Fasulyeden felsefe çıkardı

0
309
2002’de İstanbul Kısıklı’da açılan Çömlek’te kuru fasulye yemeyen neredeyse yok. 13 yaşında İstanbul’a gelen sahibi Maksut Günaydın’ın kamyon, TIR, minibüs ve halk otobüsü şoförlüğünden Çömlek’e uzanan bir hikâyesi var.

Maksut Günay-dın’la 9 sene önce İstanbul Kısıklı’daki yerinde tanışmış, o zamanlarda dilden dile dolaşan kuru fasulyesinden tatmıştık. Çömlekte pişirdiği kuru fasulyesi oldukça meşhurdu. Yıllar içinde Kısıklı’dan Çamlıca’ya taşındı, daha büyük bir mekân açtı. Ünü yayıldıkça yayıldı. Başka ‘kuru’cuların açılmasına vesile oldu. Ama şubeleşmek hiç aklından geçmedi. Sadece birkaç yere isim hakkını sattı. Geçen haftalarda Yalova-Bursa yolunun 2. kilometresinde yeni bir mekân açtığını duyunca nedenini merak ettik. Günaydın, sorumuza cevap vermek yerine ‘artık sivrisinekleri neden öldürmediğini’ anlatıyor ve ekliyor: “Para işlerini boşver kızım. Öyle bir şey yaz ki, Allah razı olsun.” diyor.

Çömlek’te kuru fasulye yiyip de evde eşinin yaptığı fasulyeye burun kıvıran erkeklerin sayısı 2002 yılından beri epey arttı. Maksut Günaydın’ın taş fırında çömlekte pişirdiği fasulyenin marifeti bu. Günaydın, Çayeli’ndeki ünlü Hüsrev’in ustasından fasulye pişirmeyi öğrenmiş. Ama çömlek o zaman işin içinde değil. Bir gün ‘yaşlı bir yazar’ diye anlattığı biri gelir dükkanına ve ona hayatını değiştirecek soruyu sorar. “Madem kuru fasulyede bu kadar iddialısın, Türkiye’de tek bir yerde yapılan kuru fasulye festivalini de bilirsin?” Cevap, “Vallahi bilmiyorum.” olur.

Göreme’de yapılıyordur bu festival. Göremeli kadınlar çömleklerin üzerini hamurla kapatıp 4-5 saat pişirdikleri fasulyeleriyle birincilik için yarışıyorlardır. Maksut Bey, Göreme’ye gidip fasulyenin nasıl yapıldığını bizzat görmemiş ama bundan sonra fasulyeyi çömlekte pişirmeye karar vermiş. “Yani hem Çayeli, hem Göreme usulü ortaya karışık bir fasulye pişirme şekli çıkardım. Sonra ustalar yetişti. Şimdi onlar pişiriyor. Yalova’da açtığımız mekânda da burada yetiştirdiğimiz ustalar var. Kalitemiz aynı. Hiçbir fark yok. İnsana saygı, ona sunduklarınızla eşdeğerdir.” diyor.

“Çömlek’ten önce ne yapıyordunuz?” diye sorunca, “Oraları fazla karişturma.” diye bir ayar çekiyor bize. Rizeli kendisi, sağı solu belli olmaz. Fazla üstüne gitmeye gelmez diye derin düşüncelere dalmışken ‘Kamyon, TIR, minibüs ve halk otobüsü şoförlüğü yaptığını’ bir cümleyle özetliyor.

Sivrisinek meselesine gelince…Maksut Günaydın, Çömlek’in başına kardeşini geçirmiş, kendisini artık dine diyanete adamış. Her sabah evden çıkmadan önce ailece meal okuduklarını, kızlarının Kur’an-ı Kerim’le ilgili sorularını cevaplamaya çalıştığını söylüyor. Meal dinleyerek ve okuyarak neredeyse Kur’an’daki ayetlerin hepsini öğrendiğini anlatıyor. Sivrisineklere sevgisi de işte bu dönemde başlamış. 3-4 sene önce kendi ifadesiyle ‘o mübareklerin’ insanları neden ısırdığını öğrenmiş: “Bir sivrisinek 20 metre öteden insan vücudunda nereye konacağına karar veriyor. Ve onlar insandan temiz kan almazlar. Önce usulca konar, bir tükürük salgılar, uyuşturur deriyi. Sonra testere gibi ağzıyla uyuşturduğu yeri keser. Kanı emer, orayı kesecek ya uyuşturması lazım, bak bak neleri hesap ettiriyor Rabb’im. Sonra kanı alıp gidiyor. Biz canımızı yakıyorlar diye onları öldürmeye kalkıyoruz, halbuki o pis kanı alıp kayıplara karışıyor. İstesek de ondan kanımızı alamıyoruz. Allah işte insanı sivrisinek karşısında bile aciz duruma düşürüyor. Ben bunu öğrendikten sonra artık sivrisinekleri öldüremiyorum. Tam tersi beni ısırmasına izin veriyorum.” Ne diyelim, fasulyeden felsefe çıkarmak böyle bir şey herhalde…

Klasik otomobil hayranı

Maksut Günaydın’ın kamyon, TIR, minibüs ve halk otobüsü şoförlüğünden sonra başlayan Çömlek macerası, klasik otomobil merakıyla devam ediyor. 1962 model Chevrolet ve 1937 model Cadillac olmak üzere iki arabası var. Üçüncüsünün peşinde. 1929 model Dodge Brothers Sedan 4dr. Mavi renkli. Günaydın, www.klasikotodunyasi.com adresini de satın almış. Bilal Ahretlik ile birlikte arabalarını düğünler için kiraya veriyor. Kendisinin bir de paramotor merakı var. Paramotor tek kişilik küçük uçak gibi bir şey. Yamaç paraşütünün motorlu hali de denilebilir. Günaydın ve bir grup arkadaşı hafta sonları İstanbul semalarında paramotorla uçuş denemeleri yapıyorlar.

Kaynak: Zaman / SEVİNÇ ÖZARSLAN