Başarı Yakalamanın Yolları

0
660


basari7Başarı örneği Thomas Edison. 84 yaşında hayata gözlerini yumduğunda 
patentleri alınmış 1093 buluşun sahibiydi. Bu sebeple kendisine “Menlo Parkı’nın Sihirbazı” diyorlardı. Bu yakıştırmaya zaman zaman kızan, bazen de gülüp geçen Edison, kendinde sihirli bir güç arayanlara, başarısının formülü olarak “yüzde 1 kabiliyet (deha), yüzde 99 ter” cevabını veriyordu.

Evet, başarı nedir ve nasıl kazanılır? Öncelikle başarı bir şans işi değil, onun da yolu birtakım kaide ve prensiplerden geçmekte. Fırsatlar ülkesi olarak bilinen Amerika’da başarılı olmuş yüzün üzerinde insanın hayatı incelenip yirmi yıl süren araştırma ve analizler sonucu, değişik sahalarda “en başarılı” olmuş bu kişilerin on beş ortak özelliği olduğu tespit edilmiş.

İncelenen kişiler arasında batı dünyasından Henry Ford, Thomas Edison, John Rockefeller, Theodore Rooseeuelt. Alexander Graham Bell ve Andrew Carnegie gibi isimler yer almaktadır.

Evet, bu araştırma neticesine göre başarıya ulaşmanın bedeli olan bu kaide ve prensipler satır başlarıyla şöyle:

1.Belirlenmiş bir hedefin olması

2.Kendine güvenip başarabileceğine inanma

3.Her şeyden tasarruf alışkanlığı

4.İnisiyatif gösterebilme ve yönlendirebilme

5.Hayal gücü ve yeni şeyler üretebilme

6.Coşku ve gayeye dört elle sarılabilme

7.Otokontrol ve sezgi ile mantığı yerinde kullanabilme

8.Kendinden beklenenden daha fazlasını verme alışkanlığı

9.Cana yakın kişilik

10.Çabuk ve mantıklı karar verebilme

11.Konsantrasyon kabiliyeti

12.Başkalarıyla uyum ve işbirliği

13.Hatalardan ders alma

14. Hoşgörü

15.Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmamak

Tarih, bir tekerrürler zincirinden ibarettir. Bir imtihan meydanı olan yaşadığımız dünya sadece bir defaya mahsustur. “Dün”ler daha nice kereler “bugün”ler olmuş, aynı hâdiseler defalarca meydana gelmiştir. O halde her hâdiseyi ve gelişmeyi dikkatle takip etmek, eski fakat tesirli bir eğitim metodu olan “kıssadan hisse çıkarmayı” iyi bilip kendimizi otokontrole, muhasebeye tâbi tutarak yıllardır başarıya susamış günümüz neslinin önüne bir menfez açabilmek gayesiyle bu maddeleri biraz genişleterek daha anlaşılır hale getirmeye çalışalım.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN BELİRLENMİŞ BİR HEDEFİN OLMASI

Ömrü koşuşturmacalar içinde geçen günümüz insanlarının çoğu hayattan ne istediklerini bilmemektedirler. Oysa insan Allah’ın kendisine verdiği istidatlar çerçevesinde, ne olmak istediğini belirleyip, bunu en iyi şekilde nasıl gerçekleştirebileceğinin plânlarını yapmazsa, nice günlük düşünüp, günlük yaşayanlar gibi akıntıya kapılmış saman çöpü misali ömrü ziyan olup gider.

Hedeflerini belirleyen ve bunu bir plân halinde çerçeve içine alabilen bir kişi, onları gerçekleştirmek konusunda epey yol almış sayılır. İnsanın bir plânının olması, o insan için oldukça önemli bir teşvik unsurudur. Oysa hayattan ne beklediğini bilmeyen bir kişi, hayatını hep başkalarının hedeflerini gerçekleştirmek ve onların arzularını yerine getirmek zorunda kalarak sürdürmek durumundadır. Ve nereye doğru çekilirse veya kim onu daha çok etkilerse o tarafa yelken açar.

