Bilinmeyen Steve Jobs

1
458
Apple’ın kurucusu, ‘teknoloji tarihini değiştiren adam’ Steve Jobs’ın bizzat yazılmasını istediği biyografisi yayımlandı. Gazeteci Walter Isaacson’un iki yıllık araştırmasında çarpıcı ayrıntılar var.

Steve Jobs’la ilgili, bugüne kadar yazılanlar içinde belki de en çarpıcı olanı, Newsweek’ten Daniel Lyons’a ait: “Jobs’ın tuhaf bir yeteneği var: İhtiyacımız olduğunu bilmediğimiz cihazlar üretiyor ve sonra onlarsız yaşayamıyoruz.” Steve Wozniak’la 1971’de çıktıkları ve iPad 2’ye uzanan 40 yıllık yolda Jobs, kendini hep bir ‘yolcu’ olarak gördü: “Yolda çok şey öğrendim. Yapabileceğim her şeyi yaptım.”

Jobs’ın, biyografisini yazması için defalarca ricada bulunduğu ve sonunda bu teklife boyun eğen Walter Isaacson’a söylediği şu cümlelerse, Daniel Lyons’un harikulade tespitinin açıklayıcısıydı sanki: “Bazıları ‘Müşterilere istedikleri şeyi verin’ diyor. Bizim işimiz müşterilerin ne isteyeceklerini onlardan önce bulmak. İnsanlar ne istediklerini, ancak onlara gösterdiğin zaman bilirler. Pazar araştırmalarına asla güvenmem. Bizim işimiz henüz sayfada olmayan şeyleri okumaktır.”

“Kahramanlar ve işe yaramayanlar”

Sahiden de pazar araştırmalarını sevmiyordu. Powerpoint sunumlarından nefret ediyordu. Ruhsuz buluyor, bir ürünün ancak tartışarak, çarpışarak ortaya çıkacağına inanıyordu. Bu tavırları nedeniyle gün geldi Apple’dan kovuldu. Geriye dönmesinin nedeni de, dibe vuran bir şirketin o agresifliğe ihtiyaç duymasıydı! Dokunmayı hep önemsedi. Ezeli rakibi Bill Gates’in, tabletlerdeki dokunmatik ekranlara yönelik benimsediği ‘kalem’ fikrini bu nedenle saçma buldu:

 

“Tanrı bize zaten parmak vermiş. Kaleme ne gerek var.” Bugün parmaklarımızın dokunduğu iPod, iPad ve iPhone’da bunun meyvelerini yiyoruz. Sanatçı titizliğini hep korudu. Bir bilgisayar, yazılımından donanımına kadar bütün ve kapalı olmalıydı. Basitliği kadar, zerafati ve tasarımıyla da dikkat çekilmeliydi. “Basitlik, karmaşıklığın zirve yapmış halidir.” diyordu, ölümüne dek bağlı kaldığı Zen felsefesinin de etkisiyle.

“Ölümden sonrasına inanmak istiyorum”

İnsanları ikiye ayırıyordu: Kahramanlar ve işe yaramayanlar… Çalışanları, aynı gün içinde ikisi de olabiliyordu! ‘Gerçekliği çarpıtma sahası’ genişti ve kabul alanına girmeyen doğruları ya görmezden geliyor, ya da çarpıtıyordu. Hayatındaki en trajik yan da, biyolojik ailesinin kendisini sahiplenmemesi gibi, yıllarca sahiplenmediği kızı Lisa’yı görmezden gelmesiydi. O gerçekle yüzleşmeyi başardı. Kendi kahramanlarından Bob Dylan’ın dediği gibi ‘Doğmakla meşgul değilsen, ölmekle meşgulsündür’ ve Jobs, Apple’ın ve kendisinin her defasında küllerinden yeniden doğmasını, bu inançla gerçekleştirdi.

Kendi hayatının algılanmasına yönelik bir kaygının derin izlerini taşıyordu: “Hastalanınca fark ettim ki, ben öldükten sonra başkaları, hiçbir şey bilmeyen insanlar hakkımda yazacaklar. O yüzden en azından bir kişi söylediklerimi duysun istedim.” Son günlerini yaşarken, ölümle karşı karşıya olduğu için öte bir dünyaya daha fazla inanmak istediğini itiraf etti: “Onca deneyim ve bilgelikten sonra, bütün bunların yok olduğunu düşünmek tuhaf. Ölümden sonra bir şeylerin sürdüğüne inanmayı cidden istiyorum.” Devam etti… “Belki de açma-kapama düğmesi gibidir. Tık diye gidiveriyorsundur.” Son cümlesi vurucuydu: “Belki de bu yüzden Apple cihazlarına açma-kapama düğmeleri koymaktan hiç hoşlanmadım.”

