Entelektüel Robin Hood’dan aklını başına toplama kılavuzu

0
117

Entelektüel Robin Hood’dan aklını başına toplama kılavuzu

‘Limit Sizsiniz’, ‘Başarı Üniversitesi’, ‘Kişisel Ataleti Yenmek’ ve ‘İnsan İsterse – Azmin Zaferi Öyküleri’ serisine imza atan Mümin Sekman ile beynin derinlerine indiği son kitabını konuştuk.

DİNÇ ÇOBAN
dinc.coban@aksam.com.tr

Mümin Sekman; zaman zaman sıkıştığımız yerden çıkarıp, zaman zaman da gerçeklerle yüzleştirip yerle yeksan eden, başarının sırrını başarısıza anlatan ‘entelektüel Robin Hood’… Bu sefer çok bilinmeyenli bir denklemi çözerek çıktı karşımıza, beynimiz. Sekman ile Alfa Yayınları’ndan çıkan son kitabı ‘Her Şey Beyinde Başlar’ vesilesiyle bir araya geldik, beyni ve başarıyı okunuştuk…
Neden bu kez konu olarak insan beynini seçtiniz?
Beyin çok ilginç ve gizemli bir dünya. İnsan bedeninde yüzde 2’lik bir yeri var ama yüzde 98’i o yönetiyor. Vücudumuzun CEO’su beyin. Bu kitabı yazarken, ‘Evliya Çelebi insan beyninde gezebilseydi ne yazardı?’ diye düşündüm. Bu kitap aslında zihin içi bir seyahatname kitabı. Beynini içinden dikizlemek bir akıl aynası.
– Beyin hakkında yanlış bildiğimiz birçok şeyi de yazmışsınız…
Beyinle ilgili yanlış bildiğimiz birçok şey var. Mesela Sevgililer Günü’nde kalp çizer, içine de, ‘seni seviyorum’ yazarız. Oysa aşkın kaynağı kalp değil, beyin! Bunun tartışılacak bir yeri de yok. Bu bir bilgi, inanç değil. Yanlış algılamalardan biri de ‘Kafasında kırk tilki dolaşıyor’ deyimidir. Oysa insan beyninin aynı anda işleyebildiği veri sayısı 5 ila 9 arasında. Yani ortalama 7 düşünce parçasını aynı anda kafamızda çevirebiliyoruz. Daha fazlasını aynı anda yapmaya zorlarsak zihnin işlem merkezi çöker.

400 KM HIZLA ŞEYTANLIK DÜŞÜNÜYORUZ
– O kadar da iyi değiliz yani…
Araştırmalara göre, beynimizden günde ortalama 70 bin civarında düşünce geçiyor. Bunun 50 bini aşk hakkındaysa, aşk hayatımız hareketleniyor. Kariyerimizle ilgiliyse, kariyer hayatımızda hareketlilik yaşanıyor. Kısacası hayatınızda neyin olacağını çok büyük oranda beyin belirliyor. Bu arada düşünceler beynimizden saniyede 120 metre hızla geçiyor. Yani saatte yaklaşık 400 kilometre hızla şeytanlık düşünebiliyoruz!
– İnsanların başarısını beyninden okuyabiliyor musunuz?
Başarı beyinde başlar. Hayal kurduğumuzda, plan yaptığımızda, kullandığımız aygıt beyindir. Başarının bitişi de yine beyinde başlar. Eğer, başarı uzmanıysanız, bir insanın başarısının düşüşe geçeceğini onun beynindeki öncü göstergelerinden okuyabilirsiniz. Yine aynı yöntemle gelecekteki muhtemel başarısını da görebilirsiniz. Tıpkı bir doktorun hastasına uyguladığı check-up’la hastasının potansiyel rahatsızlıklarını belirlemesi gibi. Kafanın içinde olan bir süre sonra hayatının da içinde olacaktır.

