Bütün sırlarıyla yazarların odası

0
128

W. Faulkner’e göre gerçek romancı nasıl olunur? Stephen King ünlü gerilim sahneleri için nelerden ilham alıyor? En büyük yazarlar yazdıklarını, yazarlık deneyimlerini, sevdiği yazarları anlatıyor…

Bir yazar nasıl gerçek bir romancı olur? William Faulkner’e göre ”Yüzde doksan dokuz yetenek, yüzde doksan dokuz disiplin, yüzde doksan dokuz çalışmakla…

Faulkner ile birlikte Ernest Hemingway, T.S. Eliot, Stephen King ve Gabriel Garcia Marquez gibi efsane olmuş yazarlar, okurlarını adeta odalarına davet edip, çalışma masalarının düzenlerinden, yazma alışkanlıklarına, kendi çağdaşları hakkında düşündüklerinden, etkilendikleri edebiyatçılara kadar pek çok konuyu en samimi halleriyle tartışmaya açıyorlar.

”Bir roman yazarın kafasında ilk nasıl belirir, gelişir, hikaye nasıl planlanır ya da hiç planlanmaz gibi roman yazma konularında Paris Review röportajlarından çok şey öğrendiğimi hissederim hep. Bazen de bu röportajlarda okuduğum bir çeşit roman anlayışına, kendi kendime öfkeyle karşı çıkarak roman hakkında kendi düşüncelerimi geliştiririm.’’ (Orhan Pamuk)

Orhan Pamuk’un önsözünü yazdığı ‘Yazarın Odası’ dünya edebiyat tarihini etkilemiş pek çok yazarın, kendi yazarlık deneyimlerine ait her türlü sırlarını anlattıkları bir röprotaj kitap. Bu röportajlar dünyaca ünlü edebiyat eleştiri dergisi Paris Review’ı bir edebiyat klasiği haline getirmiş, saygın söyleşiler.

”Edebiyatı kendi güzelliği için sevmeli, kendimi sanata hiçbir karşılık beklemeden bütünüyle vermeli ve üne, başarıya ve ucuz ilgiye sırtımı dönmeliyim. Faulkner’in ya da başka yazarınların bu ideallere bağlılığını dürüstçe ve içtenlikle ifade etmelerini okuma maneviyatımı düzeltirdi. Yazarlığımın ilk yıllarında, kendime ya da geleceğime güvenimin sarsıldığı zamanlarda bu röportajları yeniden yeniden okur, güvenimi ve kararlılığımı geri kazanırdım.

Yıllar sonra aynı sayfalarda kendim de röportaj yaptıktan sonra bu konuşmaları yeniden okumak bana gençliğimin umutlarını ve endişelerimi hatırlattı. Otuz yıl sonra bu konuşmaları, onların beni yanlış bir yola sürüklemediğini bilerek, aynı heyecanla okuyor ve edebiyatın vereceği zevkleri ve huzursuzluğu içimde aynı güçle hissediyorum.’’ (Orhan Pamuk)

‘KENDİNDEN DAHA İYİ OL..’
William Faulkner

Bir yazar nasıl gerçek bir romancı olur?
”Yüzde doksan dokuz yetenek… Yüzde doksan dokuz disiplin… Yüzde doksan dokuz çalışmak… Yaptığıyla hiç yetinmemeli. Hiçbir zaman yapılabilecek kadar iyi olmaz yapılan. Her zaman hayal kurup yapabileceğini düşündüğünden daha yukarıya koy çıtayı. Sadece öncekilerden ya da aynı dönemdekilerden daha iyi olmaya çalışma. Kendinden daha iyi ol…”

‘YAZMA AŞAMASI SÜRPRİZLERLE DOLU’
Truman Capote

”Her defasında bir öykünün bütün akışı gözümün önünden film şeridi gibi geçer – sanki tamamını yıldırım hızıyla seyretmişim gibi – aynı zamanda öykünün başlangıcı, ortası ve bitişi hep birden kafamda oluşur. Ne var ki yazma aşaması her an sürprizlerle dolu…’’

‘KENDİNİZİ TAVANDAN ASIN’
Ernest Hemingway

Yazar adaylarına önerebileceğiniz en iyi zihinsel egzersiz nedir?
”İyi yazmayı güç bulduğu için gitsin kendini tavandan assın derim. Sonra da hiç acımadan ipi kesip kendini yazmaya zorlamalı. Bu durumda yazmaya başlarken elinde en azından ipe çekilme hikayesi olur.”

