Beyin Fırtınası Tink Tank

0
222


Amerikali Edwin Land 1943te sahilde küçük kizinin fotografini çektigi zaman kizi sabirsizlikla, Baba! Niçin resmi hemen simdi göremiyorum ? diye sormustu. Bu soru babayi düsünmeye sevk etti. Düsünmesinin semeresini ise, ona ün kazandiran Polaroid makineyi gelistirerek gördü. Burada küçük kizin, o güne kadar düsünülmemis veya hayata geçirilememis bir olay için babasina ilham kaynagi olmustur. Yeni kesif ve icatlara zemin hazirlayan müessir yollardan biri de beyin firtinasidir (Brainstorming). Beyin firtinasinin temel prensibi sudur: Bir problemi çözmekle görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün oldugu kadar kadar çok fikir üretirler. Buradaki problem illâ da bir sikintili durum olmayabilir (Negatif problem) . Olumlu bir problem de olabilir. Meselâ bir sirket, yil sonunda elde ettigi kâri en verimli bir sekilde nasil kullanacagini bir beyin firtinasi seansi ile halledebilir. Beyin firtinasi seanslarinda üretilen fikirler mantiksiz, sira disi, çilginca ve görünüste imkânsiz olabilirler. Burada temel kaide, kesinlikle elestiri ve kritik olmamasi. Nasil olur?, bu da mi olur ? yahu, hadi be sende !, kafayi mi yedin !! ? türünden sözler henüz yeni ortaya çikmis veya çikacak olan fikri hemen yok edebilir.

Albert Einstein bu konuda söyle demistir: Ortaya atilan yeni fikirlerde bir ilginçlik, saçmalik yoksa bu fikirde umut yok demektir. Dahasi baslangiçta aptalca imis gibi görünen bir fikir, beyin firtinasi ekibinin diger üyeleri üzerinde müsbet tesirler icra edebilir. Beyin firtinasi seansinda görüsler yüksek sesle söylenmeli ve hemen kaydedilmelidir. 30-40 dklik bir seanstan sonra bütün fikirler üyeler tarafindan degerlendirilerek en iyi fikir çözüm olarak seçilir.

Beynimizin sag tarafi, zihindeki resimlerle veya hikâyelerle ilgilenmekten ve çapraz bagintilar kurmaktan hoslanir. Beyin firtinalari çalismalari sag beyni uyarir.
Yapilan çalismalar çocuklarin (bilhassa 2-7 yas arasi) okula gitmeden önce, okul dönemine göre sag beyni dokuz kat daha fazla kullandiklarini ortaya koymustur. Yani çocuklar yeni (mucitce) fikirleri daha fazla üretirler. Durum böyle iken niçin uzun yillardan beri hiçbir bilim adamimiz Nobel mükâfati almamistir? Niçin bütün yeni bulus ve icatlar baskalari tarafindan yapilmaktadir? Son yüz yildaki patentlerin yüzde kaçi bize aittir? Cevaplardan bir tanesi, okullarimizda beyin firtinasi gibi yenilikçi düsüncelerin yeterince ögretilmemesi olabilir.
Okullarimizda genellikle merakli sorular pek tesvik edilmemekte, aksine, çocuklardan kaliplar içinde düsünmeleri ve önceden hazirlanmis cevaplari vermeleri istenmektedir. Yeri gelmisken tarihimizdeki duruma kisaca bir göz atip Mimar Sinanlarin, Itrîlerin, Fatihlerin, Hazerfenlerin, Gazalilerin nasil yetistigini daha iyi anlayabiliriz.

Fatih Sultan Mehmetin kurdugu, Sahn-i Seman Medreselerinde fizik, kimya, biyoloji, matematik, astronomi, mantik, felsefe, edebiyat gibi fen ve sosyal bilimler birlikte ögretiliyor, mucit ve kâsifler yetistiriliyordu.

Havan topunu ilk icat eden Fatihtir. Barutu atesli silahlarda ilk kullanan Osmanlilardir. Ilk uçan insan bir Türktür. Mimar Sinan hâlâ asilamamistir. Bir Itrî, bir Dede Efendi henüz geçilemedi. Bir Gazali yetismedi.

Süleymaniye Kütüphanesi hâlen Dünyanin en çok el yazmasi eser bulunduran kütüphanesidir. Ancak mâzide kalmis bu hâmasî destanlara bakip iç geçirmektense, davranip Eski hâl muhâl, ya yeni hâl, ya izmihlâl deyip, gayrete gelmenin zamanin çoktan geldigini ve geçmek üzere oldugunu farketmeliyiz.

Bir Beyin Firtinasi Seansi
Problem: Sirketimizin bu seneki gelirleri çok düstü zarar ediyoruz.
Seans sirasinda ortaya atilan bir görüs: Kuslar uçar.

