Dünya Bizi Yasak Twitter İle Takip Ediyor

0
131

Başbakan Erdoğan’ın Bursa mitinginde yaptığı “Twitter’ın kökünü kazıyacağız.” açıklamasından altı saat sonra Twitter’ı açanlar karşılarında bir uyarı buldu. Sanal dünyada yasakların sınırı nereye kadar gider, nerede biter sorusuna yanıt aradık.

Arap Baharı sosyal medya üzerinden dünyayla buluştuğunda, bu etkiyi fark eden liderler Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’i, G-8 zirvesine davet etti. 27 yaşındaki Zuckerberg dünya liderlerine seslenirken, internetin basılı yayınlar gibi sansürden etkilenmeyeceğinin altını çiziyordu: “İnternetin hangi özelliklerini kontrol edip, hangi özelliklerini gözden kaçıracağınızı ince bir elekten geçiremezsiniz.”

2009’daki bu konuşmadan beş yıl sonra internet ve sansür meselesini yakıcılıkla tartışan Türkiye, Twitter üzerinden benzer bir sorun yaşıyor. Kullanıcılar 20 Mart akşamı Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan gelen “İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 3/2/14 tarih ve 2011/795 sayılı kararına istinaden Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından koruma tedbiri uygulanmaktadır.” yazısıyla karşılaştı.

Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren yaygın şekilde kullanılan internet teknolojisinin bugüne kadar geçirdiği ilk internet sansürü tartışması bu değil ama kapsamı açısından en geniş olanı. TİB kararı şu gerekçeyle açıkladı: “İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hakimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi veya içeriğin yayından çıkarılmasını da isteyebilecek. Sulh ceza hakiminin kararını süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, 500 günden bugüne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak.”

Yasağın ardından DNS ayarlarını değiştirerek internete giren yüz binlerce kullanıcı Twitter’ın kapatılmasını dünyanın gündemine taşıyınca asıl soru ortaya çıktı, bu yasak iletişim teknolojilerinin bu kadar yaygınlaştığı günümüzde ne kadar işlevsel?

‘Daha güvensiz bir yola sevk edildik’

Bilişim üzerine yayın yapan www.shiftdelete.net sitesinin kurucusu Hakkı Alkan, Twitter yasağını Türkiye’nin imajı açısından sorunlu buluyor: “Ayda 9 milyon kişinin girdiği bir sitenin yönetiminde olduğum için yurtdışından sürekli toplantılara çağrılıyorum. En yeni teknolojileri konuşmak üzere gittiğimiz toplantılarda ‘Türkiye’de develer var mı?’ sorusuna muhatap oluyorum çünkü insanlar internet yasaklarıyla bizim böyle bir ülke olduğumuz fikrine kapıldı.”

Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’in Türkiye’ye yaptığı çağrıya dikkat çeken Alkan, bu durumun bir ilk olduğunu söylüyor: “Twitter’ın kurucusu bizim hakkımızda bir tweet attı. İmajımız bu kadar yerlerde.”

Alkan’ın “Peki şimdi ne olacak?” sorusuna cevabı bir başka tehlikenin de habercisi: “Twitter’a girmek için insanlara çözümler sunuyoruz. DNS’leri kullanın diyoruz, VPN diye bir başka çözüm üretiyoruz. İnsanlar VPN kullanıyor ama o nedir, güvenilir midir bilmiyor. Ben ‘banka hesabınız gider’ demiyor, daha tehlikeli bir şeyden söz ediyorum. Çok değerli bir data var, kişisel bilgi. Bütün verilerimiz oradan geçiyor, fişlenmiş oluyoruz. WhatsApp 19 milyar dolar ediyor çünkü insanların profil bilgilerine sahip. Neredesiniz, ne yapıyorsunuz, kaçta kalkarsınız, ne seversiniz oradan izlenebiliyor. Hiç bilmediğimiz yerlere gidiyor bu bilgiler. Yasak yürürlüğe girdi, VPN şirketlerinden ‘100 bin kişiye hesap açtık bunları dağıtabilir misiniz?’ diye mailler atıldı. İllegal bir yoldan daha illegal bir yola sevk söz konusu. Güvenlik sağlayalım derken çok daha ciddi sıkıntılar çıkarabilecek yeni bir mecraya itiyoruz.”

Alkan, “İnterneti fişten çekemiyoruz, serverlar Türkiye’de değil.” diye ekliyor: “Facebook yasaklanmaz çünkü devletle yakın. Şu içerik zararlı denildiği zaman o içerik hızla kaldırılıyor, böylece yasaklanmasına imkân kalmıyor. Google da benzer bir politika izliyor. Şeffaflık raporu var, Google aramalarına devletten gelen talepleri ve verdikleri yanıtları paylaşıyorlar. Bir bürokrat cinsel görüntülerine ait aramaların kaldırılmasını istedi, kaldırmadık. Google ve YouTube ticari profilinde Türkiye çok önemli değil. O yüzden ayak direyebiliyor.”

