Dürüstlük Hileciliğe Götürüyor

2
177

Küçük hileler büyük dolandırıcılıklara dönüşüyor.
Çoğumuza göre, kurallara uymayanlar sadece ahlaki bir yanlış yapmakla kalmıyor, aynı zamanda kurallara uyanlara karşı da haksızlık yapıyor. Dolayısıyla bir kişi kurallara uymuyorsa, ister zengin, ister fakir, ister numaracı, isterse dünyanın efendisi olsun, bunun bedelini ödemelidir. Kurallara uymayanlar arasında 2008’deki ekonomik krize neden olan finans piyasasının liderleri de var. Fakat çelişkiye bakın ki, insanları hile yapmaya, kurallara uymamaya iten sebeplerin başında dürüstlük takıntısı geliyor.

Pennsylvania Üniversitesi’nden Sinirbilimci Anjan Chatterjee, “Bir haksızlığın kurbanı olduğunuzu düşünüyorsanız, hile yapmayı kendinize haklı göstermeniz kolaylaşır. Bu durumda siz eşitliği sağlamaya çalışıyorsunuz. Aldatmıyor, sadece haksızlığa maruz kaldığınız için durumu dengeliyorsunuz” diyor. Başlangıçta yapılan küçük kural ihlalleri (birkaç şarkıyı yasadışı olarak indirmek, kayıtlardaki küsuratlı miktarları cebe atmak, verginizi düşük göstermeye çalışmak) azar azar büyür. Bu denemeler hobiye, hobiler yaşam tarzına dönüşür. Nitekim Bernard Madoff, hapse girmesine neden olan 65 milyar dolarlık saadet zincisini ek iş olarak kurduğu danışmanlık hizmeti bünyesinde yavaş yavaş oluştuğunu belirtiyor.

Giderek artan küçük yanlışlar fark edilmeden suça yöneltiyor. Bir başka deyişle, insanlar fark ettiklerinden daha sık kolaycılığa kaçıyor. Olay bilinçaltında gelişiyor ancak gerçek anlamda dolandırıcılığa başlamaları son derece bilinçli bir kararla oluyor.

Kuzey Carol ina’daki Duke Üniversitesi’nden Dan Ariely, yaptığı bir dizi deneyde öğrencilere sınavlarda hile yapma fırsatı sundu. Öğrencilere sınavda verdikleri cevapları aktarabilecekleri bir kâğıt verilmiş. Kâğıtta verdikleri cevaba denk gelen şıkkı doldurmaları istenmiş. Ancak bazı cevap kâğıtlarında doğru cevaplar güya yanlışlıkla griye boyalıymış.

Deneyde, öğrencilerin cevapları aktarırken yüzde 20 kadarını değiştirdiği görülmüş. Devam niteliğindeki bir deneyde de öğrencilerin yaptıkları şeyin boyutunun farkında olmadıklarını ortaya koymuş. Yani hile yapıyorlar ancak bu bilinçli bir şekilde olmuyor. Fakat kurallar açıkça belliyse bu tavır değişiyor. Deneylerin bazısına katılan Harvard Üniversitesi doktora öğrencisi Zoe Chance, “Cevap anahtarını kullanmamalarını ve yalnızca adlarını yazmalarını net olarak söylediğimiz öğrenciler o kâğıtlara bakmadılar bile” diyor.

Dolandırıcılık gibi olumsuz davranışlar hakkında yakında çıkacak “Out of Character” (Kişiliğin Dışına Çıkmak) adlı kitabı yazan Boston’daki Northeastern Üniversitesi’nden Psikolog David DeSteno, “Bu tür kararların hepsinde kısa ve uzun vadeli kazanımlar arasında bir savaş, erdemli ve erdemsiz seçenekler arasında bir gerilim vardır. Harici faktörler de ibreyi bir yönden öbürüne değiştirebilir” diyor. Küçük hileler bazı durumlarda doğal, hatta yararlı bile olabilir.

Beyin faydalı kestirme yolları zaten kendiliğinden arıyor. Fakat çoğu insan, ihlal etme fırsatı ve güdüsü olsa bile, adil gördüğü kurallara uymayı yeğliyor. Hileciliğe yol açan en bariz sebep, bir otorite veya kurala duyulan kızgınlık. Bunun kanıtlarını günlük yaşamda görmek için yasak yerlerde cep telefonu kullanan veya sigara içen, trafikte kask giymeyen insanlara bakmanız yeter. Psikologların işyeri davranışları hakkında yaptıkları araştırmalara göre, patronların iyi niyetli olmadığı yerlerde birçok çalışan, kurumlara faydası olmakla beraber karşılığında para almadıkları incelikleri göstermiyor. Örneğin müşterilere nazik davranmıyor ve meslektaşlarına yardım etmiyorlar.

Fakat psikologlara göre hilecilikte en güçlü dürtü, haksızlığa uğrama duygusudur. İnsanlar başkalarıyla rekabet etmeye, kıyas yapmaya başladıkları gençlik çağlarından itibaren bazı gizli avantajların farkına varıyor. Örneğin bazı aileler zengin oluyor, özel öğretmen tutuyor, bağlantılar kuruyor, patronla düzenli golf oynuyor. Bu avantajlara sahip birine karşı başkalarının işini kendine mal etmek de, bunda kendini haklı görmek de daha kolay olabiliyor.

Hileciliğin ardından suçu başkalarına atmak geliyor. Hile yapan biri, çoğu zaman kendisinden sonra (ama önce değil) başkalarının da hile yapmaya başladığına inanıyor. DeSteno, “Eğer bunun üstüne bir de başarıları için ödüllendirilirlerse, genelde gururlarını içselleştiriyor ve bu zaferin başka şeylerden değil, kendi yeteneklerinden kaynaklandığını düşünüyorlar” diyor. Son olarak, aşırı rekabetin görüldüğü birçok alanda hüküm süren bir “kazanan hepsini alır” zihniyeti var.

Bu şartlarda hile yapmak başarıyı garantiye almak anlamına gelebilir. Başarısızlık da aptal yerine düşmekle bir görülüyor. En büyük korku, dürüst davranarak başarısız olmak ve birisinin gelip size, “Ne yani parayı cebine atabileceğin halde atmadın mı?” diye sorması.

Psikologlara göre aptal yerine konma duygusu (öfke, kendini suçlama, hoşnutsuzluk) öyle güçlü bir kokteyl ki, insanda müthiş bir rahatsızlık yaratıyor. “Ne büyük bir aptalım. Bunun nasıl farkına varmadım?” Hileciliğe karşı direnen insanlar bunu her gün kendilerine soruyor.

Ve bu hiç adil değil.

Kaynak: Sabah

  • Hainsworth

    Güzel ve ilginç bir yazı aslında..

  • Abdin

    dürüstolmakta zor işmiş demikki:))