Bir Gün Odamda Tek Başıma Düşünürken

0
313

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beş-altı yaşlarında bir çocukken, odama kapanarak bazen saatlerce kendi kendime düşünüyordum…

Bir gün yine odamda düşüncelere dalmışken, annem yanıma geldi ve;

– “Seni yemeğe çağırdım duymadın mı? Yine nerelere daldın?” diye sordu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben, “Ne olur anne, bana yardımcı ol” diye rica edince, annem

“Peki” dedi ve ben anneme sormaya başladım:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Neden yemek hazırladın?”

– “Yememiz için.” –

“Yiyince ne olacak?” –

“Yaşamanın şartı yemektir. Yiyince yaşamaya devam edecek ve büyüyeceksin.”

 

 

 

 

 

 

 

-“Okullarda okuyacaksın(İlkokul, Lise, Üniversite)

-“Okuyunca ne olacak?”

-“Bir kariyerin, mesleğin olacak, çalışacaksın.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Sonra ne olacak?”

-“Sonunda yaşlanıp emekli olacaksın.

” -“Peki ya sonra?”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Burada annem terliyor ve belki de ben üzülmeyeyim diye söylemek istemiyor.

Ama ben ısrar edince:

– “Herkesin sonu ölüm” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ben tekrar soruyorum:

– “Ölümden sonra ne olacak?“

Annem inançsız bir kadın olduğu için,

“Sonrası yok. Ölünce her şey bitecek”

cevabını veriyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu cevap benim bütün ümitlerimi yıkıyor, kafamda adeta şimşekler çaktırıyor ve diyorum ki:

– “Ben yemek istemiyorum. Ne olur anneciğim, sen de yeme!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Çin Atasözünde denir ki: “ Yükselip de düşmektense, olduğun yerde otur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tam zirveye çıktığınızda, büyük bir uçuruma düşeceksiniz, o dağa çıkmanızın ne manası kalır?

İşte, sonunda insan yok olacaksa, hayat da bundan farksız oluyor

. O zaman yemenin de, okumanın da, çalışmanın da bir anlamı ve değeri kalmıyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgili Peygamberimiz,

“Ahiretsiz dünyanın bir hayrı yoktur”

buyurarak , dünyanın ancak ahiretle değer kazanacağını bildirmiş oluyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğer annesi inançlı bir kadın olsaydı ve

“Öldükten sonra yeni bir hayat başlayacak. Ve o hayat dünyadan daha güzel olacak ve hiç bitmeyecek”

cevabını verip…

sonsuzluk isteyen ruhun önüne siyah yokluk perdesini çekmeseydi,

elbette Tommy’nin gözünde her şey manasız ve boş olmayacaktı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Köylünün biri İstanbul’a gelmiş.

İşini hallettikten sonra, kendi köylüsü olan bir subayı da ziyaret etmiş…

Sohbet ederken, sormuş subaya:

– “Eee, hemşerim, sen şimdi nesin, yani rütben nedir?

” Subay da, teğmen olduğunu söylemiş

“ Peki” demiş köylü; “sonra ne olacaksın?”

Subay, “Üsteğmen” cevabını vermiş.

“Sonra?” demiş köylü.

Subay, köylünün her “sonra” deyişinde, üç yılda bir alacağı rütbeleri sıralamış.

En sonunda daha sayacak bir rütbe kalmayınca da

“Hiç!” demiş…

Köylü şaşkın şaşkın,

“Vay be! Demek ki, bu kadar rütbelerden sonra hiç olacaksın.

Öyleyse ben senden daha iyi durumdayım.

Çünkü ben şimdiden hiçim!” demiş…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Matematik bilgisi olanlar bilir ki, çarpma işleminde sıfır, yutan elemandır.

Yani sıfırla hangi sayıyı çarparsanız çarpın, sonuç sıfırdır.

şte, ölüm bir çarpma gibidir.

Ölüm sonrası sıfırsa, ölüm öncesi kaç olursa olsun, sonuç değişmez, sıfır olur.

onucun sıfır olmaması için insanın mutlaka ölümden sonrasına ait bir inancı,

bir ideali, bir hazırlığı olması gerekir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zaten önemli olan sonuçtur.

Evet, herkes kendine şunu sormalıdır:

“ Hayatımın neticesi ne olacak?”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşte hayatın değeri, bu soruya vereceğimiz cevaba bağlıdır.

Bir maçın neticesini merak ettiği kadar,

hayatının neticesini merak etmeyen insanların hayatlarının ne değeri vardır?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hz. Mevlana,

“Kişinin değeri nedir?” sorusuna

“Aradığı şeydir.”

Cevabını veriyor ve şu açıklamayı yapıyor:

“ Ey Kardeş! Sen fikirden ibaretsin. Eğer düşüncen gül ise, bir gül bahçesisin.

Diken düşünüyorsan, külhan odunusun.

Kesenin kıymeti, içindeki altın dolayısıyladır.

Nasıl ki cesedin kıymeti candandır; canın kıymeti de Canan’dandır.

Canana koşmayan, Ebedi Sevgiliye kavuşmaya çalışmayan canlar,

binlerce de olsa, hakikatte yarım tenden ibarettir.”

 

Derleme/Fotoğraf/kisiselbasari.com