Benlik Nedir?

0
4266

“Şu adam kendini ne zannediyor? “Etine bakamaz, buduna bakmaz her işe burnunu sokar? “Bu yarışı kesin kazanabilirdi, niçin katılmadı ki? Gibi birçok sorularla çevrenizdeki insanları değerlendirdiğiniz ve yargıladığınız olmuştur. Bazen de “Çok çirkin görünüyorum”, “Bu işler bana göre değil, hiç başlamamak daha iyi” gibi kendisi hakkında olumsuz yargılarda bulunan insanlarla da karşılaşıyorsunuzdur. Toplumda bireylerin kendilerine ilişkin yargılara kendiliğinden gelmediği ve bu sonucu doğuran birçok belirleyicinin olduğu da bir gerçektir. Konuyu birazcık irdelersek:

Çocukta gelişecek “benlik” gensel kalıtım ve büyük ölçüde da içinde yaşadığı sosyo-kültürel koşulların özelliklerine bağlıdır. Benlik, kişiliğin dışında olmamasına karşın, kişiliğin içinde özel bir öneme sahiptir. Yani benlik, kişilikle iç içe olmakla birlikte kişilikten ayrı bir takım özellikler taşır. Benlik kavramı, kendinizle ilgili bütün düşünceler, algılamalar, duygular ve değerlendirmelerin tümünün etkileşiminden doğan sonuç olarak tanımlanabilir. Eş deyişle benlik, bireyin kendi kişiliğine ilişkin kanılarının toplamı, insanın kendisini tanıma ve değerlendirme biçimidir. Kısaca kendi kendini nasıl gördüğü ve ifade ettiğidir…

Benlik kavramının anlaşılması ve yapısını oluşturan etmenlerin çözümlenmesi için öncelikle; “Ben neyim ve hangi özelliklere sahibim?”, “Neleri yapabilir, neleri yapamam?”, “Benim için neler değerlidir?”, “Hedefim nedir?” Gibi soruların sorulması ve yanıtlarının verilmesi gerekir…

Ben neyim ve hangi özelliklere sahibim? Sorusuna birey; ya “ben akılsızım, beceriksizim, anti sosyalim, başkalarına bağımlı bir insanım, şanssızım, sınıfın en başarısız öğrencisi benim, sakatım” gibi olumsuz ya da “Ben akıllıyım, zekiyim, lider olacak nitelikteyim, yetenekliyim, becerikliyim, sevimliyim, sakatlığım bana ayrıcalık kazandırıyor” tarzında olumlu cevaplar da verebilir. Burada önemli olan bireyin olmak istediği gibi değil de objektif ve gerçekçi biçimde kendisini değerlendirmesidir. Doğal olarak bu yargılara anında varmış değildir. Zaman içinde “etki-tepki” sonucu “neden-sonuç” sürecinde bu yargılar oluşmuştur…

Neleri yapabilir, neleri yapamam? Sorusuna ise birey; “Resim ve matematiğe yeteneğim var, her yabancı dili rahatlıkla öğrenebilirim, iyi bir ses sanatçısı olabilirim, çok güzel konuşabilirim, çevremle kolay ilişki kurabilirim, iyi bir sporcu olamam” şeklinde cevap verebileceği gibi bunun aksine, kendisi için olumsuz cevaplar da verebilir. Birey genetik kalıtımından getirdiği özelliklerini ne kadar gerçekçi değerlendirmiş ise kendisini o kadar tanıyor demektir…

Benim için neler değerlidir? Sorusuna ise birey; “annem-babam çok kıymetlidir, bilgi edinmek çok önemlidir, başarmak için çalışmak gerekir, çalışmak için sessiz bir ortam şart, benim eşyalarım kıymetlidir, şunlar benim için iyi ve doğru şunlar ise kötü ve yanlıştır ” gibi kendince değerleri ifade ederken bunların aksi olan durumları da belirterek cevaplayabilir. Burada önemli olan olumlu ya da olumsuz yargılardan oluşan değerler sistemini tanıması ve kendini burada belirli bir özellik çerçevesinde değerlendirmesi, tutum ve davranışları ile bu değerleri sergilemesidir. Bu da benliğin önemli bir bölümünü oluşturur.

