Aşırı stres bilgiyi unutturur!

2
156

Çok sayıda insanın kaderini belirleyecek olan üniversite sınavına günler kala heyecan ve kaygı düzeyi hem aileler hem de adaylar için en üst seviyelere çıkmış durumda.

Ancak aşırı sınav kaygısının başarıyı düşüren en önemli etken olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uz. Dr. Leyla Alkaş, sınav kaygısını artıran faktörleri şöyle sıralıyor:

• Sınavı ölüm kalım ve ciddi bir varoluş meselesi olarak görmek,
• Ailenin ve çevrenin beklentisinin çok yüksek olması,
• Sınav kazanılamadığı takdirde alay edilme, mahcubiyet, dışlanma riskinin söz konusu olması,
• Ailede ve kişinin kendisinde panik atak veya çeşitli, korkular, evhamlılık öyküsü bulunması,
• “Sen akıllısın, çalışkansın, sana güveniyorum” sözünün etkisinde kalmak,
• “Senin bir yer kazanacağın yok, herkes senden daha iyi” denilmesi,
• Adaya, bu sınavın son hakkı olduğunun söylenmesi.

HEYECAN KARIN AĞRISI VE BAYILMAYA NEDEN OLABİLİR
Kaygının en sık dışa vuran belirtileri, kalbin hızlı çarpması, midenin kasılması, ellerde titreme, soğuma, terleme, nefes yetersizliği, karın ağrısı, sık idrara gitme, bulantı, bayılacakmış gibi hissetme, ağlama hissi, panikleme, yerinde duramama, tırnak yeme ve sallanmalar. Duygusal olarak bazen hiç bir korkunun hissedilmediğini belirten Psikiyatrist Leyla Alkaş, “Sanki sınava girmeyeceğim, aklımda hiçbir şey yok bütün bilgilerimi unuttum, tüm yıl ne çalıştım ki, yapamayacağım, kesin bir aksilik olacak, diğerleri daha bilgili duruyor, sorular çok zor olacak, rezil olacağım, şu an bir an önce geçsin, keşke buradan kaçabilsem…” gibi düşünceler aklı kurcalayabilir. Mantıklı ve akılcı olumlu düşünmeye çalışılmalıdır. Sınırları yönünden kişi kendini tanımalıdır” diyor.

Uz. Dr. Leyla Alkaş’ın sınav kaygısının azaltılması için ailelere ve adaylara önerileri ise şöyle: “Kendine güvenen, neleri bilip neleri bilmediğine hakim olan bir genç; ‘Elimden geleni yapacağım, tabii ki kazanmak istiyorum, bu sınav bir fırsat ama hayatımın amacı değil, sadece ona ulaşmak için bir araç. Bu sınav sadece akademik bilgimi ölçüyor, yeteneklerimi, kişiliğimi, tutkularımı ve becerilerimi değerlendirmiyor. Bu yıl istediğim sonucu alamazsam seneye tekrar hazırlanabilirim’ şeklinde düşünmelidir.

SINAV ÖNCESİ GEVŞEME EGZERSİZLERİ YAPIN
Sadece okunarak uygulanan egzersizleri gençler genelde doğru şekilde ve sınavdan önce uygulamıyor. Tersine okudukları teknikleri yarım yamalak uygulayıp, ‘Zaten işe yaramadı’ diyebiliyorlar. Gevşemeyi mümkünse sınavdan çok daha önce öğrenip, deneme sınavlarında, gece yatarken uygularlarsa, sınav öncesi sakin ve doğal olabilirler. Genel prensip, doğru nefes alıp, nefesi tutarak oksijen-karbondioksit oranını kontrol etmek, kasları gevşetmek, nefesi ve kalbi yavaşlatarak alarm durumunu düzeltmeyi hedefler. Gevşeme ve nefes ayarlama çalışmasına paralel olumlu düşüncelerle ilgili bilişsel şartlanmalar, düşünce şemaları da doğru bir şekilde düzenlenir.

SINAV GÜNÜ BEĞENDİĞİNİZ MÜZİKLERİ DİNLEYİN
Aday sakin olmalı, kendini rahatlatan düşünce, resim, müzik, bir anı o genç için bu imaj neyse ona odaklanmalı ve olumlu düşünmeye çalışmalıdır. Tersine kendini geren şeylerden uzaklaşmalıdır. Panik halde son bir konuya veya özetlere bakmak bazılarını kötü etkilerken, bazılarını da rahatlamaktadır. O nedenle kendi tarz ve düşünce şemalarınızı tanımak, kendisini rahatlatan şeyleri bulmak için, deneme sınavları yapmak, gerçek sınav olacakmış gibi imajine etmek gerekir.

SINAVA KADAR ÇOCUĞUNUZA EŞLİK EDİN
Kaygı bulaşıcıdır, ailenin de gevşemesi gerekir. Gencin sık sık kendini dinlemesine sebep olacak şekilde; ‘İyi misin, şunu ister misin, seni seviyoruz, sana güveniyoruz, heyecanlanma, korkma, kazanmazsan da bir şey olmaz, kazanırsan sana şunu alacağım’ gibi aşırı gerecek konuşmalardan kaçınılmalıdır. Sakin, doğal, her sabahkine yakın bir sohbet ve kahvaltı yapmak, mümkünse sınava kadar gence eşlik etmek, trafik veya yetişememeyle ilgili panik yapmamak gerekir. Bu arada gence elinden geleni yaptığı, bu sınavın deneme sınavı veya bir başka sınavdan farklı olmadığını hissettirmek gerekir. Aileler sınava ne kadar çok özellik ve önem yüklerlerse adayın kaygısı da o kadar çok olacaktır.

Yine de kaygı hastalık boyutuna yaklaşıyorsa bir uzmandan, bu konuda çalışan bir psikolog, pedagog veya öğretmenden yardım alınması gerekir. Bu çocuğunuzun kendine güvenini olumsuz etkilemez, çünkü kaygılanmak güçsüzlük değildir.

UZMAN YARDIMI ALMAKTAN KAÇINMAYIN
Kaygı ve anksiyete bozukluklarında davranışçı terapiler yanında çeşitli ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar kaygının sebep olduğu çalışamama, dikkatsizlik ve konsantrasyon sorunlarına iyi gelir. Pozitif düşünme, sakin ve işlevsel bir çalışma düzeni oluşturmaya yardımcı olur. Fakat sadece sınav günü alınacak ilaçlar, düşük bir olasılık da olsa yan etki yapabilir.Birine iyi gelen bir ilaç, diğeri için sakıncalı olabilir. İlaçlara aylar öncesinden başlanmalıdır. Deneme sınavlarına girerken de işlevselliği değerlendirilmeli, dozu ayarlanmalıdır. Uyku, yorgunluk gibi olumsuz etkiler ortadan kalkacak şekilde enerjik, rahat, dikkatli bir çalışma ve sınav süreci planlanmalıdır.”

Kaynak: ntvmsnbc