Beyin Firtinasi: Onlar nesnelere bir kusun gözleriyle bakarlar… Her seyi tepeden iyi bir sekilde görebilirler… Keskin bir görüsleri vardir… Bazen kanat çirpmayi birakirlar ve asagiya dogru süzülürler. Ama bunu zarif bir sekilde yaparlar… Çok beceriklidirler… Kaynaklari ziyan etmezler… Güçlerini tutumlu sekilde kullanmaya çalisirlar… Nereye gittiklerini biliyor gibidirler… Oysa çok uzaktadir, gittikleri yer… Yolculuga iyi hazirlanirlar… Her çesit hava sartlarina hazirdirlar… Gittikleri yere varmayi ümid ederler… Düsmanlarini tanirlar… Bazen kendilerini güvenlik içinde bulurlar… Bazen yirtici hayvanlar arasinda… Ama her zaman çevrelerinde bütün olup bitenlerin farkindadirlar… Bir yolunu bulup gitmeyi sürdürürler… Her gizli hava akimini kendi hizmetlerine kullanarak.. rüzgârla bozusmadan.. ama çevreyle basarili bir is birligi sergileyerek… Uçmanin büyüsündeki asaleti daima koruyarak.. dengeyi, kontrolü, ustaligi elden birakmadan yapabileceklerinin en iyisini yaparlar. Gördünüz mü ? Bir kusun uçmasindan nerelere geldik !

Sinirlari Zorlayin

Insan hayatinda birçok sinirlar vardir ve bu sinirlarin ötesine geçmek ürkütücü bulunur. Hayatimizda fizikî sinirlar oldugu gibi zihnî sinirlar da vardir. Zihnî sinirlamalar beyin firtinasi olusturacak sekilde düsünmemize izin vermezler, degisimi engellerler. Bu daha önce denenmedi, çok güçsüzüm, izin vermezler, yapamam, ne derler, bu kadar da olur mu?.. gibi ifadeler zihnî sinirlamalara örnektir. Zihnî kaliplar asildigi an, kapilar açilir ve yepyeni ufuklar bizi bekler. Sinirlari bazen bir soru ile asariz. Tipki Edward Lande, ailesinin fotograflarini çekerken küçük kizinin fotograflarimizi görmek için niçin beklemek zorundayiz? sorusunda oldugu gibi. Sinirlarimizi zorlayalim, düsünelim, düsünelim, derin tefekkürlere dalalim. Muhtesem birer makine olan hücrelerimizi, sütün diski ile kan arasinda nasil olustugunu, uzayin sonsuz büyüklügünü, kuslari, denizleri, rüzgâri… Beynimizde firtinalar olusturalim. Neticede yenilikler, kesfedilenler sizin olsun.

Think-Tank Düsünce Kulüpleri

Ülkemizin içine düstügü ve bir türlü çikamadigi bu durumdan kurtulmasi için insanimizin kolayciligi terk etmesi, okumasi, düsünmesi, tartismasi gerekmektedir. Bütün bunlarin olabilmesi için de her seyin rahatça konusulup elestirilebildigi, bir toplum yapisinin olusturulmasi gerekmektedir.

Günümüzde egitim, saglik, ekonomi, politika, savunma tratejileri ve çevre gibi hayatin her alaninda yeni yaklasimlara orijinal fikirlere ihtiyaç vardir. Bu da bol bol beyin firtinasi yapan, tefekkür eden genç ve dinamik insanlarla olacaktir. Bunun bir yolu da çok alternatifli-beyin firtinali düsünme kulüplerini (Think-Tank) her bir müessese ve sirket için kurup ayakta kalmasini ve isletilmesini saglamaktir.

Batida ileriye dönük projeler gelistiren Türkçeye tam tercümesi Düsünce Tanki olan Think-Tank kuruluslari ise Türkiyede yok denecek kadar azdir. Dolayisiyla Türkiyede bir düsüncesizlik ve bunun getirdigi bir çözümsüzlük hüküm sürmektedir. ABDde 3.500 kadar think-tank müessesesi bulunmaktadir. Bunlarin her biri ayri ihtisas sahalarinda, politikadan içtimaî problemlere, bütçeden millî müdafaaya kadar birçok sahada çalismalarini sürdürmektedirler.

Meselâ; bir think-tank kurulusu olan Brooklyns Institute sadece devlet bütçesi ile ilgilenmeyip, bütçenin hazirlanisinda müessir olmakta ve uygulamasini da takib etmektedir. Misirda bile bir think-tank arastirma enstitüsünün yillik bütçesi 2 milyon dolardir. Türkiyede ise hiçbir kurulusun bütçesi bu kadar degildir. Lübnanda bir arastirma kurulusunda çalisanlarin sayisi 30-35 kisi iken Türkiyede en büyük think-tank kurulusu olan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfinin çalisan sayisi 9-10 civarindadir.
Think-tank kulüplerini, düsüncenin AR-GEleri olarak kabul edebiliriz. Hedef çok düsünmek ve mümkün oldugunca çok düsünce üretmektir. Bir bakima, think-tanklar düsüncesizlige karsi bir isyandir. Türkiyede think-tank kuruluslari açisindan birçok bâkir sahalar vardir. Meselâ; hosgörü ve barisçi çözüm üretme konusunda Türkiyede arastirma yapan bir kurum yoktur. Silahsizlanma konusunda Batili ülkelerde çalisma yapan binlerce kurum varken, Türkiyede bir tane bile yoktur. Üniversite egitimi ve üniversiteye giris imtihani sistemi hakkinda fikir üreten kaç tane think-tank kulübü vardir?

Kisacasi Türkiyede birçok mevzuda çok sayida think-tanklara ve tabiî ki buralarda görev alarak beyin firtinalari olusturacak, yeni kesif ve icatlara zemin hazirlayacak genç dimaglara ihtiyaç vardir.

kendini geliştir