Ellerinin Hamuruyla Başardılar

0
382

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) kayıtlı yalnızca 80 bin kadın girişimci var. Bu rakam Türkiye’nin kadın girişimciliği konusunda önemli bir yol kat etmesi gerektiğini de gözler önüne seriyor. Ancak son zamanlarda alışılmışın dışında kadın girişimci profillerine rastlar olduk Türkiye’de. Bu kadın girişimciler, tipik deyimle ‘ellerinin hamuruyla erkek işine’ karışıyorlar. Karışmakla kalmıyorlar, şirketlerini büyütüp, iç pazarın yanı sıra dünya pazarlarlarına da açıyorlar.İş fikriniz var sermayeniz yok ise üzülmeyin. Hibe kredilerine başvurun!

Örneğin, bundan 20 yıl önce bir kadının otomotiv yetkili servisinin sahibi ya da erkek egemen sektör olarak bilinen madencilik sektöründe söz sahibi olacağı akıllara gelir miydi? Kapak haberimize erkek egemen sektörlerde başarıya koşan 10 kadın girişimcinin hikayesinin taşıdık. Eminiz ki bu sayı çok daha fazla. Ancak biz ilginç sahalarda boy gösteren yüzlerce kadın girişimciyi temsil etmeleri, sembol oluşturmaları açısından seçtik bu isimleri. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yangın söndürücü üreten Zeynep Silahtaroğlu’ndan, Türkiye’nin ilk soft dondurma makinesini üreten Aytül Kaya’ya, Gaziantep’in suni deri ihtiyacının büyük bir kısmı karşılayan Perihan Çöçelli’den, Kayseri’de yatak keçesi üreterek yılda beş milyon yatak keçesi üretim kapasitesine sahip Sema Elmacoğlu’na kadar birbirinden ilginç kadın girişimci öykülerini okuyacaksınız. İşte birçok kadına ilham verecek birbirinden ilginç 10 kadının başarıöyküsü…

Persu Deri / Perihan Çöçelli – Gaziantep’in suni deri ihtiyacını karşılıyor

Bundan 10 yıl önce ezici çoğunluğunun erkek girişimcilerin oluşturduğu deri sektöründe, çok da sık rastlayamadığımız Gaziantep ilinde bir kadın girişimcinin Gaziantep’in suni deri ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayacağını söyleselerdi, çok da inandırıcı gelmeyebilirdi. İşte bu kadın girişimci Persu Suni Deri’nin sahibi Perihan Çöçelli… Gaziantep Sanayi Bölgesi’nde çalışan sayılı kadın yöneticilerden biri olan Çöçelli, ‘hayali olmayan birinin geleceği olamaz’ düşüncesiyle hareket etmiş. Deri sektöründe 9 yıl çalıştığı firmanın makinelerini satın alarak, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde bir yer kiralamış.

Suni deri üreten şirket, Gaziantep’te bu alanda faaliyet gösteren tek firma olarak çalışmalarını sürdürüyor. Suriye, Almanya, İspanya, Cezayir, İsrail olmak üzere pek çok ülkeye ihracat yapıyor. Şirketin cirosu 10 milyon dolara yaklaşmış durumda. 2012 yılında ise 15 milyon dolar ciroya ulaşmayı hedefliyor Çöçelli. Bu sektörü neden seçtiğini ise şöyle anlatıyor kadın girişimcimiz: “Okulu bitirdiğimde 2-3 sektörü 2-3 ay arayla denedim. Hiçbir sektör bana uymuyordu. ‘Benim çalıştığım işe her gün heyecanla başlamalıyım’ derdim. Bence insanlar, içinde kendilerini kaybettiği işlerde ilerlemeleri gerekli başarıya ulaşmak için. Ben suni deri üretiminde bunu yaşadım ve o sektörde kaldım.”

