Bizde Neden Lider Yok Abi?

0
191

Bizim ülkemizde lider var mı? Varsa kimler olabilir? Liderlik öğrenilebilinir mi? Bütün bu soruların cevabi bu enfes makalede.

Liderlik öğrenilebilir mi?
Siyaset ve is dünyamızda yönetici çok, lider neredeyse yoktur. Artik klasikleşmiş bir ifadeyle, yönetici isi doğru yapan, lider ise doğru isi yapandır. Yönetici kafayı ´nasıl´a takmıştır. Lideri meşgul edense ´ne´ sorusudur? Peki, ne´dir liderlik ve nasıl lider olunur? Anadan dogma bir yetenek midir liderlik? Sonradan kazanılamaz mi? Abraham Zaleznik ile Pierre Casse, günümüzün önde gelen iki isletme profesörü. Dünyanın en ünlü iş idaresi okullarında ders okutuyorlar. Biri, liderlik öğrenilemez diyor; öteki, öğrenilebilir diyor. Hangisi hakli?

Zaleznik´e göre, liderlik ögrenilebilecek bir hüner değildir. “Ancak, liderliğe ve bilimsel yöneticiliğin sınırlarına dair ciddi bir entelektüel kavrayış, şirketlerin bastırılmış liderlik potansiyellerini serbest bırakmasına ve potansiyel liderlerin tanınmasına yardımcı olabilir.”

Geçen yüzyılın önde gelen Amerikan girişimcileri, is hayatında liderliğin Allah vergisi olduğuna inanıyorlardı. Hemen hepsi inanmış birer Protestan idiler; çok çalışma ve kadercilik temelli Protestan ahlâki iliklerine islemişti. Çalışanlara tepeden bakıyor, onları tehdit ve sindirme ile ise bağlıyorlardı.

Ne var ki, is hayati karmaşıklaştıkça, bu kibirli yaklaşım verimsiz olmaya başladı. Bu yüzyılın baslarından itibaren, bilimsel yöneticilik formüle edildi ve profesyonel yöneticilerin otokrat liderlerden daha yararlı olduğu fikri ağırlık kazandı. Bu yaklaşım zamanla çok basarîli oldu ve bilimsel yöneticiliğin ilkeleri yaygın biçimde kurumsallaştırıldı.

Zaleznik´e göre, simdi onun da defteri dürülmek üzere. Niçin? Çünkü yeterince yenilikçi değil. “Yöneticilik süreç-yönlüdür; özgürlüğün temeli olan kaosu ve bireyciliği baskı altına alır. Şirketleri, ne yapmalarından çok, nasıl yapmaları üzerinde yoğunlaşmaya teşvik eder. İsletmenin hakiki maddesi ve maksadı ihmal edilir. Düzen, süreklilik ve yapıya dayalı idarî değerler; yetenek, yaratıcılık ve tahayyül esaslı liderlik değerlerini kapı dışarı eder.”

Lider eleştirir, mevcut yapının sürekliliğini reddeder. İsin maddî akısında bir romantizm keşfeder. Walmart´in kurucusu Sam Walton, başkan odasında oturup kâr/zarar cetvellerini kontrol etmek yerine, gününü satış mağazalarını dolaşmak ve not tutmakla geçirirdi. Yöneticiler hayal güçlerini fazla kullanmaz veya kullanmak istemezler; oysa liderin bütün gücü buradan gelmektedir. Gandi büyük bir lider ve usta bir taktisyendi. İngilizlerle mücadelesinde, elindeki her şeyi kullanıyordu: Pasif direnişten tuz vergisi gibi sembolik konulara kadar her şey.

İsletme yönetiminin temel ilkeleri aslında insani utandıracak kadar basittirler. Ancak, yöneticiler bu ilkelere tutsak olurken, liderler onları hazmeder ve ihtiyaç ortaya çıktıkça kullanırlar. Fırsatçıdırlar; vakit kaybetmeden ise dalarlar. Dolayısıyla, liderlik öğrenilemez. Her insanin kumasında gizlidir. Şirketler, bastırılmış liderlik potansiyellerinin açığa çıkarılmasına yardımcı olabildikleri ölçüde, kendi geleceklerini teminat altına almış olurlar.

