Dâhiler de şizofren olabilir, kimseyi hastalığıyla damgalamayın

0
447

Şizofreni, halk nezdinde delilikle eş tutulduğu için korkulan, çekinilen bir hastalık olarak algılanıyor. Şizofreni hastalarının tehlikeli olacağı düşüncesi önyargılara yol açıyor. Türkiye’de 700 bine yakın şizofreni hastası var. Doç. Dr. Haldun Soygür, hastalığın daha çok bir gençlik hastalığı olduğunu ifade ediyor. Soygür, hastaların toplumda damgalanmasının ise tedavi süreçlerini olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Ruhsal bozukluklar içinde önemli bir yer tutan şizofreni, kişiden kişiye farklılık gösterdiği ve somut verileri olmadığı için toplumun ilgisini çekmek zor oluyor. Ankara Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı, Şizofreni Dernekleri Federasyonu Başkanı Doç. Dr. Haldun Soygür, hastaların 18-25 yaş arasında yoğunlaştığını ama her yaşta da görülebileceğini söylüyor. Hastalık, hasta kadar yakınlarını ciddi anlamda etkiliyor. Doç. Dr. Soygür, hastalık genetik bir geçişlilik gösterse de çevre şartlarının hastalığın ortaya çıkmasında ciddi etkileri olduğunu ifade ediyor. Anne adayının hamileliğinde geçirdiği rahatsızlıklar, doğumda bebeğin oksijensiz kalması, beslenme tarzı gibi birçok etken hastalığın sebeplerini oluşturabiliyor. Doç. Dr. Haldun Soygür, şizofreni ile ilgili merak edilen sorulara cevaplar verdi.

Şizofreni hastalığı nasıl tanımlanabilir?

Şizofreninin neden olduğunu henüz tam bilmiyoruz. Şizofreni insanın duygularında, düşüncelerinde, davranışlarında birtakım bozukluğa yol açarak kendini gösteren bir hastalıktır. Ruhsal bozukluklar içinde önemli bir yer tutmaktadır. Çünkü şizofreninin belirtileri ve bulguları çok renkli ve karmaşıktır. Bu hastalığın aktif olduğu evrede hastanın gerçeği değerlendirme yetisi bozulabilir. Buna bağlı olarak da kişide birtakım gerçek dışı düşünceler, hezeyan ve sanrılar ortaya çıkabilir. Algılama bozuklukları ortaya çıkar. Kişi bizim duymadığımız şeyleri görebilir, duyabilir, bizim koklamadığımız kokuları koklayabilir. Duyguları bir parça küntleşir. Yani duygusal tepki vermekte zorlanır. Bu dönem şizofrenin psikotik dönemidir. Ama hastalık sadece psikozdan ibaret değildir. Bu belirtiler pozitif belirtilerdir. Bir de negatif belirtiler vardır. Bunlar içe kapanma, izolasyon, hiçbir şey yapmama isteği, motivasyon kaybı gibi… Şizofreni zekâyla ilgili bir hastalık değildir. İnsan dâhi olabilir ama bu, şizofreni olmasına engel değildir.

Hastalık hangi yaşlarda belirti verir?

Genellikle gençlik çağı hastalığıdır. 15-25 yaş grubu… Ama genel anlamda insan her yaşta bu hastalığa yakalanabilir. Ne kadar erken tedavi ederseniz hastalığın ilerlemesini o kadar durdurursunuz.

Genetik geçişlilik söz konusu mu?

Şizofreniye genetik yatkınlıktan bahsedilebilir. Ama bu bizim anladığımız babadan-anadan çocuğa geçen şekilde değildir. Evet kalıtımın bir rolü vardır, ama bu sadece riski artırır. Bu şu demektir: Bir insanın hastalığa yakalanma riski yüzde 1’dir. Kardeşlerimizden birinde hastalık varsa bu yüzde 8’dir. Katılımsal faktörlere çevresel faktörler de eklenir. Mesela annenin gebeliğinde geçirdiği ciddi hastalıklar, bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalması, erken bebeklik döneminde beyni etkileyen durumlar, hayat içinde gençlik çağlarında ruhsal-toplumsal stres faktörünün tetiklemesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır.

Hastalığın hangi belirtileri bizi doktora başvurmaya sevk etmeli?

