Hayal kurmak…

Ve bazen hayalin içine sıkışıp kalmak…

Bir gün;

…….. olduğunda….

Bir ev aldığımda…

Okulu bitirdiğimde…

Bir iş bulduğumda…

Borçlarımdan kurtulduğumda…

Mutlu olacağım!..

Aslında herkes hayatlarının tüm evrelerinde ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Ve doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten peşinde koştuğumuz şeyin bir amaç ya da bir sonuç değil, sadece bir duygu olduğunu fark ettiğimizde ya da hatırladığımızda bakış açımız ve duygularımız değişecektir.

Şiddetle arzuladığımız, gerçekleşmesini hayal ettiğimiz şey yeni bir iş, formda bir beden, sevgi dolu bir aile ya da herhangi bir konuda bir dış istek olmadığını, aslında bütün bunları elde ettiğimizde yaşayacağımız duygular olduğunu keşfedersek süreli değil sürekli bir mutluluğu yakalayabiliriz.

Hayalinizdeki o şey gerçekleştiğinde ne hissetmeyi umut edersiniz?

Kendinizi sevilmiş, desteklenmiş ve ilgilenilmiş mi hissedeceksiniz?

Güvende? Onaylanmış ya da bütünlenmiş?

Ve gerçekte peşinden koştuğu şeyin bu duygular olduğunu ve bu hayalin gerçekleşmesinin kendisine bu duyguları getireceğini düşünür.

Aslında kendinize bir soru sorun?

Bu hayalim gerçekleştiğinde ne hissederim?

Böyle bir soruya içinizden bir cevap gelecektir. İşte bu cevap bilinçaltınızda bu hayalin gerçekleşmesiyle ortaya çıkacak duyguyu şimdiki zamanda size hissettirecektir. İşte hayalin gerçekleştiğinde hissedeceğiniz duyguyu bir soru sormakla hissetmeye başladınız.

Bu soruya verdiğiniz cevap hayalinizi kullanarak neyin peşinde olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.

Bence aslında o hayalin değil bu duygunun peşinde olduğunuzu fark etmeli ve şimdiki zamanda halen hayatımızda olan şeylerin içinden o duyguyu yaşatanların farkına varmalıyız. Belki de peşinde olduğumuz o duygu çok yakınlarımızda olabilir onu fark ettiğimizde mutluluğu ne zaman olacağını bilmediğiniz bir zamana ertelememiş oluruz.

Bazılarımız da ilgi çekmeyi, herkesçe tanınmayı, ünlü olmayı, çok yönlü olmayı ister. Bu isteğe “ Eğer olsaydı ne hissedecektim ?” şeklinde bir soru sorsanız. Cevap değerli olma, güçlü olma, özel ya da önemli olma duygusu olacaktır.

Bir arkadaşım !…

Çok başarılı… İyi giyiniyor, iyi görünüyor. Akıllı, güçlü, duyarlı ve pozitif bir yapısı var.

Herkesin onu tanıması ona mutluluk veriyor. Hızlı bir hayatı var. Her gün onlarca insanla görüşüp onlara yardım ediyor. Ne olursa olsun ihtiyacı olan herkese ulaşmayı iş edinmiş. Akşam olduğunda da yavaşlamıyor. Her an etrafında birileri ve istekler… Her şeyin üstesinden geliyor iken bazen de bu tempodan bunalıyor. Zira…

Hayatında ulaştığı gerçeklik şu anda artık onu çok daha fazla insanın tanıyor olması. Daha çok insanın soruları, ricaları ve ihtiyaçları. Ve bunlarla başa çıkabilmek için daha büyük bir efor sarf etmesiydi.

Aslında başkalarının takdirini ve sevgisini kazanmaya çalışmak yerine, onu şu anki hayatının keyfini çıkarmaktan alıkoyan şeylerin farkına varmalı, bu kadar çok çalışmayı kesip kendi kendini takdir etmeye ve sevmeye başlamalıydı.

Büyük şehirlerde büyük akademik başarılara imza attıktan sonra küçük bir sahil kasabasında mütevazi bir hayata dönüş yapan pek çok ünlünün hayatlarındaki bu sadeleşmeye götüren sebep artık kendi hayatları üzerinde yeterince söz sahibi olma isteğidir.

Oysa bence;

Mutluluğu bir işte, bir olguda, bir olayda , ya da bir kişide aramayın zira mutluluk kişinin içindedir.

Yani mutluluk içimizde başlar ve dışımızda gelişen olaylar ya da sonuçlar ise sadece içimizde ki duyguları harekete geçirir.