Ergenlik Bizim Bildiğimiz Gibi Mi?

0
574

Sosyal medya ve dizilerin, ‘baş belası ergen’ tiplemesi ne kadar doğru? Ergenlikte yaşanan hormonal değişimler duygu ve davranışlara nasıl yansıyor? Aileler bu dönemde çocuklarına nasıl davranmalı?

Ergen deyince aklımıza ilk gelen, “Justin kendisine bir ‘hi’ bile demediği” için gözyaşlarına boğulacak kadar fanatik, sorumsuz, aile ilişkileri sorunlu ve argo tabirle ‘atarlı’ 13-15 yaş arası gençler oluyor. Kafamızda oluşan bu olumsuz imajın sorumlusu büyük ölçüde ergenlerin sürekli aşağılandığı ve işe yaramaz, baş belası olarak sunulduğu televizyon dizileri ve sosyal medya. Kimi ergenler için söz konusu tanımlamalar doğru da olsa, bu hepsinin aynı olduğu anlamına gelmiyor. Lakin göz ardı edilmeyecek bir gerçektir; ergenlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında kalınan zorlu bir yolculuktur. Peki geçmişten günümüze ergenlik dönemine bakış ve bu çağdakilere yaklaşım konusunda ne değişti? Gençleri bu dönemde hangi hormonal ve psikolojik sebepler nasıl zorluyor? Ergenlere yapılan yaftalamalar onları nasıl etkiliyor?

Hangi hormonlar hangi duygulara yol açıyor?

Ergenlik öncesinde kız ve erkek çocuklarda yağsız vücut kitlesi, iskelet ve yağ kitlesi eşit oranlardayken süreç tamamlandığında, erkeklerde yağsız vücut kitlesi artıyor. Bunun nedeni testosteron (erkeklik) hormonu. Kızlarda ise farklılaşma yağ dokusu artışı şeklinde gerçekleşiyor. Ergenlik dönemi sonunda kadınlardaki yağ dokusu erkeklerin iki katına ulaşıyor; bunun da nedeni östrojen (kadınlık) hormonu. Kızlarda yağ dokusunda artma ilk âdetten hemen önce başlayarak giderek hızlanıyor.

Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, boy artışıyla birlikte çocukluktan yetişkinliğe terfi sürecinde bedende oluşan tüm bu fiziksel değişikliklerin ergenlerde karışık duygulara da yol açtığını söylüyor. Çocuk, vücudunda olan hızlı fiziksel değişimlere karşı şaşkınlık ve endişe duyguları geliştiriyor. Vücudundaki bu değişikliklere uyum güçlüğü, çocuğun etrafındaki kişilere karşı davranış ve tepkilerine de yansıyor. Ergenliğin erken dönemlerinde duygusal dalgalanmalar da sık görülüyor. Bir gün depresif, ertesi gün keyifli olabiliyorlar. Özgüven eksikliği de belirgin özelliklerinden.

Ergenler babaya daha uzak oluyor

Prof. Dr. Büyükgebiz ergenlerin genellikle annelerine daha yakın olduğunu söylüyor. Babalar ile ilişkilerinde daha kapalılar. Kızlar ise babaya daha da uzak. “Babalar ergenin güncel uğraşlarının pek azı ile ilgilenirler. Dolayısıyla ergen ve babalar, birbirlerini kendilerine özgü kişiliği olan bireyler olarak pek az tanıyabilirler. Araştırmalar, kız ergenlerin en çok anneleriyle, erkek ergenlerin de babalarıyla aile içi çatışma yaşadığını gösteriyor. Anneler ise çocukları ile sürekli ilişki halindedirler, ergenin ilgi alanları ile yakından ilgilenir ve izler, sırdaşlık eder ve onlarla dost olurlar.” diyerek açıklıyor bu durumu.

Erken ergenliğin sebebi hastalık olabilir

Ergenliğin fizyolojik temeli östrojen ve testesteron başta olmak üzere belli hormonların artışına dayanıyor. Ancak bu hormonların zamanından önce artmaya başlaması, yani erken ergenlik denen durum oldukça tehlikeli. Birçok sağlık sorununa yol açan bu durumu Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz Hayykitap’tan çıkan Çocukluk Bitmesin adlı kitabında anlatıyor. Kızlarda göğüs gelişiminin 8 yaşından önce ortaya çıkması, erkekte genital gelişmenin (testis büyümesinin) 9 yaşından önce olması durumuna erken ergenlik deniyor. Ancak tek başına genital bölge ve koltuk altı tüylenmesi erken ergenlik işareti değil. Erken ergenlik özellikle kız çocuklarının hastalığı. Beyin tümörleri, beyni etkileyen enfeksiyon hastalıkları, beyin doğumsal bozuklukları, böbrek üstü bezinin doğumsal hastalıkları, dışarıdan hormon ilaçları alınması gibi nedenleri varsa da genellikle sebep bulunamıyor. Erkeklerdeyse daha az görülüyor. Günümüzde özellikle çocuklarda obezitenin artması, televizyon ve internet kaynaklı cinsel uyaranların ve beslenme faktörlerinin etkisiyle ergenliğe giriş yaşı küçülüyor.