Fert, başarıya ulaşmak için işteki, okuldaki daha doğrusu hayattaki hedeflerini tespit etmeli ve sonra da bu hedefleri basite icra edip daha belirgin hale getirmelidir. Romalı devlet adamı Cato’nun hedefini belirlemesinde üç kelime yeterli olmuştu: “Delenda est Carthago (Kartaca yıkılmalı)”. Ve Cato, kendini tamamen bu hedefi gerçekleştirmeye vererek sonunda Kartaca’yı ortadan kaldırmayı başarmıştır.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN KENDİNE GÜVEN

Kendine güven, insanın Allah vergisi istidat ve kabiliyetlerini keşfederek O’na tevekkülle yılmadan gayret göstermesi ve “düzeni elli defa yıkılsa da” yine yolunda devam etmesidir.

Bencil insan, kendine güveni olmayan, aslında korku dolu insandır. Sahip olduğu şeyleri kaybetme korkusu ile her ne pahasına olursa olsun, sadece kendi çıkarını düşünen, böylece güvende olacağını sanan insandır. Böyle insanlar kısa süreli geçici başarılar kazansalar bile hiçbir zaman kalıcı başarılar elde edememişlerdir.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN İNİSİYATİF GÖSTEREBİLME ve YÖNLENDİREBİLME

İnisiyatif, bir şeyi başkalarından önce yapma, bir kimsenin gerekli kararları kendiliğinden alabilme ve başkalarına bağımlı olmadan karar verme olarak tarif ediliyor. “Başlamak, bitirmenin yarısı” sözü, inisiyatifin bir cephesini güzel vurguluyor.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN COŞKU ve GAYEYE DÖRT ELLE SARILABİLME

Günümüz iş dünyası uzmanları, başarılı ideal iş adamını: “Elinde hedefe giden yolu gösteren bir harita, ağzında coşkulu bir marş, beraberindekilerle heyecanlı bir yolculuğa çıkmış lider” diye tarif etmektedirler.

Evet, coşku ve azimle hedefine koşan bir insanın başaramayacağı birşey yoktur. Büyük âlim İbni Hacer’in hayatı buna en güzel misallerden biridir:

Öğrencilik yıllarında dersleri kafasının almayışı yüzünden başarısız olmaya mahkûm olduğunu zanneden İbni Hacer, üzüntü içinde vatanına geri dönerken mola verdiği bir mağaranın tavanından düşen su damlalarının zemindeki mermer gibi sert taşta derin bir çukur açtığını görür ve düşünmeye başlar:

– Benim kafam bu taştan daha kalın ve sert değildir. Damlalar taşa iz bırakır da çalıştığım derslerim benim zihnimde neden iz bırakmaz. Öyle ise bu su damlaları gibi yılmadan, azimle devamlı bir şekilde çalışarak öğrenmeye devam etmeliyim!..

Ve İbni Hacer derhal geri döner, gayesine ulaşmak için azimle çalışmaya başlar. Sonunda büyük bir âlim olarak ilim tarihindeki saygın yerini alır. Yazdığı eserlere de imzasını “İbni Hacer: taş oğlu” diye atarak azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağını hafızalar nakşeder.

Cemil Meriç de, gözlerini kaybettiği zaman yılmamış, çalışmalarını büyük bir azimle sürdürmüş ve en büyük eserlerini de hayatının en çok acı çektiği bu devresinde vermiştir.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN OTO KONTROL ve SEZGİ İLE MANTIĞI YERİNDE KULLANABİLME

Bütün başarılı kişiler, sadece mantıklarıyla değil, sezgilerinin doğrultusunda karar verdiklerini de itiraf etmektedirler. Mantık, sol beyin küresine, sezgi ise sağ beyin küresine alt yeteneklerdir. Marifet, beynin bu iki yansının ikazlarını ve kararlarını eşit ve dengeli değerlendirebilmektir.

Batı dünyası yüzyıllardır analizi ve tümden gelimi, yani mutlak aklın gücünü, insan melekelerinin diğer veçhelerinin üstünde tutuyordu. Ama günümüzde “sezgi”, felsefede olduğu kadar iş hayatının başarısında da analitik düşünceye meydan okumaya devam ediyor. Londra’daki bir psikoloji kuruluşu olan Psycham’un başkanı Paul Thorne, sezgiye dayanan tecrübenin Batı iş hayatındaki önemi hakkında şunları söylüyor: “İş hayatı ve bilim literatüründe sezgi her yerde karşımıza çıkıyor. Ray Kroc bütün kendi meslekî tavsiyelerinin dışına çıkarak sezgileriyle ufacık Mc Donalds işletmesini satın almıştı. Ve şimdi dünyanın en büyük fast food zincirinin sahibi.”