“Sınırı olmayan insanlara ihtiyaç var”

Çöçelli, bugün ihracat yapan ve Gaziantep’in terlik sektörünün hammadde ihtiyacının büyük bir kısmını yüklenmiş bir şirketin sahibi. Gaziantep OSB’de 6 bin 500 metrekarelik alanda üretim gerçekleştiren Çöçelli, suni deri üretimine, dop ve örgü kumaş üretimini de dahil ederek, entegre bir tesis oluşturmuş. Bugün yıllık 2.5 milyon metre suni deri işleme kapasitesine sahip olduklarını söyleyen Çöçelli, yıllık 2 bin ton dop ve 135 ton da örgü kumaş üreten entegre bir firma olduklarını ifade ediyor.

“Girişimci insanın sınırı olmaz” diyen Çöçelli şöyle devam ediyor: “İş hayatında kadın olmak avantaj. Çünkü kadınlar sabırlı, sakin, merhametli ve yaratıcı oluyorlar. Tek sorun kendilerine inanmıyorlar. Bizim ülkemiz gibi genç nüfus oranı olan ülkelerin sınırları olmayan insanlara ihtiyacı var. Türk kadınının iş hayatında ve yönetimde sayısını artırmalıyız.”

Hidrotam / Berrak Çekin – Makine sektörüne kadın eli değdi

Hidrotam’ın ikinci kuşak temsilcisi Berrak Çekin’in başarı hikâyesi de yine erkek egemen bir sektörde başarılı bir iş kadını olmuş olması. Türkiye’deki büyük ölçekli şirketlere ucuz makine sağlayarak, ithalata giden paraların bir kısmının yurt içinde kalmasını sağlıyor. Hidrotam, özel makine imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren Ar-Ge projeleri üreten bir aile şirketi. Çekin’in annesi Ayşan Dalkılıç ile babası Fehmi Dalkılıç 15 yıl önce 80 m2 atölye ile tek sandalye, bir torna ve bir bilgisayar ile işe başlamışlar. İkinci kuşak olarak ise Berrak Çekin üstlenmiş bugün işlerin birçoğunu. Şirket bugün Avrupa ülkelerine ihracat yapan, beyaz eşya, otomotiv, lojistik, inşaat, elektrik-elektronik ve metal sac işleme üreticilerine ihtiyaçlarına göre özel üretim hatları imal ediyor. Anahtar teslim olan bu projeler, Ar-Ge ile verimlilik odaklı maliyet düşürücü, teknoloji yaratan, üretim ve tasarım prosesleri ile her müşterinin özel ihtiyaçlarına cevap veren çözümler üretiyor.

Şirketi kurumsallaştırdı

Çekin, “Her aile işi gibi küçük bir atölye olarak başladı ve büyüdü. İş yaptık, iş yaptıkça büyüdük, büyüdükçe daha büyük projelere girdik. Halen büyümeye devam ediyoruz. İlk günkü heyecanımız ile şirketimizi kısa sürede bugünkü büyüklüğüne ulaştırdık. Fabrika olduk. Çalışma heyecanımız ve motivasyonumuz ile kısa sürede büyük kurumsal müşterilere çözüm üreterek güven oluşturduk” diyor.

ABD’de işletme yüksek lisansını bitirdikten sonra Hidrotam’a gelen Çekin, şirketin kurumsallaşması ve profesyonelleşmesine de ön ayak olmuş. Hidrotam’ın bugünkü konumu ise, büyük kurumsal müşterilere özellikle dünya devleri olan sektörler arasında beyaz eşya ve otomotiv sanayisine ihracat yapan, Ar-Ge ve yeni ürün tasarımları yapan, karını arttıran, marka bilinirliği olan bir şirket. Kadınların iş hayatında daha şanslı olduğunu söyleyen Çekin, “Çünkü cesaret, vizyon, dayanıklılık, ve detaylarla ilgilenmenin yanı sıra, duygu zenginliğinden doğan önseziler kadınların bence iş hayatındaki en önemli silahlarıdır. Çevremizdeki kadınlara bir bakın, telefonla konuşurken, şayet evdeyse aynı anda ojesini sürüyor olabilir. Kadınlar daha pratiktir. Önsezilerinin ve duygularının güçlü olması bir avantajıdır. Cesurca düşündüğümde kararlarımı uyguluyorum. Meslektaşlarımı desteklemede onları bir adım öteye gitmesine izin verme de daha kararlıyım” diyor.