‘YAZDIKLARIMIN YETERİNCE İYİ OLMADIĞINI…’
T.S. Eliot

”Fark ettim ki, gerçek anlamda yazabildiğim saatler günde üç saati geçmiyor. Aynı gün içinde daha sonra yazdıklarımın üstünde tekrar çalışabilirim. Bazı zamanlar daha uzun saatler çalışma isteğim oluyordu ama yazdıklarıma ertesi gün baktığımda, ilk üç saatten sonra yazdıklarımın yeterince iyi olmadığını gördüm. O noktada yazmayı bırakıp tamamen başka bir konuya yönelmek en iyisi.”

‘KAFKA YAKMAK İSTESEYDİ…’
J.L. Borges

”Kafka’nın yazdıkları hakkında pek bir şey bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şey kendi yazdıklarından memnun olmadığıdır. Tabii arkadaşı Max Brood’dan, Virgil gibi, müsveddelerini yakmasını istediği zaman, arkadaşının bu isteğini yerine getirmeyeceğini biliyordu sanırım. Eğer insan yazdıklarını yok etmek isterse atar ateşe olur biter…”

‘SAVAŞ VE BARIŞ MUHTEŞEM DEĞİL’
Rebecca West

”Tolstoy hakkındaki yerleşik fikirlere karşıyım. ‘Savaş ve Barış’ı muhteşem bir roman olarak görmüyorum çünkü adeta savaştaki tarafların hiçbir şeyden haberdar olmadığını ispatlamaya çalışıyor. Zaten haberdar olduklarına kim inanırdı bilmiyorum – birisini vahşi bir pisliğin içine bırakın bakalım neler olduğunu anlayabilir mi?…”

‘BÜYÜKANNEMİN KULLANDIĞI BİR TEKNİK’
G.G. Marquez

”… bu gazetecilik numarası ama edebiyata da uygulayabilirsiniz. Örneğin, gökyüzünde filler uçuyor diyecek olursanız, insanlar inanmayacaktır. Ancak dört yüz elli fil şu anda gökyüzünde uçuyor derseniz, inanma olasılıkları var artar. Yüzyıllık Yalnızlık bu tip şeylerle doludur. Bu tam olarak büyükannemin kullandığı bir teknik…”

‘ANA KARAKTERLER GERÇEK YAŞAMDAN ALINAMAZ’
Graham Grene

”… gerçek yaşamdaki karakterleri insan hiçbir zaman romanlarda anlatacak kadar iyi tanıyamaz. Hadi bir karakter aldınız diyelim, birden hangi diş macununu kullandığını hatırlamayabilirsiniz, ne tür iç dekorasyondan hoşlanır bilemeyebilirsiniz ve bunlara takılıp kalabilirsiniz. Hayır, ana karakterler değil, yan karakterler gerçek yaşamdan alınabilir.”

‘YOLDAN GEÇEN KIZLARA BAKMAYA BAŞLAR…’
Stephen King

”… nerede yazarsanız yazın o mekan bütün dünyadan kaçıp saklandığınız yer, yani bir sığınak olmalı biraz da. Orada ne kadar etraftan kopuk olursanız o kadar hayal gücünüzle baş başa kalıp derinliklere inersiniz. Demek istediğim, örneğin yazarken bir pencere kenarında oturuyorsam, bir müddet dikkatim dağılmadan çalışırım ama sonra yoldan geçen kızlara bakmaya başlar insan, sonra arabalara kim inip biniyor gibi ufak tefek meraklar…”

Öznur Ayman’ın Türkçe’ye çevirdiği ‘Yazarın Odası’ Timaş Yayınları etiketiyle kitapçılarda.

Kaynak: ntv