Babalık psikolojisi:Baba olmak değil, babalık yapmak zor

0
792

Babalık psikolojisi
Hamilelikle doğum süreci erkekleri, neredeyse kadınlar kadar ve hatta aynı ölçüde etkileyebiliyor.

Cadde

Erkekler de eşleriyle doğum sonrası stresi ve buna bağlı olarak depresyonu yaşayabiliyor. Hamilelikle doğum süreci erkekleri, neredeyse kadınlar kadar ve hatta aynı ölçüde etkileyebiliyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden psikolog Sevil Usanmaz, “Çalışmalar, her 10 babadan 1’inin bu depresyona yakalandığını gösteriyor. Artan sorumluluk, babalık davranışının beklendiği duygusal baskı, çocuk sahibi olmanın getirdiği masraflar, bunun sonucunda değişen yaşam tarzı, eşle değişen ilişki, uykusuzluk ve artan ev işleri gibi nedenler erkeklerde depresyona yol açabiliyor” diyor.

Genellikle erkeklerin depresyonu, kadının depresyonuyla ilişkilendiriliyor. Hamilelik sürecinde değişmeye başlayan ilişkiler, kadının bedeninde meydana gelen fizyolojik, hormonal farklılıklar ve buna bağlı olarak duygusal dalgalanmalar babaları yakından ilgilendiriyor. Erkek, baba olmaya duygusal ve sosyal olarak hazır değilse çocuk sahibi olmakla ilgili kaygıları, maddi sıkıntıları varsa eşinden yavaşça uzaklaşmaya başlıyor, karı-koca arasında iletişim azalıyor.

Erkek, mutluluğu dışarıda arayabiliyor
Eşlerin birbirlerinden beklentileri, bu süreçte yaşanan karşılıklı hayal kırıklıkları, hamilelik sırasında ve sonrasında kadının çocuğa yönelmesi, erkeklerin doğum sonrası depresyonunda en önemli etkenler. Araştırmalar, depresyonun aile içi etkileşimi azalttığı ve depresyon düzeyi yüksek babaların çocuklarıyla ilişkilerinin kısıtlı olduğunu gösteriyor.

Bir anket çalışmasının sonuçlarına göre, erkeklerin doğum sonrası hissetiği sanılanın aksine mutluluk değil kaygı, huzursuzluk, dışlanma ve çaresizlik. Doğum sonrası ilk iki ayda erkeklerin en çok yakındıkları durum, eşini ve çocuğunu yeterince görememek. Evde yardım ve destek olmak için bazen o kadar çok kişi var ki, yeni anne-baba çocuklarıyla baş başa kalamıyor bile. Bu durum bazen erkeği daha huzursuz, mutsuz, öfkeli yapabiliyor. Ve eşine ve diğerlerine karşı kırıcı olabiliyor.

BiR ARAŞTIRMA
Eastern Virginia Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırma, babaların doğum depresyonuna girdiğini kanıtlıyor. Bilimadamları, 28 bin kadın ve erkeğin katıldığı 43 uluslararası araştırmanın sonuçlarını inceledi. Annelerin depresyona girdiği biliniyordu. Ancak bu araştırma, 10 erkekten birinin de doğumla bağlantılı olarak depresyona girdiğini ortaya koydu. Babalarda depresyon, hamileliğin üçüncü ayında başlıyor ve doğumdan bir yıl sonrasına kadar sürebiliyor.

BABALARI BEKLEYEN ZORLUKLAR
* Yoğun bir işgününün ardından evdeki uykusuz gece.
* Annenin yorgunluğunu ve uykusuzluğunu hafifleteyim derken dinlenememe.
* Evde her şeye müdahale eden aile büyükleri.
* Kendisiyle her zamanki kadar ilgilenemeyen bir eş.
* Daha çok gidilmesi gereken doktorlar.
* Her zaman yardıma ihtiyaç duyan bir anne.
* Artan masraflar ve ekonomik sıkıntılar.

DEPRESYON BELiRTiLERi
Kadın ve erkeklerde belirtiler farklılık göstermiyor. Mutsuzluk, huzursuzluk, gerginlik, yalnız kalma isteği, az konuşma, ilgisizlik, iştah ve uykuda azalma ya da artma, sinirlilik veya durgunluk, iş performansında düşüş depresyon belirtilerinden.

Bazı durumlarda erkek, evden uzaklaşıyor, işine çok fazla zaman ayırıyor, geç saatlere kadar çalışıyor, sürekli iş seyahatlerinde oluyor. Erkekler, stresli durum- larla baş etmede ‘savaş ya da kaç’ tekniğini kadınlara göre daha fazla uyguluyor. Depresyonla baş edemiyorsa kaçmayı tercih edecektir.

“Baba olmak değil, babalık yapmak zor”


Uzmanlar, sağlıklı bir çocuk gelişimi için sadece anne bakımının ve eğitiminin yeterli olmadığını ifade ederek, “baba”nın her aşamada etkin rol alması gerektiğini vurguluyor.