Elmacıoğlu Tekstil / Sema Elmacıoğlu – Yataklara keçe yapıyor

“Dünyayı temizliyor, tekrar üretime sunuyoruz.” Bu söz Kayserili Elmacıoğlu Tekstil Mobilya’nın kurucusu Sema Elmacıoğlu’na ait. Ancak o herkes kanepe yatak üretirken sektördeki boşluğu gören ve bunu fırsata dönüştüren bir kadın girişimci. Elmacıoğlu, Erciyes Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olmuş. Ailesi Kayseri dışında bir üniversiteye gitmesine izin vermediği için kendi deyimiyle ‘Kayseri’de okumak zorunda kalmış’. Ancak başarısı mezun olduğu okulla değil, yıllardır biriktirdiği tecrübeleri sayesinde gelmiş. İlkokulu bitirir bitirmez 1991 yılında babasının da ortak olduğu bir aile şirketi olan ‘Cennet Yatakları’ ile iş hayatına atılan Elmacıoğlu, beş yıl boyunca bu fabrikanın her bölümünde çalışmış. 1996 yılında Cennet Yatakları’ndan ayrılmaya karar veren Elmacıoğlu, 1997 yılında Elmacıoğlu Tekstil Mobilya’yı 2 milyon marka kurmuş. 14 yıldır keçe ve vatka üretimi yapan Sema Elmacıoğlu, kanepe ve yatağın ara malzemesi olan keçe ve vatka üretimiyle aslında niş pazar yakalamış bir girişimci. Keçe kanepe ve yataklarda yayı koruma amacıyla kullanılan bir malzeme. Vatka ise dolgu maddesi olarak kullanılıyor. Sema Elmacıoğlu’nu bu işe yapmaya teşvik eden en önemli etken, Kayseri’nin yatak-kanepe konusunda Türkiye’nin ihtiyacını önemli ölçüde karşılayan bir bölge olması diyebiliriz.

Yılda 5 milyon yatakta kullanılıyor

Firmanın yıllık üretim kapasitesi 15 bin ton. Bu da şu anlama geliyor: Yılda 5 milyon adet tek kişilik yatakta Elmacıoğlu’nun keçesi kullanılıyor. Tekstil atıklarını topluyor, onları pamuk haline getiriyor, tarıyor, iğneliyor, fırınlıyor, ebatlıyor, balyalıyor, yatak ve mobilya sektöründe yayın üzerine koruyucu olsun diye bir 10 yıl daha hizmetine sunuyor. Trakya bölgesinde bir tesis kurarak özellikle Avrupa’da markalaşmayı hedeflediklerini söyleyen Elmacıoğlu, “Erkeklere kıyasla kadın olmanın sorumlulukları daha fazla. Ancak başarının anahtarı kendine inanmak ve güvenmekten geçiyor” diyor.

Smach Makine / Aytül Kaya – Türkiye’nin tek soft dondurma makinecisi

Şimdiye kadar Türkiye’ye ithal edilen soft dondurma makineleri artık bir Türk şirketi tarafından da üretilmeye başlandı. Türkiye’de ilk kez soft dondurma makinesi üreten ve dünyaya ihraç eden Smach Makine adlı bu şirketin arkasında ise başarılı bir kadın girişimciyle karşılaşıyoruz. Aytül Kaya. Erzurum doğumlu olan Kaya’nın öyküsü ise şöyle: Bir gün İkea’da uzun bir kuyruğun oluştuğunu gören Kaya, “Bedava bir şey mi dağıtılıyor?” diye merak eder. Bu uzun kuyruk, soft dondurma makinesinin önünde dondurma almak için oluşan kalabalıktır. Daha önce hiç soft dondurma denemeyen Kaya, denemeye karar verir ve dondurmanın tadından hoşlanır. Girişimcimiz ucuzluğuyla da dikkat çeken bu dondurmayı nasıl bir iş fikrine dönüştüreceğini düşünmeye başlar. Araştırmalarının sonucunda soft dondurma pazarında yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da büyük bir boşluk olduğunu görür.

