Video: Bertrand Piccard’ın güneş enerjili macerası

0
108

Yeni onyılın başlangıcından beri, maceracı Bertrand Piccard bizi mücadeleye çağırıyor: İmkansız görünen şeyde motivasyon bulun. Bizimle birçoklarının yapılamaz dediği şeyi yapma planlarını paylaşıyor — dünyanın etrafını, hiç durmadan, güneş enerjili hava aracıyla dolaşmak.

Balonla uçma hakkında çok şey öğrendim, özellikle Brian Jones ile dünyanın etrafında dolaşarak yaptığım uçuşlardan sonra. Bu resmi çektiğimde, gecenin neminden dolayı pencere donmuştu. Diğer taraftaysa güneş yükseliyordu. Gördüğünüz gibi buzun diğer tarafında buzu incelemeye cesareti olmayanlar için bilinmeyen, görünmeyen ve açıkça belli olmayan şeyler var.

Bir çok insan, diğer tarafta ne olduğunu görmek için, buzu araştırma riskini göze almak yerine, bildikleri buzda acı çekmeyi tercih ediyor. Ve bence bu toplumumuzun başlıca sorunlarından birisi. Ünlü TED seyircisi olmasa bile, bir çok insan bilinmeyenin, şüphelerin ve soru işaretlerinin tehlikeli olduğunu öğrenir. Ve değişikliklere direnmeyi, her şeyi kontrol altında tutmak gerektiğini. Halbuki, bilinmeyen hayatın bir parçasıdır.

Bu anlamda, balonda uçmak güzel bir metafor. Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz. Bir yöne doğru gitmek isteriz, ama rüzgarlar bizi tıpkı hayattaki gibi başka bir yöne savurur. Ve hayata karşı, rüzgarlara karşı bize olan şeylere karşı ufka paralel biçimde savaştığımız sürece, hayat bir kabus olur.

Bir balonu nasıl yönlendiririz? Atmosferin, rüzgarın herbiri farklı yönde esen pek çok katmandan oluştuğunu anlayarak. Böylece, eğer yörüngemizi değiştirmemiz gerekiyorsa, hayatta ya da balonda, rakım değiştirmemiz gerektiğini anlarız. Hayatta bunu değiştirmek, başka bir psikolojik, filozofik, ruhsal boyuta yükselmek anlamına gelir. Peki bunu nasıl yaparız?

Balonda ya da hayatta rakımı nasıl değiştiririz? Metafordan, her gün kullanabileceğimiz daha pratik bir şeye nasıl geçeriz? Balonda bu kolay, ağırlıklarımız var. Ağırlıkları attığımızda yükseliriz. Kum, su, artık ihtiyacımız olmayan bütün ekipman. Bence hayatta da aynen böyle olmalı.

Bilirsiniz, insanlar liderlik ruhu hakkında konuştuklarında, sık sık onların yeni fikirleri olan insanlar olduğuna inanırlar. Bu doğru değil. Liderler yeni fikirler olan insanlar değildir, çünkü yeni fikirlere sahip olmak çok kolaydır. Gözlerimizi yalnızca bir dakikalığına kapatırız ve bir çok yeni fikirle açarız. Hayır, bir lider kendisinin ağırlıklarını atmasına izin verendir. Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar. Ve bunu yapmayı başardığımızda ne olur ? Hayat artık yalnızca bir boyutta bir yöne giden bir çizgi olmaz. Hayır. Hayat üç boyutta da, mümkün olan her yöne giden tüm olası çizgilerden yapılmış olacaktır.

Ve liderlik ruhu kendimize bu düşey ekseni keşfetmek için her izin verişimiz olacaktır. Tabi ki balondaki atmosfer gibi değil, hayatın kendisinde olduğu gibi. Düşey ekseni keşfetmek, bizim istedeğimiz yöne giden yolu bulmadan önce olası bütün yolları, bütün davranış şekillerini, ve düşünme yollarını keşfetmek demektir. Bu çok kullanışlı. Politikada yer alabilir. Tinsellikte yer alabilir. Çevre, finans, ve çocukların eğitiminde yer alabilir.

Ben, eğer politikayı sağ ve sol kanat arasındaki trenç olmadan yapmayı başarırsak, hayatın çok daha büyük bir macera olacağına inanıyorum. Çünkü bütün bu politik dogmaları atacağız. Yeşillerin bazılarının geçmişte gösterdiği temelcilikten kurtulursak, ağırlıkları aşağıya atarsak, çevreyi çok daha iyi koruyabileceğimize inanıyorum. Ve dinsel dogmalardan kurtulursak, tekamülü artmış bir tinselliği amaçlayabileceğimize de. Yönümüzü değiştirmek için ağırlıklardan kurtulmak.

