En Etkileyici ve İlginç Konulu Film Listesi

1
17262

Bu Liste şuana kadar çekilmiş en etkileyici filmlerin listesidir. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederiz. Başka yerlerden film aramanıza artık gerek kalmadı. Bu ilginç konulu filmlerin etkisinden 1 hafta çıkamayacaksınız.

the man from earth (2007)

14000 yıldır yaşadığını iddia eden bir tarih profesörünün iddiasını bir kaç akademisyen çürütmeye çalışıyor. zekice yazılmış bir film. tek bir alanda geçmesine rağmen asla sıkmıyor. düşündürücü.

a beautiful mind (2001)

john nash adlı matematik profesörünün hayatını ve nobel ödülü almasını konu alıyor. gerçek bir olaydan alıntı film yani. izleyin.

oldboy (2003)

güney kore sinemasının pek bir sıkıcı eseri. intikamı konu alan bu kadar güzel bir film zor bulursunuz. 15 yıl boyunca tek bir odaya kapatılan adamın serbest kaldıktan sonraki intikam arayışı diyebiliriz kısaca.

agora (2009)

iskenderiye kütüphanesinin yağmalanmasını ve (o tarihlerde iskenderiyede yaşamış olan) hypatia adlı matematikçi ve düşünürün hayatını, ona aşık olan kölesinin gözlerinden anlatıyor. yeni doğan hristiyanlığın, museviliğin ve paganlığın çatışması. tarihi film işte.

blindness (2008)

kitaptan sinemaya aktarılmış. insanları kör eden epidemik bir virüsün insanlığa etkilerini, değişen öncelikleri anlatıyor. bütün insanlık kör olsa ne olurdu sorusunun cevabı.

the road (2009)

post apokaliptik türün güzel eserlerinden. insanlık dışındaki bütün canlılık yok olmuştur. bir baba ve oğlun bu ölü dünyada hayatta kalma mücadelesi. çok karamsar film. insanın hayatta kalabilmek için yapabileceklerini ve bir babanın çocuğunu korumaya çalışmasını anlatıyor. baba olanlar izlerken depresyona girebilir ama girmeyebilir de.

children of men (2008)

gelecekte geçiyor film. insanların artık doğuramadığı bir dünya. öyleki en genç insan 18 yaşındadır. liselilerden yoksun bir dünya fikri çok cazip olsa da insanlığın devamı için verilen mücadeleye tanık oluyoruz. bu dünyadaki gelecek tasviri kadar akıllıcasını başka filmde bulamazsınız. geleceği anlatan diğer filmler gibi mantıksız değil. çok iyi film hakkaten.

contact (1997)

carl sagan reyisimizin yazdığı romanın film uyarlamasıdır. dünyadışı akıllı yaşamla teması anlatır. yine diğer uzaylı filmlerindeki mantıksızlıkları bulamazsınız. e koskoca bilim adamı yazmış boru mu. uzaylılarla temasa geçsek nasıl olurdu sorusunun en mantıklı cevabı.

daybreakers (2009)

vampir furyasının en akıllıca filmi sanırım. dünyada baskın tür vampirler, azınlık ise insanlar olsaydı sorusunun cevabı. değişik bir film. vampir filmi böyle olsun, kanımı emsin dedirten türden.

fight club (1999)

popüler diye ayrımcılık yapıp listeye almayacak değiliz. kahramanımız monoton yaşamı ve insomnia problemiyle iyice yıpranmıştır. marla singer ve tyler durden denen 2 uç insanla tanışmasından sonra yaşamı değişir. izlemeyen kalmadıysa izlesin artık.

forrest gump (1994)

düşük zekaya sahip forrest gump’un hayatını anlatıyor. güzel bir film işte ne diyeyim. kitaptan uyarlama fight club gibi.

le herisson (2009)

intihar etmeyi planlayan 12 yaşındaki genç kızın japon komşusu ve kapıcısıyla hayatı sorgulaması. çok iyi filmdir ama kitabı daha iyidir. kirpinin zerafeti diye çevrildi. okumayanın anasını sikiyim.

