Bir Türk Gerçeği: Bana Birşey Olmaz..

0
414

Editörlerin ağzı açık kalmış, muhabirler, ellerinde kahve dolu kupalar, öylece bakıyorlar! “Tanrım, George” diyor bir tanesi, “Türkler ha? Gerçek olabilir mi? Ama nasıl?”

Çok mu dramatik oldu?

Şu daha dramatik:

2003 yılından beri, dünyada ilk defa Türkiye´de bu kadar çok insana (21 kişi!) kuş gribi bulaşıyor, ama sadece dört kişi hayatını kaybediyor!

Virüsün görüldüğü diğer ülkelerde hastalığa yakalananların yarısından fazlası ölmüş.

Türk hastalardan ise tamamına yakını iyileşip taburcu olmuş, işine gücüne dönmüş. Kalanlarda, hastalık “son derece etkisiz”!

Newsweek “Bu duyduğumuz katil hastalık değil” ifadesini kullanıyor ve şu ihtimalden bahsediyor:

Türkler kuş gribine karşı dirençli!

Hayretlere düşüren “fenomen”i, International Herald tribune gazetesi “Bilimsel Bilmece” olarak nitelendiriyor!

Ve bu vesileyle bilimsel olarak kanıtlanmış ve dünya alem görmüş oluyor ki, “Biz Türküz, bize bir şey olmaz”!

Hatta, Türkiye´de kuş gribine yakalanmış, ama belirtiler çok hafif olduğu için farkına varmamış yüzlerce insan olabilirmiş!

Bakın bu ilginç!

Birkaç hafta önce kendimi berbat hissederek kalktım. Daha önce yaşamadığım tür bir soğukalgınlığı. Dayak yemiş gibiyim, boğazım şiş, burnum akıyor, akşamları ateşim çıkıyor.

Haftada yedi gün çalışan biri grip olduğunda ne yapar? Yatak döşek yatmaz tabii. İlaçlar milaçlar, ayakta geçirdim. Dört gün sonra bomba gibiydim.

Gribim süresince her akşam zarif eşimi kuş gribine yakalanmış olabileceğim endişesiyle daralttım, bunalttım!

Kendisi ise hiç oralı olmadı ve olayı muhtelif esprilerle, ya da duymamış gibi yaparak geçiştirdi.

Şimdi soruyorum: “Evet, hastalık hastası olabilirim. Ama madem Türkler virüse karşı dirençli, çoğu hafif, hatta belirtisiz atlatıyor, ben de kuş gribi geçirmiş olamaz mıyım?”

Siz gülün bakalım!

Yabancı basının üzerinde durduğu, bana göre zayıf diğer ihtimaller, virüsün güçsüzleşiyor olması ve devletin çok erken ve etkili müdahalesi sonucunda hastalığın yenilmesi.

Benimse konuyla ilgili teorim şudur: Yıllardır içinde muhtelif mikroplarla kanserojen maddelerin el ele halay çektiği gıdalarla beslenen, koli basili yuvası denizlerde yüzen, kirliliğin adam öldüren boyutlara vardığı havayı soluyan, ortasından lağım akan sokaklarda dolaşan Türkleri kuş gribi virüsü falan yıkamaz!

Ha, ne olur, birkaç gün öksürürsün, hafif ateş çıkar, benim gibi dördüncü gün ayağa kalkarsın!

Hatta bir adım daha öteye gidersek, Türkler, “Çernobil çayı” tabir ettiğimiz radyasyonlu çaylardan, uzun yıllar boyunca düzenli olarak içerek bir nevi aşı yaptırmış, radyasyona bağışıklık kazanmışlardır muhtemelen.

Bence dünyanın sonu nükleer bir patlamayla olacaksa, yeryüzünde sağ kalacak tek canlılar Türkler olacak, ve yeni medeniyeti vatandaşlarımız kuracaktır!

Şimdiden hayırlı olsun.