Bunlar benim uzun zamandır inandığım şeyler. Aslında bunlar hakkında konuşmaya davet edilmek için, balonla dünyayı turlamam gerekti. (Gülüşler) (Alkışlar) Hangi yükseklikte gideceğimizi ve hangi ağırlığı atacağımızı bilmek tabiki kolay değildir. Bazen arkadaş, aile üyeleri ya da psikiyatriste ihtiyaç duyarız. Balonda “Hava Adamı”na ihtiyacımız vardır. Rüzgarın hangi yükseklik olursa olsun her katmanının yönünü, balon pilotuna yardımcı olmak için hesaplayan kişi. Ama bu bazen aykırı olur.

Brian Jones ve ben dünyanın etrafında gezerken, “Hava Adamı” bize alçaktan ve yavaşça uçmamızı söyledi. Hesaplarımıza göre, asla dünyanın etrafında o hızda uçamayacaktık. Böylece aldırmadık. Yüksekten ve iki katı hızla uçtuk.

“Hava Adamı” dediğim jet-akımını bulmaktan o kadar gurur duyuyordum ki… ona, “Hey, adamım, biz burda iyi pilotluk yapıyoruz değil mi?” dedim. “Senin tahmin ettiğinden iki kat hızlı uçuyoruz” Bana “Yapma.Yavaşlamak için derhal alçal” dedi. Tartışmaya başladım, “Bunu yapmayacağım. O kadar yavaş uçmak için yeterli gazımız yok.” Bana, “Evet ama solundaki alçak basınçla çok hızlı uçarsan, birkaç saat içinde sola dönecek ve soluğu Kuzey Kutbu’nda alacaksın.” (Gülüşler) Ve bana sordu– hayatım boyunca unutmayacağım şeyi– dedi ki, “Yukarıdaki iyi pilot sensin. Gerçekten ne istiyorsun? Hızlıca yanlış yönde mi gitmeyi, yavaşça doğru yönde mi?” (Gülüşler) (Alkışlar)

İşte bu yüzden ona ihtiyacınız var. Bu yüzden ileri görüşlü insanlara ihtiyacınız var. Ve şimdiki politik hükümetlerde sahip olduğumuz politik görüşlerde başarısız olan şey kesinlikle budur. Duymuş olduğunuz gibi, çok fazla enerji tüketiyoruz, böylesine tüketilebilir bir yaşam kaynağıyla hayatın fazla süremeyeceğini anlamayarak. Aslında böylece alçaldık. Yavaşladık. Korkmaya başladık çünkü balondaki az miktarda gazın bizi 45,000 km nasıl götüreceği hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Ama kendimizi şüphe ve korkulardan hariç tutmalıydık. Bu da asıl maceranın başladığı yerdi.

Sahara ve Hindistan’ın üzerinden uçarken iyi bir tatil oldu. İstediğimiz zaman inip uçakla evlerimize dönebilirdik. Pacific’in ortasında iyi rüzgarlarınız olmadığı zaman inemezsiniz, ve geri dönemezsiniz. Bu bir kriz. Bu an otomatik düşünme yolundan uyanma vaktinizdir. Bu an, içinizdeki potansiyeli ve yaratıcılığınızı motive etme vaktidir. İşte bu yeni duruma adapte olmak için bütün yükleri, kesin inançları attığınız zamandır.

Aslında uçuş planımızı tümüyle değiştirdik. Stratejimizi tamamen değiştirdik. 20 gün sonra Mısır’a başarıyla vardık. Ama bu resmi size gösterme nedenim ne kadar mutlu olduğumuzu anlatmak için değil, son tüplerde ne kadar gaz kaldığını göstermek için. 3.7 ton sıvı propan gazıyla başladık. 40 kiloyla indik.

Bunu görünce kendime bir söz verdim. Dünyanın etrafındaki bir sonraki seferim, fosil enerjilerden de bağımsız hiç yakıtsız olacaktı. Güvende olmak için, yakıt göstergesi yüzünden tehdit edilmemek için. Bunun nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bunun sadece bir rüya olduğunu ve bunu yapmak istediğimi düşündüm.

