Başarı ve Başarısızlığa Verilen Tepkilerin Çocuklara Etkisi

0
596

Hayatın hiç değişmeyen bir kuralı vardır; “İnsanlar başarı ve başarısızlığı tadacaktır.” Kaçınılmaz olan bu duruma anne babaların tepkileri çocuklarının geleceğini etkiliyor. İşte bu konuda güzel bir yazı..

Başarısızlık, öğrenmek ve gelişmek için olumlu bir fırsat mıdır yoksa başarıya engel olan olumsuz bir deneyimdir? Yapılan bir araştırmaya göre, ebeveynlerin bu soruya nasıl cevap verdiği, çocukların zekâlarını çalışarak geliştirebileceklerine dair düşünceleri üzerinde çok etkili oluyor.

Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Kyla Haimovitz, zihin üzerine araştırmalara öncülük eden meslektaşı Carol Dweck’le birlikte, Psychological Science dergisinde yayınlanan araştırmalarında “Motivasyon ve zihnin nasıl geliştiği düşünülecek olursa, ebeveynler çocuk gelişiminde çok kritik bir güç oluşturuyorlar” diyor. “Ebeveynler çocuklarına çok küçük yaşlarından itibaren ve bütün çocuklukları boyunca, başarısızlığın ne olduğu ve nasıl karşılanması gerektiğini anlatacak güçlü bir etkiye sahipler.”

Haimovitz’e göre, bu konuda çok fazla araştırma yapılmasına rağmen, ebeveynlerin çocuklarını nasıl motive edebilecekleri üzerinde fazla durulmuş değil. Yaptıkları araştırma bu boşluğu dolduruyor.

Kaliforniya’daki San Diego Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan Gail Heyman da, “Çocukların becerilerinin geliştirilebilir ve zaman içinde değişebilir olduğunu düşünmeleri durumunda, karşılaştıkları zorluklarla daha yapıcı bir şekilde başa çıktıklarını gösteren pek çok kanıt bulunuyor” diyor.

BAŞARIYA BAKIŞ
Başarı için kalkmak gerekir

Ancak bunu çocuklara anlatmak o kadar kolay değil.

Ebeveyn Olarak Başarısızlığa Nasıl Bir Tepki Veriyorsunuz?

“Ebeveynler, çocuklarının başarısızlığa uğradığı ya da geri kaldığı zamanlarda verdikleri tepkilerle bunu çocuklarına anlatmaları gerekiyor” diyor Haimovitz. “Karşımızdaki kişinin ne gördüğünü, bir şey söylediğimizde ya da yaptığımızda karşıya nasıl bir mesaj verdiğimizi gerçekten anlamamız gerek.”

Diğer bir deyişle, eve matematikten kırık not alarak gelmiş bir çocuğa ebeveyninin vereceği tepki, çocuğun matematiği öğrenip öğrenemeyeceği konusundaki algısını etkileyecektir. Haimovitz, iyi niyetli, teselli amaçlı “Önemli değil, sen de çok iyi yazı yazıyorsun” yorumunun bile çocuğa çözemediği problemlerden bir şey öğrenmek yerine matematiği tamamen bırakması gerektiği mesajını verebileceğini söylüyor.

Haimovitz ve Dweck, ebeveynlerin başarısızlık ve zeka konusundaki zihniyetleriyle çocuklarının zekayla ilgili inanışları arasındaki etkileşimi keşfetmek için bir dizi, daha küçük ölçekli araştırma yürüttüler.

İlk önce 73 ebeveyn ve bunların dördüncü ya da beşinci sınıf öğrencisi çocuklarıyla, başarısızlık ve zeka hakkındaki inanışları hakkında görüştüler. Ebeveynlerin büyük bir kısmının en az üniversite mezunuydu. Ebeveynlere yöneltilen sorular, zekâyı değişebilir bir şey olarak görüp görmedikleri ve başarısızlığı olumlu, gelişmeyi kolaylaştırıcı, üretkenliği artırıcı bir şey mi yoksa olumsuz, zayıf düşürücü ve engelleyici bir şey olarak mı gördükleri üzerine yoğunlaşıyordu.

Çocukların “akıllı olmak” ile ilgili algıladıkları şey, ebeveynlerinin zekayı algılama biçimiyle değil, ebeveynlerinin başarısızlığa karşı gösterdikleri tavırla ilgiliydi.

