Beden Dilinde Bölgeler

0
489


Bölge, kişinin kendi vücudunun uzantısıymış gibi benimsediği bir alan veya boşluktur. Her birimizin çitlerle çevrili evi, arabasının içi, yatak odası veya sandalyesi vardır. Vücudun etrafındaki bu boşluğa müdahale edildiğinde insanların tepkileri nasıldır?

Kişisel Alan

Çoğu hayvanın vücudunun etrafında kendi kişisel alanları olarak sahip çıktıkları belli bir boşluk vardır. Bu boşluğun büyüklüğü temelde hayvanın yetiştiği alanın ne kadar sıkışık olduğuyla ilişkilidir. Afrika´nın uzak bölgelerinde yetişen bir aslanın bölgesindeki boşluk, o bölgedeki aslan popülasyonunun yoğunluğuna bağlı olarak elli kilometre veya üzerinde bir çapa sahip olabilir. Öte yandan esaret altında yetiştirilen bir aslanın kişisel alanı sıkışık koşulların doğal bir sonucu olarak sadece birkaç metrelik bir büyüklüğe sahip olabilir.

Diğer hayvanlar gibi insanın da kendisiyle taşıdığı portatif bir ´HAVA KABARCIĞI´ vardır ve bu kabarcığın büyüklüğü yetiştiği bölgedeki nüfus yoğunluğuyla ilişkilidir. O halde bu kişisel bölge mesafesi kültürel olarak belirlenir. Japonlar gibi bazı kültürler kalabalığa alışıkken bazı başka kültürler ´geniş açık alanlara´ alışıktırlar ve mesafeyi korumayı severler.

Bölge mesafeleri

1 Mahrem Bölge

Kişiler bu bölgeyi kendi mallarıymış gibi benimsedikleri için tüm bölgeler arasında en önemli olanı “mahrem bölge”dir. Sadece kişiye duygusal olarak yakın olanların bu bölgeye girmesine izin verilir. Mahrem bölge içerisnde bir de sadece fiziksel temas sırasında girilebilen ve vücuttan uzaklığı 15 cm olan bir alt-bölge vardır. Bu da yakın mahrem bölgedir.

2 Kişisel Bölge

Bu bölge kokteyllerde, ofis partilerinde, sosyal etkinliklerde ve arkadaº toplantılarında başkalarıyla aramızdaki mesafedir.

3 Sosyal Bölge

Yabancılarla, örneğin evimizde tamirat yapan tesisatçı veya doğramacı, postacı, bakkal, işyerindeki yeni eleman ve çok iyi tanımadığımız kimselerle aramızdaki mesafedir .

4 Ortak Bölge

Kalabalık bir gruba hitap ettiğimizde paylaştığımız mesafe ortak bölgedir

Bölge mesafelerinin pratik uygulaması

Normal olarak mahrem bölgemize başka birisi aşağıdaki iki nedenle girer. Birincisi yakın bir akraba veya arkadaştır ya da bize cinsel olarak yaklaşmaya çalışmaktadır. İkincisi ise karşımızdakinin saldırgan olması ve bize saldırmak üzere olmasıdır. Kişisel ve sosyal bölgelerimize yabancıların girmesine dayansak da bir yabancının mahrem bölgemize girmesi vücudumuzda fizyolojik değişikliklere neden olur. Kalp kanı daha hızlı pompalar, adrenalin salgısı yoğunlaşır ve olası bir ´kaç veya saldır´ durumuna hazırlık yapılırken beyin ve kaslara daha fazla kan gider.

Konserler, sinema, asansörler, tren veya otobüslerin kalabalık olması başka kişilerin mahrem bölgelerine girilmesini kaçınılmaz kılar. Batı kültürlerinde insanların sıkışık bir asansör veya toplu taşıma aracı gibi kalabalık ortamlarda katı bir şekilde uydukları bir dizi kazılı olmayan kural vardır.

* Tanıdığınız birisi dahil olmak üzere kimseyle konuşmamalısınız.
* Asla başkalarıyla göz teması kurmamalısınız.
* ´Poker suratı´ takınmalısınız, duygularınızı belli etmemelisiniz.
* Elinizde kitap veya gazete varsa ona gömülmüº görünmelisiniz.
* Kalabalık ne kadar fazlaysa o kadar az hareket edebilirsiniz.
* Asansörlerde başınızın üzerindeki kat numaralarını seyretmek zorundasınız.

Kaynak: BEDENİN DİLİ, Allan Pease

Algılama

Özellikle kadınların küçük ayrıntıları fark eden bir göze sahip oldukları için kadın sezgisi diye adlandırdığımız bir yeteneğe sahip oldukları düşünülür. Oysa onlara bunu kazandıran küçük detaylara önem verip dikkat etmeleri ve bunu sonucu olarak da sözel olmayan davranışları yakalamak ve onları daha iyi yorumlama yeteneğidir. Bu sebepledir ki erkeklerin çoğu, yakalanmadan eşlerine yalan söylemeyi başaramıyorlar.
Algılama gücü, özellikle çocuk yetiştirmiş kadınlarda daha belirgindir. Çünkü bebeğin yaşamının ilk bir kaç yılında anne, çocuğu ile daha çok sözlü olmayan bir iletişim kurmak zorundadır. Bir çok bilim adamı kadınlardaki sezgi-algılama gücünün erkeklerden daha kuvvetli olmasını işte bu temel olaya bağlamaktadırlar.
Algılama yeteneği güçlü olan bir öğretmen sınıfta ders anlatırken, bir öğrencisinin kafasının aşağıya doğru olduğunu ve kollarını kavuşturduğunu görünce ona ulaşamadığını hisseder. Buna karşılık algılama yeteneği zayıf olan bir öğretmen hiçbir şeyle ilgilenmeden dersini işlemey devam eder.

Hareketler
Yapılan araştırmalara göre haketlerimizin bir bölümü doğuştan, genetik olarak gelmekte, bir bölümü ise sonradan kazanılan, öğrenilen kültürümüzle ilgili hareketlerdir. Bebekler doğar doğmaz emme becerisine sahiptir. Ya da doğuştan sağır ve dilsiz olan bir kişinin gülme gibi bir yüz hareketi ne sonradan öğrenilmiştir ne de taklide dayalıdır.

Sözel olmayan hareketlerimizin çoğunu sonradan öğreniriz ve bunların bir çoğu dünyanın her yerinde aynı anlama gelen hareketlerdir.

Kafa sallama: Dünyanın her yerinde “evet” anlamına gelir, onaylamadır.

Kafayı iki yana sallama: “hayır” anlamına gelir, reddetmedir.

Açık avuçlar, hafif kamburlaştırılmış omuzlar, kalkık kaşlar ile omuz silkme: “bilmiyorum” anlamına gelir ve bahsedilen şeyden haberiniz olmadığını göstermek ya da konuyla ilgilenmediğinizi göstermek için kullanılır.

Kaynak: Sosyal Hizmet Uzmanı