Pierce Cüsse, bu fikirlere biraz daha açıklık kazandırmakta, fakat Zaleznik´in aksine, liderliğin öğrenilebilir bir nitelik olduğunu xxxxx etmektedir. “Yöneticiler tasarlar, örgütler ve denetlerler; dikkatlerini kural ve prosedürler üzerinde toplarlar. Liderler ise istikamet verir, kabiliyetleri harekete geçirir ve stratejileri uygularlar. Dikkatlerini kurallar üzerinde değil, insanlar üzerinde yoğunlaştırırlar.”

Liderlik bir beceridir ve öğrenilebilir

En basit hakikate ulaşmak yıllar süren bir tefekkür gerektirir, diyor Sencer-Brown. Eylem değil, muhakeme değil, hesap değil. Her hangi bir türdeki meşguliyet değil. Okuma değil, konuşma değil. Sadece neyi bilmeye ihtiyaç duyduğumuzu akılda tutmak. Bütün mesele bu!

Lider ile yöneticiyi ayıran “Ne” ile “Nasıl” sorularıdır. İstikamet verebilmek için, nasıl’dan çok ne´yi cevaplandırmak gerekiyor. Pierce Casse´ye göre, nasıl’dan ne´ye geçmek bir beceri isidir ve bütün beceriler öğrenilebilir. Liderin ilk adimi, beraber çalıştığı insanlar için bir istikamet tayin etmektir. İnsanların çoğu, tayin edilmiş istikametlerde nasıl yürüyeceklerini bilirler. Bu bir sosyal kültür meselesidir ayni zamanda. Ancak, yürünecek yolun tespiti basit yöneticiliğin sınırlarını asar. Yürünecek yol, tek kelimeyle söylersek, geniş görüşlülük gerektirir. Her geniş görüşlülük çok veciz bir cümleyle dile getirilmeli ve bir strateji ile desteklenmelidir.

Vizyonu dile getiren cümle gibi, stratejik plan da kısa olmalıdır, diyor Cüsse; bir ila on sayfa arası. Vizyon benimsetildikten, stratejik plan ortaya konulduktan sonra, yapılacak is, insanların yeteneklerini harekete geçirmektir. Görev tanımı yapıp, insanları o görevlere koşmak yöneticiliktir; lider, görevleri insanların kabiliyetlerine göre yeniden tasarlar.

Liderin bundan sonra atacağı adim, bütün bu bilgi, geniş görüşlülük, strateji ve yeteneği eyleme dönüştürmektir. Önce beklentiler açıklığa kavuşturulur, yetki devri yapılır; yani lider, takımıyla kesintisiz bir müzakere ve ardından is yapma sürecine girer.

Pierce Casse´ye göre, herkes “anadan dogma lider”dir. Fakat birden fazla lider tipi vardır ve kişi, düşünsel ve psikolojik donanımına bağlı olarak, belirli bir liderlik tipine yönelir. Doğuştan sezgici ve normatif olan kişi, insanlara ve başarıya eğilimlidir ve muhtemelen iyi bir girişimci-lider olur. Analitik ve sezgici kişi iyi bir strateji rehberi olurken, analitik ve olgucu kişi muhtemelen iyi bir yönetici-lider olur. İleri ölçüde olgucu ve normatif olan kişi ise doğal bir idarî başkan olur: Bulunduğu sahanın en tepe noktasında değilse bile, başkaları için en iyi ortamın nasıl meydana getirileceğini bilen bir başkan. Çoğu zaman, liderlik yeteneği olan insanlar, farklı liderlik tipi gerektiren sahalarda öne çıktıkları için basarîli olamayabilirler.

Basarî için üç temel faktör

Liderlikte, su üç temel basarî faktörünün farkında olmak çok önemlidir. Birinci faktör esnekliktir: Durumun gereklerine göre bir liderlik stilinden diğerine çark etme kabiliyeti. İkincisi, belirsizlikle basa çıkma kabiliyetidir. Belirsizliğe asabilikle cevap vermek, kişiyi realiteden koparır. Üçüncü basarî faktörü ise yenilikçiliktir. Hiç bir zaman geçmişten devraldığımız birikimle yetinmemeli, sınırların ötesinde neler olabileceğini tahayyül etmeliyiz.

Zaleznik ile Cüsse arasındaki fark, ikincinin bütün bu liderlik niteliklerinin öğrenilebilir olduğunu ileri sürmesidir. Haklı mı dersiniz?

Mustafa ÖZEL