Başarılı İletişimin 3 Temel Koşulu

0
953

İletişim, düşünce ve görüşlerin sözlü veya sözlü olmayan yollarla karşılıklı alışverişi ve bizim başkalarını başkalarının da bizi anlama süreci olarak tanımlanmaktadır. İletişim yazma ve konuşmanın yanında birçok değişik yolla yapılabilmektedir. Jest ve mimikler, vücut duruşu, göz teması gibi sözlü olmayan yollar ile de iletişim yapabilmekteyiz.

Kendimizi bir düşünelim. Paylaşmak istediğimiz bir konu olduğunda (sevincimiz veya sıkıntımız olabilir) aklımıza ilk kim geliyor? Kiminle konuşmaya, dertleşmeye istek duyuyoruz? Veya paylaşmak istediğimiz bir konu olduğunda kesinlikle anlatmayı aklımızdan bile geçirmediğimiz kişiler kimlerdir? Gibi soruları kendinize sorun.

Çevremizde bulunan bazı insanlarla konuşmak kolay ve zevk vericiyken, bazılarıyla kurduğumuz iletişim çok zorlayıcı ve yüzeysel olabiliyor. Benzer kişilik özellikleri, ortak ilgi alanları ve hobiler, birbirine yakın değerler ve eğitim düzeyi gibi pek çok faktör, insanlar arası ilişkilerde temel öneme sahiptir. Ama kişiler arası ilişkilerde, kalitenin asıl belirleyicisi dinleme becerileridir. Ortak birçok noktamız olsa bile bazı insanlarla yakın ilişkiye girmekten kaçınırız.

Konuşmaları zorlayan, yüzeysel kılan, etkili dinlemeyi ve iletişimi engelleyen faktörlere bakalım;dogru-iletisim1-650x400

  1. Öğüt vermek, çözüm getirmek, yönlendirmek: Bu tür tavırlar karşıdaki kişide baskı ve suçluluk duyguları uyandırarak iletişimin kesilmesine neden olabilir. Örn; “Şöyle yap, böyle yapma…”, “Bu şekilde hareket etmemelisin…” gibi mesajlar.

  2. Yargılamak, eleştirmek, ad takmak: Bu tür tepkilerle karşılaşan kişiler kendilerini anlaşılmamış, haksızlığa uğramış hissederler. Bunun sonucunda iletişimi keserek karşılık verebilirler. Örn; “Sen zaten hep kolaya kaçarsın…”, “Şikâyetten başka bir şey bilmezsin zaten… “

  3. Soru sormak, araştırmak, incelemek: Bu tür yaklaşımların içinde önyargı, eleştiri veya zorunlu çözüm bulunur, ayrıca konuşma, sorulara cevap vermeye takılarak, yön değiştirip asıl konudan uzaklaşabilir. Örn; “Neden?…Sen ona ne yaptın?…O sana ne dedi?…”

  4. Teşhis, tanı koymak: Dinleyen kişi sanki konuşanın niyetini, söylemek istediklerini çok iyi biliyormuş gibi bir tavır içine girdiğinden, konuşanı savunmaya iterek sinirlenmesine veya öfkeli cevaplar vermesine neden olabilir. Örn; “Ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum… “

  5. Teselli etmek, konuyu değiştirmek: Söyledikleri duyulmadan, teselli ediliyormuş

hissini yaşayan kişi, kendini anlaşılmamış, dinlenilmemiş hisseder. Dinlemeden verilen teselli mesajları, konuşan kişide sorununun küçümsendiği duygusunu yaratabilir. Örn; “Aldırma, boş ver…”, “Başka şeyden konuşalım…”

Bunların ardından, kendimizi gözden geçirelim… Arkadaşlarımız, sevgilimiz veya ailemizle yaptığımız günlük konuşmalarda tarzımız ve yaklaşımımız genelde nasıl? İletişimimiz yukarda sözü edilen dinleme engellerine takılıyor mu? Tam yanıtı bulamıyorsanız, kendinizi 1-2 gün izleyerek nasıl bir iletişim kurduğunuzu gözden geçirmenizde yarar vardır.

dogru-iletisim-bg

İletişim engellerinin ardından başarılı iletişimin temel koşulları nelerdir bir göz atalım. Bu koşullar arasında dinleme, kendini açma ve ifade etme yer almaktadır.

