Dünya boks tarihinin en başarılı boksörü Muhammed Ali’dir hiç kuşkusuz. O sadece sporuyla değil hayatıyla da tam bir başarı öyküsü. İşte Muhammed Ali’nin Başarı Öyküsü:

1974 yılında, boksör George Foreman, yenil(e)mez bir dünya şampiyonuydu. 2 metre boyu ve 100 kilo ağırlığıyla boks ringinde terör estiren, ekmeğini attığı yumruklardan kazanan, herkesin ama özellikle profesyonel boksörlerin kâbuslarına giren, “Büyük George” lakaplı bir boksördü.

Acıması yoktu. Önüne çıkma cesareti gösteren hiç kimse, birkaç raunttan fazla karşısında duramıyordu.

George Foreman’in gücünü anlayabilmeniz için, Muhammed Ali’den bahsetmem gerekiyor.

Frazer vs Ali
Frazer vs Ali

1971 yılında, hiçbir maç kaybetmeyen Muhammed Ali, Joe Frazer karşında hem maçı, hem de şampiyonluk kemerini kaybetti.

Birçok kişi 15 rauntluk bu maçı, Yüzyılın Maçı olarak isimlendirmişti.

Muhammed Ali’nin 1971 yılında başlayan düşüşü, 1973 yılında dibe vurdu. Ken Norton ile yaptığı maçın 12. raundunda, aldığı yumruklar nedeniyle çenesi kırıldı ve maçı kaybetti.

Şimdi George Foreman’a geri dönelim.

George Foreman
George Foreman

Ali’nin ilk defa maç kaybettiği Joe Frazer, George Foreman karşısında 2 raunt dayanabildi. Bu iki raunt içinde 6 kez yere düşünce, hakem, Joe Frazer’i George Foreman’dan kurtarabilmek için maçı durdurmak zorunda kaldı.

Ali’nin çenesini kıran Ken Norton, George Foreman karşısında 2 raunt dayanabildi. Ken Norton 2 raunt içinde birkaç defa yere düşünce, hakem maçı durdurma kararı aldı… yoksa Foreman, Norton’in yalnızca çenesini değil, tüm kafatasını kıracaktı.
1974 yılında, George Foreman’in karşına, Zaire’de (bugünkü Kongo) yapılacak bir maçta Muhammed Ali’nin çıkacağı haberi dünyaya yayılınca, herkes George Foreman’in bu maçı kazanacağını, Muhammed Ali’nin de sedye ile maçtan ayrılacağını düşünüyordu.

“The Rumble in the Jungle” ismi verilen maç gecesi, 30 Ekim 1974 geldi çattı. Muhammed Ali’nin soyunma odasında cenaze havası vardı… odada bulunanlar Ali’nin hayatından endişe ediyorlardı.

İlk raunttun ilk birkaç dakikası, Ali ve Foreman, birbirlerini yumrukladılar ve ama kısa bir süre sonra, Foreman’in yumrukları Ali’nin hızını kesmeye başladı. Özellikle vücuduna aldığı yumruklar nedeniyle, Ali -kendini korumak için, iyice kapanmaya başladı… bu daha ilk raunttu.

İlk raundun bitme zili çaldığında, herkes Ali’nin köşesine bakıyordu. Ali köşesindeki tabureye yalnızca birkaç saniye oturup, sonra kalktı. Foreman’in köşesine gözlerini dikmişti.

Seyredenler, Ali’nin aklından geçenleri tahmin etmeye çalışıyordu. Ali, sonunda herkesin korkuttuğu Foreman’in balyoz yumruklarının tadını almıştı. Onu ilk defa yenen Frazer’i ve çenesini kıran Norton’u dümdüz eden yumruklardı bunlar.

Ali, Foreman’i, yumruk gücüyle yenemeyeceğini anlamıştı ilk raundun sonunda. Başka bir yol bulmak zorundaydı. İşte o an… ilk raundun sonunda tabureye oturmayıp, Foreman’in köşesine baktığı o an, Ali, maç stratejisini değiştirdi.

