Çocukları Paraya Boğmak Büyük “HATA”

0
147

FORBES Türkiye’nin açıkladığı en zenginler sıralamasında geçen yıl birinci, bu yıl da 3 milyar dolarlık servetiyle ikinci sırada yer alan Hüsnü Özyeğin, zenginliğini sergilemeden yaşamayı seven işadamlarından. 42 yaşında profesyonellikten patronluğa geçen, eğitimle ilgili yatırım ve projelerden zevk alan Özyeğin için en büyük mutluluk kazandıklarını sosyal projelere harcamak.

DEDEM 60’LI YAŞLARINDA PİYANO DERSİ ALDI

Anne tarafım varlıklıydı. Dedem manifaturacıydı. Kendisi ilkokul mezunu olmasına rağmen eğitime çok önem veren bir insandı. Dedem Girit’ten 15 yaşında İzmir’e geliyor. Rumca konuşuyordu, fazla eğitim görmemişti. Ama o dönemde dört kızının ikisini İzmir Kız Koleji’ne göndermişti. Bu o zaman için çok cesur bir hareketti. 1936’da annem İzmir Kız Koleji’ne gitmiş. Annemin sınıfında sekiz öğrenci varmış. Müslüman çok azmış. Küçük teyzemle evde piyano dersleri alırlardı. Dedemi hatırlıyorum 60’lı yaşlarında Fransızca dersi alırdı. Manifatura mağazasına ürün getirmek için lisan bilmemesine rağmen İtalya ve Almanya’ya giderdi. Onun için Fransızca öğrendi. Ailem de ablam ve beni en iyi okullara gönderdi. Babam hükümet tabibiydi. Hiç lisan bilmemesine rağmen bütün aileyi toplayıp 1948’de Roma’ya gitti. İtalyancayı öğrenip, iki sene ihtisas yaptı. Gayretli insandı babam. Ailem için eğitim çok önemliydi.

? Sizi işadamlığınızın yanında eğitim yatırımlarınızla tanıyoruz. Eğitim yatırımları sizi mutlu ediyor anlaşılan…
– Mutlaka. Şuna inanıyorum ki, başka insanların mutluluğu için çalıştığınız zaman o insanların mutluluğunu görünce insan daha mutlu oluyor. Anadolu’daki okullara gidince bayağı duygulanıyorum, oradaki çocukların mutluluğunu, yetiştiğini gördüğüm zaman çok mutlu oluyorum. Bizim 25 kız yurdunda 5 bin öğrenci kalıyor. Biz bu çocuklara yurt açmasaydık 15-16 yaşlarında köylerinde evleneceklerdi. Bu yurtları liselerin yanına yaptık. Kızlar yurtta kalıp, liseye devam edebiliyorlar. En büyük mutluluğumuz bu yurtlardaki kızların liseden sonraki başarıları. Yüzde 40’ı üniversiteye devam edebiliyor. Kaderleri değişiyor.

? Özyeğin Üniversitesi, kız yurtları ve AÇEV var. Sizce eğitim seviyesi olarak istenilen yerde miyiz?
– Öğrenciler üniversiteye girerken belli bir dal seçiyor. Ancak o alan konusunda çok bilgi sahibi değiller. Oysa üniversite içindeyken de dalını değiştirebilir. Ama burada bence önemli olan Türkiye’de bilhassa maddi durumu iyi olan ailelerin çocuklarının okul döneminde çalışmaması. Maddi durumu iyi olmayanlar çalışmak zorunda kalıyor. Amerika’da çocuklar altı yaşında çalışmaya başlıyor. Bisiklete biniyor gazete dağıtıyor, çalışmaya alışıyorlar ve gerçek hayatla daha çabuk karşılaşıyorlar.

? Yapmayı arzuladığınız bugüne kadar yapamadığınız bir hayaliniz oldu mu?
– Hayalim, Özyeğin Üniversitesi’nin mezunlarını bizde master, doktora yaptıktan sonra ilerde üniversitemizde hoca olarak görmek. İkinci hedefim Özyeğin Üniversitesi’nden mezun olan gençlerin ileride Amerika’da dünya sağlığı için önemli buluşlar yapmaları.

? Sizin eğitim aldığınız, dönemle
şu anki dönem arasında sizce en büyük farklılıklar neler?
– Öğrencilere çok üzülüyorum, anaokulundan itibaren sınava giriyorlar. Ben Robert Kolej’de sınava girmiştim. O zaman 330 öğrenci bu sınava katılmış, 100’ü kabul edilmişti. Üç saatlik bir sınavdı. Zeka testi gibiydi. Yani Robert Kolej’e girmek isteyen her üç öğrenciden biri o zaman girebiliyordu. 10 yaşında buraya girmeden önce benim herhangi bir şekilde dışarıdan ne matematik hocam oldu ne kimse beni takviye etti. İlkokulum İzmir’de küçük bir okuldu. Oradan öğrendiklerimle Robert Kolej’e girdim. Şimdi o kadar değişti ki her şey. Değil üniversite, lise hatta ilkokula girişte sınav var. Türkiye’deki öğrenciler sadece maraton koşmuyor, öğrenciler arasında dekatlon yapılıyor. Hem 100 metre, hem üç metre engelli koşuyor, hem sırıkla atlıyor, hem uzun atlama yapıyorlar. Yani tek başına başarı yetmiyor. İyi bir okula giriş çok zor.