Kaya, Uzakdoğu’dan bu ürünleri ithal eden bir tedarikçiyle anlaşarak satmaya başlar. Ancak girişim ithalatla sınırlı kalmayacaktır. Keza cihazlarda meydana gelen seri arızalar nedeniyle yedek parça ve servis problemi yaşayan Kaya, ilk etapta makinelerin yedek parçalarını temin eder ve servis hizmetini kendisi vermeye başlar. Ardından Siemens ile anlaşarak makinenin üretimini kendisi yapmaya başlar.

Avustralya’ya ihracat yapacak

2006 yılında Bornova da küçük bir atölyede başlayan üretim faaliyetlerini Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde 3 bin metrekarelik fabrikaya taşıyan Aytül Kaya, 35 kişiye istihdam sağlıyor.
34 ülkeye ihracat yapan şirket, Endonezya’ya da ‘Turkish Delight’ isimli yeni bir konsept kurmuş. Bu noktalarda yalnızca Demkay’ın ürünleri satılıyor. Ayrıca Avustralya’daki en büyük dondurma üreticisiyle bir ön anlaşma yaptıklarını söyleyen Kaya, şöyle devam ediyor: “Orta Asya, Ortadoğu, Uzakdoğu, Afrika, Avrupa ve hatta Güney Amerika ile çalışıyoruz. Türkiye’nin yerini bile bilmeyen bazı ülkelere makine gönderiyoruz. Smach Makine A.Ş. olarak Türkiye’nin tek soft dondurma makinesi üreticisiyiz. Hedefimiz 192 ülkenin hepsine makinemizi göndermek ve ülkemizi başarılı bir şekilde temsil etmek. Beş yıl içerisinde yüzde 60 pazar payı ile lideri olacağız.”

Forum LTD. / Zeynep Rüstemoğlu – Orduya üretim yapan kadın girişimci

Forum Mühendislik’in kurucusu Zeynep Rüstemoğlu, erkek egemen olan savunma sanayi sektöründe bugün aranan firma konumuna ulaştırmış şirketini. Rüstemoğlu’nun hikâyesi ise şöyle: Zeynep Rüstemoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) zırhlı araç üretmek üzere kurulan ve Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki ilk teşebbüsü olan FNSS Savunma Sistemleri A.Ş.’de teknoloji transfer departmanında çalışmaya başlar. Savunma sanayi sektöründe edindiği tecrübeyle yine bu sektörde bir girişim yapmaya karar veren kadın girişimci aldığı 28 yaşındayken Forum Mühendislik’i kurar. Firma, kurulmasından sadece üç ay sonra bir milyon dolar değerinde kontratlar üstlenir. 2000 yılında, TSK’nın yerli imalatı desteklemek adına satın alacağı malzemelerde yerli katkı payına dikkat etmeye başlaması ile birlikte Rüstemoğlu’nun firması, lisans altında yerli imalata başlar. Taşeron firmalara ürettirilen malzemelerin test ve montajı için bir de atölye kuran Forum Mühendislik, zamanla zırhlı araç ve tankların alt sistemlerini tamamıyla yerli olarak üretir duruma geçer. Eş zamanlı olarak Rüstemoğlu, bazı silah sistemlerini geliştirerek üretimlerini gerçekleştirir.