2. raunt, Ali’nin iplere yaslanıp, Foreman’in onu yumruklamasıyla geçti. 3. raunt, 4. raunt… Hep aynı şekilde… yani Ali iplerde, Foreman ise onu yumruklayarak geçti. İplere yakında oturanlar, Ali’nin boş durmadığını gördüler. Ali yumruk atmıyordu ama devamlı, Foreman’in kulağına bir şeyler fısıldıyordu.

1-yvhPgBS9UmdXwj0tGoEg1g

Foreman, o balyoz gücüne sahip sağ eliyle Ali’nin vücudunun sol tarafını yumrukluyordu. Ali ise, Foreman’in kulağına onun sol elinin bir boka yaramadığını fısıldıyordu.

“Senin tek bildiğin, kullanabildiğin tek şey sağ elin! Sol elinde iş yok!” diyordu Ali, Foreman’in kulağına. Foreman, Ali’yi sol eliyle yumruklamaya başladı. Bu Ali’yi kurtaran bir mucizeydi çünkü Ali’nin sağ tarafı, yediği yumruklar nedeniyle neredeyse tamamen uyuşmuştu. Böbreği ve sol kolu acılar içindeydi. Foreman’e “sol eli” hakkında fısıldayarak, onun biraz da Ali’nin sağ tarafına vurmasını ve böylece sol tarafında kaybettiği hissi yeniden kazanmasını sağladı.

İlk 7 raunt böyle geçti. Ali iplerde, Foreman ise Ali’yi yumruklayarak.

8. raunt başladığında, Foreman 7 raunt boyunca devamlı attığı yumruklar nedeniyle –gözle görülebilecek derecede, yorulmuştu. Ali fırsatı gördü ve herkesin imkânsız dediği şeyi başardı: George Foreman’i nakavt etti.1-xzg0LtItGeMacyqeVQVpXw

Muhammed Ali, o gece, George Foreman’i yumruklarıyla değil, aklıyla nakavt etmeyi başardı!
Ama bu ilk kez yaptığı bir şey değildi.

Muhammed Ali mi yoksa Bruce Lee mi kazanır?

Muhammed Ali mi yoksa Bruce Lee mi kazanır?
Muhammed Ali mi yoksa Bruce Lee mi kazanır?

Çocukluğumda herkes birbirine sorardı: “Maça çıksalar, Muhammed Ali mi yoksa Bruce Lee mi kazanır?”

Yıllar sonra, bir belgeselde Bruce Lee’nin idolünün Muhammed Ali olduğunu öğrendim. Bruce Lee, saatlerce Muhammed Ali’nin maçlarını seyreder, onun boks içinde kullandığı ayak tekniğini, kendi dövüş sitiline dahil etmeye çalışırmış.

Ali, yalnızca bir boksör, bir sportmen olarak değil, bir aktivist, akıl hocası, onu takip edenlere umut olarak da binlerce, yüzbinlerce kişiyi etkilemiş bir karakter… fakat onu, çok güçlü, yumruğu demir sanan insanlar, aslında beyniyle daha fazla dövüştüğünü görünce, onun neden “en iyi” lakaplı olduğunu daha da iyi anlıyor.

Wilt Chamberlain
Wilt Chamberlain

Los Angeles Laker’de oynayan ünlü basketbolcu Wilt Chamberlain, lise yıllarında amatör olarak yaptığı boksu da basketbol kadar başarılı bir şekilde profesyonel anlamda yapabileceğine inandığı için, kendine boks antrenörü bulup, 1971 yılında ringe çıkmak için antrenmanlara başladı. 2 metre 16 santimlik ve 125 kiloluk bu dev, ilk maçını ise Muhammed Ali’yle yapacaktı.

Muhammed Ali, askere gitmeyi ret ettiği için 3 yıl ceza almıştı ve ceza 1971 yılında bitiyordu. Ali’nin paraya ve herkesi konuşacağı bir maça ihtiyacı vardı.

