kendimizi ele veririz elimizin bir hareketi ya da yüzümüzdeki bir mimik ile. İstemeden oluşan bir şaşkınlık ifadesi, ya da kızgınlığımızı gösteren kaş hareketi biz söylemesek de bize bakan kişilere neler hissettiğimizi bağırarak anlatır.

Pazarlıkta ve politikada “poker face”

Pokerci yüzü (Poker face) yurtdışında çok kullanılan bir ifade. Bildiğiniz gibi kendisini, beden dilini kontrol altına alacak şekilde eğitmiş, bu konuda usta olmuş kişiler için kullanılıyor. Son James Bond filmini seyredenler hatırlayacaktır, poker oyununun oynandığı o son sahneleri… Ve oyuncuların kimse ne düşündüklerini, ne hissettiklerini anlayamasın diye gözlük taktıklarını ya da bilinçli olarak mimiklerini kontrol ettiklerini… Yine de bir an geliyor ki kontrol mekanizmanız ne kadar iyi olursa olsun, bir şekilde kendimizi ele verebiliyoruz. Karşımızdaki bu konuda iyi yetişmiş bir kişiyse o anki hareketimizi farkediyor ve yorumluyor.

İş hayatında ya da politik arenada pek çok ortamda ama özellikle pazarlık söz konusu olduğunda bu yetenek önem kazanıyor. İnsanların siz ilk gördükleri anda, unutmayın ki, sizinle ilgili izlenimlerinin %93’ünü sizin görünüşünüze ve ses kullanımınıza başka bir deyişle beden dilinin de parçası olduğu sözsüz iletişiminize göre oluşturuyor. Mahrebian ve Ferris’in yıllar önce ortaya oyduğu bu gerçeği bilmenin ve kendi lehinize kullanmanın size kazandıracağı gücü düşünebiliyor musunuz? O zaman öğrenmek ve kullanmak için ne bekliyorsunuz?

Eskimo’yla Akdenizlinin beden dili bir olur mu?

Beden dilinin içinde yetiştiğiniz ve yaşadığınız toplumla olan ilgisinden bahsetmezsek olmaz. Her kültür kendi inaçları, değerleri ve yaşam tarzı çerçevesinde iletişim araçlarını oluşturur. Eskimoların beyaz sözcüğü karşılığında 17 ayrı kelime kullandığınız biliyor muydunuz? Sembollerin, hareketlerin, renklerin, beden dilinin mutlaka içinde bulunduğunuz ülke ya da toplum dikkate alınarak yorumlanması gerekir. Uzakdoğu gibi beden dilinin az kullanıldığı, insanların duygularını kontrol etmek ve gizlemek üzerine kurduğu bir toplumda, Türkiye’deki kadar çok mimik ve jest kullanımı sizin saygınlığınızı gölgeleyecektir. Diğer taraftan kendinizi duygularınızı göstermemek üzere planladığınız ülke bir Akdeniz ülkesi ise o zaman muhtemeler soğuk, donuk bir kişi olarak nitelendirilecek ve belki de dile getirdiğiniz duygularınızın samimiyetinden şüphe edilecektir.

Başka ülkelerle iş yapıyorsanız ya da yabancılarla çalışıyorsanız bu konuda kendinizi yetiştirmeniz gerekir. Yanlış anladığınız ya da yanlış anlaşıldığınız için rahatsız olacağınız bir iş görüşmesinden verim bekleyebilir misiniz? Ya da sadece bu yüzden bir iş kaybetseniz, kendinizi suçlamaz, hiç üzülmez misiniz? Bir yabancı sizin kültürünüze ait bir davranışı, bir alışkanlığı, bir yaşam kuralını öğrense ve uygulamak için çaba gösterse, kendinizi değerli hissetmez misiniz? Kesinlikle o kişi için önemli olduğunuzu düşünür ve sizin için çaba göstermesinden mutluluk ve gizli bir gurur duyarsanız. Neden karşımızdakilerin de aynı duyguları yaşamasına izin vermeyelim? Bunu yapmanıza engel olacak şey ne olabilir ki?

Ama yorumlarken dikkat…

Anlayalım tabii karşımızdakileri… Ve bunun için çaba da sarf edelim. Unutmayalım ki her ne olursa olsun, beden dilimiz, kafanızdaki düşüncelerinizi bir şekilde ortaya koyacaktır. Ancak, beden dilinin tercümeye ihtiyacı vardır ve tek başına gerçekleri anlatıcı kriter olarak da görmeyelim. Bu konuda bizleri bekleyen en büyük tehlike, o anda içinde bulunduğumuz şartları, karşımızdaki kişiyi ve diğer etkenleri dışarıda tutarak sadece beden dilini kitaplarda yazılı olan anlamlara göre değerlendirmektir.

Beden dilinizi kontrol edin, başarılı olun

Sadece iş hayatınızda değil, hayatınızın her alanında etkin olmak, etkili olmak için beden dilinizin farkına varın ve yönlendirebileceğiniz, kontrol edebileceğiniz kısmı, amaçlarınız doğrultusunda kullanın. Önemli olan mimiklerinizin, jestlerinizin, duruşunuz ya da oturuşunuzun söyledilerinizi destekler nitelikte olması. Bir kişiyi dinlediğinizi söyleyip aynı zamanda ona bakmıyor ve başka bir şeyle ilgileniyorsanız ya da geriye doğru yaslanıp donuk bir yüzle o kişiye bakıyorsanız, karşınızdaki kişi size inanır mı? Siz kendinize inanır mıydınız?

Büyük liderleri düşünün. Neredeyse hepsi birer iletişim dehasıdır. Sözleriyle ve beden dilleriyle sizi başka dünyalara götürürler. Tutkularını hissedersiniz onlar konuşurken, inançlarını… Onların gözünden bakarsınız o anda dünyaya ve tüm desteğinizi koyarsınız ortaya… Ya siz, siz de insanları etkilemek istemez misiniz? O halde hemen çalışmaya başlayın. Başarıya bir adım daha yaklaşın. Beden dilini öğrenmenin, onu doğru kullanmanın yaşı yok. 7 yaşında da olsanız, 70 yaşında da, öğrenecek ve uygulayacak çok şey var…

Kaynak: Kariyer Dergi