hotel rwanda (2004)

ruanda’da yaşanan katliam sırasında otel işleten elemanın kahramanlığını anlatıyor. schindler’s list’in yakın zamanda yaşanmış olan versiyonu. neler yaşandığını görmek açısından izlenmesi lazım. halkı birbirine düşüren avrupalıların ibneliği ve birleşmiş milletlerin vurdumduymazlığı. hayatın ne kadar orospu çocuğu olduğunun ispatı.

into the wild (2007)

üniversite mezunu bir gencin insanlığa yabancılaşıp kendini doğaya vermesini konu alıyor. gerçek bir olaydan alıntıdır. izleyin ve ben niye yaşıyorum ak diyin.

limitless (2011)

yine kitaptan uyarlama. insanın bilinçaltına erişimini sağlayarak insanları zekileştiren bir hap. ve hapa sahip olan sıradan bir gencin yaşadıkları. filmi izlerken şu haptan olsa negzel olur lan diyorsunuz.

metropia (2009)

insanların düşüncelerinin yönlendirildiği distopik animasyon filmi. kapitalizmin ileride ne hale gelebileceğine yönelik bir yorum olarak düşünülebilir. tekrarlıyorum animasyondur ama farklı bir animasyon tekniği var. çok karamsar.

pi (1998)

epilepsi krizleri geçiren paronayak bir matematikçi. kafasından çok basamaklı çarpım işlemlerini yapabiliyor. bir gün bir yahudiyle tanışıyor ve tevratta bahsedilen tanrının ismini bulmaya çalışıyor. siyah beyaz çekilmiştir. izleyin derim.

source code (2011)

afganistanda ağır yaralanmış bir helikopter pilotu yeni bir askeri teknolojinin içinde kullanılır. paralel evren, simüle yaşam, insan zihni üzerine düşündürücü bir bilim kurgu filmi.

v for vendetta (2006)

bu filmi seyretmeyen yoktur sanırım. totaliter rejimin baskılarına karşı gelen bir anarşist devlet karşıtı hareket başlatıyor ve hareket gittikçe yayılıyor. ccc remember remember the fifth of november ccc. izleyin kesinlikle.

the quiet earth (1985)

hani bazen deriz ya bütün insanlar yok olsa da sokaklarda tek başıma dolaşsam. işte bu filmde eleman bi odada çırılçıplak uyanıyor ve etrafta hiçbir insan yok. post apokaliptik diyebiliriz yine ve film sıkabilir uyarayım şimdiden. dünyada yalnız kalan insan neler yapabilir?

the social network (2010)

facebookun oluşumunu, zuckerbergi anlatıyor. güzel bir film. arkadaş kazığı nedir? harvard’da neler oluyor? sorularının cevabı için seyredebilirsiniz. uyaralım zuckerberg bu film için gerçekleri yansıtmıyor dedi.

the dark knight (2008)

yine çoğu kişinin seyrettiği bir filmdir tahmin ediyorum. bir süperkahraman ve aksiyon filmi. bu 2 özelliği sevmesem de joker karakteri için bu filmi listeye alıyorum. jokerin konuştuğu her an, suça bakışı, insanları manipüle etmesi görülmeye değer.

the shawshank redemption (1994)

imdb’de birinci sırayı hak edip etmediği tartışılsa da gayet sikici bir film olduğu su götürmez bir gerçek. azimle sıçan taşı deler temasını işleyen film işlemediği bir suç için hapis yatan adamın hikayesini anlatıyor.

the mist (2007)

stephen king’in yazdığı bir gerilim ve post apokaliptik film. askeri bir deneyin ters gitmesinden dolayı dünyayı bir sis kaplar ve öldürücü yaratıklar sisin içinde dolaşmaya başlar. film süpermarketin içinde kısılı kalan bir grubu anlatıyor. bu filmi o çok sikici sonu için izleyin derim.

