Ebeveynlere “Ortak Alan” Uyarısı

0
102

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mesleki Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi öğretim görevlisi Figen Güleş, okul çağındaki çocuklar için dikkat edilmesi gereken faktörler içinde en başta gelen hususlardan birisinin, çocuğun kendisini rahat, özgür ve güvende hissedebileceği ayrı alanlar olduğunu söyledi.

Bu alanların çocukların, okul öncesi, ilköğretim ve ergenlik dönemlerine göre çeşitlilik arz edebileceğine dikkati çeken Güleş, ”5-6 yaşından büyük çocukların gelişimleri gereği, odalarında çok fazla renkli dekorasyona gerek yok” dedi.

Güleş, hayali kahramanların çocukların çalışma masalarında çokça yer almasının çocuğun derse olan ilgisini azaltabileceğine dikkati çekerek ”Çocukların çok sevdiği karakterlerin, çocukların çalışma masalarında, kütüphanelerinde gereğinden fazla yer alması, çocukta konsantrasyon eksikliğine neden olur. Çocuk, hayal dünyasına giderek derse olan dikkatini dağıtabilir” diye konuştu.

Çocukların aile bireyleriyle aynı ortak alanda ders çalışmalarının, çocuklarda konsantrasyon düşüklüğüne ve aidiyet duygusunun gelişmemesine yol açacağı uyarısında bulunan Güleş, şunları kaydetti:

”Öğrencilerin kendilerini rahat, özgür ve güvende hissedebilecekleri ayrı alanlar oluşturulması gerekir. Bu ayrı alanlar illa ki ayrı oda anlamına gelmez. Bir oda içerisinde çocuğun kendisini derse verebilecek bir mekan oluşturulması bile çocukta aidiyet duygusunun gelişmesini sağlar. Çocuğun ‘kendisine ait olanla’, ‘ebeveynine ait olan’ arasındaki farkı görmesi açısından anne babalara çok büyük görev düşmektedir. Çocuğa ait alana girerken kapıyı çalarak girmek, ‘kalem alabilir miyim’, ‘Şu sandalyeye oturabilir miyim’ türü ifadeler, çocuğun kendine olan güvenini artırmakla kalmaz, aidiyet duygusunu büyük oranda geliştirir.”

”Çocuğun çalışma alanları sade olmalı”

Çocukların çalışma alanlarının sade olması gerektiğinin altını çizen Güleş, çocukların çalışma alanlarında, eşyalarını düzenli bir şekilde koyabileceği ahşap raf, sepet, kutu, sandık şeklinde malzemelerin, çocuğun dikkatini dağıtmaması açısından önemli olduğunu belirtti.

Güleş, çalışma alanlarındaki uyarıcı, ışıklı, sesli figürlerin çocukların derse yoğunlaşmasına zarar vereceğini dile getirerek, ”Dikkat eksikliği olan çocuklar özellikle bu tür nesnelerin bulunduğu ortamdan uzak tutulmalı” ifadelerini kullandı.

Çocukları ayrı alanlarda uzun süre yalnız bırakmanın da yanlış olduğuna dikkati çeken Güleş, sözlerine şöyle devam etti:

”Çocuklara, ‘Hadi çocuğum, git odana ders çalış’ diyerek uzun süreli çocuğu odasında yalnız bırakmak, çocuğun sosyal gelişimine zarar verebilir. Çocuk, yalnız bırakıldığı hissine kapılabilir. ‘Annem babam benimle ilgilenmemek için beni buraya gönderdi, hiçte gelip ilgilenmiyor’ duygusuna kapılabilir. Onun için ara ara çocuğu kontrol etmeli. ‘Bugün okul nasıl geçti?’, ‘Dersleri anladın mı?’ gibi genel sorular yerine ‘Şu derste hangi konuları öğrendiniz’ gibi daha özel boyuta inerek, çocukla ilgilenilmesi gerekir. Bu durumda çocuk hem ilgilenildiğinin farkına varır hem de ders çalışma sorumluluğu gelişir.”

Güleş, çocukların ders çalışırken konsantrasyonlarının dağılması durumunda dinlenme sürelerinin de verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.