? Sizce başarınızdaki en büyük faktör aldığınız eğitim mi, karakteriniz mi, çalışmanız mı?
– 10 yaşında İzmir’den İstanbul’a gelmem çok önemli. Robert Kolej’de yatılı okudum. Kolejin eğitim düzeni bugünden çok farklıydı. 10 yaşımdan itibaren kendi ayaklarım üstünde durmak zorundaydım ve bunu öğrendim. 18 yaşımda Amerika’ya gittiğimde bunun çok faydasını gördüm.

? O yıllarda Amerika’ya eğitime gitmek zor değil miydi? Hedefiniz neydi?
– İnşaat mühendisi olmak üzere yola çıktım. Amerika’ya gittikten sonra üniversite senelerimde çok farklı tecrübeler edinerek daha geniş perspektifli bir mesleğe yönelmek istedim. İşletmeden master yapmaya karar verdim. Daha esnek kariyer yapabilmek için bunu seçtim. O yıllarda Talebe Birliği Başkanlığı bile yaptım. Sanırım Talebe Birliği Başkanlığı yapan ilk Türk’üm. Üniversitedeki bütün yatakhaneleri dolaşıp, akşam yemeklerinde konuşma yapıyor, kampanyalar düzenliyordum.

ROBERT BANA LİDERLİK VASIFLARI KAZANDIRDI

? Robert’te eğitim almak başka ne kazandırdı size?
– Kişilik, liderlik vasıfları… Sosyal faaliyette bulunmak, sporun her dalında faaliyet göstermek gerekiyordu. Çok yönlü bir eğitim gördüm orada. Bilhassa Amerikalı hocalar bizim abimiz, arkadaşımız gibiydiler. Ben de şimdi üniversitemde hoca-talebe ilişkisine önem veriyorum. Rektörümüz, dekanlarımız sürekli öğrenciler arasında dolaşır. Öğrenciler Özyeğin Üniversitesi’ni aileleri gibi görüyor. Çünkü bir aile ortamı yaratmaya çalışıyoruz.
? Özyeğin Üniversitesi’ni açtıktan sonra
sık sık öğrencilerle birlikte oluyorsunuz.
Onlara kendi iş hayatınızdaki tecrübelerinizi aktarıyor musunuz?
– Hem rol model olmaya hem de birtakım hedefler vermeye çalışıyorum. Öğrencilerle iç içe yaşıyorum, bir nevi mentorluk yapıyorum.

ÇOCUKLARA ÇOK PARA VERMEK ONLARA YAPILABİLECEK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK

? Çocuklarınızla ekonomik anlamda ilişkiniz nasıl?
– Dört sene Amerika’da kaldılar. Onların parasını harcayacakları miktara göre yatırdım. Çok yanlış bir şey çocukları paraya boğmak. Hiçbir çocuğun gençliğini sınırsız bir bütçeyle geçirmemesi lazım. Bunun onlara iyilik değil yapılacak olan en büyük kötülük olduğuna inanıyorum. Çünkü bir genç sınırlı bir parayla yaşamayı öğrenemezse hayatı boyunca açık verir, doğru düzgün bir bütçe yapamaz. Sınırlı para verdiğim için oğlum 18 yaşından itibaren internette en iyi ucuz uçak bileti nerede satılır onu araştırır.
? Çocuklarınızı kararlarında özgür mü bırakıyorsunuz, yoksa veliaht gibi mi yetiştiriyorsunuz?
– Oğlum ilk olarak 17 yaşında Finansbank’ta bir şubede veznedar yardımcısı olarak çalıştı. Bilfiil bankanın zırhlı arabasında şoförün yanında oturup Karaköy’den gidip para taşıdı yıllarca. Düşünüyorum da benden şanslı. Çünkü, ben o işleri hiç yapmadım. 29 yaşında doğrudan yönetim kurulu üyesi oldum. Yapsaydım daha iyi olurdu. Herkesin bir dönem çıraklık yapması lazım.
? Kendi üniversitenizde buna göre farklı bir model uyguluyor musunuz?
– Önümüzdeki eylül ayında Çekmeköy Alemdağ kampusumuz tamamlanınca biz yaz okulları yapmayı düşünüyoruz. Lise 1 ve 2 talebelerine yaz okulları başlatacağız. Sadece sınavlar için değil, gelişmesi, olgunlaşması, üniversiteye hazırlıklı hale gelmeleri için çalışacağız. Üniversitemizde bütün öğrencilerimize çalışma fırsatları sunuyoruz. Öğrencilerimizin birçoğu kütüphanede,
çağrı merkezinde, santralda çalışır. Kışın part time bizim mağazalarımızda yazın otellerimizde görev yaparlar. Çocukların ders çalışmadıkları zaman sınıftan çıkıp para kazanma imkanları var. Çünkü, kendi parasını kazanamayan genç bir insan, iyi kariyer de yapamaz. Parayı kazanmak için ne kadar çalışılması gerektiğini öğrencinin bizzat kendisinin görüp, yaşaması lazım. Bunu yapmazsa o parayı doğru harcayamaz.

AÇEV 700 BİN ANNE ÇOCUĞA ULAŞTI

AÇEV 1993’te eşimin kurduğu bir vakıf. Türkiye’de şimdiye kadar 81 ilde 700 bin anne ve çocuğa ulaştı. Her ailenin çocuğunu bir anaokuluna yollama imkanı yok. Zaten Türkiye’de anaokulları da son yıllara kadar çok sınırlıydı. AÇEV okul öncesi çocuklara ilkokula hazırlıklı olmaları konusunda anneyi eğiten başarılı bir model. 3-4-5 yaşındaki çocuğun en önemli öğretmeni annesi. Anne iyi eğitim almamışsa onun bilgi ve becerilerini takviye etmek gerek.

Yazan : Nuran Çakmakçı
Kaynak : hurriyet