Beynin çalışma sistemi…

0
290

Vücudumuzu ve hayatımızı yöneten beyin, olağanüstü karmaşık ağlar oluşturan milyarlarca sinir hücresinden oluşuyor. Peki bu karmaşık ağ sistemi nasıl işliyor? İşte beynin çalışma sistemi hakkında gerçekler ve efsaneler… Beyinde milyarlarca sinir hücresi vardır. Olağanüstü karmaşık ağlar oluşturan bu hücreler birbirleriyle sürekli ilişki halindedirler. Tipik bir hücrenin tel tel uzantıları vardır. Hücre bu uzantılar aracılığıyla diğer hücrelere sinyal yollar ve onlardan sinyal alır.
Bu sinyallerin, yollanıp alınırken, hücreleri birbirlerinden ayıran minik boşlukları aşması gerekir.

BEYİN NASIL ÇALIŞIR?

Bir sinir hücresi bir başka sinir hücresi ile ilişki kurmak istediğinde bir kimyasal salgılar. Bu kimyasal iki hücre arasındaki boşluğu geçer ve diğer sinir hücresine tutunur. O hücreyi faal hale getirir veya faaliyetini engeller. Daha sonra yollayan hücre kimyasalını geri alır veya kimyasal metabolize edilir.
Bu mekanizma gözlemlendikten sonra bir tez ortaya atıldı: Dendi ki depresyon, şizofreni, bipolar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi bozukluklar beyindeki bu kimyasalların anormalliğinden, dengesizliğinden meydana gelir – TİRE dopamin adlı kimyasalın azlığı şizofreniye neden olur, serotonin azlığı ise depresyon nedenidir.
Konumuz depresyon olduğu için serotonine yoğunlaşmak istiyorum. Gerçekten, yaygın olarak iddia edildiği gibi, depresyon serotonin eksikliğinden mi meydana gelir? Beyindeki serotonin miktarı artırıldığında depresyon sona erer mi?

Her iki sorunun cevabı da hayırdır.

Bir defa, araştırmalar depresyon bozukluğu geçirenlerin sadece yüzde 25′inde serotonin eksikliği olduğunu gösteriyor. Bir an serotonin eksikliği hipotezinin doğru olduğunu var saysak bile bu depresyon bozukluklarının sadece dörtte birinin nedenini açıklayabilecektir.

Geriye kalan dörtte üçünün sebebi nedir?

Gelelim ikinci soruya. Antidepresan almak beyindeki serotonin oranını hemen yükseltir. Ama ilacın depresyon üzerinde etki yapması (eğer yaparsa, tabii), yani onu azaltması veya kaldırması, tipik olarak birkaç hafta sonra olur. Bundan çıkan sonuç ilacın serotonin miktarını yükseltmekten başka nedenlerle hastaya etki yaptığıdır.
Deneylerde, hayatında depresyon geçirmemiş kişilerin beyinlerindeki serotonin miktarını düşürülmüş ancak bu kişilerde en ufak bir depresyon emaresi görülmemiştir.
Açıkça görüldüğü gibi depresyonun “kimyasallarda bozukluk”tan meydana geldiği ya da “beyin hastalığı” olduğunu söylemek yanlıştır. Depresyona serotonin eksikliği neden olmaz antidepresanlar serotonini dengeleyip depresyonu tedavi etmez.

Antidepresanlar ve akıl bozukluklarına yönelik diğer ilaçlar genel beyin fonksiyonlarını etkileyerek etki yapar. Bazen yararlı olurlar, bazen olmazlar. Neden bazen yararlı olup bazen olmadıkları bir muammadır. Bunda şaşılacak bir şey yok çünkü tedavi etmeyi hedefledikleri akıl bozuklukları da bir muammadır. Nereden, neden kaynaklanıyorlar, bilinmiyor.

Beyin sırlarını açıklamıyor. Psikiyatri bilinenlerin değil bilinmeyenlerin egemen olduğu bir tıp dalıdır. Psikiyatristler genellikle bildiklerini abartıyorlar. Önerdikleri ilaçların etkinliğini genellikle abartıp, yan etkilerini küçülttükleri gibi.

Ünlü psikiyatrist Daniel Carlat konuyu iyi özetledi:

“Modern psikiyatri budur: Sadece semptomları rehber alarak, neyi düzeltmeye çalıştığımızı tam kavramadan ve önerdiğimiz ilaçların nasıl çalıştığını tam bilmeden (hastalarımızı tedavi etmeye çalışmak).”

“Bütün ruhsal bozukluklarda depresyon, şizofreni, bipolar bozukluk ve anksiete bozuklukları bilgimizin cılız ışıkları cehaletimizin gölgesinde kayboluyor.”

Yazan : Metin Münir – Milliyet Gazetesi