DÜŞÜNÜRKEN DÜŞÜNCEYİ

0
100


Zeytin yeşili gözlerinde akamayan yaşların pırıltısı titrerken sanki kızıl renkli iki örgüsü de mahzun bir şekilde yanlara sarkıyordu. Canım kadar sevdiğim bu küçük kız çocuğunun hayalini düşünerek daldım daha doğrusu dalmaya çalıştım uykuya. Aslında bilemiyorum beni uyutmayan bir düşünce mi idi yoksa bir duygu mu? Çünkü düşünce dediğim şu anda ve gece o kadar derine inmem gerektiğini hissettim ki. Aklımızdan geçen her sözcük öbeğine düşünce diyoruz; ya da sorarlarsa düşündüğümüzü söylüyoruz.

AMA DÜŞÜNCE DÜŞÜNÜRLERİNİN HEPSİ ÖYLE Mİ KABUL ETMİŞ GERÇEKTEN.

Genel olarak düşünce olması için önce bir uyaranın olması gerektiği öngörülüyor. Buradan bakarsak acaba hüznü bir iç uyaran olarak kabul edebilir miyiz ki? Bu anlamda zihnim hüzün ile bir bağlantı mı kurmuş oluyor?

Ama psikoloji der ki düşünce bir amaca yönelik olmalıdır; problem çözmeye yönelik zihinsel bir etkinliktir. Ya da çevrenin temsilcileri durumundaki bilişsel yapıların işlenmesidir.

Gündelik yaşamımızda ise düşünce denince öneri, tasarı, çare, kanı, görüş anlayış, zihniyet, sorun tasa ve benzeri anlamlar gelir akla. Ne kadar genişledi değil mi kavramımız. Hani gündelik hayatta çok rahat kullanırız ya ‘düşünüyorum’ kelimesini. Şimdi o zaman bu sözcük ne zaman kullanılmalı ya da yukarıda saydığımız sözcüklerin yerine kullanımı olmalı mı? Sakın ola ki biz sözcük dağarcığımızda öneri, çare, tasarı, kanı, görüş, anlayış zihniyet sorun, tasa gibi sözcükleri pek bulundurmadığımızdan ya da güzel Türkçe’ mizin bu zenginliğinin farkında olmadığımızdan kolaya kaçıyor olmayalım ‘düşünüyorum, düşünüyorsun, düşünüyor ve de düşünüyoruz, düşünüyorsunuz, düşünüyorlar’ diyerek. Ya da düşünme eylemini çok fazla hafife alıyor olmayalım? Uzun yılların süzgecinden geçerek gelen ve her devrin düşünürlerinin bir taş koyması ile ilerleyen felsefeye göre ise düşünme karşılaştırma yapma, çözümleme (analiz) , sentez bağlantı kurmayı içermektedir. Şimdi basit bir düşünümü ele alırsak:

‘Bugün havanın güneşli olacağını düşünüyorum’ gibi ve yukarıda yazdıklarımızın ışığında incelersek; ilk anda düşünce kabul edebilir miyiz sizce? Ya da Türkçe açısından doğru kabul etme şansımız nedir ki? Düşünüyorum eylemi için burada bir amacımız var mı; ya da nasıl bir uyarana karşı beynimiz düşünüyor? Bu bir düşünme midir gerçekten yoksa…

Aristo’ya göre insanı hayvandan ayıran en belirgin özellik düşünme ise eğer, yemek yemeyi düşünemeyiz o zaman. Çünkü yemek yemek, karnını doyurmak tüm canlılarda olan metabolizmanın işlevi için geçerli doğal bir eylemdir. Belki de neyi nasıl yiyeceğimizi kararlaştırmaya çalışma eylemi bir düşünme olabilir. Ama hayvanlar da seçmiyorlar mı sizce yemeklerini? Evet iyice karıştırdım şimdi değil mi? Ama demiyor muyuz ki ‘ Ne yesem diye düşünüyorum?’

Aslında bu sadece şu an gündeme gelen bir akıl karıştırma değil. Düşünceyi yaratan güdülenmenin ne olduğu sorusu önemli bir ilgi ve araştırma konusudur. Gerçekçi düşünce akımı var, epistemolojiye ( bilgi felsefesi) göre düşüncenin tanımı var ve bir de kendine has var oluşçu düşünce biçimi var. Burada hemen ilk akla gelen Sartre olsa da , Kierkegaard, Nietzsche, Jasperse, Marcel, Marleau-Ponty, De Beauvoir, Camus ve Heidegger de unutulmamalıdır. Ve tüm bu yazdığım isimler ve diğer var oluşçular der ki mesela: ‘ Var oluş insanın içlerinden her hangi birini seçebileceği bir olanaklar bütünüdür. Bu yaklaşım ile her türlü belirlenimciliğin karşıtıdır.’ Bakın bir düşünceyi düşünme bizi nerelere getirdi. Şimdi var oluşçulara göre de ben olanaklar bütününden birini seçebilirim ama gerçekten öyle mi? Hayat bize her zaman olanaklar içinde seçme şansı veriyor mu ki yoksa sadece önümüze isteğimiz dışında gelen yollara ya da yola giderken yürüyüş şeklimiz midir elimizde olan?

Ne dersiniz?

Tüm yazı boyunca belirttiğim gibi düşünüm eylemi hep kurcalamış kafamızı ama ne yazık ki şu anda ne Aristo’nun dedikleri, ne de düşünce felsefesi ya da var oluş kuralları o güzel gözlerden akamayan yaşların sahibi küçük kız için ne yapabileceğimi öğretemiyor bana. Belki de insan olmamızı sağlayan asıl da budur. Tüm düşüncelere rağmen bir de kalbimiz olması ve düşünce kadar duygunun da hayatımızda yer alması.

Dr. Yonca AYAS ŞAN