Çocuk ve Aile İletişiminin Püf Noktaları

0
218

Çocukla nasıl iletişim kurmalı, ergenlik döneminde çocuğa nasıl davranmalı? İşte çocuk-aile iletişiminin püf noktaları.

Aile yapılanmaları ve modelleri konusunda bilgi veren  Uzm. Psikologu Hande Sinirlioğlu Ertaş, hayata dair başarı için aile içi iletişimin önemli olduğunu söyledi. Bu süreçte empatinin iletişimde olmazsa olmaz olduğuna dikkat çeken Ertaş, başarılı iletişimde 3 temel başlığın olduğunun altını çizdi. Uzm. Psk. Hande Sinirlioğlu Ertaş bu başlıkları şöyle sıraladı.

– Karşımızdaki Kişilere Saygı Duymak: Onların varlığını kabul etmek, önemli ve değerli olduklarını hissettirmek, olduğu gibi benimsemek anlamını taşır.

Gerçekten ve Doğal Davranmak: Abartıdan uzak, olduğu gibi davranmaktır.

Empati: İletişimin belki de en önemli öğesidir empati. Empati, bir anlamda, dış dünyayı karşımızdaki kişinin penceresinden görmeye çalışmaktır. Kurulan bu duygu ortaklığı, iletişim güçlü kılar.

Çocuk ve aile arasında başarısız iletişimi de çok yoğun gözlemlediklerini ifade eden Ertaş, iletişimde başarısızlığı getiren engellerin olduğunu da hatırlattı. Ertaş velileri, yönetme, uydurma, tehdit etme, vaaz verme…vs. gibi davranışlardan uzak durmaları konusunda uyardı.

İLETİŞİMDE ENGELLER

– EMRETME, YÖNETME

“Yapman gerekir ………….”, “Yapmak zorundasın …………….”

Korku ya da aktif direnç yaratabilir;

Söylenenin tersini “denemeye” davet edebilir;

İsyankar davranışa ya da misillemeye yol açabilir.

– UYARMA, TEHDİT ETME(GÖZDAĞI VERME)

“………yapmazsan…………olur”, “Ya yaparsın, yoksa………”

Korku, boyun eğme yaratabilir;

Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini “denemeye” yol açar;

Gücenme, kızgınlık, isyankarlığa neden olabilir.

– AHLAK DERSİ,VAAZ VERME

“………..yapmalıydın”, “senin sorumluluğun”, “………..şöyle yapmak gerekir”

Zorunluluk ya da suçluluk duyguları yaratır;

Çocuğun durumunu daha şiddetle savunmasına yol açabilir; (Kim demiş?)

Çocuğun sorumluluk duygusuna güvenilmediği izlenimi verir.

– ÖĞÜT VERME, ÇÖZÜM GETİRME

“Ben olsam….”, “Neden…….yapmıyorsun?”, Bence…..”, “Sana şunu öneriyim…..”

Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima eder;

Çocuğun sorunu bütünüyle düşünüp, değişik seçenekler getirip seçenekleri denemesine engel olur.

Bağımlılıkta da direnme yaratabilir.

– MANTIK YOLUYLA İNANDIRMA, TARTIŞMA

“İşte şu nedenle hatalısın…….”,

“Olaylar gösterir ki……”, “Evet ama…….”, “Gerçek şu ki….”

Savunucu tutumları ve karşı koymayı kışkırtır;

Çoğunlukla çocuğun aileyle iletişimi kesmesine ve artık dinlememesine yol açar;

Çocuğun kendisini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine yol açabilir.

– YARGILAMA, ELEŞTİRME, SUÇLAMA

“Olgunca düşünmüyorsun….”,

“Sen zaten tembelsin……..”

Yetersiz, aptallık, yanlış değerlendirme anlamı taşır;

Çocuğun olumsuz bir yargıya hedef olma ya da azarlanma korkusuyla iletişimi kesmesine yol açar;

Genellikle çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılar (Ben kötüyüm!) yada karşılık verir. (Siz de daha mükemmel değilsiniz!).

– ÖVME, GÖRÜŞÜNE KATILMA, TEŞHİS KOYMA

“Çok güzel……..”,

“Haklısın, o öğretmen berbat birine benziyor”,

“Bence harika bir iş yapıyorsun…..”

Ailenin beklentilerinin çok yüksek olduğunu ima eder;

İstenilen davranışı yaptırabilmek için, söylenen içtenlikten yoksun bir manevra gibi algılanabilir.

Çocuğun öz-imgesi (Kendini algılayışı) ile övgü uygun değilse çocukta kaygı yaratabilir.

– AD TAKMA, GÜLÜNÇ DURUMA DÜŞÜRME

“Koca bebek….”, “Hadi bakalım Süpermen”, “Geri zekalı”, “Hadi sende sulu göz”

Çocuğun kendini değersiz hissetmesine, sevilmediği kanısına varmasına yol açabilir;

Çocuğun öz-imgesi üzerinde çok olumsuzdur;

Genellikle karşılık vermeye iter.

– TAHLİL ETME, TEŞHİS, TANI KOYMA

“Senin derdin nedir biliyor musun?”, “Herhalde çok yorgunsun”

“Aslında sen öyle demek istemiyorsun”

Tehdit edici; tedirgin edici olabilir ve başarısızlık duygusu uyandırabilir;

Çocuk kendisini korumasız, kıstırılmış hisseder, kendisine inanılmadığı kanısına varabilir;

Çocuk, yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi keser.

– GÜVEN VERME, TESKİN, TESELLİ ETME

“Aldırma…….boş ver, düzelir……”,

“Hadi biraz neşelen……..”

“Zamanla kendini daha iyi hissedersin…….”

Çocuğun kendini “anlaşılmamış” hissetmesine neden olur;

Kızgınlık duyguları uyandırır (“Size göre kolay tabii”)

Çocuk genellikle mesajı “kendini kötü hissetmen doğru değil” biçiminde algılar.

– İNCELEMEK, ARAŞTIRMAK, SORUŞTURMAK

“Neden?….Kim?

…..Sen ne yaptın?……Nasıl?…..”

Soruları cevaplama genellikle eleştiri veya zorunlu çözüm getirdiğinden çocuklar genellikle hayır demeye, yarı doğru cevap vermeye, kaçmaya yönelir veya yalan söyler;

Sorular genellikle soru soranın nereye varmak istediğini açıklamadığından, çocuk korku ve endişeye kapılabilir;

Ailenin endişelerinden doğan sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu, gözden kaçırabilir.

– KONU DEĞİŞTİRME, İŞİ ALAYA VURMA, ŞAKACI DAVRANMA

“Daha güzel şeylerden konuşalım…”,

“Sen neden dünyayı yönetmiyorsun?”

Yaşamın güçlükleriyle savaşmak yerine, onlardan kaçınmak mesajını ima edebilir;

Çocuğa sorunların önemsiz, saçma ve geçersiz olduğu anlamını verebilir;

Çocuk bir güçlükle karşılaştığında açık davranmaktan çekinebilir.