Ebeveynlerin çocuklarının akademik başarısını nasıl algıladıkları hesaba katıldığında bile, “Başarısızlığın zayıflık olduğunu düşünen bir zihin yapısına sahip ebeveynlerin çocukları, belirgin bir şekilde zekânın sabit olduğuna inanıyorlardı.”

Araştırma sonucunda, ebeveynler başarısızlığın insanı zayıf düşürdüğüne ne kadar inanırsa, çocuklarının da bir şeyler öğrenme ve kendilerini geliştirme yerine performanslarının sonuçları ve aldıkları notlarla ilgili o kadar endişelendikleri ortaya çıktı.

Araştırmacılar daha sonra internet üzerinden 160 ebeveynle, çocukları eve düşük bir sınav notuyla gelirse ne yapacaklarıyla ilgili bir anket yaptılar. Başarısızlığı olumsuz algılayanlar ya çocuklarının o konudaki becerileri konusunda endişeleniyor ya da çocuklarına her konuda yetenekli olamayacaklarını anlatarak onları rahatlatmaya çalışıyorlardı. Ama başarısızlığı bir fırsat olarak gören ebeveynler, çocuklarına kaldıkları bu sınavdan ne öğrendiklerini, daha başka neler öğrenebileceklerini ve öğretmeninden yardım istemesinin işe yarayıp yaramayacağını soruyorlardı.

Dördüncü ve beşinci sınıf öğrencisi 100 çocuk ve ebeveynleriyle iki çalışma daha yapıldıktan sonra araştırmacılar, çocukların ebeveynlerinin zekayla ilgili değilse de başarısızlıkla ilgili görüşlerini tam olarak tanımlayabildiklerini ve bunun çocukların zekayla ilgili kendi görüşleriyle örtüştüğünü buldular. Araştırmacılar son olarak, rastgele seçilen 132 ebeveynle bir deney yürüterek, ebeveynlerin başarısızlık hakkındaki görüşlerinin çocuklarının başarısızlık hakkındaki görüşlerini etkileyip etkilemediğini gözlemlediler. Sonuç: Çocuklar bundan etkileniyordu.

BAŞARI BAŞARISIZLIK
Başarı – Başarısızlık

Haimovitz, “Bundan çıkartılacak sonuç, çocuğunuz bir şey için uğraşıyorsa ya da yenilgiye uğradıysa onun yapıp yapamadığıyla değil, bu süreçten ne öğrendiğine yoğunlaşın” diyor. Bunun bir yolunun çocuğa, “Bu başarısızlığı nasıl bir sıçrama tahtasına dönüştürürsün?” diye sormak olduğunu söylüyor.

Kültürel Farklılıklar ve Mizaç

Ancak bu araştırmanın sonuçlarının ne kadarının farklı etnik, ırksal ve sosyo ekonomik çevrelerden gelen çocukları kapsadığı çok net değil. Heyman’ın Çin’de yaptığı araştırmanın sonuçları daha fazla çeşitlilik içeriyor.

“Kültürlerin çaba ve beceri konusunda farklı inanışları var, soruları çok hafif değiştirerek sorduğunuzda farklı cevaplar alıyorsunuz” diyor Heyman.

Öte yandan başarısızlıklardan bir şeyler öğrenme mesajı aynı zamanda geri de tepebilir. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden, psikoloji profesörü Cleopatra Abdou, “Eğer size her şeyi öğrenebileceğiniz mesajı veriliyorsa ve siz her şeyi yapmanıza rağmen bir türlü başarılı olamıyorsanız sonunda, artık bu mesaja inanmayacağınız bir noktaya gelebilirsiniz” diyor.

Heyman, çocukların zihin yapılarının mizaçlarından da ekilenebileceğini belirtiyor.

“Son yıllarda, ebeveynler fazla suçlanır oldular” diyor Heyman. “Mizaç da son derece önemli ve bunu reddetmek problemlere sebep oluyor.”

Ebeveynler, çocuklarını başarısızlığa yönlendirmeyecek şekilde onları desteklemek gibi bir zorlukla karşı karşıyalar.

Heyman, “Ebeveynlerle öğretmenler çok ince bir çizginin üzerinde yürüyorlar,” diyor. “Hem çocuklara, ancak onların yardımı olursa kendi başlarına yapabilecekleri konularda yardım etmeliler ama bunu çocukların bu işi başka insanların kendileri için yapmasını beklemeyecekleri ölçüde yapmalılar ve daha fazla yardım etmemeliler. Çocuklar kendi başlarına yapabildikçe yavaşça geri çekilmelisiniz ama yılgınlığa kapılıp pes etmemeleri için onları bırakmamalısınız da.”