Empati tehlikeli olmasın!

0
153

Toplum olarak başkalarına yardımcı olmak adına empati kurmayı, acıma ve gizli suçluluk duygularıyla karıştırabiliyoruz

Çok tatlı bir kadındı.
Yardımsever, üretken, anaç… İki çocuğu ve eşiyle mutlu görünen bir hayatı vardı. Maddi durumları iyi olduğu için çalışmıyordu.
Eşinin işleri iyi gidiyor olmalıydı. Hoş, karısına sorunlarını bile anlatmayan, hiçbir detay vermeyen bir adamdı ama olsun. Bir dediğini iki etmiyor, üstelik karısına karışıp kısıtlamıyordu.
Yardım etmeyi çok severdi kadın. Lüks bir arabası, iyi bir ailesi vardı. Ve mahallede yardımcı olabileceği o kadar çok muhtaç insan vardı ki, sahip olduklarının keyfini süremiyordu.
Ne zaman parası olmayan bir çocuk görse, onun eline harçlık sıkıştırmaya çalışır, yardım derneklerine üye olup varlıklı ailelerin çocuklarından kullanılmış kıyafetler toplayıp, ihtiyacı olanlara göndermek üzere organizasyonlarda çalışırdı. Bir de kadın derneklerine meraklıydı. Özellikle de dul kalmış kadınlar kötü yola düşmesinler diye, onların her türlü barınma ihtiyacının karşılanması için özel bir ilgi gösterirdi.
Buraya kadar ne kadar güzel, ne erdemli bir davranış, öyle değil mi? Oysa yaptığımız her davranışın bir de alt duygusu var. Alt duygu, bilinçaltımızda kayıtlı olan çekirdek inanç ile birlikte hareket eder. Ve çekim yasasını aktive eder. Artık kuantum ve çekim yasasını bilmeyen yok. Ama küçük bir hatırlatma yapalım. Hayatımıza çektiğimiz, başımıza getirdiğimiz olaylar, zihnimizle düşündüklerimiz değildir. Alt duygumuz ve çekirdek inancımızla, çoğu zaman farkında bile olamadığımız, bazen de farkında olup engelleyemediğimiz duygularımızla harekete geçiririz.

EMPATİNİN DOZU ÖNEMLİ
Bu tatlı kadının da annesi ve babası çok evhamlı insanlardı. Hayatta her an, her şey bozulabilir, iyi giden olaylar kötüye dönebilir gibi bir korkuları vardı. Hayatları, kendilerini güvende tutabilmek ve sonradan hayal kırıklığına uğramamak için, sevinç ve kahkahalarını kontrol altında tutmakla geçmişti. Annesinin sözleri, kadının kulağında bir yetişkinken bile çınlamaya devam ediyordu: “Aman kızım, çok gülme, sonra ağlarsın!”
Dul kadınlara yardımcı olmak, dünyada alabileceğiniz en güzel sevaplardan biri belki de… Ama yardımcı olurken, karşınızdaki kişiye acımak, hatta “Ben bu kadar mutluyken, insanlar nasıl da acı çekiyor,” diyerek suçluluk hissetmek, size zarar verir. Neden mi?
Çekim yasası devreye giriyor. Alt duygunuz, kendinizi cezalandırmaya başlıyor. Üstelik bunu hiç fark etmeden, bilinçaltınızdan yapmaya başlıyorsunuz.
Kimsesiz çocuklara yardımcı olmak, onlara para vermek harika bir şey. Hatta her varlıklı ailenin, fakir bir çocuğu okutması, giydirmesi, çok ciddi bir fayda sağlar. Ama bunu yaparken, o çocuğun haline bakıp korkuyla “Ya benim çocuğum bu hale düşseydi?” derseniz, işte bu tehlikeli.
Empati, toplumumuzda öğretmeye çalıştığımız bir kavram. Ama maalesef biz toplum olarak empatiyi, acıma ve gizli suçluluk duygularıyla karıştırabiliyoruz.

SUÇLULUK, VİCDAN AZABI VE KORKU
Somali’ye yapmak istediğimiz yardımlara bir bakalım. Onlara baktığımızda, açlık sınırına gelmiş çocukları gördüğümüzde, olaylara seyirci kalmak istemiyoruz. Çoğumuz kendi bütçemize göre para yardımında bulunduk. İyi ki de yaptık. Ama o insanlara bakıp, akşam yediğimiz yemek boğazımızda dizilmeye başlıyorsa, birbirimizi uyarırken, yardım etmeye teşvik ederken vicdan azabı yüklüyorsak, orada bir hata yapıyoruz demektir.
Alt duygumuz, sevgi olsun. Ama tertemiz bir sevgi… Onlara baktığımızda üzülebiliriz, ama suçluluk, vicdan azabı, korku duymadan… Bilinçli zihnimiz ve mantığımızla yardımlarımıza karar verelim. Kendini acındıran insanlardan uzak duralım.
Bahsettiğim tatlı kadına ne mi oldu? O şimdi eşinden ayrılıyor. Ve çocukları yardıma muhtaç durumda. Ama bunları da atlatacak, çünkü çok güçlü bir kadın o.
Sadece çekim yasasını aktive eden alt duygu ve çekirdek inançlarını değiştirmekle meşgul. Tüm yaptıklarımızın arkasında tertemiz bir sevgi olması dileğiyle…
Kaynak: Sabah

Yazar: Seda Diker