Hedefim nedir? Sorusuna birey; geleceğe ilişkin beklentisi ve toplum içinde almak istediği rol ile gelecekte olmak istediği konuma dair yanıtlar verir. Örneğin;”İyi bir iş adamı”, “mühendis” veya “öğretmen” olacağım gibi… (Gerçi ilgi ve beklentiler zamanla şartlara göre değişebilir.) Hedefini belirttiği bu durum da, onun benliğinin belirlenmesinde önemli etkisi olan etmenlerdendir. Burada çocuğun, özelik ve yeteneklerine uygun hedefler ile idealler belirleyebilmesi onun amaçlarına kolay ulaşmasını sağlar. Böylece benliğin belirli yönlerini içeren bu soru ve cevaplarla birey; kendi özellik ve yeteneklerini, değer yargılarını ve de gelecekteki beklentilerinin dinamik örüntüsü olan benliğini tanımış olur. Beklenti de benliğini oluşturmada önemli rol oynar…

Çocuğun, kendisi ile ilgili yargıları ve çevresindeki ilk izlenimleri hissetmeye başlamasıyla benliği oluşmaya başlar. Benlik, kişinin kendisini algılama biçimidir. Diğer eş deyişle benlik, bireyin kendi içine bakışı ve çevresinin ona baktığı şeklin örtüştüğü biçimiyle algılanmasıdır. Çocuğun kişiliğinin oluşma­sındaki en önemli etken “benlik kavramı”dır. Benlik kavramının en önemli bölümü ise bebeklikte oluşur. Benlik kavramı, çocuğun kendisiyle ilgili olarak kafasında çizdiği görüntüdür. Bu görüntü, çocuğun kendine güvenip güvenmeyeceğini, içe ya da dışa dönük olacağını, atak ya da çekingen bir davranış mı sergileyeceğini belirler. Çocuğun benlik kavramı, onunla dünyayı seyrettiği bir gözlük gibidir…

Çocuklar, benlik kavramına sahip olarak doğmazlar. Ancak belirli özelliklerini de kalıtım yoluyla getirirler. Çocuk tüm bildiklerini ve yapabildiklerini kalıtımla getirdiği özellik ve yetenekler ölçüsünde anne-baba ve içinde bulunduğu ortamın yaşam biçiminden öğrenir. Bunu öğrenmeye de bebekken, hem de doğar doğmaz başlarlar. Bebeklik döneminde, çocuğun yaşam hakkındaki temel görüşü oluşur. Çocuk bu dönemde, bebek gözüyle dünyaya bakış açısını ve yaşam felsefesini kurmaktadır. Burada anne-babanın tutumu ve kişiliği, çocuğuna yaklaşım şekli ve aile içi uyum çocuğun benlik kavramını önemli ölçüde etkiler. Yine bu dönemde ya temel bir güven ve mutluluk ya da güvensizlik ve mutsuzluk duymaya başlar. Çocuk büyüyüp olgunlaştıkça ve çevresi ile olan ilişkiler sonucu sosyalleşmesi sağlandıkça, çocuğun ben kavramı, yani çevresindeki kişi, grup, cisim ve olgular karşısında “ben”in yeri ve durumu daha belirgin şekil kazanmaya başlar. Yukarda da değindiğimiz gibi bireyin sosyalleşmesi, doğuştan getirdiği biyolojik olanakları, zeka düzeyi, sahip olduğu yaşantı çeşitleri ve zenginlikleri sınırları içinde şekil alacağı da bir gerçektir…

Böylece, bireyin çevresi ile olan ilişkilerinde belli durumlara, kişilere ve olaylara karşı gösterdiği davranımların şekli ve tarzının bireye has bir biçimde sistemleşmesinde, bu benlik kavramı büyük rol oynar. Benlik yapısı oluşup güçlendikçe kişi, çevresindeki sorunlarla daha kolay baş edebilmektedir. Benliğin oluşup güçlenmesi, en az ergenlik dönemi sonuna kadar süren bir çaba ile sağlanır.

Güçlü bir benlik geliştirebilmek için birey, bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemlerinin her birinde duyduğu ihtiyaçlarını, doyurucu düzeyde ve dengeli bir biçimde gidermiş; bu dönemlerin her birine ilişkin sorunlarını, başarıyla çözmüş olmalıdır. Her bireyin çevre olanaklarından yararlanıp gizilgüçlerini geliştirebildiği oranda, benliğini güçlendireceği söylenebilir.

Ergenlik dönemi, benlik kavramının kesin olarak şekil aldığı dönem olarak kabul edilmektedir. Kişide kimlik gelişimi, yaşam boyu süren bir gelişim olmakla beraber, kimlik gelişiminde en önemli çağ, ergenlik dönemidir. Ergenlik döneminin ve önceki dönemlerin sağlıklı gelişmesi halinde, genç, kendini keşfetmiş olarak yetişkinlik dönemine geçer. Çocukluğunda yaşadığı sağlıksız gelişmenin yanı sıra, bu dönemde de sağlıksız gelişme görülürse, genç, kişiliği oluşmamış biçimde yetişkinliğe adım atmış olur.

