Beyni Dinlendirme Yöntemleri

0
3474

a) – Çalışma konusunu veya türünü değiştirmek

Zihnimiz yorucu bir şeyle çalışırken veya bir iş yaparken, çalışma süresi bir saati geçmeden, bir süre başka şeylerle uğraşırsak, hem kafamızı dinlendiririz, hem de yeni bir şeyler öğrenmiş veya yapmış oluruz. Bir taşla iki kuş vururuz. Örneğin beynimizi yorucu çalışmaların arasında, yorucu olmayan ve ruhumuzu okşayan şeyler okumak, yahut bedenimizi çalıştırmayı gerektiren bir şeyler yapmak gibi..

Hele Kur’an okumak, hem beyni dinlendirir, hem ruha hayat ve huzur verir, hem de Kur’an okumak ibadet olduğu için bize sevap kazandırır, günahlarımızın affına vesile olur. Allah’ın bizden razı olmasını ve bize yardımcı olmasını sağlar. Allah’ın yardım ettiği kimseler her zaman her hususta başarılı, kârlı ve mutlu olurlar. b) – Gördüğümüz şeylerle de beynimiz arasında sıkı bağlar vardır. Gönlümüze ferahlık veren her manzara ve görünüm beynimizinyorgunluğunu giderir.

Düşünerek güzel şeylere ve tabiatın güzelliklerine bakmak her-şeyin güzel yanını görmek, beynimizi dinlendirdiği gibi, gönlümüze de şenlik verir ve sıkıntılarımızı dağıtır. Yeter ki, baktığımız şey bakılması yasak olanlardan olmasın. Rengarenk güzel çiçekler hem dinlendirici, hem ruhu ferahlatıcı hem de ilham kaynağıdır. c) – Gördüğümüz şeylerle ruhumuzun da sıkı bağlantısı vardır. Kırların rengarenk çiçekleri, ovaların atlas gibi bitki örtüleri, ormanların yemyeşil görünümü, denizin dalga dalga mavi sulan, şırıl şırıl akan sular ve doğada Allah’ın yarattığı bütün güzellikler karşısında ruhumuza neşe dolar, beynimiz derinleşir, sinirlerimiz yatışır, ufkumuz genişler, görüşümüz derinleşir, zekâmız keskinleşir, gön lümüz şad olur.

Çalıştığımız yerde yukarıdaki güzelliklerin hiçbiri olmasa bile, yine de gördüğümüz şeylerin güzel yanlarını bulur, bunlarla beynimizi dinlendirir, gönlümüzü şenlendiririz. Gerçekten her şeyde mutlaka bir güzellik vardır. Çünkü Her şeyi yaratan Allah, hiçbir şeyi güzellikten tamamen yoksun bırakmaz. Gizli de olsa onda mutlaka bir güzellik vardır. Yeter ki, biz bakmasını bilelim ve gördüğümüz şeylerin güzel yanını görelim.

“Her neye baksa gözün bir, sırr-ı (*) Sübhan andadır.”

“Her ne işitse kulağın mağz-ı Kur’an (**) andadır.” “Her neye mahluk gözüyle baksan ol mahluk olur.”

“Hak gözüyle bak ki bişek, nur-i Yezdan (***) andadır.” Niyâzî-i Mısrî (*) Sırrı Subhân: Allah’ın eşyada gizlediği sırlar.

(**) Mağzı Kur’an: Kur’an’ın özü, insana verdiği manevi haz ve ilham. (***) Nuru Yezdan: Allah’ın nuru ve eşyada yarattığı güzellik.

d – Bazen, “Kafam yoruldu” deriz. Gerçekte yorulan kafa değil, kafamızın içindeki beynimizdir. Kimi zamanlarda beynimizi yorucu bir konu üzerinde çalışmayı uzatmak beynimizi yorar. Bazen de bir anda bir birbirinden ayrı ko nular üzerinde düşünmemiz beynimizin dengesini bozar, onu daha çok yorar. Tıpkı birbirleriyle uyuşmayan zıt yemekleri yediğimiz vakit midemizin yorulup rahatsız olduğu gibi.

e – Beyni -yoran sebep ne olursa olsun- dinlendirme yöntemlerinden biri de kafamızdan yorucu şeyleri çıkarıp beyni yani kafamızı boşaltmaktır. Beynimizin yorulduğunu fark edince hemen duralım. Zihnimizdeki ve hatırımızdaki Her şeyi hatta kendimizi bile unutmaya çalışalım. Kendimizi uyumuş hatta ölmüş bilelim. Beynimizi tamamen boşalttıktan sonra gözümüz kapalı 10-15 dakika kadar hareketsiz duralım. Gözümüzü açtığımızda kendimizi ve beynimizi dinlenmiş buluruz.