Ayrıca, idarecinin kıdemi yükseldikçe sezginin önemi de artmaktadır. Çünkü, gitgide elden geçirilecek veriler çoğalmakta ve bunu bilgiye dönüştürecek zaman azalmaktadır. Dolayısıyla, az zamanda karar vermede sezginin gücü kat kat artmaktadır. TASARRUF ALIŞKANLIĞI

Tasarruf alışkanlığı, para ve zaman dahil her türlü enerjiyi yerinde kullanma anlamına gelmektedir. Mesela bazı başarılı kişiler, odadan çıktıklarında elektriği hemen kapattıkları için cimrilikle suçlanırlar. Hâlbuki onlar elektriği kullanıyorlar, gereksiz yere harcamamaya özen gösteriyorlar. Harcamak, adı üzerinde yok etmek demektir. Kullanmak ise meyve verdirmek ve üretmektir.

“İnsanın kıymeti, zamana verdiği kıymetle orantılıdır” demiş eskiler. En büyük tasarruf, zamandan yapılandır. Vakti gereği gibi kullansa, neler başarmaz insan! Günde iki sayfa yazılsa, ömür süresince ciltlerle kitap olur. Her gün beş kelimelik bir cümle ezberlesek, kısa sürede birkaç lisan öğrenebileceğimiz gerçeği, akıldan çıkarılmamalıdır.

Zaman şuurunun idrakinde olan büyük âlim Fahruddin er-Râzî sofraya oturduğunda dahi bir yandan yemeğini yiyip, bir yandan kitap okuduğu bilinmektedir. Evinden mescide giderken dahi zamanını boş geçirmemek İçin binek sırtında üçyüz öğrencisine ders verdiği anlatılır.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN KENDİNDEN BEKLENENDEN DAHA FAZLASINI VERME ALIŞKANLIĞI

Yanınızda eşit kabiliyette iki insan çalışsa, biri sadece kendisine verilen vazifeyi yapmakla yetinse, diğeri ise daha fazla birşeyler yapma gayreti içinde olsa, hangisini tercih edersiniz? Beklenilenden fazlasını verme alışkanlığında olan kişiler, bu davranışlarının “akılsızlık” olmadığının şuurunda olan kişilerdir. İnsan sa’yinin semeresini alacağını hiç akıldan çıkarmamalıdır. Ama kısa vadede, ama uzun vadede…

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN HAYAL GÜCÜ VE YENİ ŞEYLER ÜRETEBİLME

Hayal gücü ile hayallerle yaşamak birbirine karıştırılmamalı. Gerçekleştirilen her proje, önce onu hayalde canlandırmakla başlar. Hayal gücü, düşünme istidadının ve ufuk genişliğinin göstergesidir.

Büyük dâhi, Sultan Mehmed, hayallerini dolduran İstanbul’un fethini gerçekleştirebilmek için Boğazkesen (Rumeli) Hisarı’nın yapılması sırasında, inşaatın durdurulması için görüşmeye gelen Bizans elçilerine: “Bizim kudretimizin yettiği yere imparatorunuzun hayalleri bile yetişemez” derken yıllardır hayalindeki projeyi uygulama azmini ortaya koyuyordu.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN CANA YAKIN KİŞİLİK

Cana yakın kişilik başarıyı yakalamada önemli noktalardan biridir. İnsanlar kendilerini ulaşılması ve yaklaşılması zor ve korkulan bir tip imajı çizerlerse diyaloglar sağlıklı yürümeyecektir. 50 yıldır Amerikan ayakkabı sektörünün lider şirketlerinden biri olan Stride Rite’ın yöneticisi Arnold Hratt’a başarısının sırrı sorulduğunda, verdiği cevaplardan biri de: ‘‘Odamın dışına çıkıp, kendimi ulaşılabilir bir kişi olarak prezante ederek” olmuştur.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN ÇABUK ve MANTIKLI KARAR VEREBİLME

Başarı için mantıklı olan kararı zaman geçirmeden alabilmek çok önemli bir faktördür. Çünkü hızla değişen dünyamızdaki yeni oluşumların beklemeye tahammülü yoktur. Hele bir savaş anında emrinde binlerce asker bulunan bir ordu komutanı düşünün, düşman hamle yapmadan hızlı ve mantıklı karar verebilmesi ne kadar hayatî bir faktördür!