Hastalık bir gençlik hastalığı. Bu dönem delikanlılık dediğimiz bir dönem aynı zamanda. Gençlikteki kimlik arayışı belirtileri ile şizofreninin öncü belirtileri karışabilir. Bu illa şunlar olursa şizofreni denecek belirtiler değildir ama şunlar oluyorsa bir sorun var demektir: Güzel güzel okuluna giden bir çocuk okula gitmemeye başlıyorsa okul başarısı düşüyorsa, kendine bakımı azalıyorsa, arkadaşlarıyla ilişkisi bozuluyorsa, evde odaya kapanıyorsa, eğer madde kullanımı başlamışsa (özellikle esrar kullanımı hastalığı tetikliyor ve riski artırıyor), garip inanışlar ileri sürüyorsa, tuhaf acayip davranışlarda bulunuyorsa… Belirtileri fark edilen çocuk bir psikiyatriste götürülmeli. Tabii bu belirtiler her zaman şizofreni anlamına gelmez. Bu durum tiroid fonksiyonlarının aşırı çalışmasına, Wilson hastalığı dediğimiz demir metabolizması bozukluğuna işaret edebilir.

Hastaların intihara meyilli olduğu doğru mu?

Şizofreni zor bir hastalıktır. İntihara neden olan en önemli hastalıklar depresyon, duygu durum bozukluğu, alkol ve madde bağımlılığıdır. Şizofrenide intihar oranı yüzde 10 oranındadır.

Tedavide en önemli engellerden biri damgalanma ve önyargı mıdır?

Şizofreni tarih boyunca delilik dediğimiz durumla eş anlamlı kullanılmış. İnsanlarda delilik sözcüğünü ürkütücü, zarar verici algıladıkları için bu durumda deliliği nerede ne yapacağı belli olmayan, saçmalayan, saldırabilecek, tehlikeli, uzak durulması gereken bir kişi gibi algılanıyor. Böyle algılandığı için damgalıyorlar. Damgalamanın bir basamak sonrası onu dışlamak. Ondan bir ilerisi ise ayrımcılığa tabi tutmak. Bu durum onu haklarından mahrum bırakmaya gider.

Tedavide aile desteği ne kadar önemli?

Hastanın tedavisi kadar hasta ailesinin ruhsal eğitim alması da önemlidir. Aile hastayla nasıl iletişim kuracağını öğrenmeli. Kimi aile fertleri hastalığı tetikleyebilir. Batılı toplumlarda daha ağır, Doğu toplumlarında daha hafif seyreder diye düşünüyorduk. Ama yeni gelen veriler artık fark kalmadığını gösteriyor.

Şizofreni hastalarının şiddete temayüllü olduğu doğru mu?

Özellikle medya bir cinayet söz konusu olduğunda bunu akıl hastalarıyla özdeşleştirme eğiliminde. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki; şizofrenide saldırganlık eğilimi onda birdir. Alkol ve anti sosyal kişilik bozukluklarında bu oran 6-7 kat daha fazladır. Toplumda tasarlanmış, işlenmiş cinayetlerin neredeyse yüzde 99’u normal dediğimiz insanlar tarafından işleniyor.

Federasyon olarak neler yapıyorsunuz?

Anadolu’nun muhtelif illerinde 8 dernek kuruldu. Sonra bir çatı altında birleşildi. Şizofreni maddi-manevi anlamında çok ciddi sonuçları oluşan bir hastalıktır. Şizofreni hastaları da bu toplumun bir parçasıdır. Bunun için hastalığın tedavisi için gerekli şeylerin yapılması mesajını vermeye çalışıyoruz. Türkiye’nin bir ruh sağlığı yasası yoktur, bu çıkarılmalı. Taksim Meydanı’nda şizofreniye farkındalığı artırmak için 17 Mayıs’ta toplanacağız. İçinde yaşadığımız topraklarda 800 yıl önce şizofreni hastalarına gösterilen bakım, hoşgörünün kalitesi o günkü Batı toplumlarıyla karşılaştırıldığında fersah fersah ilerdeydi. Bugün ise ülkemizde ruhsal rahatsızlıklara yeterli ilginin, bütçenin ayrılmadığını görüyoruz. Ruh sağlığı politikaları kâğıt üzerinde kalmamalıdır.

Kaynak: Zaman – SERHAT ŞEFTALİ