Derli Toplu Mekanlar Monotonluğu Teşvik Ediyor

0
246

Yaratıcı Bir Ortam

Yaratma süreci birçok açıdan gizemini koruyor. Ancak yaratıcılığı teşvik etmenin bazı kanıtlanmış yöntemleri de var. İşe karanlık ve soğuk bir ülkede ve dağınık bir ofisle başlayın. Ayrıca bir müzik aleti çalmayı da öğrenin. Minimalist ofis tasarımı şu anda birçok şirkette moda. Ancak Minnesota Üniversitesi’nden akademisyenler, bu derli toplu mekânların monotonluğu teşvik ettiğini iddia ediyor.

Pazarlama Profesörü Kathleen Vohls, The New York Times’taki yazısında dağınık ortamda çalışanların “alışılmışın dışına çıkmaya ve yeni fikirler üretmeye” yatkın olduklarını söyledi.

Vohls ve iki meslektaşı, dağınık ofislerin yenilikçiliği teşvik edip etmediğini anlamak için deneyler yapmış.

Deneklere pinpon toplarını alternatif şekillerde kullanmaları söylendiğinde, dağınık bir ofiste çalışanlar daha yaratıcı fikirler bulmuş. (Toplardan küllük yapmak ve zemini korumak için topları koltuk ayaklarına yapıştırmak gibi fikirler üretmişler.) Bu deneklerin ürettiği çözümlerin yaratıcılık düzeyinin ortalama yüzde 28 daha yüksek olduğu ve “oldukça yaratıcı” fikirler geliştirme olasılıklarının, düzenli odalarda çalışanlara göre beş kat fazla olduğu görülmüş.

Vohls “Düzenli mekânlar ilham kaynağı olamayacak kadar sıradan olabilir” diye yazdı. Hatta ofis dışındaki dağınıklık bile

daginikic_1316249339521c5f4f78c82

işe yarayabiliyor. Cep telefonlarına indirilebilen oyunların yarattığı sert rekabetle baş etmeye çalışan Silikon Vadisi merkezli oyun devi Electronic Arts, İsveç’teki oyun geliştirme birimine güveniyor.

Digital Illusions Creative Entertainment (DICE) adlı birim, kanlı ve hareketli Battlefield serisinin son sürümü üzerinde çalışıyor. Napolyon döneminden beri savaşa girmeyen İsveç çoktandır, yeni bilişim uzmanları yetiştirmek için uygun bir ortam. Ayrıca özel bir iklimi var.

DICE’ın Müdürü Karl Magnus Troedsson, “Burada yılın 9 ayı çok karanlık, yağmurlu ve karlı. İçeride arkadaşlarla oturup bilgisayarda bir şeyler yapmak huzur verici bir hobi” diyor. Joanne Lipman’ın Times’taki haberine göre yaratıcı düşünceyi desteklemenin bir diğer yolu, müzikle ciddi biçimde ilgilenmek.

Birçok başarılı insan, müzik aleti çalmanın zihinlerini açtığını ve başka özelliklerini geliştirdiğini söyler: “Birlikte çalışma, dinleme yeteneği, farklı fikirleri birleştiren bir düşünme yöntemi, aynı anda hem ana hem de geleceğe odaklanmak”.baliklar-icin-yaratici-ve-dostca-bir-ortam,2,con

Bir keresinde Carnegie Hall’da çello çalan Dünya Bankası eski başkanı James Wolfensohn, müziğin “gizli bir dil” işlevi gördüğünü söylüyor. Bankayı yönetirken 100’ü aşkın ülkeyi gezen ve sıkça konserlere giderek bazen ödünç bir çelloyla bir şeyler çalan Wolfensohn, bunun “ülkelerin bilançolarından farklı olarak kültürlerini de anlamasına yardım ettiğini” belirtiyor. Üstelik iyi çalmanız da gerekmiyor. New York’ta her hafta sahneye çıkan ve New Orleans cazı yapan grubuyla turnelere çıkan Woody Allen, özel bir yeteneği olmadığı halde klarnet çalmaktan hoşlandığını belirterek, “Bu kadar kötü çalabilmek için her gün alıştırma yapmam gerek” diyor.

TOM BRADY – New York Times