Başarılı Liderler Normal Kişiler Değildir

0
1360

İş dünyası yıllardır, ´´Her yönetici lider olur mu?´´, ´´ lider doğulur mu, olunur mu?´´ türü soruları yanıtlamaya çalışıyor. Çeşitli araştırmalar yapılıyor, sonuçlar yayınlanıyor. Binlerce yıllık insanlık tarihinden dersler çıkarılmaya çalışılıyor. Mükemmel performansa ulaşmak için eğitimler alınıyor. Arama toplantıları yapılıyor.

Yine de çok kesin cevaplar bulunamıyor. Tepedeki yöneticiler kararlarını deneme yanılma yoluyla almaya devam ediyor. Büyük hatalar yapılıyor, bedelini kuruluşlar zararlarla, yöneticiler de kariyerlerini yitirererek ödüyorlar. ABD´´deki dev şirketlerin, milyon dolarlar kazanan CEO´´larının birbiri ardına işlerini kaybetmeleri ve şirketlerini darboğaza sürüklemelerine bakılacak olursa, bu işin pek de ilacı yokmuş gibi görünüyor.

İçsel gücü fark etmeli Yöneticiler, kritik anlarda tek başlarına bir karanlığa dalmak zorundalar. Çin savaş sanatı taktiklerinden veya başarılı yönetici örneklerinden alınan dersler, gerginlik, kaygı, stres dolu durumlarda pek de işe yaramıyor. Zirvedeki bir liderin sahip olduğu tek güç kaynağı, sezgisi, zekâsı ve değer sistemi. Bu yüzden, yönetcinin başarılı olmak için öncelikle kendi içsel gücünün farkına varması gerekiyor.liderlik

Michigan Üniversitesi, Ross School of Business öğretim görevlilerinden Robert E. Quinn´´in, Harvard Business Review- Temmuz – Ağustos sayısında yayınlanan makalesi tam da bu kişisel güç üzerinde duruyor. Quinn, liderliğin içsel bir güçten kaynaklandığını, aslında çok da öğretilecek bir şey olmadığını savunuyor. Lider olmak isteyenlere öncelikle, normal olma isteğinden vazgeçmelerini öneriyor. Yüksek başarıya ulaşmanın sırrını, başkalarının beklentilerini karşılamak yerine, insanın kendi sezgilerini dinlemesi olarak tanımlıyor.

Krizde yüksek performans Quinn´´e göre, insanlar rahat olmayı sevdikleri için, genellikle ´´konfor alanlarında´´ kalmayı, kararlarını ve davranışlarını dış güçlerin belirlemesini tercih ediyorlar.

Bu liderler için de geçerli. Bazı dönemlerde, koşulları zorlayacak kararlar alsalar bile, pek çok yönetici mevcut durumu tehdit edecek, belirli gerginlikler yaratacak ortamlardan kaçmayı tercih ediyor. Oysa en yüksek performans kriz anlarında ortaya çıkıyor. İnsanlar ölüm kalım meselesi olarak algıladıkları durumlarda, fiziki değişimler geçiriyorlar, adrenalin salgısı artıyor, algılamaları keskinleşiyor, hareket etme ve karar verme becerileri gelişiyor. Böylece, ayakta kalabilmek için, bir anlamda tüm sistem bir arada çalışarak, hedefe kilitleniyor.

Quinn, başarılı bir performans için mutlaka bir krize gerek olmadığını vurguluyor. Herkesin, lider olabileceğini, ancak öncelikle normal yaşamındaki konfor alanından çıkması gerektiğini belirtiyor. Bir liderin başkalarını değişime sürükleyebilmesi için önce kendisinin dönüşmek zorunda olduğunu savunan Robert E. Quinn, büyük bir lider olmayı isteyenlere, dört temel soruya yanıt vermelerini öneriyor:lider

Dönüşüm yolunda dört soru:

1 Sonuç odaklı mıyım?

Çoğu kez rahatımızın bozulmasını pek istemeyiz. Bilinçli veya bilinçsiz bir biçimde, yeni çatışmalar çıkmasını engellemek için, var olan yapıyı korumaya çalışırız. Böylece ikiyüzlü ve kendimizi kandıran bir biçimde ´´normalliğimizi´´ sürdürürüz. Oysa, sonuç odaklı olduğumuzda, olumlu bakmaya başlarız, proaktif bir ruhla hem kendimizi hem de çevremizi enerjiyle doldurmaya başlarız.

2 İç gücümden destek alıyor muyum?

Normal durumumuzda, iş ortamındaki huzurumuzu bozmamak için, gerekli çatışmalardan kaçarız. Ancak, bu hem kuruma ve arkadaşlarımıza olan bağlılığımıza zarar verir, hem de enerjimizi, bağlılığımızı ve ümitlerimizi yitirmemize neden olur. İç sesimizi susturdukça kendi gücümüz de tükenir.

3 Başkası odaklı mıyım?

Her ne kadar itiraf etmesek de, çoğumuz kendi çıkarlarımızı grup çıkarlarının önünde tutarız. Bu aslında gayet de sağlıklı bir tavırdır. Ancak, bu çıkarcılık, ilişkilerimizi kontrol eder hale gelirse, güven ortamı kaybolur. Bu yüzden, başkalarını düşünmeden lider olmak mümkün değildir. Bir lider, grubun ortak çıkarlarını öne çıkardığında hem saygı kazanır, hem de olanaksız gibi görünen işler başarıyla sonuçlanır.

4 Dışa açık mıyım?

Dışarıdan gelen sinyallere, yorumlara kendimizi kapamak koruyucu olabilir. Ancak, aynı zamanda kendimizi kandırmamıza da neden olur. Çevremizi kontrol etmeye uğraşmak yerine, başkalarının görüşlerine kulak vermeye başlarsak, değişme ihtiyacımızı da anlamış oluruz. Ayrıca, bize güvenen insanların çok daha fazla yardımcı olmaya başladığını da görmemiz mümkün olur. Gerçek gücünüz devrede mi?liderler

Michigan Üniversitesi, Ross School of Business´´te yapılan liderlik eğitimlerinde, katılımcılara verilen bu soru formu bireyin gerçek gücünü bulmasına yardımcı olan bir yol haritası niteliğinde. Testteki soruları cevaplayan kişinin kendisini en başarılı hissettiği bir durumdan yola çıkması gerekiyor. Önce yaşamında en beğendiği, en gurur duyduğu performansını değerlendiriyor. Sonra, mevcut durumunu geçmişle kıyaslıyor. Böylece, kendisini başkalarıyla değil, kendisiyle karşılaştırma imkânı buluyor.
Siz de, geçmişle bugünü kıyaslayın, eğer önemli farklılıklar ortaya çıkıyorsa, performansınızı engelleyen faktörleri tanımlayın. Daha sonra içinizdeki ideal performansa ulaşmak için ne tür değişiklikler yapmak zorunda olduğunuzu sorgulayın.

Bu dört soruya yanıt arayarak, içinizdeki gücü kullanmaya başlayınca, yepyeni düşünce ve davranış biçimleri keşfedeceksiniz. Böylece, kurumunuzun enerji düzeyi artacak, hem siz hem de çalışma arkadaşlarınız için daha mutlu bir ortam yaratabileceksiniz.