İhracata da başladı

Yine 2000 yılında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı 1’inci Ana Bakım Merkezi Komutanlığı’na Türkiye’nin ilk yüksek vakumlu optik kaplama ünitesi, Forum Mühendislik tarafından kurulur. “Bu teknoloji sayesinde Türk Ordusuna optik ve elektronik ürünler için dizayn ve üretim yeteneği kazandırmış olduk” diyen Rüstemoğlu, yine aynı yıl içerisinde İstanbul merkezli İltek İleri Teknoloji Şirketini bünyelerine katarak TÜBİTAK – MAM tesislerinde bu zamana kadar dünyada sadece iki ülkede bulunan yüksek hassasiyetli hedef tespit cihazının araştırma ve geliştirmesini tamamlayıp 800 adet TSK’ya teslim eder. Bugüne kadar TSK ihtiyacı için zırhlı araç ve tanklarda halen kullanılan yaklaşık 2 bin 700 adet personel ısıtıcı ve bin 200 adet otomatik yangın – infilak tespit ve söndürme sistemi teslim ettiklerini vurgulayan Rüstemoğlu, ayrıca bu sistemleri Suudi Arabistan, Malezya gibi ülkelere de ihraç ettiklerini söylüyor. Forum Mühendislik’te toplam 10 kişi çalışıyor. 2010 yılında 3 milyon dolar ciro elde ettiklerini belirten Rüstemoğlu, 2011 yılı sonunda ise cirolarının 10 milyon dolara ulaşmasını hedeflediklerini kaydediyor.

Emel Balık / Emel Aksoy Gündemir – Denize attığı ağlardan iş fikri çıkardı

Emel Aksoy Gündemir, İzmirli bir girişimci. Gündemir`in denize attığı ağlar, bugün büyük bir işe dönüşmüş durumda. Ortaokul yıllarında, balık çiftliklerinde ağ örerek ailesinin geçimine katkıda bulunan Gündemir, Sahilevleri`ndeki evinin bahçesinde bir yandan ağ örüp, bir yandan da Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi`nde eğitimini sürdürür. Balıkçılık sektörünün hızla ilerlemeye başlamasıyla elinde ördüğü ağları yetiştirememeye başlayan Gündemir, seri üretim için araştırma yapmaya başlar. 1995 yılında Japonya’dan özel bir makine getirip kendine küçük bir dükkan açan Gündemir, işini Milas`a taşıyarak, üç yıl önce bin 500 metrekare alanda kendi fabrikasını kurar. Gündemir, Türkiye’de makine ile ağ diken ilk girişimci. Türkiye’de bu alanda üretim yapan beş fabrikadan 2`si Gündemir`e ait. Kadın girişimcinin en büyük hedefi ise yurt dışı pazarlara açılmak. Edirne, Urfa, Erzurum, Kayseri, Isparta, Denizli gibi birçok ile ağ gönderen Gündemir, Hollanda ve Norveç`te ise aracı şirketlerle çalışıyor ve AB inovasyon projelerinde yer alıyor.

Dünyaya açılmayı hedefliyor

“İlk başladığımızda 20 metre çevresi olan kafesler dikiyorduk şu anda 160 metre çevresi olan kafesler dikiyoruz” diyen Güldemir, şöyle devam ediyor: “Yılda 5 ton ağ dikiyorduk şu anda 120-150 ton arası ağ dikiyoruz. Annem, ben ve kuzenimden oluşan personelimizin sayısı 30’u geçti. 66 m2’lik bir alandaydık bugün 2 bin m2’lik bir alanda faaliyet gösteriyoruz. Yıllık ciromuz 100 bin Euro iken 2 milyon Euro’lara çıktı. Her yıl ciromuzu en az yüzde 10 artırmak ve yurt dışına daha fazla önem verip, dünya piyasasından da payımızı almak en büyük hedeflerimiz.”