schindler s list (1993)

gerçek hayattan alınma bir film. yahudi soykırımı sırasında yaşananları gördükten sonra yahudileri şirketinde çalışıyor göstererek korumaya alan bir nazi partisi üyesini anlatıyor. film siyah beyaz çekilmiştir. klasik bir film izlemeyeni dövüyorlar.

inception(2010)

rüya içinde rüya olayını konu alan bir film. izlemeyen kaldığını pek sanmasam da tavsiye ederim. insanların bilinçaltından bilgi çalarak geçimini kazanan bir kaçağı anlatıyor. işler boka sarınca eleman son bir iş teklifi alır. bu sefer birisinin aklına bir fikir yerleştirmeye çalışır. ve fikirlere kurşun işlemez. hass… bu o film değildi lan. bu arada ana fikir sandığınız kadar orjinal değil. asıl filmi de paylaşıcam.

the matrix (1999)

bu film aslında çok derin bir film. insanlar yapay zekaya sahip robotlar yaratırlar ve robotlar isyan eder. insanlar robotların yaşam kaynaklarını yok etmek için güneş ışınları bloke ederler. ve robotlar enerjilerini insan vücudundan karşılayabileceklerini anlarlar. insanlara teklif götürürler ve vücutlarınızı bize teslim edin, biz de sizin eski dünyanızın olduğu simülasyonda yaşamınıza izin verelim derler. işte bu programın ismi matrixtir.

cannibal holocaust (1980)

bir grup maceraperest amazona belgesel film yapmak için gider ve kendilerinden bir daha haber alınamaz. onları aramak için peşlerinden giden ikinci grup bir yerli kabilesinde kayıtları bulur. kayıtları izlediklerinde ise filmin gerçek dünyada yasaklanmasını sağlayan şeylerle karşılaşırlar. found footage dediğimiz türün ilk örneğidir bu film. paranormal activity, blair witch, rec hepsi bu filmden ilham almış diyebiliriz.

the pianist (2002)

bir gerçek hayat hikayesi daha. yahudi soykırımı sırasında polonyalı bir piyanistin hayatta kalma mücadelesi. kahramanımız sokağın ortasında ölü taklidi yaparak inciye de selam çakmıştır.

the prestige (2006)

rekabet halindeki 2 başarılı sihirbazın birbirlerinin sırlarını açığa çıkarmaya çabalamasını ve yeni sihirbazlık numaraları bulmaya çalışmasını anlatıyor. sonu güzel olan filmlerden.

127 hours (2010)

tek mekanda geçen filmlerden sıkılanlar için olmayabilir. gerçek hayattan alınmadır. intel’de çalışan makine mühendisi(meslektaşım) kanyonda geçirdiği bir kazada çok sakat bir durumda tam 127 saat mahsur kalır ve yardım isteyebileceği herhangi bir yöntem yoktur. ya kendi başına kurtulması ya da orada ölümü beklemesi gerekmektedir. adamın yaptığını yapabilir miydiniz?

buried (2010)

yine bir tek mekan filmi. ama bu biraz abartı. tek oyuncu ve 2 metrekare sahne. yanında sadece bir telefonla canlı canlı tabuta gömülen amerikan tır şöforunun o zor durumda hayatta kalmaya çalışmasını anlatıyor. filmi izlerken bürokrasiye lanet ediyorsunuz. yine de film elindekileri gayet iyi bir şekilde kullanıyor. bu tarz filmleri seviyorsanız hoşunuza gidecektir.

la vita e bella (1997)

çoğumuz hayat güzeldir adıyla izlemişizdir bu filmi. ama izlemeyenler için filmdeki samimi mizah, guido’nun pratik zekası, oğluna hissettirmemeye çalıştığı katliam. neresinden bakarsan insana yaşama sevinci aşılayan şükela film.