İsterseniz bu yazıyı okuyunca hemen denemesini yapın. Biraz sonra kendinizi dinlenmiş bulur, sözümüzü doğrularsınız. Bu yöntem hem pratik, hem kolay, hem de az zaman ister.

f – Ilık su ile banyo yapmak beynimizi ve bütün vücudumuzu dinlendirir. Sık sık yıkanmak hem temizlik, hem genel sağlığa yararlı, hem de yorulan bütün organlarımızı ve beynimizi dinlendirme yoludur. g – Beynimizi dinlendirmenin en garantili yolu uyumaktır. Konumuzun başında da değindiğimiz gibi, insan -uyumuyorsa- dinlenirken bile beyni çalışır ve oksijen tüketir. Madem ki dinlenirken de hareket ediyoruz, görüyoruz, işitiyoruz, hissediyoruz, birçok şeyler hatırlıyoruz ve düşünüyoruz. Bütün bunlar, beynin görevi ve faali yeti olduğuna göre, dinlenirken de beynimiz çalışıyor demektir.

Beyin, gerçek anlamda ancak uyurken dinlenir. Zaten uyuyan, vücudumuzun diğer organları değil, beynimizdir. Vücudumuzdaki bütün organlarımıza canlılık veren, hareket sağlayıp onları çalıştıran -sinirlerimiz aracılığı ile- beynimizdir. Çünkü organlarımız, beynimizin, ruhumuzdan aldığı emirleri ve görevleri yerine getirebilmesi için kullandığı aletleri ve hizmetkarlarıdır. Kalb, hazım cihazları ve böbrekler gibi irademiz dışında çalışan organlarımız hariç.. Bunlar uyurken de çalışır. Zira bunların durması ölüm demektir.

Beynimizi de uyanık tutan ve çalıştıran, beyin aracılığı ile ruhu-muzdur. Zira beyin ruhun idare merkezidir. Uykunun oluşma bahsinde yazdığım gibi, uyurken Allah’ın emriyle duygularımızı ve çalışmamızı sağlayan ruhumuz bedenimizden ayrılır. O zaman beynimiz de bedenimiz de dinlenir. Santralde elektrik kesilince çalışan makinelerin durduğu ve lambalar sönüp ortalığın karardığı gibi, beyin uyuyunca bütün sinirler gevşer. El, ayak, göz, kulak gibi birçok organımız çalışmadan durur. Allah’u Teâlâ’nın “uykunuzu bir dinlenme zamanı ve dinlenme vesilesi kıldık”^1^dediği gibi, uyuyunca beyinle beraber bütün vücut dinlenir. Yeter ki, uyku dinlendirici olsun.’

Zaten verimli olmamız ve yaşayabilmemiz için mutlaka uyumalıyız. Uyku süresi ve zamanı farklı olmakla beraber bütün canlılar uyur. Yalnız -fiziksel olmadığı için- ruh uyumaz. Beyni dinlendireceğim diye çok uyumak da zararlıdır.

Uyku yaşa, işe ve cinsiyete göre farklı olmalıdır. Mesela çok çalışan daha çok uyumalı, gençler yaşlılardan fazla uyumalı, kadınlar erkeklerden daha uzun süre uyumalıdırlar. Çünkü kadının yapısı erkeğe göre deha narin olup dinlenmeye daha çok ihtiyacı vardır. Bu yüzden Hz. Peygamber gece ibadetlerine ve teheccüt namazına kalktığında hanımlarını kaldırmaz, onlar uyurken kendisi ibadet ederdi.