I.Dinleme:

Dinleme için dört adım bulunmaktadır. Etkin dinleme; Empati kurarak dinleme; Açıklıkla dinleme; Farkında olarak dinleme.

a)    Etkin dinleme; dinleme, katılım gerektiren bir süreçtir. Bir konuşmanın anlamını tam olarak kavrayabilmek için soru sormanız, geribildirimde bulunmanız gerekmektedir yani iletişim sürecinde işbirlikçi olmanız gerekmektedir.

b)    Empati kurarak dinleme; Empati, kişinin iletişim sırasında karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmesini ve böylece duyarlı bir yaklaşım içinde olmasını sağlar. Empati kurarak dinleyen kişiler iyi bir dinleyici olmalarının yanı sıra, karşıdaki kişinin dile getirmediği duygularını da sezebilir, bakış açılarını kavrayabilirler.

c)    Açıklıkla dinleme; Açıklıkla dinlemek için en önemli kural, yargılamadan önce sözün ve konuşmanın tamamını duymaktır. Ön yargılarımız, eleştiriye açık olmamamız, bazen de karşı tarafın yargılayıcı tutumu açıklıkla dinlememizi engelleyebilir. Açıklıkla dinleyemediğimiz zaman karşımızdakiyle aramızda anlaşmazlık oluşur ve iletişimde kopukluk olur.

d)    Farkında olarak dinleme; farkında olarak dinlemenin iki bileşeni vardır. Birincisi, söylenenleri tarih ve insanlarla ilgili olan kendi bilgilerinizle karşılaştırmak. İkinci bileşeni ise uygunluğu dinlemek ve gözlemlemek. Kişinin ses tonu, yüz ifadesi ve duruşu konuşmanın içerine uygun mudur?’u aramaktır.

2. Kendini Açma:

Kendini açma, kendiniz ile ilgili bilgi iletmek anlamında kullanılmaktadır. Kendini açma ilişkileri hareketlendirir ve onlara açıklık getirir. Kendinizi açmanın önüne geçemezsiniz. Ne zaman diğer insanların yakınında olsanız, bunu yaparsınız. Onları görmezlikten gelseniz bile, sessizliğiniz ve duruşunuz bir şeyleri açığa vurur.

İletişimde kendinizi açmanın yararlarına bakacak olursak; kendi hakkınızdaki bilginizin artması, daha yakın kişisel ilişkiler kurmanız, gelişmiş iletişim bulunmaktadır. Kendini açma iletişimde bu denli önemli ise, neden her zaman herkes her şeyi diğerleri ile paylaşmaz? Aslında kendinizi açmanın önünde bazı engeller bulunmaktadır. Bunlar; toplumsal önyargı, reddedilme korkusu, arkanızdan konuşulması korkusu, birilerinin sizi kullanacağı korkusu gibi. Olumsuz bir özelliğinizi gösterirseniz sizin tamamen kötü olduğunuzu düşünebilirler. Olumlu bir şeyleri gösterirseniz böbürlenmekle suçlanabilirsiniz.

3. İfade Etme:

Kendini ifade etme iletişimin bir diğer önemli unsurudur. Önemli durumlarda sizin insanlara karşı kendinizi nasıl ifade ettiğiniz önemlidir. Etkili ifade edebilmenin bazı püf noktaları bulunmaktadır:

■    İletiler dolaysız olmalı. Kendini etkili bir şekilde ifade edebilmenin ilk koşulu neyin ne zaman söyleneceğini bilmektir. Bazen ne zaman iletişim kurmaya gereksinim duyduğumuzun farkında olduğumuz halde bunu yapmaya korkarız. Bunun yerine ipuçları vererek karşımızdaki kişinin duymasını umarız. Fakat bu dolaylı yol risklidir. Çünkü ipuçları yanlış yorumlanabilmektedir veya görmezlikten gelinebilmektedir.iletişim_çocuk

