Boyları Küçük Başarıları Büyük Onların

0
705

Her rolü oynayamıyorlar. Onlar için özel projeler yapılıyor, özel roller yazılıyor. Filmlerin ve dizilerin büyük çoğunluğu komedi türünde. Rolleri, dış görüntü üzerinden mizah üreten tiplemelerden öteye geçmiyor. Boyları onları ‘özel’ kılarken, avantaj ve dezavantajları da beraberinde getiriyor. Kısa oldukları için girdikleri mekânlarda ilgi odağı oluyorlar, buna popülerlik de eklenince karşılaştıkları merak can sıkıcı boyutlara ulaşabiliyor. Çocuk gibi çekiştirilerek sevildikleri anlarda oluşan tatsız durumu hayal etmek bile tuhaf.

Araba kullanamıyorlar. Çocuk reyonundan giyiniyorlar. Attıkları adım haber, yaptıkları şey olay oluyor. Herkes onları tanıyor ama otomatik kapının sensörü tanımıyor.

Onlar hakikaten sıra dışı bir hayat sürüyor. Akla hayale gelmeyecek sorunlarla mücadele ediyor, olaylar yaşıyorlar. Gittikleri her yerde ilgi odağı oluyor, el üstünde tutuluyorlar. Hikâyeleri, hayat tarzları film gibi. Coğrafyaları farklı olsa da, yaşadıkları aynı. Mesela; kendi boylarına, huylarına göre bir eş bulmaları pek de kolay olmuyor. Hemen hepsi bekâr.

40-50 yaşında olmalarına rağmen çocuk reyonundan giyiniyorlar. Uygun kıyafetler bulamazlarsa özel diktiriyor, ayakkabılar yaptırıyor, aksesuarlar sipariş ediyorlar. Bir mağazanın vitrininde beğendikleri bir kıyafeti içeride bulmaları neredeyse imkânsız.

Zaman ve mesafe kavramları farklı işliyor. Boy kısa olunca bir adımda kat edilen mesafe de kısa oluyor. Uzun boylular, “Bugün şu kadar kilometre yürüdüm.” diyerek sohbete başlarken kısalar metre hesabı yapıyor. Yaya geçitlerinde karşıdan karşıya geçmek tam anlamıyla bir eziyet onlar için. Yolun ortasına vardıklarında kırmızı ışığın yandığını düşünsenize. Bunun için pek hoşlanmasalar da kısa süreli yakınlarının kucağında yolculuk yapmak zorunda kalıyorlar.

Yaşlarını göstermek için çoğunlukla sakal-bıyık bırakıyorlar.

Okul hayatlarında en öne oturtuldukları için dersi kaynatma, daha da önemlisi kopya çekme şansları olmuyor. Halı saha maçında şöyle goller attım, askerde şunları yaşadım diyerek ballandıra ballandıra anlatacakları hikâyeleri yok.

Boylarından dolayı yaşadıkları sıkıntılardan, kişilerin yaklaşım tarzlarından dolayı çoğu içine kapanıyor, toplumdan kopuyor. Oyunculuğu seçen (birçoğunun tercih sebebi bu meslekle varlığını kabul ettirmek) cücelerin durumu farklı. Takdir gören bir meslekleri olduğu için durumlarından daha az şikâyetçiler, özgüvenleri daha yüksek.

Bunlar, kısa oldukları için başlarına gelenler. Ünlü oldukları için listeye farklı ayrıntılar ekleniyor: Her rolü oynayamıyorlar, oynatılmıyorlar. Onlar için özel projeler yapılıyor, özel roller yazılıyor. Filmlerin büyük çoğunluğu komedi türünde. Rolleri, dış görüntü üzerinden mizah üreten tiplemelerden öteye geçmiyor.

Boyları onları ‘özel’ kılarken dezavantajlar da oluşturuyor. Malum, oyuncunun tek enstrümanı bedeni. Onu değiştirip dönüştürerek farklı karakterler oluşturuyorlar. Cücelerin sabit bir beden formu var. Hikâyenin tanıdığı imkânlar doğrultusunda yeni kimliklere bürünebiliyorlar. Pamuk Prenses ve 7 Cüceler gibi klasikler, seyirciyi fantastik dünyalara götüren hikâyeler pek sık perdeye yansıtılmadığı için onları sık sık göremiyoruz. Peter Dinklage’in başrolde oynadığı Hayatın İçinden, Keenen Ivory Wayans’ın yönettiği yine bir cücenin yaşadıklarını mizahi bir dille anlatan Küçük Adam gibi filmlerin sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar az.

Hiçbiri özel arabasıyla sete gidemiyor. Ayakları pedala yetişmediği için ehliyet alamamışlar. Özel şoförlerinin kullandığı arabala ya da taksiyle sete gidiyorlar.

Popülerliğin insanın hayatını değiştirdiğini biliyoruz, onlarınkini ise altüst ediyor. Beğenilmedikleri yerden aniden uzaklaşıp kaçma şansları yok. Arpa boyu yol aldıkları için önleri hayranları veya magazin tarafından sürekli kesiliyor. Röportajlarının çoğunluğu boylarının dezavantajını konuşmakla geçiyor. Attıkları her adım olay, yaptıkları her şey haber: Kendilerinden uzun akrabalarıyla alışverişe çıkmaları, oturdukları sandalyede ayaklarının yere değmemesi… Her daim dışarıya çıkmayı tercih eden, röportaj veren kişiler de değiller. Kalabalığa karışmak büyük tehlikeler arz ediyor. Allah muhafaza, ezilme tehlikesi yaşayabilirler.