‘Zaten bir sansür var’

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka, Türkiye’nin bu konudaki sicilini anlatırken, sansürün daha evvelden de internette uygulandığına değiniyor: “Türkiye, medya düşmanı bir ülke. Medyanın bir türü olan internetin de serbest kalması beklenemezdi. Olsa olsa uluslararası kamuoyunun baskısı yüzünden erteleniyordu. Öyle bir çaresizlik hali var ki, bu noktaya geldik. İnternet üzerindeki baskı da yeni bir şey değil. 40 binin üzerinde engelli site var, merkezi filtre var, o da zaten bir sansür. Bu son hamle gibi.”

Saka’ya göre bunun tek faydası internet kültürünün yayılması: “Akıntıya karşı mücadele bu. Yeni medya, eski medya gibi kontrol edilecek bir şey değil. Bu sebeple internetin fişinin kesilmesi gerekiyor, hatta o da yetmez ancak elektrik kesilirse… Herhalde engelleme yapamadığı için kullanımı kriminalize edebilir. Şimdi doğrudan suç sayılmıyor ama bir gecede kanun çıkarıp bunu da suç gösterebilirler, korku eşiği bayağı aşıldı.”

Eskiden de denendi

İdefix’in kurucularından Metin Solmaz, Türkiye’de internet konusundaki sansür uygulamalarının yeni olmadığını hatırlatıyor:

“Devlet zannedildiği kadar akıllı ve pratik zekâlı bir mekanizma değil. Tam tersine kendini tehlikede hissettiğinde anlık çözümlere saldıran ürkek kediler gibi. Niyeti iyi de olsa fark etmiyor. Orman yangınlarını önlemek için ormana girişi yasaklayacak kadar yaratıcı çünkü. Daha önce de olası bütün sayfaların haftada bir yazıcı çıkışını istemişti İnternet Servis Sağlayıcı’lardan. Bu, her bir arama sonucunun bir sayfa olduğunu düşünürseniz, haftada bir, neredeyse sonsuz sayıda kâğıt çıkışı almak demekti. Olmadı tabii.”

Solmaz, şimdiki durumun da benzer olduğu fikrinde: “İnternet’te devlet için sonsuz kontrol olanağı vardır. Ama devletin suç olarak tanımladığı şey kitlelere yayılmışsa devlet çaresizdir. Hangi birini neyle kontrol edeceksin? Hepsini biliyor olsan ne yapabilirsin? Bir kişi Başbakan’a hakaret ediyorsa alırsın içeri, örnek teşkil etsin diye de teşhir edersin. Bunu on binlerce insan, hem de adıyla soyadıyla yapınca artık başbakana hakaret eden insan tutuklayarak engellenebilir bir durum olmaktan çıkmıştır. İşte devletin zaten böyle zamanlarda kafası karışır. Şimdi de kafası karıştı ve gitti alelacele Twitter’ı kapattı. Halbuki yayılan o videoları engellemek için elektrikler dahil pek çok şeyi kapatmaları gerekir. Bugün yapılacak en saçma şey Twitter’ı kapatmaktı ve devlet yapılacak en saçma şeyi buldu.”

Dünyada manzara nasıl?

Dünyadaki örneklere bakınca Twitter dışında YouTube ve Facebook’un da yasak olduğu Çin’de 500 milyon Çinli internet kullanmaya devam ediyor. Kuzey Kore’de Facebook, Twitter, YouTube yasak. İnternet hızı düşük olduğu için siteleri illegal kullanabilenlerin sayısı da çok sınırlı. İran’da Facebook ve Twitter kullanıma kapatıldıktan sonra kullanıcıların yoğun talebi ve illegal kullanımı sayesinde yeniden açıldı. Muhalif hareketlerin dünyada Twitter üzerinden duyulması bu süreçte yaygınlaştı.

Ne yapılabilir?

Bilişim üzerine yayın yapan www.shiftdelete.net sitesinin kurucusu Hakkı Alkan, kullanıcıların yasaklanan sitelere girmesi için iki yol olduğunu anlatıyor. Biri DNS ayarlarını değiştirmek, diğeri de VPN. VPN teknolojisi devlete ait kurumlarda da kullanıldığı için tüm dünyada etkin bir sistem. Yasaklanması söz konusu değil, böyle bir durum ekonominin çökmesi, sistemin kilitlenmesi, bankaların çalışamaması anlamına geliyor. DNS ayarlarını değiştirmek geçici bir çözüm, yakında bazı sitelerin paralı olması ihtimal dahilinde. Paralı olmayan siteler de devlet eliyle kapatılabiliyor. VPN kesin çözüm olsa da kullanıcı bilgilerini fişlediği için riskli.

Kaynak: Zaman