Diziler iftira atıyor!

Psikolog Mehtap Kayaoğlu’na göre ergenlik, başa bela, işe yaramaz, sinirli ve hırçın olmanın şart olduğu bir dönem değil. Kimi yerlerde çocuksu davranışlar içerirken, kimi durumlarda yetişkin hayatının davranış özelliklerini taşır. Ve bu ara dönemde bir miktar kafa karışıklığı ve davranış savrulmalarının olması zaten normal. Fakat dizilerde gösterildiği kadar uçlarda, sınırları zorlayan gençlik tanımlamasına katılmıyor, hatta ergenlere iftira bile atıldığını düşünüyor Kayaoğlu. Geçmişteki ‘ergenlik dönemi’ algısıyla günümüzü okumak da çok sağlıklı değil. “Kendisi, büyüklerinin yanında el pençe divan duran ve babasının yanında konuşmaya bile hakkı olmayan bir kişi, kendi babalık sürecinde farkında olmadığı tavizler veriyor. Yanlış yerde yanlış hamleyi yaptığında ve evladı kendisi gibi susup oturmadığında ise ‘Biz böyle değildik, cevap dahi vermezdik, bunlar terbiyesiz oldu.’ diyor. Oysa geçmişte despot tavırlar yanlıştı, günümüzde onun tam zıddı olan sınırsız eğitimler yanlış!” diyor. Oysa geçmişte ailesiyle demokrat ve zarif ilişkiler içinde olan, ailesinde değer görerek büyüyen, anne babası tarafından adam yerine konularak yetiştirilen kişilerin, kendi anne-babalık süreçlerinde evlatlarıyla aralarında bir sorun olmuyor. Fıtık gibi düşünün; nereye baskı yaparsanız oradan problem patlar, diyen Kayaoğlu’na göre şimdiki gençlerin çok şımarık görünmesi, anne-babaları zamanında gereğinden fazla ezildiği için.

Panikatak artıyor

Geçmişteki ve şimdiki birçok ailenin ortak yanı evlatlarını tanımamak. “Eskilerin kendilerine göre bir anne-babalık algıları vardı ve onun gerektirdiği rolü üstleniyorlardı. Şimdikilerin kendi kafalarında olgunlaştırdıkları bir anne-babalık rolü var ve onu uyguluyorlar. Peki çocuğa soran var mı? Ona tanıyarak, ona en uygun olan hakkında karar verebilen? Her anne-babanın çocuğu için bir planı var ama; kendi hayalinin planı, oğlunun/kızınınki değil!” diyor psikolog Mehtap Kayaoğlu. Birbirine uzak olmak, tanımamak, bir yabancıyla aynı evde yaşıyormuş gibi hissi yüzünden ergenler de dahil günümüz insanı bol bol panikatak yaşıyor. Bunun sebebiyse bilinçdışı yalnızlık duyguları yükselmesi yani kalabalıklar içinde bile yalnız hissetmek.

İletişim kopukluğu bağımlılık sebebi

Büyüme döneminin ve hormonal hareketlenmelerinin etkisiyle karşı cinse ve cinselliğe olan yatkınlık da artıyor. Müstehcen içerikli yayınlara fazla düşkünlük ileriki dönemler için porno bağımlılığı gibi tehlikeli sorunlara yol açabiliyor. Ancak Mehtap Kayaoğlu’na göre bu yatkınlığın derecesini ailenin geleneksel, kültürel ve dini yaşam kuralları çerçeveleyebilir. Aileler, kendi aile geleneklerini, inanış sistemlerini, dünya hayatını yaşama tercihlerini evlatlarına doğru aktarabilirlerse sorun olmaz. Çocuk büyüme döneminde yalnız bırakılırsa sorun başlar. Yani iyi terbiye etmek adına fazla baskı yapmak ne kadar tehlikeliyse, kendi ayakları üzerinde dursun diye gereğinden fazla başıboş bırakmak da bir o kadar yanlış. Çocukları sıkmadan, tatlı dille yönlendirmek gerekiyor. Ergenler, aile yeterince elini uzatmıyorsa ve kendisini anlamıyorsa, doğal olarak kendisiyle aynı sorunu yaşayan yaşıtına yani akran gruplarına yöneliyor. Bu noktada çocukları doğru beslemek önemli. Evde doğru düzgün iletişime geçmeyi başaramazsanız, dış dünyada kendi duygu boşluklarını dolduracaklarını sandıkları her şeye kapılabilirler.

Kaynak: Zaman