Balonumun kapsülü tanıtıldığı zaman resmi olarak Washington’daki Hava ve Uzay Müzesinde, Charles Lindbergh’in uçağıyla birlikte, Apollo 11 ile, Wright Brothers Flier ile, Chuck Yeager’s 61 ile, İşte o zaman gerçekten düşündüm. 20. yüzyıl çok parlaktı. Ordaki her şeyi yapmamıza imkan sağladı. Ama bu gelecekte mümkün olmayacak. Çok fazla enerji tüketiyor. Pahalıya mal olacak. Yasaklanacak. Çünkü şimdiden itibaren önümüzdeki yıllar boyunca doğal kaynaklarımızı korumamız gerekecek.

Peki fosil enerjiden bağımsız olan birşey ile bu öncü ruhu nasıl devam ettirebiliriz? Ve Solar Impulse projesi kafamda dönmeye başladı. Ve bence bu 21. yüzyıl için de güzel bir metafor. Öncü ruh devam etmeli, ama başka bir seviyede. Gezegeni ya da uzayı fethetmek için değil, artık değil, bu yapıldı. Hayatın kalitesini iyileştirmek için. Peki en inanılmazı mümkün yapmak için kesinliklerin buzundan nasıl geçebiliriz? Bugün imkansız olan bir şey — fosil enerjiye bağımlılığımızdan kurtulmak.

İnsanlara dünyadaki fosil enerjilerden bağımsız olmak istediğinizi söylerseniz, burası, yani çılgın insanların konuşmaya çağrıldığı bu yer dışında, size güleceklerdir. (Gülüşler) Yani, dünyanın etrafında hiç yakıt kullanmadan güneş enerjili uçakla uçma fikri gelecekte kimsenin arabalar, ısıtma sistemleri, bilgisayarlar ve diğerleri için yapılması imkansız diyemeyeceği bir şey.

Güneş enerjili uçaklar yeni değil. Geçmişte uçtular ama, bataryalar, muhafaza kapasiteleri olmadan. Yani onlar yenilenebilir enerjinin potansiyelinden çok onun limitlerini kanıtladılar. Potansiyeli göstermek için, gece gündüz uçmalıyız. Bu bataryaları gece uçuşu sırasında kullanmak için uçuş sırasında yüklemek ve ertesi gün de uçmak anlamına geliyor. Uzaktan kumandalı, pilotsuz, küçük uçaklar zaten yapıldı.

Ama hikayede kalıyorlar çünkü halk onlarla özdeşleşemedi. Sanırım, uçakta, uçuşu insan için bir macera haline getirebilecek, öğrencilerle, üniversitelerle ve politikacılarla konuşabilen bir pilota ihtiyacınız var. Bunun için, maalesef, dört metrelik kanat genişliği yeterli değil. 64 metre gerekiyor. Bir pilotu ve bataryaları taşımak için 64 metrelik kanat genişliği, aerodinamik verimle yavaşça uçacak. Neden? Çünkü yakıtı yenilemek çok zor. Bu kesin. Uçağımızdaki 200 metre kare güneş enerjisiyle 200 küçük ampulle aynı enerjiyi üretebiliriz. Bu bir Noel ağacı demek, büyük olanından.

Soru şu, dünyanın etrafında bir pilotu büyük bir Noel ağacıyla aynı enerjiyi kullanan bir uçakla nasıl taşıyabilirsiniz? İnsanlar imkansız olduğunu söyleyecekler ve tam da bu yüzden bunu yapmaya çalışıyoruz. Projeyi çalışma arkadaşım Andre Borschberg ile altı yıl önce başlattık. Şimdi bizimle takımda çalışan 70 kişi var. Simülasyon, dizayn, hesaplama, ilk prototipin yapısını hazırlama gibi süreçlerden geçtik. İki yıllık çalışma sonunda elde edilenler. Kokpit, pervane, motor. Burdaki uçak gövdesi, çok hafif. Bir artist tarafından yapılmadı ama olabilir de. Bütün gövde 50 kilo. Kanat kirişleri birkaç kilo daha fazla.

Uçağın tüm yapısı bu. Bir ay önce açılışını yaptık. Altı yıldır bunun üzerinde çalışan bir takım için bunun sadece bir hayal ve görüş değil gerçek bir uçak olduğunu göstermenin nasıl olduğunu hayal edemezsiniz. Sonunda sunabildiğimiz gerçek bir uçak.

