Aşkın Riski: Ayrılık

0
181

Hiç bitmeyecek zannettiğimiz güzel hikayelerimiz ansızın bitiverir ve koca dünyanın yükünü omuzlarımızda hissediveriririz.

Romantik ilişkileri sonlandırma, terkedilen kişi için bir kayıp hissi ve yas tutma sürecini beraberinde getirir. Bebeklik çağında başlayan bağlanma ihtiyacı yetişkinlik döneminde de kendini gösterir. İlişkilerde yaşanılan bağlanma duygusu, ayrılıkla beraber yas sürecine dönüşür. Bu süreç ayrılınan kişinin önemine, ne kadar süredir beraber olunduğuna, kişi için ne anlam ifade ettiğine göre farklılık gösterir.

Her ayrılık ve kaybın ardından yas süreci yaşanır. Ancak sürecin nasıl olacağı ve ne kadar süreceği kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Yas bireylerin ölüm, kayıp, ayrılık gibi olaylara verdiği kendine özgü normal bir tepkidir. Bu tepki sakin bir kabullenişten, duygusal krize kadar değişkenlik gösterebilir.

Yas sürecini bireyin duygusal yapısı ( daha önce benzer ayrılıklar yaşaması, aileden ilgi ve sevgi görmemesi…), ilişkinin doğası ( henüz yarım kaldığının, tamamlanmadığının düşünülmesi…), ilişkinin bitiş şekli ( aldatma, şiddet, partnerde ani davranış değişikliği…), kişinin ruhsal hastalık öyküsü, başetme yöntemleri, kültürel özellikler gibi faktörler etkilemektedir.

Yas süreci kendi içinde yeniden yapılanma olarak tanımlanabilir. Kübler – Ross (1969) yas sürecini inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme olmak üzere beş aşamada tanımlamıştır.

İnkar :

Ayrılığın ilk aşamalarında yaşanır. Kişi ayrılığı kabullenmek istemez. Bireyde sık sık ayrıldığı kişiyi arama isteği, yeniden birlikte olma arzusu, “Bu benim başıma gelemez, bu doğru değil, buna inanmak istemiyorum” gibi düşünceler oluşur. Nefes alamama, midede boşluk hissi, kendine yabancılaşma ( hiçbirşeyin gerçek olmadığı hissi ) bazı fiziksel belirtilerdir.

Öfke:

Bu aşamada kişinin özlem duygusu yerini kızgınlığa bırakır. “Kim suçlu, Bu niye oluyor” gibi sorulara yanıt aranmaya çalışılır. Kişinin yaşadığı öfke sadece partnerine değil, kendisine, aile bireylerine, arkadaşlarına yönelik olabilir. Ancak kendisine yöneltilen öfke en sağlıksızıdır ve ilerde patolojik problemlere yol açabilir.

Pazarlık:

Bu dönem Tanrı ile pazarlık dönemidir. “Bu durumu düzelt karşılığında bende şu şekilde davranacağım” ya da “Bu durumu kabul ediyorum ancak bazı şartlarım var” gibi düşünceler ortaya çıkar.

Depresyon:

Bu süreçte kişide sosyal çevreden uzaklaşma, yalnızlık duygusu, ruhsal düzensizlikler, işlevsellik düzeyinde düşme, görülebileceği gibi kişinin sosyal ve iş yaşamıda bu durumdan etkilenir. Kişi kendisini hiçbirşey yapamayacak kadar üzgün hisseder.

Kabullenme:

Birey bu aşamada kabullenmeye, eski yaşamına geri dönmeye başlar. Günlük hayatındaki işlevselliği artar.

Yas süreci 6 ay ile1 yıldan fazla sürüyorsa, kişi bu yas sürecini sağlıklı atlatamıyor ve tükenmişlik hissi yaşıyorsa profesyonel bir yardım almalıdır. Geçiştirmeden, üzüntüyü göstermekten ve ağlamaktan kaçınmadan, acısını yok saymadan yaşanılan yas süreci sağlıklı ve olması gerekendir. Bazı araştırmacılar tarafından ağlamanın potansiyel bir iyileşme değeri olduğu ve yeniden dengenin kurulmasına yardım ettiği ifade edilmektedir. Önemli olan bu sürecin normal bir süreç olduğunun kabul edilmesi ve kişinin kendisine zaman tanıyabilmesidir.

Ayrılığın hemen ardından yaşanan yeni ilişkiler, kişinin acısını dindirmeyeceği gibi suçluluk, pişmanlık gibi negatif duyguların oluşmasına neden olacaktır. Bireylerin ayrıldığı kişiyi hatırlatacak yerlerden ve şeylerden kaçınması kısa süreli bir çözümdür. Herşeyi hemen yok etmek patolojik yas sürecine neden olabilir. Bu durum sağlıklı bir davranış değildir.

Patolojik yas, ayrılığın ardından en az 6 ay ile 1 yıl geçmesine rağmen bireyin günlük hayattaki işlevselliğinin normale dönmemesinin yanında giderek bozulması sonucu oluşan bir durumdur. Ancak yıl dönümleri, doğum günleri gibi önemli günlerde 6 ay geçmesine rağmen yaşanılan üzüntüler normaldir ve patolojik yas olarak değerlendirilmemelidir.

Geri döneceği, pişman olacağı umudu bu sürecin sağlıklı yaşanmasını baltalayacağı gibi bizi daha fazla üzmekten başka bir işe yaramayacaktır. Sonuç olarak yaşanan ilişkilerin bitmesinin üzücü ve acı verici bir durum olmasının yanında, bu acıların ve üzüntülerin bizi daha güçlü kılacağı unutulmamalıdır.

Psk. Ayşe Nurgül DURUSOY

nurgul1212@hotmail.com