Beden Diliyle Teşhisler

0
339


19. yüzyılın başlarında Alman beyin uzmanı Franz Josef Gall´in çalışmaları kayda değer. Gall, beynin farklı bölgelerinin, kişinin kabiliyet ve davranışlarına tesir ettiğini ifade etmiş ve böylece nörofizyolojinin kurucuları arasına girmiştir. Kısaca özetlemek gerekirse: Kafatasının şekli, kişinin kabiliyet ve zaaflarına işaret eder. Birçok uzmana göre bu durum bir saçmalıktır, bazılarına göre ise, esaslı bir tespittir. Daha sonraları bu görüşlerin istismar edilip ırkçılığın zeminini oluşturması büyük bir talihsizliktir.

Gall, idam edilen suçluların kafataslarını inceleyerek, kriminal bir yatkınlığın göstergesi olabilecek işaret ve özellik aramıştır. 1876 yılında bu ifrat düşünce en üst noktaya ulaşmıştı: İtalyan askerî hekim Cesare Lombroso “Kriminal İnsan” başlıklı kitabıyla dünyaya vehmin nasıl bilim suretine bürünebileceğini gösteriyordu. Lombroso´a göre meselâ zanlı kişiler, belirgin büyüklükte veya küçüklükte kafa tasına, kepçe kulağa, kaşların üzerinde şişkinliğe sahip olup çılgın veya bulanık bakışlıdır. Eleştirmenler bu öğretiyi “idamlık fizyonomi” diye tenkit ederek masum insanları suçlu gibi damgaladığını belirtir.

ABD´de kişilerin sosyal çevresi ile kriminallik arasındaki münasebetler araştırılırken, Avrupa´da ise, kişinin doğuştan vücudunda kriminal bir mizaç veya yapının olup olmadığı tespite çalışılmıştır. Bugün dahi çirkin görünümlü insanların kötü olduğu düşüncesi bu dönemin kalıntılarıdır. Bu idamlık fizyonomi öğretisi Almanya´da 1920´li yıllarda ifrat seviyesine ulaşır: 1929 yılında işlenen bir dizi cinayet Düsseldorf’luları dehşet ve korku içinde bırakır. Polis muhtemel fâili takdim ettiğinde, kimsenin bundan şüphesi yoktur: 21 yaşındaki zekâ özürlü Hans Stausberg suçlu imajına uymaktadır. Ancak bir cinayet daha işlendiğinde, “Düsseldorf´un gerçek vampiri” bulunur. Adı Peter Kürten´dir. Yüzü iyi niyetli, zararsız, şüphe uyandırmayan bir tiptir. Bu bir şoktur. Hemen hemen herkes, onu görme fırsatını bulur. Kürten´in fotoğrafı bütün gazetelerde yayımlanır. Artık görüntülü haberleşme devri çoktan başlamıştır. Hattâ fizyonomi öğretisinin bizzat kendisi dahi fotoğraf sayesinde, daha sonra filmle de büyük çıkış yakalayacaktır. Fotoğrafçılar, sanatçılar ve filozoflar, fizyonomik sorularla ilgilenirler.

Tipik Alman nasıldır? Tipik işçi yüzünün ana hatları nelerdir? Ne var ki bu sahadan ırkçılık hezeyanına sadece bir adım vardır. Buna karşı Hitler´in kendi yüzü ise, birçok fizyonomi uzmanı için problem teşkil eder. Çünkü Otto Malig gibi uzmanlar, Führer´in yüzünde plânsızlık, gurur ve çılgınlığa meyil keşfederler ve bu düşüncelerinden dolayı hapse düşerler. Bazıları ise kasten bu hatları görmezden gelerek, dikkati Hitler´in mavi gözlerine ve ellerinin güzelliğine çeker.
21. yüzyılda, psikoloji, nöroloji, tıp ve sanat gibi çeşitli disiplinlerde fizyonomi konuları tekrar ele alınmakta; “nonverbal iletişim”, yani sadece mimik ve vücut diliyle gerçekleşen iletişim üzerine yapılan araştırmalar revaç görmektedir. Bu çabalar, insan görünümlü robotların geliştirilmesinde önem arz etmektedir.

Portre ressamı Carl Huter´in izindeki Huter dernekleri ve diğer fizyonomi uzmanlarının ırkçı teori veya kriminal-antropolojiden uzaklaşmalarına rağmen, şu temel soru mevcudiyetini korumaktadır: Fizyonomi yakıştırmaları ne derece gerçektir? Birçok dile de yansıdığı gibi, dar kafalılar, kalın kafalılar, nurlu yüzler vs var mıdır? Bu konuda çeşitli fikirler öne sürülmektedir. Meselâ Duisburglu Psikolog Prof. Siegfried Frey, fizyonomi yorumlarını, yorumcunun ön yargıları ve ruh haletine bağlarken, diğer uzmanlar tam zıddı görüşe sahiptirler. Meselâ Harvard psikologlarından Nalini Ambady ve Robert Rosenthal, tanımadıkları yüzü doğru yorumladıklarından sık sık bahsederler. Özellikle bir kişinin hoşsohbet mi, yoksa içine kapanık mı olduğunda tam isabet kaydetmişler. Bir öğretmenin pedagojik kabiliyetini, sadece fotoğrafa bakarak tahmin etmede de başarı notu iyidir. Yapılan tahminler, ilgili öğretmenin öğrencilerinin ifadeleriyle karşılaştırıldığında, üçte ikiyi aşan nispette bir uyuşma olduğu görülmüştür.