Çocuğunuzun özgüvenli bir benlik geliştirmesi için öncelikle ailenizde sağlıklı, huzurlu, biri birine sevgi ve saygı duyulan ve tutarlı bir ortam oluşturmanız gerekir. Çünkü çocuğun dünyaya baktığı gözlüğün camı bu aile ortamdır. . Temel ihtiyaçları karşılanan çocukta güven, iyimserlik duygularının temeli atılacak ve çocuğunuz potansiyel yeteneklerini mümkün olan en üst düzeyde geliştirecektir. Ayrıca sizin beklentileriniz çocuğun kendisiyle ilgili düşüncelerini şekillendirecektir. Çocuğunuzu her yönüyle tanımadan da bunu yapamazsınız. Çocuğun özellikleri ve yetenekleri gözetilmeden zor hedefler belirlenmesi ve kullanılan dil onu yılgınlığa ve bezginliğe sürükler ki sağlıklı bir benlik de oluşmaz. Onun belirlediği hedeflere saygı göstermeniz gerekir. Sadece belirlenmiş bir amacı gerçekleştirdikleri için değil çabaları için de desteklemeniz gerekir. Yalnız onu cesaretlendirirken çok genel ve abartılı övgüler yerine belirgin geribildirimler kullanmak kendilerini değerlendirmeye yardımcı olacaktır…

Burada şöyle bir örnek verecek olursak; eğer çocuk eve 4’lerle dolu bir karne getirdiyse onu, çaba ve başarılarından dolayı överseniz, o da kendini başardıkları hakkında iyi hissedecektir. Ancak kendi beklentinizin gerçekleşmediği duygusu içinde “Neden Matematik ve Türkçeden 5 almadın” şeklinde bir tepki verirseniz çocuk her iki durumda notu 4 olduğu halde benlik değeri zarar görecektir. Kendi tepkilerinizin ve kullandığınız dildeki hitabın niteliğinin gücüne duyarlı olmanız gerekir…

Çocuk, kendi gücü ile ilgili olarak ilk izlenim ve edinimlerini elde etmeye başladığı zaman anne-babanın “çocuğumuz zaten beceriksiz” düşüncesi taşıyan bir aile ortamda büyüyen çocuk kendisinin “beceriksiz” olduğuna inanır ve becerikli olmaktan vazgeçer. Bunun tersi bir şekilde, kendisine sürekli “doğru ve dürüst” olduğu telkin edilen çocuk da “doğru ve dürüst” olmaya gayret eder. Her şey ona nasıl davranacağınıza bağlıdır. Yanlış davranışlarınız, çocuğun kendine duyduğu güveni yok edebileceği gibi, kendine güven verici sözlerle hitap edilen çocuk da iyi bir benlik kazanabilir…

Bazı çocuklar, kendileri için, “Ben iyi bir çocuğum. Beni herkes sever. Ben her şeyi becerebilirim. Yeni şeyler dener ve başarırım.” düşüncesindedirler. Bu görüşteki çocuklar, okulda da okul dışında da kimseyi tedirgin etmezler ve en çok, en çabuk bu tip çocuklar öğrenir. Halbu ki “Ben, iyi bir çocuk değilim. Beni kimse sevmiyor. Ben hiçbir şey beceremem. Nasıl olsa başaramayacağıma göre hiç denememek daha iyi” diyen çocuklar da vardır. Bunlar, hem kendileri için, hem çevrelerindekiler için çeşitli sorunlara yol açarlar. Öğrenmekte en çok güçlük çekenler de böyle düşünen çocuklardır…

Çocuğunuzun sağlıklı bir benlik kavramı geliştirebilmesi için onun desteklenmesi gerekir. Geliştirmek istediğiniz eksik yönlerinin belirlenmesinde öğretmenleri, okul rehberlik servisleri ile işbirliği yaparak tespit edebilir ve bu konularda bilgi sahibi olup izleyeceğiniz yol konusunda isabetli karar verebilirsiniz. Çünkü çocuk gelişimi bir bütündür, hiçbir yönü diğerinden bağımsız değildir. Yetersiz olan bir durum diğerlerini de etkiler ve uyumsuzluklara neden olur. Çocuğunuzu yetiştirirken öğretmeni, okul rehberlik servisi, ilçe veya il rehberlik servisleri ve sağlık kuruluşlarından yardım almaktan ve işbirliği yapmakta kaçınmayınız. Çünkü o kurumların elinde bu ve benzeri konulara ilişkin Bakanlığın gönderdiği anket ve dökümler mevcuttur. Rahatlıkla onlardan yararlanabilir karşılaştığınız veya ilerde karşılaşabileceğiniz sorunları rahatlıkla çözümleyebilirsiniz…

Tüm sorunlarını çözümlemiş mutlu bir aile olmanız dileğiyle…

İsmail KARAYILAN