Başarabileceğinize inanın!

0
251

Başarıya ulaşmak için üç kapı vardır. Birinci kapı inanmak, ikinci kapı istemek, üçüncü kapı harekete geçmektir. Bu kapıların anahtarı ise soru sormaktır…

Başarı göreceli bir kavram olsa da, şöyle bir tanımlama onun ne anlama geldiği ile ilgili bize ışık tutacaktır: Yetenek, koşullar ve çevre faktörleri göz önünde bulundurulduğunda, varılması gereken yerin neresinde olunduğu, başarı ile ilgilidir.

Dolayısıyla başarıya ulaşmak isteyen birey, önce yeteneklerini sorgulamak zorunda. Her insanın öne çıkan bir özelliği mutlaka vardır. Sorun bu farklılığın tespit edilememesinde ve geliştirilememesinde. Aksi halde, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan kitaplara rastlayamazdık.

Kişi kendini tanıdıkça, yeteneklerini keşfettikçe, ilgili olduğu alanda başarılı olabileceğini görecek ve buna inanacaktır. İnanç, tüm engelleri yok edecek ve başarı için temel adımın atılmasını sağlayacaktır. Bundan sonrası istek ile ilgili. Kendi yeteneklerine inanan insan, başarıyı istemeli. İstemek, istiyorum denerek tamamlanacak bir süreç değil. Hedeflerin saptandığı ve yol haritasının belirlendiği zorlu bir aşama. Ancak, içsel motivasyonun devamlılığı ile nihayete erer, özenli bir planlama gerektirir.

Şimdi, hedefi belli, kendine güveni tam olan kişinin atması gereken tek bir adım kalmıştır. Harekete geçmek. Şöyle bir düşünürsek, kim bilir kaç kitap müstakbel yazarının hala beyninde, kaç iş hiçbir zaman asıl sahibinin olamamıştır, kaç proje doğmadan sona ermiştir. Harekete geçmeyen birey, kendi korkuları ile baş başa kalır ve başarısız olur. Bu doğal bir süreç. Korkularınızı yenin!

Harekete geçip, başarısız olmaktan korkmayın. Çok meşhur bir söylemi yinelemekte fayda görüyorum. ‘Harekete geçin, başarısız olursanız, başarıya gitmeyen yollardan birini tecrübe etmiş, elemiş olursunuz’ denir, doğrudur da. Yılmayın, başarısız deneyimlerinizden ders alın ve farklı bir yöntemle tekrar deneyin.

İş yaşamında başarılı olmak için yine aynı yaklaşım geçerli. Buradan yola çıkarak, iş başvurusu yapan adayların zihin haritalarını da önüme koyup, neden istediklerini sandıkları işe davet edilmediklerini anlatmaya çalışacağım.

Karşılaştığım adayların iş arama süreçlerinin olumsuz olarak devam etmesinin temel nedenini inançsızlığa bağlıyorum. Earl Winson’un dediği gibi “Başarı tamamen şansa bağlıdır, isterseniz başarısızlara sorun.”

Başarıyı yakalayamayan adaylar, şanssız olduklarını düşünürler. Bir süre sonra kendilerine olan güvenleri iyiden iyiye azalır ve umutsuzluğa düşerler. Kaderlerine küserler. Kendi yeteneklerini dikkate almadan kabul edildikleri ilk işe girerler. Tabi kısa bir süre sonra (en geç bir yıl) iş arama süreçleri yeniden başlar. Halbuki ne demiştik, başarının ilk adımı ümitvar olmak, yani yapabileceğine inanmaktır. Aceleci yaklaşım, hayatın önemli bir bölümünü kapsayan iş yaşamının kabus haline gelmesine neden olabilir. Aman dikkat!

Kendine güveni kalmayan kişi, gazete ve internette gördüğü tüm iş ilanlarına başvurur ve davet edilmeyi bekler. Onlarca mülakata katılır ama sonuç alamaz. Sonuç alamaz çünkü, o şirkete başvurup başvurmadığını, hangi pozisyon için çağırıldığını bile hatırlamaz hale gelir. Bu durumla ne kadar sık karşılaştığıma inanamazsınız. Siz yayın grubunuza muhabir arıyorsunuzdur ama o mühendistir, bankacıdır ya da kardeş bir ülkeden yeni gelmiştir; Türkçe konuşamamaktadır. Konuyla ilgisi yoktur ama başvurmuştur. Bu inanmamışlık hem aday hem de işveren için öyle verimsiz bir durumdur ki, aday daha da ümitsiz hale gelirken, işverene zaman ve para kaybettirir. Dolayısıyla kişi kendini tanımalı ve uygun olduğu pozisyonlara başvurmalı. Bu yaklaşım daha kısa sürede sonuç almasını sağlayacaktır.

Adaylar, üstlerindeki ataleti fark edip, ondan bir an önce kurtulmalılar. Yeteneklerine göre isteklerini gözden geçirmeli ve hangi pozisyonda, nasıl bir iş ortamında, ne kadar ücretle çalışabileceklerini netleştirmeliler. Kısacası, hedefi tanımlamalılar. Hedefe ulaşmak için farklı artılara ihtiyaçları varsa (yabancı dil, etkili konuşma, ehliyet, askerliği tamamlamış olmak vb.) hemen bunların üzerine eğilmeli ve engel olmaktan çıkarmalılar.

Sonrası önemli, ama kolay tarafı, çalışmayı arzu ettikleri şirketlerin ilgili bölümlerine başvurmalı, yani harekete geçmeliler. Yeri gelmişken, yapılan bir hataya daha değinmek istiyorum. Adaylar başvurdukları şirket hakkında araştırma yapmadan görüşmeye gitmemeli. Hedefini bilen aday, işletmeyi çok iyi tanımalı, beklentileri önceden öğrenmeli. Böylelikle, önemli oranda artı puan alacaktır.

Tüm bunların sonunda, halen istediğiniz gibi bir işte çalışmıyorsanız, lütfen başa dönün. Kendinizi gözden geçirin, hedeflerinizi gözden geçirin ve yeniden harekete geçin. Süreçlerden birinde eksik taraflar olabilir. Sevdiği işi yapan insanların hem sosyal hayatta, hem aile hayatında hem de özel yaşamlarında daha mutlu olduklarını unutmayın. Sevebileceğiniz, kendinizi adayabileceğiniz işi yapın. Yıllar sonra geriye baktığınızda çok şey üretmiş ama hiç yorulmamış olacaksınız.

yenibiriş /Ergün Güler