Bebeklerin Ahlakını Kim Bozuyor?

0
361

Aileler çocukların pek ahlaklı olmadığından şikayetçi. Toplum “gençlik nereye gidiyor?” diye soruyor. İşte bu yazımızda bebekler ve ahlakı inceliyoruz.

Bebekler aslında ahlaklarıyla doğuyor da onları sonradan biz mi bozuyoruz?



Son yıllarda bebeklerin iyiyi kötüyü ayırıp ayıramadığını ölçmek için yapılan deneyler arttı.

– Bebekler aslında ahlaklarıyla doğuyor da onları sonradan biz mi bozuyoruz?

sorusu kafaları her geçen gün daha da fazla kurcalıyor…

‘’İnsanların ne ölçüde ahlaklı doğduğu, ne kadar sonradan bozulduğu’’

konusunda ciddi tartışmalar var.

Bunlara yanıt bulmak için gelişen teknolojiden de yardım alarak,
Artık bebeklerle pek çok psikolojik, sosyolojik deney yapılabiliyor.

Bu yazımda bazılarını sizlerle paylaşacağım.

Deney 1; Haini dışla!

5-6 aylık bebeklere bir video seyrettiriliyor.
Videoda üzerlerine insan yüzü çizilmiş üç cisim kullanılıyor;

1- Mavi bir küp
2- Kırmızı bir top
3- Sarı bir üçgen.

Kırmızı top bir yokuşa tırmanmaya çalışıyor, bir türlü tepeye ulaşamıyor.
Bunun üzerine sarı üçgen gelip onu arkasından yokuş yukarı itip,
yardımcı oluyor ve top yokuşun tepesine tırmanmayı başarıyor
Ancak tepedeki mavi küp kırmızı topu itip aşağıya düşürüyor.

Araştırmacılar bebeğe bunu birkaç kez seyrettirdikten sonra
mavi küp ile sarı üçgeni bir tepsinin üzerine koyup bebeğe uzatıyorlar.
Bebeklerin tamamı, kırmızı topu aşağı iten maviyi değil, yardım eden sarıyı seçiyor.

Deney 2; Yaramaza tokat at!

Bir yaşındaki erkek bebeğe bir kukla gösterisi seyrettiriliyor.

Deneyde üç kukla var;

Ortadaki kukla sağında oturan kuklaya bir top yuvarlıyor,
Sağdaki kukla da topu geri gönderiyor.
Ortadaki kukla bu kez topu solundaki kuklaya yuvarlıyor
Soldaki kukla topu geri yuvarlamıyor, alıp kaçıyor.
Daha sonra sağdaki dürüst kuklayla soldaki topu kaçıran kuklayı
getirip bizim denek bebeğin önüne koyuyorlar.
İlaveten sağdaki ve soldaki kuklaların önüne şeker yığıyorlar.
Denek bebeği de o şekerlerden almaya çağırıyorlar.
Bebek soldaki yaramaz kuklanın önündeki şekerlerden alıyor ve
Üstüne üstlük kuklaya bir de tokat atıyor.
Böylece hak yerini buluyor:)

Gözlem 1; Bunda bir gariplik var!

Gözler bebekler için de zihne açılan pencere.
Araştırmacılar, bebeklerin ilginç ya da şaşırtıcı bulduklarına
gözlerini kırpmadan uzun süre baktıklarını gözlemlemişler.
Örneğin bebekler hokkabazlık numaralarına gözlerini kırpmadan bakıyorlarmış.
Altındaki desteği kaldırılan ve havada kalan bir tahtaya
düşmemesine şaşırarak, gözlerini dikip, kırpmadan bakıyorlarmış.
Bu da bebeklerin, nesnelerin-şeylerin nasıl davranması gerektiği konusunda
bir fikir, beklenti içinde olduklarına işaret ediyor.

