En büyük sorunumuz “Anlaşılamamak”

0
458


Uzman Psikolog Yıldız Burkovik son yıllarda tüm dünyada yaygınlaşan sorunun anlaşılamamak olduğunu söyledi. Burkovik, ev yaşantısından iş yaşantısına kadar hemen her alanda görülen anlaşılamamayı anlattı.

Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Feneryolu Polikliniği’nden Uzman Psikolog Yıldız Burkovik toplumun en önemli sorunlarından birine dikkat çekiyor. Burkovik dünyada yaşanan en büyük sorunlarından birinin insanlar arasında anlaşılamamanın olduğunu ifade ediyor. Burkovik anlaşılamamayı yazdı…

İNSANLAR ANLAŞILMAK İSTİYOR

Dünyada hangi renkten, hangi dinden, hangi dilden ve ırktan olursa olsun tüm insanlar anlaşılmak istiyor. En büyük sorun anlaşılmamak. Karşımıza çıkan sorunların çoğunda senin neyin var ki, “bilmem kim hanım ya da bey ne çok sıkıntı yaşadı, bak ne adar güçlü sen de böyle olmalısın” deyip içinde yatanı anlamadan farkına bile varmadan hareket eden eşler, dostlar, akrabalarla dolu bir dünya.

Oysaki yaşam insanlara farklı duygular, hisler, düşüncelerle birlikte tecrübelerle birçok şeyi gösteriyor. Bu duyguların farkına varmadan görmezden gelerek, önyargılı hareket etmek son derece olumsuz taraflara çekebiliyor insanın yaşantısını.
Dinlemek, anlamaya çalışmak ve empati yapabilmek çok önemli. İçimizde taşıdığımız düşünceler, sakladığımız, bastırmaya çalıştığımız duygulardır aslında hasta eden.
Düşünün; içinizde bir çorba kâsesi var ve kaynıyor harlı bir ateşte, ateş sönmüyor, kaynadıkça çorba bitiyor ama kâse yanmaya başlıyor ve ateş içeride devam ediyor. Bunu söndürmenin yolu konuşmak, içimizdekini dışarı alabilmek.

Ama çoğu kişi fedakarlık yapmak uğruna susup içlerinde ateşin yanmasına seyirci kalmak zorunda kalıyorlar, özellikle de kadınlar evlilikleri bitmesin, boşanma olmasın, çocuklar babası kalmasın diye. Etraf ne der olayı da cabası. Bu durum iş yaşantısında da böyle olabiliyor. Mobbing olayında olduğu gibi.

Kişiler çok çalışıp farklılaştıklarını gösterdikleri halde, zamanla olgunlaşılmasına daha tecrübeli olunmaya başlanmasına ve iyi niyete rağmen, dikkati çeken olumsuz kişi haline gelebiliyorlar. Aynı durum burada da işlemektedir aslında. İçte kaynayan çorba kâsesi öyle yakmıştır ki artık içlerini dökebilecekleri bir yer bulduklarında öyle can acıtıyor olabilir ki. Onu dökmeye çalışırken yanan ateş harlayarak bir diğer tarafı da yakabilir ya da ateşin alevi artık öyle yükselmiştir ki tecrübeli bir yönetici bile bu ateşin gereksiz yere harlanmasından altta yatanı göremeyebilir. Bu noktada sabır çok önemlidir. Çünkü böyle davranımlar ile maruz kalanlar aslında ilerlemeye açık, azimli kişilerdir. Ancak çıkan ateş körüklendikçe o ateşin içinde kalıp kendilerini dahi göremez hale gelebilirler.

Dikkat edilmesi gereken birikimlerin, basınçlı şekilde çıkmasını engellemek için doğru zaman ve doğru sırada yapılmasıdır. Her ne kadar ateşin içinde kişi yanıyorsa da ateşin körükleneceği hesaba alınmalıdır. Yani aldatan eş suçu diğer eşe atabilir, kalitesiz çalışanlar kaliteliyi görünce ürkerek, kendilerindeki eksiklik görülmesin diye daha yanıcı bir maddeyle şiddetli mobbing durumuna kişileri sokabilirler. En önemli olan akıl, bilgi ve tecrübeyle hareket edebilmektir, önyargıdan uzak, art niyetsiz ve sağlıklı düşündüğüne inanılan profesyonellere başvurabilmektir.