Güvensan Temizlik / Münteha Adalı – Türkiye’nin dev şirketlerini temizlik hizmeti veriyor

Kadın girişimciler başarıya engel tanımıyor. Anlatacağımız Münteha Adalı adlı kadın girişimci de bu engelleri aşan ve erkek egemen bir sektörde tek başına büyük başarılar elde eden kadın girişimcilerden biri. Bankacılık sektöründeki profesyonel hayatını bırakarak, genelde erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü temizlik sektörüne geçen Adalı, bugün Türkiye’nin dev şirketlerine temizlik hizmeti veren bir şirketin patronu. Çalışanlarının yüzde 55’i kadınlardan oluşuyor. Kadınların detaycılığı ve iş sadakati nedeniyle projelerde her iki yöneticiden birinin de kadın olmasına özen gösteriyor. Adalı’nın şirketinin bir başka özelliği ise alt taşeron hizmeti almadan Türkiye genelinde kendi şubelerini açarak Güvensan markasıyla hizmet vermesi… Aslında Güvensan, 1992 yılında kurulur.

İlk etapta Münteha Adalı’nın eşi ve eşinin 6 ortağı tarafından faaliyete başlayan Güvensan, sanayi tipi temizlik ekipmanları konusunda ithalat yapan bir firmadır. İsviçre’deki bir firmanın Türkiye distribütörlüğünü alan Güvensan, sonrasında ABD ve İngiltere’den ağır sanayi, tekstil gibi sektörlerden distribütörlüklerle yelpazesini genişletir. O dönemde ufak çaplı temizlik işine girilir. Bu sırada Münteha Adalı bir bankada dış ticaret konusunda eğitimler verirken, aynı zamanda müdür yardımcısı olarak çalışmaktadır. Kendi işini kurma hayalleri kuran kadın girişimci, 1996 yılında bankadan istifa ederek, eşiyle birlikte çalışmaya karar verir. Bankacılıktan edindiği deneyimini ticaret yaşamında kullanmaya başlar. Adalı şirkete geldikten bir ay sonra Güvensan, temizlikle ilgili ilk büyük işini alır ve Eczacıbaşı’nı müşteri portföyüne katar.

İşin mutfağında çalıştı

Zamanla ortakların hepsi kendi yoluna devam eder ve Münteha Adalı, eşiyle birlikte Güvensan’ı tamamen hizmet ağırlıklı bir temizlik şirketine dönüştürür. Bugün Güvensan yılda 22 milyon lira ciro yapan bir şirket haline dönüştü. Yapı Kredi’nin tüm temizlik ihalesini alan Adalı, “Bu sektörde çok fazla kadın yoktu. Ben işin mutfağında çalıştım. Sabaha kadar ekiple birlikte işi öğrendim” diyor. Adalı’ya göre vasıfsız bir çalışanı, vasıflı bir işçi hale getirmek işin keyişi kısmı. Eğitimlerle çalışanlarına destek veren Güvensan’ın bugün yaklaşık 500 çalışanı bulunuyor. 2011 yılında yüzde 7 büyüme hedeflediklerini söyleyen Adalı, “Erkek egemen bir toplumda elbette bazı sorunlarla karşılaştım. Kadın olmak, özellikle kadın patron olmak öncelikle yaptığınız iş ne olursa olsun karşınızdakinde “Yapabilir mi?” önyargısı doğuruyor. Ancak işime duyduğum özgüven sevgi ve bu sektördeki tecrübem bu ön yargıları kaldırarak şu anki konumuma ulaşmama yardımcı oldu” diyor.

Üstün Oto / Ayşin Veziroğlu – Otomotiv sektörünün kraliçesi

Otomotiv sektörü denilince erkek egemen bir sektör akla geliyor. İşin doğası gereği erkeklerin yoğun olduğu bu sektörde kadınları daha çok markaların çatısı altında yönetici olarak görüyoruz. Ancak işin servis, satış ve yedek parça, yani bayilik kısmında çalışan kadınların sayısı çok az. Nissan Yetkili Servisi Üstün Oto’nun patroniçesi Ayşin Veziroğlu da bunlardan biri. 2007 yılından itibaren Nissan yetkili servisi olarak sektörde yer alan Veziroğlu otomotiv sektörüyle eşi Tarık Veziroğlu’nun 1984 yılında Türkiye’nin ilk Nissan yetkili bayisini kurmasıyla tanışır. 2007 yılının sonunda eşini kaybeden Veziroğlu, bu gelişme ile birlikte işlerin başına geçmek durumunda kalır. Sevgili eşimden devraldığım bu bayrağı en iyi şekilde taşımak, işleri çok daha iyi yerlere getirmek için tüm özverimle gece gündüz çalışıyorum. Üstün Oto adını otomotiv sektöründe başarılarıyla duyurmak için elimden geleni yapıyorum ve önümüzdeki dönemde de yapmaya devam edeceğim.