Şimdi amaç ne? Amaç yılın sonunda ilk test için havalanmak, ama gerçek amaç gelecek sene, bahar ya da yaz, kendi gücümüz üzerinden, yani yardım olmadan, yedeğe çekilmeden, 9,000 metreye çıkmak. Aynı anda baterileri yüklüyoruz, motorları çalıştırıyoruz ve maksimum yüksekliğe çıktığımızda gecenin başlangıcına varıyoruz. Ve sadece bir hedefimiz olacak sadece bir tane, bataryalar boşalmadan güneşin doğuşunu yakalamak. (Gülüşler)

Bu kesinlikle dünyamızın sembolü, uçağımız çok ağırsa, pilot enerji harcarsa, gece boyu dayanamayız. Dünyamızı da heba etmeye devam edersek, enerji kaynaklarını harcarsak, bu kadar enerji harcayan şeyler yapmaya devam edersek, ki şimdi şirketlerin çoğu iflas ediyor, bu gezegeni gelecek kuşaklara temel bir sorun olmadan devredemeyeceğimiz çok açık.

Gördüğünüz gibi, uçak daha çok bir sembol. Önümüzdeki yıllarda 200 kişiyi taşıyacağını düşünmüyorum. Ama Lindbergh Atlantik’i geçtiği zaman yükü de bir kişi ve biraz yakıt için anca yeterliydi. Ve 20 yıl sonra Atlantik’i geçen her uçakta 200 kişi vardı.

Başlamalıyız. Örnekleri göstermeliyiz. Burdaki resme benziyor. Magritte’nin bir tablosu. Benim çok sevdiğim bir Hollanda müzesinde. Bu bir pipo ve ‘Bu bir pipo değildir’ yazıyor. Bu bir uçak değil. Bu imkansıza inandığımızda, takımımız olduğunda, öncü ruhumuz olduğunda, ve özellikle de kesinliklerimizin hepsinden kurtulmamız gerektiğini anladığımızda ulaşabileceklerimizin sembolüdür.

Beni mutlu eden, en başta, mesajımızın anlaşılması için dünyanın etrafında yakıtsız gitmek zorunda kalacağımızı düşünmemdi. Her geçen gün artan bir şekilde, Andre ile birlikte bu proje hakkında, onun sembolü hakkında konuşmak için enerji forumlarına politikacılar tarafından davet ediliyoruz ve onlara fosil enerjilerine bağımlılıktan kurtulmayı düşünmenin tamamen aptalca olmadığını göstermeye çalışıyoruz.

Yani bugünkü gibi konuşmalar, röportajlar, toplantılar boyunca amacımız takıma mümkün olduğu kadar çok insanı katmak. Biz “sadece” dünyanın çevresinde güneş enerjili uçakla uçup durursak başarı asla gelmeyecektir Hayır, başarı yeteri sayıda insanın günlük yaşamında bunun aynısını yapmaya motive olmasıyla gelecektir, Yani enerji tasarrufu ve yenilenebilir kaynaklarla. Bu mümkün. Biliyorsunuz, bugün sahip olduğumuz teknojiyle, Avrupa’da bir ülkenin enerjisinin yüzde 30 ya da 50 sini tasarruf edebiliriz. Kalanın yarısını yenilenebilirlerle çözebiliriz. Geriye benzin, kömür, nükleer vs için yüzde 25 ya da 30 kalıyor. Bu kabul edilebilir.

Bu yüzden de bu tip bir ruha inanan her bir kişi bu takıma memnuniyetle kabul edilecek. Yaptığımız şeyle ilgili bilgi almak için SolarImpulse.com’a gidip üye olabilirsiniz. Ama dahası, öneriler almak, yorumlarınızı bırakmak, kelimeleri mümkünse havada, ki elbette yerde de mümkündür, yayabilmek için.

Geleceğimiz ne zaman biraz buzlansa, buzdan korkumuzu yenme cesaretini gösterdiğimizde, hayatımızın harika olacağını ve başarımızın da parlak olacağını bilmeliyiz. Engelleri aşmak için, sorunu atlatmak için, diğer tarafta ne olduğunu görmek için. İşte, biz bu tarafta bunları yapıyoruz. Herkesin amacı, hayali ve görüşü var.

Şimdi sizi başbaşa bırakacağım soru: Hayatınızdan atmak istediğiniz yük hangisi? Ki bu, istediğiniz başarıya ulaşmak için, gerçekten size ait olan yere gelmek için, sahip olduğunuz potansiyelle, gerçekten yapabileceğiniz şeyi yapmak için hayatınızda uçmayı tercih ettiğiniz rakımı belirlemenizdir. Çünkü sahip olduğumuz en yenilenebilir enerji kendi potansiyel ve tutkularımızdır. Bu yüzden onun için çabalayalım. Ve size geleceğin kanatlarında mükemmel bir macera diliyorum. Teşekkürler. (Alkışlar)