BAZILARI BAŞARMAK İÇİN DOĞMUŞTUR
– Herkes başarılı olacak diye bir şey yok, doğru mu?
Evet. Başarı bazı insanların fabrika ayarlarında var. Bunlar başarmak için doğmuş. Ama bunların nüfustaki oranının maksimum yüzde 5 civarında olduğunu tahmin ediyorum. Hangi ailenin çocukları olursa olsunlar, hangi şartlarda büyürlerse büyüsünler, sıfırdan zirveye çıkmaya programlı bir ruhları var. Ama ikinci bir grup daha var ki onların da fabrika ayarlarında böyle bir kodlama yok. Başarıyı, disiplinle, çabayla, öğreniyorlar. Bir başka grup da doğuştan kaybeden insanlardan oluşuyor. Bunlar, kaybetmek için doğmuşlar. Bunların başına gelebilecek en büyük felaket, çok başarılı olmaları! Çünkü bu insanların, büyük başarılara karşı alerjileri var. Ve büyük bir başarı yakaladıklarında iç dünyalarında, birtakım içgüdüsel sabotaj mekanizmaları devreye giriyor ve onları ait oldukları yere, kaybedenler dünyasına götürüyor. İşte bu insanları başarılı yapmak için çalışmak yanlış bir şey. Onların başarılı olması gerekmiyor. Fotoğraflarda olduğu gibi insanların da çözünürlükleri vardır. Küçücük bir fotoğraftan, kocaman bir afiş yapmaya kalkarsanız, bozuk bir iş çıkar ortaya. Çünkü kapasitesi, çözünürlüğü o kadardır. Kumaşı daha fazlasına müsait değildir.
– Peki, bunu nasıl anlayacağız. Bekleyip mi göreceğiz?
Bence insanlar iki şeyi iyi bilmeliler. Birincisi ‘Neyi iyi yapabilirim’, ikincisi de, ‘Neyi iyi yapamam’. İki büyük bilgelik vardır. Gücünü ve haddini bilmek. Karaktere uygun bir kariyer tasarımı çok önemli.
– Herkes yapabilir mi bunu?
Bunun iki yolu var. Birincisi insan kendi üzerine çalışmalı. Yani kendini keşfetmeli, kendine zaman ayırıp, iç gözlemini yapmalı, oturup kendi ruhunu gözlemlemeli. İkincisi ise dışarıdan kitaplar ya da başka araçlardan yardım alınabilir. Mesela arkadaşlardan destek alınabilir. Bu yolla dışarıdan ayna tutulabilir. Çevrenden ya da uzmanlardan yardım alabilirsin. Yani üç açıyı bir araya getirmelisin. Birincisi uzman görüşleri, ikincisi yakın çevrenin gözlemleri, üçüncüsü de kendi iç gözlemin. Bunların iç açılarının toplamından kişi, ‘ben kimim ve neyi yapabilirim’le ilgili ipucunu elde edebilir. Kısaca; insanın kendisini bilmesiyle başlar başarı.
– Kaybedenlerin yeniden başlaması mümkün mü?
Eğer bir insan başarmayı isteyen bir ruh yapısına sahipse, ama bir dönem kaybetmişse de, fabrika ayarlarına dönüp, yeniden başarıya gidebilir. Eğer genetik yapısında, ruhunda başarı varsa, kişinin kötü şartlara teslim olmayacağını düşünüyorum.
– Zamanın bir etkisi yok mudur?
Başarı yaşa da, cinsiyete de bakmaz. Hayatının en güzel kitabını ömrünün sonunda yazmış birçok yazar görebilirsiniz. İş hayatında en büyük cirolara 70 yaşından sonra ulaşmış birçok işadamı bulabilirsiniz. Yaş belirleyici değil. Ama enerji önemli. Hayatta doksanıncı dakikada gol atmak da mümkün.
– Bu başarı sayılır mı?
Geç gelmiş başarının geri dönüşü çok anlamlı olmayabilir ama nihayetinde başarıdır. Otuz yaşında başarılı olmak daha riskli ve zordur. Çünkü başarıyı sürdürmeniz gerekmektedir.

Güzel kadınlar daha güçlü
– Beyin üzerinde en etkili organ hangisi?
Duyu organlarının beyin üstündeki etkileri üzerine yapılan araştırmalarda en baskın organ göz çıkmış. Beynimizdeki verilerin yüzde 80’i göz yoluyla alınıyor. Bu da şunu gösteriyor ki; televizyon her zaman radyodan daha etkili olacak. Çünkü görsel. Güzel kadınlar ve yakışıklı adamlar, daha güçlü olacaklar. İyi giyinenler, kötü giyinenlerden daha etkili. Bu anatomik bir kader gibi. İnsan gördüğünden etkileniyor.
– Peki ya koku?
Beyinle burun arasında direkt bir bağlantı vardır. Kokunun farkı, diğer algıların ortak terminalini kullanmadan, direkt beyinle temasa geçmesi. Onun için gördüğümüzden sonra kokladığımız gelir. Mesela eski sevgilinizin kokusunu hızlı hatırlarsınız.

Beyinde etik filtre yok
– Beyinde etik ya da namus kavramı var mı?
Beynin doğuştan bir etik filtresi yok. İnsanın en sınırsız olduğu, özgür kaldığı alanlardan biri beyni.
– Bu kavramlar sonradan yükleniyor değil mi?
Evet. Her beyin başlangıçta ahlaksızdır. Dini ya da ahlaki kodlar sonradan yükleniyor. Beyin gerçekten incelenmesi ve bilinmesi gereken bir organ. Neyse ki bilim insanları bu iş üzerinde ciddi çalışmalar yapıyorlar. Son 30 yılda yapılan araştırmalar yüzyıllardır yapılandan daha çok. İnanılmaz araştırmalar yapılıyor. İleride insan beyninin ‘hack’lenmesi bile söz konusu olabilir. Yani aklımıza mukayyet olmamız için beynimizi tanımamız gerek!

Zeka değil zekayı nasıl kullandığın önemli
İnsan beyni otomobile benzer. Arabanın nasıl ki bir beygir gücü varsa, zeka da insan beyninin beygir gücüdür. Ve doğuştan gelir. Buna karşılık akıl direksiyondaki şoför, bilgi ise yola benzer. İnsan zekasını yüzde 20 değiştirebilir ama aklını yüzde 80’den fazla geliştirebilir. Akıl, zekanın doğuştan gelen eşitsizliğini kapatmak için bir fırsattır. Bazı insanların 5 bin, bazılarının da 3 bin beygir gücünde zekaları var. İlk baktığınızda 5 bin beygir gücündekinin daha başarılı olması gerekiyor. Ama bazen öyle olmuyor. 5 bin beygirin 3 bini sarhoş, bini aşık, geriye kalan diğerleri de işle ilgileniyor. Buna karşılık 3 bin beygirlik bir zekayla doğan bir kişi 3 bin beygirlik beynin 2 binini aynı yönde, kullanınca diğerinden daha başarılı olabiliyor. Yani asıl önemli olan senin ne kadar zeki olduğundan çok, zekanın ne kadarını kariyerin için kullandığın.