“Elinin hamuruyla ne işin var?”

Bu arada pek çok da zorluklar yaşadığını söyleyen Veziroğlu şöyle anlatıyor: “İş hayatında hem anne hem iş kadını olmak, erkeklerle mücadele etmek ilk başlarda gerçekten çok yorucuydu. Aslında bana saygıyla baktılar ama içlerinden de ‘elinin hamuruyla ne işin var’ der gibiydiler. Otomotiv sektöründe özellikle erkekler karşılarında kadın görünce doğal bir tepki ile otomotivde kadın çalışır mı diye bakıyorlar. Ben bu bakış açısını duruşum ve beşeri ilişkilerimle her zaman pozitif hale getirerek çözmeye çalıştım. Ben işime başlamadan önce her türlü zorluğa göğüs germeyi göze alarak girdim.” Şimdi 25 personel, 7 lift ve 2 boya fırınıyla faaliyet gösteren Veziroğlu, boya kaportada filo araçlara da hizmet veriyor. İlerleyen yıllarda sıfır kilometre araç satışını da dahil edip 4S plaza olarak sektörde yer almayı hedeflediklerini söyleyen Veziroğlu, “Nissan markasında tek kadın benim. Otomotiv sektöründe muhakkak vardır ama bildiğim kadarıyla ya babaları kardeşleri veya yakınları oluyor. Tek başına hem işi yürütüp hem öğrenmeye çalışan tek kadın benim. Bununla da gurur duyuyorum” diyor.

Sit Dizayn / Öznur Uysal – Hollanda’dan Türkiye’ye uzanan bir öykü

Sit Dizayn, birçok unsuruyla Türk insanının girişimcilik profilini yansıtan bir hikâyeyi barındırıyor içinde. Yurt dışında başlayan ve bugün Türkiye’de devam eden, dahası Çin’e kadar uzanan bir başarı hikâyesi. Bugün İstanbul Beylikdüzü’nde kendine özgü bir mobilya tarzıyla üretim ve ihracat yapan olan Sit Dizayn, Öznur Uysal isimli bir kadın girişimci tarafından yaratılmış. Şu anda Beylikdüzü’nde 15 kişilik çekirdek bir kadro ile deriden butik oturma grubu mobilya üreten, hacimli üretimini ise Çin’de kurduğu bir fabrika ile gerçekleştiren Sit Dizayn, Çin’den Avrupa’ya yılda 20 milyon dolarlık ihracat yapıyor. Türkiye’de iç satışlarla birlikte gerçekleşen ciro ise 4 milyon söyleyen Uysal, firma sahibinden “İşi bilmiyorsun, yerin de yok, önce işi öğren veririm” yanıtını almış. Firma sahibinden işin nasıl yapılacağını öğrenerek, babasını konuyu açmaya karar vermiş. ‘Olur’ yanıtını alan Uysal, babasının o günkü tüm birikimi olan 25 bin markla 1983 yılında 200 metrekarelik bir atölye kurarak kısa sürede Hollanda’da sayılı firmalar arasında yerini almayı başardı.

