Dünyada Beden Dili

0
2433

Lambert (1996)’e göre, sözsüz iletişim konusundaki ayrıntılı ve sonuç getiren çalışmalar çoğunlukla Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sosyal psikologlar ve antropologlar tarafından gerçekleştirilmiştir, bu çalışmaların yanı sıra 20. yüzyıl öncesinde gerçekleştirilen bilimsel temel üzerinde fazla durulmadan, daha çok gözleme dayalı araştırmalar da söz konusudur ve sözsüz iletişim üzerinde bu doğrultuda gerçekleştirilen ilk çalışma sonuçları, 1644 yılında, John Bulwer’in Elin Doğal Dili (Chirologia: or the Natural Language of the Hand) adlı yapıtında yer almıştır, el hareketlerinin anlamlarını inceleyen bu ilk çalışma, beden dili konusunda, günümüze gelinceye dek gerçekleştirilen çalışmalara öncülük etmiştir, 1800’lü yıllarda tiyatro oyuncuları, özellikle de dram ve pandomim oyuncuları, mimikler ve jestler aracılığıyla duyguları aktarmanın önemini kavramış ve bunu sahneye yansıtmışlardır yine aynı dönemde, doğa bilimci Charles Darwin (1872) İnsan ve Hayvanda Duyguların İfadesi (The Expression of the Emotions in Man and Animals) adlı yapıtında sözsüz iletişimi bilimsel bağlamda incelemiştir.

1900’lü yıllara gelindiğinde beden dili öncelikle, deneysel ruh bilimin temelinin ortaya koyan Alman bilim adamı Wilhelm Wundt tarafından Etnik Ruhbilim (Volkerpsychologie) adlı yapıtının birinci bölümünde ayrıntılı bir biçimde incelenmiş daha sonra 1969 yılında İngiliz Zoolojist Desmond Moris tarafından Çıplak Maymun (the Naked Ape) adlı çok satanlar listesine giren yapıtında ortaya konulmuştur. Desmond Moris daha sonra yazdığı kitaplar ve televizyon programları aracılığıyla da insanlar ve hayvanlar arasındaki benzerlikleri vurgulayan sonuçlara ulaşmıştır.

Baltaş ve Baltaş (1994)’a göre, beden anlatımları ile ilgili bilimsel yaklaşımlar ilk olarak Charles Darwin’in 1872’de yayımlanan İnsan ve Hayvanlarda Duyguların ifadesi adli kitabında bulunmaktadır, daha sonra çağdaş, araştırma yöntemleriyle yapılan ciddi çalışmaların başında Wolff un 1945’lerdeki araştırması gelmektedir; Bu araştırmada beden hareketleri ile insanın iç dünyasının ilişkileri üzerinde durulmuş ve sonuçlar jestlerin Psikolojisi (The psychology of Gestures) adlı eserde yayımlanmıştır ve aynı yıllarda Birdwhistell da bu konu üzerinde çalışmıştır, antropolojik alan araştırmaları yapan Birdwhistell, kültürler arasındaki beden dilinin de sözel dil gibi farklı olduğu görüşündedir, araştırmacı çeşitli kültürler üzerinde yaptığı çalışmalarda beden dilini ortaya çıkaran ön koşullar üzerinde durmuştur ve Birdwhistell’e göre farklı sosyal geçmişi olan çeşitli kültürlerdeki insanlar, benzer duygularını benzer biçimlerde aktarırlar ancak bu duygular farklı koşulların etkisiyle oluşabilir.

Charles Darwin’in 1872-1877 yıllarında beden dili konusunda başlattığı çalışmalar günümüze kadar birçok araştırmacı tarafından sürdürülmüştür. Bu araştırmalarda iletişimin sözsüz öğeleri üç boyutta ele alınmıştır. Bunlar dil dışı faktörler (paralanguage), hareketler (kinesics) ve bedenin mekândaki konumu (proxemics) dur. Dil dışı faktörler, hareketler ve bedenin mekândaki konumu konularını kapsayan beden dili konusunda çalışmalar esas olarak iki ayrı teknikte yürütülmüştür. Bunlar kültürlerarası alan çalışmaları ile psiko-fizyolojik laboratuvar çalışmalarıdır.

Kültürlerarası çalışmalarda beden dilinin biyolojik temelleri üzerinde durulmuş ve doğuştan getirilen davranışlardaki öğrenme ve yeni davranış. Geliştirme boyutu üzerinde çalışılmıştır. Batı kültürü ile hiç teması olmamış bazı toplumlardan, Amerikan ve Japon toplumlarına kadar çok çeşitli kaynaklardan elde edilen veriler değerlendirildiğinde, temel duygu aktarımı olan yüz ifadelerindeki ortaklık dikkati çekmektedir. Paul Ekman İnsan Yüzündeki Duygu (Emotion in the Human Face) adlı eserinin çalışmalarını, ABD, Brezilya, Japonya, Yeni Gine ve Borneo’da sürdürmüştür. Araştırmasında kullandığı teknik, yüzdeki duyguları değerlendirme tekniğidir. Kısaca FAST (Facial Affect Scoring Technique) olarak bilinen bu teknik P. Ekman’ın Psikolog Friesen ve Tomkins’le geliştirdiği, yüz ifadeleri atlası niteliğindedir. Bu katalog daha sonra çeşitli kültürlerin ortak ve farklı yönlerini saptamak için kullanılan bir araştırma metodu olmuştur. Yüz ifadeleri konusunda çok sayıdaki araştırma verisi yüz ifadelerinin evrensel yönlerinin anlaşılmasını sağlamıştır.

Berko (1989) „ya göre uzmanlar tarafından gerçekleştirilen bunca çalışmanın ardından sözsüz iletişimin ileti taşımada taşıdığı önem konusunda bir düşünce birliğine varılmıştır, Ray L. Birdwhistell yaptığı araştırmalar sonucunda, iletinin %35’inin sözel yollarla, %65’nin ise sözsüz yollar aracılığıyla gerçekleştirildiğini ortaya koymuştur, Albert Mehrabian ise aynı konuya ilişkin yapmış olduğu araştırmasında, iletinin %7’sinin sözel, %38’inin sesçil (sesin tonuyla vb. ilgili), %55’inin sözsüz yollarla iletildiğini ortaya koyan bir formül geliştirmiştir.

Yazar: Gülcan ÜSTÜNSEL