■    İletiler anında olmalı. Bazen bir şeyleri değiştirmek ihtiyacında olduğumuzda veya kızgın durumda olduğumuzda iletişimi ertelemek bize mantıklı gelmektedir. Öfkeli olduğumuzda bunu karşı tarafa sakin bir şekilde ifade edebilmek için ilk kızgınlığımızın geçmesini bekleyip daha sonra kendimizi ifade etmek ortaya çıkacak herhangi bir çatışmayı engelleyebilir. Fakat şunu da unutmamamız gerekir ki iletişimizi sonsuza kadar ertelemek, bir başka deyişle duygularımızın önüne tamamıyla set çekmek duygularımızın daha fazla şiddetlenmesine yol açacaktır. Bu şekilde ifade edilmeyen duygularımız daha sonra üstü kapalı yollarla ifade edilecektir. Bu sebeple (kızgınlığımızın yoğunluğu kendimizi karşımızdakine etkili ve uygun bir şekilde ifade etmemizi engellemediği durumlarda paylaşımı ertelemek yerine mümkün olduğunca anında iletişim kurmak faydalı olacaktır. Bu, karşımızdaki kişinin bizim neye ihtiyaç duyduğumuzu daha kolay anlamasını ve davranışlarını o yönde şekillendirmesini sağlayacaktır. Diğer yandan anında iletişimle tepkilerimizi anında paylaştığımız için yakınlığımız da artacaktır.

■    İletiler açık ve dürüst olmalı. Açık ileti düşüncelerimizin, duygularımızın ve isteklerimizin doğru yansımasıdır. İletişimde açık ifadeler kullanmak için; iletilerinizin kendi içinde tutarlı olmasına özen gösterin, çifte iletilerden kaçının (birbirleriyle çelişen şeyleri aynı anda söylemek.), isteklerinizde ve duygularınızda açık olmaya gayret edin.

İletinin açıklığı kadar dürüst olması da önemlidir. Gizli düşünceler iletişimin yakınlığını engelleyebilmektedir. Gerçek duygularınızı açıkça ifade etmeniz iletişimin dürüstlüğünü gösterecektir.

Başarılı iletişimin temel koşullarından bahsettikten sonra iletişimin yalnızca yazılı ve sözlü olmadığını bunun yanında sözel olmayan yollarla da iletişimin kurulduğundan tanımda bahsetmiştik. Sözsüz iletişimden bahsedecek olursak, iki şekilde iletişim kurmaktayız; beden hareketlerini kullanarak (örn, yüz ifadeleri, duruş) ve uzamsal ilişkilerle ( örn, diğer kişiyle aranıza koyduğunuz uzaklık). Sözsüz iletişimin kilit noktası tutarlılıktır. Yani sözcüklerle ve onlara eşlik eden el-kol hareketleri arasındaki uyumdur.

Tüm bunların yanında insan yaşamı boyunca birçok farklı insanla iletişim kuran sosyal bir varlıktır. Bu iletişim durumunda insanlar arasında birçok nedenden dolayı çatışma ortaya çıkmaktadır ve çatışma insan hayatının kaçınılmaz bir parçasıdır. Burada önemli olan çatışmanın çıkması değildir çatışmanın taraflar arasında nasıl çözümlendiğidir.

 Hazırlayan: Psi. Dan. Sevgül Canova 

Kaynaklar:

■     What is Communication and Why Is It Important? (University of Nebraska-Lincoln) http://para.unl.edu/para/Communication/Intro.html

■     İ letişimi Engelleyen Faktörler http://www.geocities.com/Heartland/Estates/3026/iletisim.htm

■     Messages: The Communication Skills Book, 1995, Dr. Matthew McKay, Dr. Martha Davis, Patrick Fanning

■     Çatışma Yönetimi http://encihan.googlepages.com/atmaynetimi2.ppt

■     images http://www.oweiss.com/stock/communication