mr nobody (2009)

ileri gelecekte vücut hücrelerinin kusursuz rejenerasyonu sayesinde insanlık ölümsüzlüğe ulaşmıştır. ancak bu dünyada son ölümlü 118 yaşındaki nemo nobody’dir. bir gazeteci röportaj için nemo ile konuşmaya başlar ve o noktadan sonra karmaşık bir otobiyografi dinleriz. filmi anlamak zor olabilir. paralel evrenler, sicim teorisi, olasılıklar denizi.

perfume the story of a murderer (2006)

hikaye 18. yy’da geçiyor. kahramanımız çok gelişmiş bir koku alma duyusuyla doğmuştur. öyle ki sadece koklayarak cisimlerin yerini, mesafesini vs. söyleyebilir. kimsesiz olarak büyür, ağır işlerde çalışır ve en sonunda yeteneği sayesinde şehrin en emektar parfüm üreticisinde çırak olur. ve olaylar gelişir. yine kitaptan uyarlama.

donnie darko (2001)

paranoid şizofren bir liselinin – dur liseli diyince kaçma hemen – başından geçenler. bu filmle alakalı daha ne diyeyim git seyret.

inglourious basterds (2009)

alternatif tarih filmi. 2. dünya savaşı sırasında nazi hakimiyetini kırmak isteyen amerikalı yahudi askerlerden özel bir tim kurulur. timin görevi nazileri öldürmektir. bu film nasıl anlatılır bilmiyorum. sonu her ne kadar mastürbatif olsa da izlenmesi gereken bir film.

requiem for a dream (2000)

uyuşturucu batağına battıkça iyice boka saran hayatları konu alıyor. bağımlılığın insanın sevdiği, istediği şeylerin önüne geçmesini güzel anlatıyor. bu filmi de pek izlemeyen yoktur ama varsa hemen açığını kapatsın.

the way back (2010)

2. dünya savaşı sırasında stalin’in toplama kampı gulag’lar vardı bildiğiniz gibi. bu film gerçek bir öyküye dayanmakta. sibirya’daki gulag’lardan kaçan küçük bir grubun hayatta kalma mücadelesi. özgürlüklerine ulaşmak için 7000 km yolu yalınayak yürüyen insanların hikayesi. izlenmesi gerek diye düşünüyorum. survival türünden bir eser.

moon (2009)

astronot sam bell 3 yıllık kontratı gereği ay üzerine kurulmuş bir istasyonda tek başına görev yapmaktadır. görevinin bitmesine kısa bir süre kala halüsinasyon görmeye başlar. ilerleyen zamanla beraber kendini muazzam bir tezgahın içinde bulur. ancak kaçacak yeri de yoktur. bu filmi kaçırmayın derim. türünün en sikici filmlerinden biri.

stay (2005)

film 21 yaşında intihar etmeyi düşünen hastasını vazgeçirmeye çalışan bir psikiyatristi anlatıyor. sonunu izleyene kadar saçma bir film olarak düşünmüştüm ama son sahnesiyle gönlümü fethetti, bütün düğümleri çözdü. alternatif gerçeklik üzerine bir film diyebiliriz.

leon (1994)

profesyönel bir suikastçı, ailesi katledilen kız çocuğuna sahip çıkar ve onu intikamı için eğitir. aralarında tuhaf bir ilişki filizlenir. türkçeye sevginin gücü diye çevirmişlerdi sanırım.

the fountain (2006)

3 ayrı koldan anlatılan bir hikaye. 16. yüzyılda ölümsüzlük çeşmesini arayan ispanyol bir kaşif. günümüzde kanser hastası karısının ellerinden kayıp gitmesine karşı koymaya çalışan bir bilim adamı. ve gelecekte uzay seyahatinde tek başına bulunan bir astronot. tek sefer izlemek yetmeyebilir.

shutter island (2010)

akıl hastalarının kapatıldığı hastane denizin ortasında bir adaya inşa edilmiştir. 1950’lerde birden çok cinayetten hüküm giymiş bir kadın herkesin kaçılmaz dediği hastaneden kaçar. ancak adadan ayrılmasının bir yolu yoktur. adli polis ve bir ortağı olayı araştırmak ve kadını bulmak için adaya gelirler. ama adada kahramanımızı esrarengiz şeyler beklemektedir.

