Düşüncelerin Saldırısından Kurtulmak İçin Yapılacaklar

0
700

“Kahretsin! Neden bir saniye bile düşünmeye ara veremiyorum?” Sabah yedide meditasyon yapmaya çalışırken kendi kendime tekrarladığım cümle buydu.

Bazı günler düşüncelerimin yavaşladığı ve bir süre sonra durduğu o derin meditasyon alanına girmeyi başarabiliyorum. Bunlar en iyi meditasyon seanslarım oluyor. Evrensel Zihnin akışının farkında oluyorum ama kendimi ondan ayırabiliyorum. Her şeyin olduğu haliyle iyi olduğunu hissine sahip oluyor ve netlik hissediyorum. Hafif bir mutluluk ve neşe veren evrensel bağlantının farkındayım. Düşünceler beni yeniden esir alana kadar bu evrensel akışla ilerliyorum. Ardından meditasyonun bana verdiği mutluluğu da yanıma alıyor ve işlerimi yapmaya koyuluyorum.

Ancak bugün bu akışa kendimi kaptıramadım. Çünkü ben kendimi akışa bırakmaya hazırlanırken bir büyük düşünce, ardından bir tanesi daha önümde beliriyor ve ben pes edene kadar bu böyle gidiyordu. Tek duyduğum şuydu: “Yapmam gereken işler var. Spor yapmalıyım. Eve süt almak gerekiyor. Bankamatiğe uğramalı ve para çekmeliyim.”

Her bir düşünceyle beraber gözlerimi daha sıkı kapadım ve “HAYIR şu an değil!” dedim. Fakat durmadılar. Tekrar nefesimi takip ettim ve düşüncelerim bir şekilde yavaşladı ama o özlediğim sakinliğe ulaşabileceğim kadar da değil.

Sonra günlüğüme yazarken bir anda şunu anladım: Çok fazla zorluyordum. Akışa kaptırmak için kendinizi zorlayamazsınız. Bu iş böyle olmaz.

Bu bana küçük bir kız çocuğuyken doktorun muayenesinde olduğum iğneleri hatırlattı. Derimin uzun, ince, parlak bir iğne tarafından delineceği düşüncesi beni ürpertiyordu. Ve annem ya da hemşire rahatlamam gerektiğiyle ilgili ne söylerlerse söylesinler bu benim daha da kasılmamı engellemiyordu. Sonuçta da bu daha çok canımın acımasına neden oluyordu.

Bu sinir bozucu düşüncelerle ilgili de aynı durum söz konusu. Kendimi düşünmemeye zorlamak hiçbir işe yaramıyor, aksine durumu daha da zorlaştırıyor. Yapılması gereken şey ise meditasyonu bölen bu düşüncelerin gelmelerine izin vermek ve tepkisiz kalabilmek. Tüm acı direnmeden kaynaklanıyor.

Direnme bir çeşit kontroldür. Düşüncelerinize direnmek, onları kontrol etmeye çalışmakla aynı şeydir. Kendi düşüncelerinizi bir başka insanın düşüncelerini ya da bir durumu kontrol ettiğinizden daha fazla kontrol edemezsiniz. Bu bir insan ya da durum olsun aslında tüm yapabileceğiniz şey anda olmak, gözlemlemek ve gitmesine izin vermek. Onlarla tartışmaya başladığınız anda bu istekler savaşına dönüşür. Ardından işin içine ego girer ve ego kaybetmekten nefret eder.

Direnme hayatımızın her alanında karşımıza çıkabilir, sadece sabah meditasyonlarımızda değil. Günlüğüme yazarken hayatımda direnmenin problem yarattığı diğer alanları düşündüm. Mutsuz ilişkime nasıl da yapıştığımı hatırladım. Çünkü o ilişkinin bittiğini kabul etmeye direnmiştim. Ayrıca evi satıp taşınmam gerektiği zaman da direnmekten vazgeçmenin benim için ne kadar uzun zaman aldığını hatırladım. Bir de kalbimden geçen işi yapmaya ne kadar uzun süre direndiğimi anımsadım. Böylece en iyi meditasyon seanslarımın düşüncelerime direnmediğim zamanlarda olduğunu anladım. Düşüncelerim geliyor ve eğer ben direnç göstermezsem kendi kendilerine gidiyorlardı.

Çok açık bir şekilde direnmenin hayatımızın doğal akışını kesintiye uğrattığını fark ettim. Direnmek için kullandığımız enerji, hayatımızdaki deneyimlerden edineceğimiz keyfi engelliyor. Direnmek boşunadır çünkü direnirken umduğumuz şey acıyı önlemektir ama aksine direnme sonucunda daha çok acı ortaya çıkar. Bunu anladığımdan beri kendi kendime şu sözü tekrarlıyorum: “Hiçbir şeye direnme.”

Sizin de hayatınızda değişime direndiğiniz alanlar var mı? Onların sizi nasıl etkilediğini görebiliyor musunuz? Eğer direnmeyi bırakırsanız ve set çekmezseniz hayatınız nasıl değişir?