1-tGKT5LV8-Q2bAIbLVlMobQMuhammed Ali, Wilt Chamberlain’in yanında cüce gibi duruyordu. Wilt Chamberlain, amatör boks zamanlarındaki başarısı, boyu, hızı ve kondisyonu sayesinde, Ali’yi yenebileceğine inanıyordu.

Wilt’in kolunun erişimi 2.3 metre iken Muhammed Ali’nin kol erişim mesafesi 1.9 metre idi. 35 santimetrelik bir fark, Muhammed Ali için büyük bir dezavantajdı. Wilt, Ali’den 30 kilo daha ağırdı ve aralarındaki boy farkı ise 30 santimdi. Eğer Wilt, ağırlığı ve hacmi ile, Muhammed Ali’ye bir kere isabetli vurursa, Ali’yi nakavt edebileceğini biliyordu. Ali’de bunun farkındaydı.

Mike Tyson, manevi babası olarak adlandırdığı Cus D’Amato ile.

1--9zqdE3LbPJUf1MRYj63OgWilt, boksun efsanesi olarak tanınan, Mike Tyson’in bile “benim gerçek babam” ismini verdiği Cus D’Amato ile maça hazırlanmaya başladı.

10 rauntluk boks maçı, 26 Temmuz 1971 gecesi Houston’da yapılacaktı. İlgi çok yoğundu. Herkes Ali’yi bir boksör olarak iyi tanıyordu (kelebek gibi uçarım, arı gibi sokarım) ama Wilt’in nasıl dövüşeceğini, nasıl bir boksör olduğunu kimse bilmiyordu. Ali için bu da büyük bir dezavantajdı. Ali, Wilt’i nasıl yenebileceğini bilmiyordu.

Sizden hacim olarak büyük, boy olarak yüksek, kol mesafesi olarak uzun, kondisyon olarak güçlü, tekniği hakkında hiçbir şey bilmediğiniz birisini nasıl yenebilirsiniz?

Ali, bunun vücudun en sert, güçlü yeriyle değil, en narin, kırılgan yeriyle halledilebileceği kararını aldı. Ali, yumruğunu değil, beynini kullanacaktı.

Her basın toplantısında, bu maçla ile ilgili her röportajda, Ali aynı kelimeyi tekrarlamaya başladı: “Timbeeeerrrrrr!”

Timber — kerestelik ağaç demek… ama Ali’nin kullandığı “Timber” ise biraz daha farklı. “Oduncuların (bkz: lumberjack) ağacı kestikten sonra düşerken milletin kendini kollaması için haykırdıkları kelime *”

Ali’ye soru soran herkes, aynı cevabı almaya başladı: Timbeerrr!

Ali’ye Wilt gibi bir devi yenme için planladığı maç stratejisini soranlar da aynı cevabı aldı: Timbeeerrr. Ağaç düşecek!

Ali, maça çıkmadan atmaya başladığı yumruklarla Wilt’in kafasına girmişti. Wilt Chamberlain, endişeli görünmeye başladı. Röportajlarda sessiz oturmaya, soru soranlara cevap vermemeye başladı. Ali, ilk kez, Wilt’in kendisi hakkında şüpheye düşmesini ve korkmaya başlamasını sağlamıştı.

Birkaç gün sonra, Wilt Chamberlain’in avukatları maçı iptal ettikleri haberini Muhammed Ali’ye gönderdi.

Ali, bu maç içinde en çok dezavantaja sahip olduğu kısma atak yaptı: Wilt’in boyuna! Tek bir yumruk bile atmadan!1-ujg_Twi1q9q94KX7xI7tbQ

Ali, her zaman aklıyla, beyniyle maçı kazandı! Yumruklarla değil! İşte o nedenle Muhammed Ali, gelmiş geçmiş en iyi boksördür! Asırlar sonra bile!

Beyniyle dövüşen boksör -en sonunda, beyniyle yaptığı maçı 3 Haziran 2016 günü kaybetti!