Bazen karşılaştıkları merak can sıkıcı boyutlara ulaşabiliyor. Hatıra fotoğrafında herkesin kadraja girmesi için çömelmesi ya da onların bir masanın üzerine çıkması, kucağa alınması gerekiyor. Çocuk gibi çekiştirilerek sevildikleri anlarda oluşan tatsız durumu hayal etmek bile tuhaf.

En acısı, herkes tarafından tanınsalar da bir alışveriş merkezine girerken otomatik kapının sensörü tarafından tanınmıyorlar.

Her rolü oynayacak oyuncularız

Türkiye’de de birçok kısa boylu oyuncu var. İlk akla gelen Mevlüt DemirYay (49). Onu, Olacak O Kadar’dan tanırsınız. Hani mutfakta kazanın, tencerenin içinden sürpriz bir şekilde çıkan kişi. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın kadrolu oyuncularından biri olan Demiryay, uzun yıllardır ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’la sahneye çıkmaya devam ediyor. Boyu 85 cm, kilosu 24 kg. Demiryay’ın boyuna aldanmayın, sokağa çıktığında görün onu. Adeta pop star! Görenler fotoğraf çektirmek için sıraya giriyor, imza istiyor, kucaklayıp öpüyor. Tek şikâyeti, kalabalığa karıştığında yaşadığı ezilme tehlikesi.

Bir diğer oyuncu Alparslan Özmol (38). Çocuklar Duymasın’da ‘çaylarrrr’ diye bağıran pos bıyıklı Çaycı Hüseyin. Boyu 1.40 cm olan oyuncu, “Cüce değil, kısa boyluyum.” diyor. 20 yıl evvel arkadaşı vesilesiyle Bursa Devlet Tiyatrosu’nun oyununda oynayarak sahneye adım atan Özmol’un onlarca irili ufaklı yan rol var CV’sinde.

Zekeriya Karakaş ise İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun sözleşmeli oyuncularından. Geçtiğimiz sezon Gyula Hay’ın At oyununda seyircinin karşısına çıktı, ardından Karaoğlan filminin güncel yorumunda. Demiray’dan 12 yaş küçük, boyu Özmol ile aynı: 1.40 cm. O da diğerleri gibi ailesinin tek kısa üyesi. Onu diğerlerinden ayıran özellik, konservatuvar mezunu olması. Fiziksel gelişimi diğer yetişkinlerle aynı olan oyuncuyla geçtiğimiz yıl yaptığımız röportajda şöyle demişti: “Her rolü oynayacak oyuncularız ama bizi bir kalıba sokuyorlar… Bu dünya uzunlara ait ama biz Allah’ın güzelliğiyiz.”

Eski filmlere göz atınca karşımıza çıkan ilk isim Aydın Babaoğlu.Keloğlan filmlerindeki Bicirik. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmiyle beyazperdeyle tanışan, ardından Rüştü Asyalı ile şöhrete yürüyen 80 cm boyundaki oyuncu, 5 yıl önce aramızdan ayrıldı. Malum Anadolu hikâyelerinde padişahın yanında her daim bir soytarı vardır. Saray erkânını eğlendirir, güldürür. Bu tarz filmlerde soytarıyı genelde cüce oynar. Babaoğlu’nu, bugün o soytarı rolleriyle anıyoruz.

Yurtdışında onlarca oyuncu var

Cüce oyuncuların en ünlüsü Peter Dinklage (35). Ünlü olması yalnızca kısa boylu olmasından kaynaklanmıyor. Yıllardır sinema sektörünün içinde. Rol aldığı onlarca film var: Hayatın İçinden, Beni Suçlu Bulun, Ben de Seni Seviyorum… Şimdilerde Game Of Thrones dizisiyle gündemde. Yan rollerden ziyade ana rolleri canlandıran oyuncunun boyu 1.35 cm. Kendisinin neredeyse iki katı uzun Erica Schmidt ile yaklaşık 10 yıl önce evlendiler. Şirin mi şirin bir çocukları var. Magazin ordusuyla başları belada.

Oscar’ın yabancı dalda adaylarından Muhteşem Güzellik’te minik bir oyuncu rol alıyor: Giovanni Vignola (44). Boyu 80 cm. İtalyan yapımı filmde Vignola, medya patronunu oynuyor. İyi de oynuyor. Yan karakterlerden biri, tip değil. Filme renk, derinlik katmış. Boyu sadece bir yerde mevzu bahis oluyor. O da olması gereken yerde.

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler filmi, hikâyenin doğası gereği birçok kısa boylu oyuncuya yer veriyor. Geçtiğimiz yıl seyirciyle buluşan Lily Collins’in prenses, Julia Roberts’ın cadılaştığı filmde Martin Klebba (44) , Danny Woodburn (50), Joe Gnoffo da (35) da oynuyor… Klebba’yı Karayip Korsanları’ndan tanıyoruz (Johnny Depp’in oynadığı kaptan Jack Sparrow’un yol arkadaşı), diğer iki oyuncuyu da genel izleyiciye hitap eden The Minis, Yeni Yıl Köpekleri gibi komedilerden… Boyları 1 metrenin altında olan diğer cüceler gibi onlar da yıllardır bu sektörün içinde. Hayatlarını salt oyunculuk yaparak kazanmıyorlar. Klebba, yapımcılık yapıyor kimi zaman, diğerleri özel sahne şovlarında yer alıyor, özel günlerde sahneye çıkıyor.

Kaynak:  Zaman