Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabında Grigory Petrov bir ülkenin yani Finlandiya eğitim mucizesini anlatıyor. Atatürk’ün de okunmasını istediği kitaplardan olan Beyaz Zambaklar Ülkesinde’den on alıntıyı sizin için seçtik:

[dropcap]1. [/dropcap]Gerçekten de, kahraman büyük insandır; şimşektir. Ancak halk kitleleri de balçık yığını ya da kuru ot tınazları değildir. Onlar, şimşeği meydana getiren bulutlardır.


 

[dropcap]2. [/dropcap]Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir. Halkın sahip olduğu değerler nelerdir? Zekası, iradesi ve vicdanı gelişmekte midir yoksa zehirli otlar sarmış gibi çürüyerek yok mu olmaktadır? Veya zavallı, utanç verici bir mevcudiyet için mi sarf edilmektedir?


 

[dropcap]3. [/dropcap]Eski bir söz vardır: “Yeni toplumlar yeni şarkılar üretirler.” Zaman geçtikçe yeni nesiller geliyor. Yeni anlayışlar, yeni hedefler ve yeni istekler oluşuyor. Ve bu yeni nesilleri eski, köhnemiş kurallarla yönetemezsiniz.


 

[dropcap]4.[/dropcap] Başkalarının topraklarını zorla alan ve yağmalayan komutanlardan niçin bu kadar büyük bir saygıyla söz edildiğini anlayamıyorum. Tarih kaç defa bu gururlu işgalcilere ibret dersi verdi. Onları çocukların mukavva kutulardan yaptıkları oyuncaklar gibi yıktı. Kurdukları binalar birer vuruşla yıkıldı. Bunlar hiç kimseye ibret olmadı.


[dropcap]5. [/dropcap]Efendiler, ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz. Durmadan vatanseverlikten, ulus sevgisinden, medeniyete hizmetten söz edersiniz. Ama ulus için, vatan için, medeniyet için ne yapıyorsunuz? Bazıları milyonlar çalarak sevgili vatanı namussuzca soyuyorlar.


[dropcap]6.[/dropcap] Aydın olmak demek, başına modern şapka takmak, yakası kolalı gömlek, şık kentli kıyafetler giyinmek demek değildir. Aydınlar, halkın beyni konumundadır. Halkımız, size iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksek bir maaş alıp, kafelerde geç saatlere kadar domino ve kâğıt oyunları ile vakit geçiresiniz diye emek sarf etmedi. Böyleleri gerçek aydın değil; ancak küf tutmuş aydın olurlar. Sizler halkın aklını, vicdanını ve enerjisini uyandırmaya mecbursunuz.!


[dropcap]7.[/dropcap] Fırtına gemiyi parçalıyor. Dalgalar onu ıssız bir adaya sürüklüyor. Robenson gemiden kurtarabildiklerini adaya sürüklüyor. Adada önce kendine bir barınak yapıyor sonra buğday ekiyor, yaban keçilerini evcilleştiriyor. Yerleşik ve düzenli bir hayat kuruyor. Ey Fin kardeşler, milletimizi oluşturan 2 milyon Fin Robenson denen çocuktan daha güçsüz, daha iradesiz, daha akılsız mıdır? Hayata ve insanlara karşı görevinizin neden ibaret olduğunu düşününüz. …


[dropcap]8.[/dropcap] Tanrım beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla ben kendim başa çıkarım.


[dropcap]9. [/dropcap]Snelman acı bir ironi ile şu soruyu yöneltti: “Kanunsuzluğun en büyük öğreticisi kimlerdir, biliyor musunuz?” Sorusunu yine kendi cevapladı: “Memurların ta kendisidir. Kanunların temsilcileri. Onlar halka kanunlara karşı saygılı olmamayı öğretirler.


 

[dropcap]10.[/dropcap] Sizler de canlı lamba gibi olunuz. Hayatın hangi noktasına konulduysanız her biriniz işinizde iyi olun, yanın ve etrafınızı aydınlatın. Soba yakıtla dolu olduğu zaman, “Ne yapmalıyım?” diye sormuyor. Evi ve insanları ısıtıyor. Genelde hayatın soğuk geçtiğini düşünürsek, sizler de canlı soba olunuz ve ruhları ısıtınız.”