EQ Nedir?

0
270

1940’lı yıllarda Harvard üniversitesinden mezun olan 95 öğrenci orta yaşlarına kadar takip edildiğinde, okul sınavlarında en yüksek puanları alan kişilerin, daha düşük puanlı arkadaşlarına oranla maaş, verimlilik ve kendi alanlarındaki konumları açısından daha çok başarılı olmadıkları gözlemlenmiştir.

Son yıllarda en büyük sansayonel atılımı ”Duyusal Zeka” görüşü Amerika’lı psikologlar tarafından ortaya atılmıştır. İlk olarak 1990 da Harvard üniversitesinden psikolog Pter Solovey ve New Hampshire üniversitesinden psikolog john Mayer tarafından EQ terimi kullanılmıştır. Daha sonra Harvard üniversitesinden The New York Times’da davranış ve beyin bilimleri konularından sorumlu Daniel Goleman tarafından geliştirilmiş ve duygusal zeka becerilerinin , bilişsel zeka dediğimiz  IQ’dan daha önemli olduğunu 1995 yılında yayınlanan ”Duygusal Zeka” adlı kitabında kanıtlamaya çalışmıştır.

Duygusal zaka nitelikleri;

Empati.
Duyguları ifade etme ve anlama.
Mizacını kontrol etme.
Bağımsızlık.
Uyum sağlayabilme.
Beğenilme.
Kişiler arası sorunları çözme.
Sebat.
Sevecenlik.
Nezaket.
Saygıdır.

Dr. Daniel Goleman, “duygusal zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi, ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi” olarak tanımlıyor.

Duygusal Zeka (Emotion Quetient-EQ)’nın anlamı daha karışık. Salovey ve Mayer duygusal zekayı ilk olarak şöyle tanımlamışlar: “Kişinin kendisinin ve diğerlerinin hislerini ve duygularını izleme, bunlar arasında ayırım yapma ve bu bilgiyi düşünce ve eylemlerinde kullanma becerisini içeren, sosyal zekanın bir alt kümesi”dir.

Duygusal yetenek, bir meta-yetenek; yani, ham zeka dahil, var olan diğer yeteneklerimizi ne kadar iyi kullanabileceğimizin belirleyicisi. Birçok bulgu gösteriyor ki, duygusal yetenek sahibi-kendi duygularını tanıyan ve idare edebilen, başkalarının duygularını okuyup onlarla etkili bir şekilde başa çıkabilen- kişiler, hayatın her alanında-gerek romantik, yakın ilişkilerde, gerekse kuruluş içi politik ilişkilerde başarıyı belirleyen sözsüz kuralları kavrama becerisinde- avantajlı.

Psikologların ve sosyologların günümüzde yapmaya çalıştıkları şey duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışmak. Goleman, eski paradigmanın duyguların çekiminden bağımsız bir akıl idealini içerdiğini, yeni paradigmanın ise bizi zihinle kalbin uyumunu sağlamaya zorladığını belirtiyor ve ayrıca, yaşamımızda zihinle kalbin uyumunu sağlamak için öncelikle, duyguları zekice kullanmanın ne demek olduğunu daha iyi anlamamız gerektiğini vurguluyor.