Gözlem 2; Ağlarım ama…

Bebekler aslında başka insanların nasıl düşündüğü,
Neyi niçin yaptıkları, onlar acı çektiğinde acılarını hissetmek gibi
henüz öğrenmeye vakitleri olmadan bazı duygularla doğuyorlar.

Hepimiz yapmışızdır…
Karşısında ağlama taklidi yaptığımız bir bebeğin
hemen alt dudağı titremeye başlar.

Ya da bir yerimiz kesildiğinde, acı duyduğumuzda
Pek çok bebeğin yüzünde gelişen acı, korku, dehşet ifadesini,
ağlamasını hatırlayın…

Yeni doğan bebek koğuşunda bir bebek ağladığında
Hemen diğerleri de ona katılır…
Katılma, benzeme, duygudaşlık, empati hali başka nasıl açıklanabilir?

O zaman??? Bebekler boş levha olarak değil de adalet, iyilik duygusu, sevgi ile mi doğuyor?

Freud´dan Piaget´e kadar pek çok klasik psikolog;

– Bebeklerin ahlakının olmadığını, insanların bu tür duygularla doğmadığını

savunur.

Ahlaki değerlerin, evrimle kazanıldığını ve çocukların ahlakla ilgili tutumları
Ana-babalarından ve toplumdan öğrendiklerini düşünürler.

Bebeklerin zihinlerinin doğduklarında boş levha gibi olduğu ve
yıllar içinde bu boş levhanın gelenek ve görenekler,
ahlak ve dinlerin ilkeleri, toplumsal etkilerle doldurulduğunu kabul ederler.

Oysa bu basit deneyler dahi bebeklerde iyiyle kötü fikrinin,
sevgi, adalet duygusunun doğuştan var olduğunu açıkça gösteriyor

Aslında günlük yaşamımızda bebekleri, çocukları
dikkatle, duyarlılıkla izlesek, gözlesek
bizler de bu görüşü destekleyecek yüzlerce örnek saptayabiliriz.

Bir yaşından küçük bebeklerin kötülere antipati, iyilere sempati
ve bazı olaylarda empati duyma halini sonradan edinmeleri olanaksız.

Modern psikoloji artık bebeklerin, küçük çocukların da beyinlerini,
zihinlerini inceleyebilecek teknoloji ve yöntemlere sahip.
Bu alanda büyük mesafeler kat edilmiş durumda.

Artık biliyoruz ki Teknolojik, psikolojik ve sosyolojik araştırmalara göre
‘’iyilik/kötülük’’ bireysel soyaçekimle değil,
insan türünün genel gen yapısı, DNA’larla ilgili.
Bu nedenle çocuğu katil, hırsızınki hırsız olmuyor.
Bunlar sonradan edinilen kültürle ilgili.

İnsanları iyi ve kötüye dönüştüren unsurlar toplumsal ve
İnsanın içinde olduğu ağın yapısı ile çok yakından ilgili.
Hatta belirleyici.

Neyin içinde büyür, yaşarsak ondan etkileniyoruz.

‘’Sosyal duygu bulaşıcılığı’’, ‘’beynin kopyalama özelliği’’

Artık çok rahat analiz edilip, ölçülebilen olgular.

Neler yaptığımız belli! Nasıl yapmayacağımıza bakalım!..

Sonuçta; Bebekler, hepimiz; tamamen boş bir levha olarak değil,
saf bir iyilik, ahlak duygusuyla sevgi dolu olarak doğuyoruz.
Sonradan bozuluyor, bozuyoruz.
Şimdi nasıl bozmayacağımıza, odaklanalım.
Böyle pırıl pırıl doğan ruhları arsız, katil, başarısız, kaba, hırsız, fesat
kısacası mutsuz, sağlıksız yapmamanın yollarına odaklanalım…

Çocuğumuza, sevdiklerimize yargılama dolu kelime, cümle sarf eder,
beden dilimizle olumsuz sinyaller yollarken ‘’bu yazıyı’’ hatırlayıp
bi duralım!!!