12 angry men (1957)

bu filmi yazdım sanıyordum amk. siyah beyaz bir film . tek bir mekanda geçiyor yine. 18 yaşındaki genç babasını öldürmekten hüküm giymiştir ve muhtemelen idam edilecektir çünkü bütün kanıtlar bunu göstermektedir ve herkes çocuğu suçlu kabul etmiştir. 12 kişilik jüri son kez toplanır ancak içlerinden biri çocuğun masum olabileceğini düşünür. ve diğer jüri üyelerini ikna etmeye çalışır. filmde her tip insan temsil ediliyor. önyargının ne sikimsonik bir şey olduğuna dair. izleyin.

12 Kızgın Adam

12 tane adamın bir gencin suçlu bulunmasında ortak fikre sahip olmaları gerekir. İçlerinden tek biri gencin suçsuz olduğunu söyler. Ve herşey baştan sorgulanır. Mükkemmel bir film ve tek mekan filmlerinin ustasıdır.

novaya zemlya (2008)

2013 yılı rusyasında geçiyor filmimiz. hapishaneler aşırı dolduğu için yeni bir proje geliştirilir ve hapishane mahkumları novaya zemlya bölgesindeki bir adaya bırakılır. 200 adet katil, hırsız vs. bir adaya bırakılırsa ne olur? sonu dışında oldukça güzel bir film. hayatta kalma mücadelesi, kanibalizm vesaire konularını işleyen bir film.

la habitacion de fermat (2007)

4 adet matematikçi ciddi bir problemi çözmek üzere başka bir matematikçi tarafından bir eve davet edilir. bir süre sonra farkederler ki odanın kapısı dışarıdan kilitlenmiştir ve pda cihazına gelen soruları 1 dakika içinde çözemezlerse odanın hacmi giderek küçülmektedir. o panik ortamında hem sakin olup problemleri çözmeye hem de çıkmak için alternatif bir yol bulmaya çalışırlar.

Benjamin Button’un Garip Hikayesi

Seksenli yaşlarında doğup, geriye doğru yaşlanan bir adamın hayatını konu alıyor. Düşünsenize yaşamınız geriyo doğru gidiyor ne garip ama değil mi ? Benjamin Button hepimiz gibi zamanı durduramayan bir adamdır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, 1918’de, New Orleans’tan başlayıp 21. yüzyıla uzanan serüveniyle, onun hikayesi herhangi birininkinden daha sıradışı yaşamını konu alan bir baş yapıt.

le scaphandre et le papillon (2007)

gerçek bir yaşam öyküsü filmi daha. elle dergisinin editörü jean-dominique bauby denilen eleman 1995 aralığında 43 yaşındayken felç geçirir. 3 haftalık komadan uyandığında sol gözü dışındaki bütün vücudu felç olur. yani insanlarla iletişimini sağlayan tek şey sol göz kapağıdır. o şekilde hayata bağlanmaya karar verir. film öyle çekilmiş ki izlerken kendinizi adamın yerine koyuyorsunuz. çok güzel bir fransız filmi. fransızca da çok kral dil. şukusunu verdiğim bir film.

eden lake (2008)

ıssız bir göl kenarını dinlence yeri olarak seçen nişanlı bir çift ile bir grup serseri çocuğun arasında yaşanan olaylar. gerilimin kitabını yazan filmdir. ingilterede giderek artan çocuk suçlarının etkisiyle çekilmiş. sosyal mesaj vermeye çalışıyor film. sizin almanıza gerek yok tabi.

Düzenleme: www.kisiselbasari.com

  • bugra

    Lan le herisson (2009)’a ne kadar çok güldüm ahahahahahahhahahaha