Annem Canım Benim / Video-Hikaye-Şiir

0
1127

– “Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne.

Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını dondu ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu…

Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı.

Hıçkırıyordu… Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak

– “Büyük bir çocuk bana ucube dedi…”

Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona

– “Genç insanların arasına karşımalısın”

diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.

Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü;

– “Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu.

Doktor;

– “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi.

Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası

– “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” dedi.

Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçti, bir gün babasına gidip sordu:

– “Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım…”

– “Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası.

– “Fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil…”

Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi… Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.

– “Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası.

– “..ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?”

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!

http://www.youtube.com/watch?v=HAc0ZbgX6tQ

Anne Kalbi

Delikanlı, katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek:

– Senin sevgini ölçmek istiyorum, dedi. Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin.

Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermişti. Annesi, belki de durumu farkettiği icin oğluna fazla direnmedi. Ve cocuk, annesini öldürerek kalbini bir mendile koydu.

Delikanlı , kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken, ayağı bir taşa takıldı. Kendisi bir tarafa, mendil icindeki kalp bir tarafa fırladı. Canının acısından, ağzından ister istemez “Ah anacığım!” sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:

– Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?

http://www.dailymotion.com/video/xdueci_yayar-kurt-anne_music

AÇ GÖZLERİNİ ANNEEEEEAç gözlerini anne.
Bahar bulduğum gözlerini aç.
Ben olduğum gözlerini,
Kaybolduğum gözlerini aç.

Aç gözlerini anne.
Bak ağustosta üşüyorum.
Bak yanıyorum anne.
Bak düşüyorum.

Bahar geldi anne.
Yağmur çok yağdı bu sene.
Bak “Hüsnü Yusuf” çiçeklerin boy verdi.
Kadife açan çiçeklerin sorar seni.
Kırık gözlüğün ağlar,
Çilekli patiklerin arar seni
Aç gözlerini anne.

Memedim büyüdü anne.
Adını söyler oldu artık.
Gelmeyecek mi diyor.
Sevmeyecek mi diyor.
Oğlumla anne,
Yüreğimdeki çocuk seni bekliyor.
Aç gözlerini anne,
Bak ağustosta üşüyorum.
Bak yanıyorum anne.
Bak düşüyorum.

Hem neden gelmezsin düşlerime,
Gel deyişimi duymaz;
Boyun eğişimi görmez misin ana?
Hasretim.
Yüreğim,
Umudum,
Gençliğim sana..
Anne gözlerini,
Gözlerini açsana..

Ev sahibim çık dedi anne;
Çıktım.Dokunmadı.
Kapıma borçlular dayandı anne.
Bıktım.Dokunmadı.
Dost dediklerim vefadan nasip almamış;
Resimlerini yaktım,dokunmadı.
Yokluğunun sindiği evine gittim.
Anılarımızı saklamışlar duvarlara;
Baktım.
Bu çok dokundu anne.
Bir bıçak gelip yüreğime sokuldu.
Oturduğun minder öksüz;
Baktığın pencere yetim.
Bilir misin anne;
En çok neye hasretim.
Gözlerin.
Aç gözlerini anne.

Çoğu geceler,
Sisler arasında görüyorum seni.
Kayboluyorsun.
Bakıyorum annem oluyor,
Bakıyorum yalnızlığım oluyorsun.
Biliyor musun anne?
Zulmediyorsun.
Aç gözlerini anne,
Bak ağustosta üşüyorum.
Bak yanıyorum anne.
Bak düşüyorum.

Hem ablama gittim anne;
Hani küs olduğum,
Hani bayramlarda gitmediğim,
Hani aklım sıra sevmediğim,
Bilmediğim ablam.
Barıştık anne.
Sarıldık.
Aç gözlerini.

Eşyalarını döktük ortaya.
Kömür soban düştü bana.
Bir minder,bir yorgan,
Ve yoğurt çorbası yaptığın çinko sahan.
Nasıl sığdırayım dünyama anne,
Yüreğimi görmesin kömür sobası;
Utanır,utanır,utanır.
Acının ateşin en büyüğünü
Yüreğim tanır.
Ah bu şair yüreğim,
Sekiz ay oldu,
Hala seni gelecek sanır
Olsun,
Sen aç gözlerini anne,
Yazar: Bilinmiyor