Büyük kumandan Tarık bin Ziyad, İspanya’yı fethetmek için askerleriyle Afrika’dan gemileriyle geçip, İspanya topraklarına ayak bastığında vereceği kararla tarihî bir dönüm noktasını işaretleyecekti. Ya düşmanı yenip Endülüs fatihi olacak veya mağlup olup gemilerine binerek yüzgeri olacaktı. İşte bu noktada liderlik vasfı kendini gösterdi ve Tarık, Afrika’yı geçtiği gemileri yaktırarak askerinin geri dönüş ümitlerini ortadan kaldırdı ve azimle düşmana saldırarak tarihî bir zafere daha imzasını attı.

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN HATALARDAN DERS ALMA

Edison, 999 başarısız deneyinden sonra, hayalini 1000. defada gerçekleştirebilmiştir. Çünkü hatalarından ciddi dersler almıştır. Her insan hata yapar. Önemli olan, aynı hatayı tekrarlamamak ve hatayı başarısızlık olarak algılayıp yıkılmamaktır.

Başarılı insanlar, hatalarını açığa vurmaktan hiçbir zaman çekinmemişler ve yaptıkları hataları olduğu gibi anlatmışlardır. Hatta, yanında çalışanları da böyle yapmaya teşvik etmişlerdir. Unutmayın, bebekler düşe kalka yürümeyi öğrenirler. Her düştüğünde sizden bir tokat yiyen bebeğin yürümek istemeyeceği aşikârdır.

ABD’nin başarılı şirketlerinden Stride Rite’ın yöneticisi Arnold Hratt, yılların verdiği tecrübe birikimiyle hatalar hususunda şunları söylüyor: “Şirkette yanlış bir iş yapan birini gördüğümde bilirim ki, bu yanlış, çünkü aynı yanlışı çok zaman önce bende yapıyordum. Başkasının hatasını görüp de sinirlendiğimde hatalarımı bizzat görerek düzelttiğimi hatırlatırım. Yaptığım bütün hatalar çok uzun zamandır benim en iyi öğretmenim olmuştur.”

BAŞARIYI YAKALAYABİLMEK İÇİN HOŞGÖRÜ

“İnsanların en hayırlısı, en münsif olanıdır” buyurmuş Hz. Ali Efendimiz. Evet kalp ancak kalple satın alınabilir, fırtınaya karşı herkes penceresini kapatır. Gerek insanî ilişkilerde, gerek yönetim zinciri içinde amir-memur, işçi-işveren ilişkilerinde hoşgörüyü rehber edinenler kazandıkları bu Rabbanî vasıfla daima başarılı olmuşlardır.

Uhud Savaşında Rasûlullah Efendimiz (sav) ciddi yaralar almıştı. Ashab efendilerimiz, buna sebep olan müşriklere beddua etmesini Peygamberimizden istediklerinde Rasulullah (sav); “Ben lanet okuyucu olarak değil, insanları hak dine davet edici ve rahmet olarak gönderildim” buyurarak bizlere eşsiz bir hoşgörü dersi vermektedir.

Çelik sektörünün en başarılı yöneticilerinden biri olan Charles Schwab da, yakaladığı başarı çizgisinin püf noktasını şöyle vurguluyor: “İnsanlarda zevk ve heyecan uyandırabilme yeteneğimi en büyük özelliğim sayarım. Bir insanın en üstün yönünü ortaya çıkarabilmek; takdir etmek ve cesaret aşılamak yolu ile olur.

İnsanların çalışma zevkini hiçbir şey üstlerinden hor görme ve hoşgörüsüz davranış kadar söndüremez. Ben hiç kimseyi eleştirmem. Çalışmayı övmenin ve şevk vermenin değerine inananlardanım. Bu yüzden övmeye hazır, lakin eleştirmek hususunda çekingenim. Bir şeyi beğenince, bunu candan değerlendirir ve övmekte cömert davranırım.”

Hâlbuki orta kırat adamlar ise tam tersini yaparlar, oldukça hoşgörüsüzdürler. Bir işi beğenmeyince azarlar ve kıyameti koparırlar. Yapılan bir işi beğenince de seslerini hiç çıkarmazlar.

Evet, bazı satır başlarıyla okuyucularımıza başarıya giden yolda menfezler açmaya çalıştık. Toplumu yeniden inşa etmeye namzet günümüzün yeryüzü mirasçılarının, bu satır başlarından hisseler çıkartıp aksiyona dönüştürerek yıllardır boynu bükük yaşamış bu milleti, elde edecekleri büyük başarılarla güldürmeleri niyazı ile.

İbrahim REFİK