Walter Isaacson, 2009’dan onun ölümüne değin, hayatına giren onlarca insanla görüştü. Jobs, kitaba hiçbir müdahalede bulunmadı. ‘Steve Jobs’ın ismiyle müsemma kitap, Türkiye’de, Domingo Yayınevi tarafından yayımlandı ve işte Jobs’un hayatındaki önemli satırbaşları:

Üvey annesi Clara Jobs’ın ailesi 1915 Olayları sırasında Türkiye’den San Francisco’ya göç etmişti.

· Biyolojik babası Abdulfattah Jandali, İstanbul ve Sorbonne’da eğitim aldı. Müslümandı ve Cizvit okulunda yetişti.

· 15 yaşından sonra düzenli olarak esrar içmeye başladı. Uzun süre LSD kullandı.

· Steve Wozniak’la icat ettikleri ‘mavi kutu’ sayesinde telefon konuşmalarını bedavaya getirdiler. Bu kutuyla Vatikan’ı aradılar. Wozniak, Henry Kissinger taklidi yapıp Papa’yla görüşmek istediyse de maskeleri düştü. 40 dolarlık cihazı 150 dolara sattılar.

· Bir elma çiftliğinden döndüğünde, Wozniak’la kurdukları şirkete ‘Apple’ ismini koydu.

Farkında olmadan, babasıyla tanıştı

Hamile kalan kız arkadaşı Chrisann Brennan’a kürtaj yaptırmasını söyledi. Brennan kabul etmedi. Kendi hikayesinden hareketle, çocuğunun evlatlık verilmemesinde ısrar etti. Uzun süre kızı Lisa’yı görmezden geldi. Kendisinden olmadığını iddia etti. DNA testleri ise öyle demedi!

John Sculley’e genç yaşta öleceğini söylediğinde, 1983 senesiydi.

1985’te, Apple’dan gönderilirken hüngür hüngür ağladı.

Gerçek annesini, dedektif yardımıyla buldu. Mona adında edebiyatçı bir kız kardeşi olduğunu öğrendi ve ona yakın durdu.

Jobs, gerçek babası Jandali’nin işlettiği San Jose’nin kuzeyindeki restorana sıkça gidiyordu. Jandali, “Oraya Steve Jobs bile gelirdi. Yüklü bahşiş bırakırdı.” dediğinde, Mona şoke oldu! Oğlu olduğunu söylemedi. Jobs bu olayı “Restoranın sahibiyle tanıştım. Suriyeli’ydi.” diye anlattı.

9 aylık inadı, kanseri büyüttü

Ekim 2003’te kanser olduğunu öğrendi. Doktorlardan birisi, sadece birkaç ay ömrü kaldığını söyleyip, “Yarım kalan işlerini tamamla.” dedi.

Ameliyatı reddetti. Alternatif tıpla, kanseri yeneceğine inandı. 9 aylık inadının ardından, kanseri büyüdü. 2004’te pankreasının bir kısmını aldılar.

iPhone’u 2007 Haziran’ında 500 dolardan piyasaya sürdü. Microsoft ‘Başarılı olamayacak kadar pahalı.’ dedi, 2010’un sonunda 90 milyona sattı.

Mart 2009’da, karaciğeri değişti; ama kanser yayıldı.

2010 Ocak’ta iPad’i tanıttı. Hayal kırıklığına uğrayanlar çoksa da, Genelkurmay Başkanı Rahm Emanuel tebrik etti.

Bir aylık sürede 1 milyondan fazla iPad satıldı. 2011 Mart’ında bu sayı 5 milyona vardı.

Google’ın Android’le iPhone’u kopyaladığını iddia ederek, dava açtı. Son nefesine kadar savaşacağını ilan etti.

Adobe’a tuttuğu kin nedeniyle, iPod ve iPhone’un Flash uyumlu olmayacağını söyledi.

“Hayatımın en iyi tatili.” dediği 2009’da, İtalya’dan Türkiye’ye kadar uzandı. Efes’ten çok etkilendi. İstanbul’da kendilerine bir tarih profesörü rehberlik etti. Türk hamamına girdi. Türk kahvesi içerken “Türk gençlerinin umrunda mı? Hepsi dünyadaki gençlerin giydiklerini giyiyor, yiyor ve içiyor.” dedi. Türkiye gezisinden “Artık tek bir dünyayız.” mesajı çıkardı.

Obama’yla 2010 sonbaharında ilk kez görüştü. Ona “Başkanlığın tek dönem olacak.” dedi. Eğitim sistemini eleştirdi, ders kitaplarının dijital olması gerektiğini iletti. 2011 Şubat’ında Silikon Vadisi’nde bir kez daha buluştular. Google, Facebook, Oracle’ın patronlarını da bu yemeğe davet etti.

2011 Noel’inde 52.5 kiloya kadar düştü. Ağrıları arttı. Ölmek üzere olduğunu etrafındaki insanlarla dramatik biçimde paylaştı. Depresyona girdi.

24 Ağustos’taki Apple toplantısına son kez katıldı. CEO’luk görevini Tim Cook’a bırakmak istediğini söyledi.

Kaynak: Zaman