“Hayatta ben en çok babamı sevdim/Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk/Çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek…/Nasıl koşarsa ardından bir devin, babamı ben öyle sevdim” diyor usta şair Can Yücel, bir çocuğun gelişiminde babanın ne denli önemli olduğunu adeta vurgulamak için…

Uzmanlar, sağlıklı bir çocuk gelişimi için sadece anne bakımının ve eğitiminin yeterli olmadığını ifade ederek, “baba”nın her aşamada etkin rol alması gerektiğini vurguluyor.

Alandaki birçok hekim, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarının uyarılarına rağmen, Hacettepe Üniversitesi’nin (HÜ) başkentin orta gelirli bir mahallesinde yaptığı araştırmada, babaların yüzde 70’inin çocuğunun hatasını anlaması için karşılıklı konuşma taraftarı olduğu, yüzde 30’unun ise bağırma, küfür etme, şiddet uygulama gibi davranışlara başvurduğu tespit edildi.

HÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilal Özcebe ve Dr. Burcu Küçük Biçer’in koordinatörlüğünde, ailede babanın çocuk bakımındaki yerini ve sorumluluklarını belirlemek amacıyla Ankara’nın orta gelir düzeyinde olan bir mahallede araştırma yapıldı.

Araştırma, Ankara’da birinci basamak sağlık kuruluşuna 2-5 Şubat 2010 tarihleri arasında, mesai saatleri içerisinde herhangi bir sebeple başvuran 0-10 yaş çocuk sahibi annelere yapılan anket yöntemi ile gerçekleştirildi.

Ankette, babaların çocukların bakımı ve eğitimindeki rolü tespit edilmeye çalışıldı.

Araştırmanın verileri, 119 anneden yüz yüze anket toplanarak elde edildi. Araştırma formu, annenin sosyo-demografik bilgileri, babanın sosyo-demografik bilgileri, çocuğa ve aileye ait tanımlayıcı bilgiler ve babanın çocukla ilişkisine ait bilgiler olmak üzere 4 bölüm ve toplam 40 sorudan oluştu.

Ankete katılanların yüzde 59,6’sı erkek, yüzde 40,3’ü kız çocuklarından oluştu. Çocukların yüzde 53,7’si 1-4 yaş, yüzde 6,7’ ise 1 yaşın altında. Annelerin yüzde 55,4’ü ve babaların yüzde 62,2’si lise ve lise ve üzeri eğitimli olduğu belirlendi. Araştırmaya katılan ailelerin yüzde 86,4’u çekirdek, yüzde 13,4’ü geniş aile yapısına sahip çıktı.

Babaların çalışma süreleri yüzde 68.9 oranı ile günde 9-10-12 saat arasında yoğunlaştığı ve en çok 07-17 mesai saatlerinde çalıştığı saptandı.

Araştırmaya katılan annelerin yüzde 84,6’sı çocuklarının planlı bir gebelik sonucu doğduğunu, ailelerin yüzde 79,0’unda çocuğun doğumuyla ekonomik bir sorun yaşanmadığını belirtti. Babaların yüzde 96,6’sının doğum sırasında hastanede bulunduğu ifade edildi.

Araştırma sonucu, babaların yüzde 64’ünün çocuk eğitimi ve bakımı konusunda herhangi bir kaynaktan bilgi almadığını ortaya koydu.

Araştırmaya katılan babaların yüzde 60’ını 35 yaşından küçük genç babaları oluştururken, babaların yüzde 62’si lise veya üniversite mezunu ve çocuk bakımı konusunda bilgi kaynağı olarak genellikle medyayı kullanıyor.

Babalar da depresyona giriyor!

Doğum önceki ve sonrasında sadece anneler değil babaların da depresyona girdiği bildirildi.

ABD’nin Norfolk kentindeki Eastern Virginia Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırma, yeni kuşak babaların doğum depresyonuna girdiğini gösterdi.

Bilim adamları, baba adayı ve yeni babanın depresyon durumuyla ilgili bilgi veren, 28 bin kadın ve erkeğin katıldığı 43 uluslararası araştırmanın sonuçlarını inceledi.

Doğum öncesi ve doğum sonrası anne adayları ve annelerin yüzde 10-30’unun depresyona girdiği, bunun kadını, çocuğu ve aileyi olumsuz yönde etkilediği biliniyordu ancak bu araştırma, 10 erkekten birinin de doğumla bağlantılı olarak depresyona girdiğini ortaya koydu.

Araştırmada, babalarda depresyonun hamileliğin üçüncü ayında başladığı ve doğumdan bir yıl sonrasına kadar sürebildiği tespit edildi.

“Journal of the American Medical Association” dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, anne ve babada belirlenen depresyonun tedavi edilmemesi halinde, çocukta davranışsal ve psikiyatrik sorunların görülme riskinin artabileceği uyarısında bulundu.
Araştırmada ayrıca, Amerikalı babalarda doğum depresyonu görülme sıklığının yüzde 14, diğer ülkelerde yüzde 8 civarında olduğu vurgulandı.

kaynak: milliyet