Ülkeye geri dönüş…

Ancak Berlin Duvarı’nın yıkılması ve Polonya’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle üretimin bu ülkeleri kayması, tüm dünyayı etkilediği gibi Hollanda’da da ciddi bir krize neden olunca bu ülkede tutunamamaya başlamış. Uysal, babasının da teşvikiyle 1993 yılında üretiminin büyük bir bölümünü Türkiye’ye kaydırmış. Bugün Uysal, 2 bin 650 metrekarelik İstanbul Beylikdüzü’nde kurduğu Sit-Dizayn Mobilya’nın fabrikasından Hollanda, Belçika, Almanya, İngiltere ve İran’a ihracat gerçekleştiriyor. Çin’de de bir fabrikayla iş ortaklığı yapan Uysal, üretiminin dağılımını ve lojistiğini de Hollanda ve Belçika’daki şirketlerince gerçekleştiriyor. İhracatın yüzde 30’luk kısmı ise Türkiye’den karşılanıyor. Türkiye’den özellikle deri ağırlıklı ürünler gönderiliyor. Bunun nedeni ise deri ağırlıklı oturma gruplarında aynı kalitenin Çin’de yakalanamaması. Çin’de aylık ortalama 600 oturma grubu üreten Sit-Dizayn Mobilya, bu fabrikadan Hollanda, Almanya, Belçika, İran, Rusya ve Fransa’ya ihracat gerçekleştiriyor.

Mansfield Madencilik / Zuhal Mansfield – Erkeklerin dünyasında kadın madenci

Madencilik sektörü de erkek egemen bir sektör olarak bilinir. Ancak bu alanda yatırım yapan sayılı kadın girişimcilerden biri olan Zuhal Mansfield, başarılı örneklerden biri olarak dikkat çekiyor. Bu alanda yatırım yapan sayılı kadın girişimcilerden biri olan Zuhal Mansfield, başarılı örneklerden biri olarak dikkat çekiyor. Mansfield, bugün Kanada, Romanya, Çin, Hong Kong ve Türkiye’deki şirketleri ile Erzincan ve Bilecik mermerlerinin yurtdışına ihraç edilmesine aracılık ediyor. 1996 yılında kurduğu Hong-Kong’da faaliyet gösteren TMG Madencilik şirketi, 2002 yılında kurduğu Mansfield Madencilik şirketlerinde yaklaşık 200 kişi istihdam ediliyor. Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) kurucu üyesi olan Mansfield, DEİK Belarus-Türkiye İş Konseyi Başkanlığı görevini yürütüyor. TMG Madencilik şirketi ile Masnfield Madencilik şirketlerinin sahibi olan Zuhal Mansfield, girişimcinin sermayesinin paradan ziyade cesaret olduğunu söylüyor.

Avustralya’da tekstil, Çin’de mermer ticareti

Henüz üniversite öğrencisi iken ani bir kararla eğitimini yarıda bırakarak cebindeki bin 200 dolar ile İsveç’e giden Mansfield, oradan Güney Afrika’ya oradan da Avustralya’ya gitti. Kurduğu şirket ile ilk ihracatını Çin’e gerçekleştiren Mansfield, girişimci ruhu ile Hong Kong’da altın, Avustralya’da tekstil, Çin’de mermer gibi birçok alanda ticaret yaptı. Hong-Kong’da altın ticareti ile uğraşmak üzere şirket kuran Mansfield, daha sonra Erzincan ve Bilecik’teki mermer ocaklarını işletmeye başladı. Bilecik Osmaniye’de bir de mermer işleme fabrikası kurdu. Böylece dünyanın en büyük mermer üreticisi ülkelerinden olan Çin’e proje bazında mermer ihraç etmeye başladı.

Bugün girişimci bir kadın olarak Almanya’da konferanslarda Çin’i anlattığını, Türkiye’de ise üniversitelerde ve çeşitli konferanslarda girişimcilik konusunda konuşmalar yaptığını söyleyen Mansfield, tecrübelerini paylaşmaktan mutluluk duyduğunu belirtiyor. Girişimciliğin her zaman başarılı olmak anlamına gelmediğine işaret eden Mansfield, “Benim başarım başarısızlıklarımdan, hatalarımdan aldığım derslerle ortaya çıktı. Şimdiye kadar üç sefer kriz atlattım, işlerim durma noktasına geldi ama her seferinde yeniden başladım ve bugün geldiğim noktaya ulaştım” diyor.

Kaynak: Ekonomist