<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel Başarı</title>
	<atom:link href="http://kisiselbasari.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kisiselbasari.com</link>
	<description>Kişisel Gelişim ve Başarı Klavuzunuz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 08:30:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>POZİTİF YAKLAŞIMIN AVANTAJI</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/pozitif-yaklasimin-avantaji.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/pozitif-yaklasimin-avantaji.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 08:30:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geliştiren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12771</guid>
		<description><![CDATA[Mutluluk ve olumlu bakış açısının performansa etkileri üzerine yapılan araştırmalardan çıkan sonuç hiç de şaşırtıcı değil! Çünkü beklendiği gibi olumlu yaklaşıma sahip çalışanların performansı, olumsuzların en az yüzde 30 üzerinde seyrediyor. Bununla da bitmiyor&#8230; HATA ARAMAK SİZİ BAŞARISIZ KILABİLİR İş ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/pozitif-yaklasimin-avantaji.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><p style="text-align: center;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8300871070945786";
/* 300x250, oluşturulma 17.09.2011 */
google_ad_slot = "5236825368";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/biz_kimiz.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12771];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-12773" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/biz_kimiz-300x294.jpg" alt="POZİTİF YAKLAŞIMIN AVANTAJI" width="300" height="294" title="POZİTİF YAKLAŞIMIN AVANTAJI kisisel gelisim kisisel gelisim yazilari  öğrenme Başarısızlık başarı  biz kimiz 300x294" /></a></p>
<p>Mutluluk ve olumlu bakış açısının performansa etkileri üzerine yapılan araştırmalardan çıkan sonuç hiç de şaşırtıcı değil! Çünkü beklendiği gibi olumlu yaklaşıma sahip çalışanların performansı, olumsuzların en az yüzde 30 üzerinde seyrediyor. Bununla da bitmiyor&#8230;</p>
<p>HATA ARAMAK SİZİ BAŞARISIZ KILABİLİR</p>
<p>İş dünyasında iki temel karakter vardır: Birincisi önlerine gelen her konuda bardağın boş tarafını görüp, bir işin neden olmayacağına konsantre olanlar&#8230; Yani zorlukları, engelleri, tehlikeleri, olumsuzlukları görenler&#8230; İkincisi de, kafaları derhal boşlukların nasıl dolduracağıyla engellerin nasıl aşılacağına çalışmaya başlayanlar&#8230;</p>
<p>Bana göre <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> hayatında her iki tipe de gerek var. Önemli olan hangi tipi, ne tür işe yerleştireceğinizi bilmek. Yani kurumların denetim, frenleme, ince eleyip sık dokuma gibi misyonlarını yüklenen bölümlerinde ve görevlerinde birinci tipi kullanmakta yarar vardır. Bunlar sonuca değil, daha çok süreçlere odaklanarak kurumun bir tür iç sesi, gerçeklik kontrolü, geçmişle ve tecrübeyle bağlantısı, tarihin tekerrürünü önleyicisi olarak konumlanırlar.</p>
<p>İkinci tipi ise daha çok inovasyon, uzgörü, fütüristik bakış açısı, <a href="http://kisiselbasari.com/tag/engel" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with engel">engel</a> aşıcılık, büyük düşünürlük gerektiren noktalara yerleştirmek; yılmayan yaratıcılıklarından, tükenmeyen iyimserliklerinden, bitmeyen icat çıkartıcılıklarından yararlanmak gerekir. Bu iki tipi dengede ve doğru pozisyonlarda kullanan kurumlar, boş bir hayalin peşine takılıp uçuruma sürüklenmekten de, aşırı korumacı davranıp zamanın gerisine düşmekten de kurtulabilirler.</p>
<p>Mutluluk ve olumlu bakış açısının performansa etkileri üzerine çalışmalar yapan Amerikalı araştırmacı, danışman Shawn Achor’ın &#8220;Mutluluk Avantajı&#8221; adlı kitabı, bu iki tipin iş ve özel yaşamdaki kaderlerini bir falcı gibi çizmenin yolunu gösteriyor. Harvard’ın başarılı öğrencileri üzerinde yaptığı araştırma sonucu bu okulda ’mutluluk’ üzerine bir dersi müfredata koyduran Achor, pozitif yaklaşımın insan hayatı ve iş dünyasındaki etkilerini üzerine kafa yoruyor. Araştırmaları ortaya koyuyor ki olumlu yaklaşıma sahip çalışanların performansı, olumsuzların en az yüzde 30 üzerinde seyrediyor. Bu tip insanların enerji seviyeleri, satış sonuçları yükselirken işten ayrınla oranlarıyla sağlık harcamaları düşüyor. Olumlu davranışa ve bakış açısına sahip doktorların, doğru teşhis koyma oranları bile yüzde 50 yükseliyor. Dolayısıyla Achor, benim dekanla ilgili tezimi doğrulayarak &#8220;olumlu yaklaşım, başarının en kesin ön habercisidir&#8221; diyecek kadar ileri götürüyor yaklaşımını.</p>
<p>Bu tezi doğrulayan verilere baktığımızda gerçekten çarpıcı sonuçlar görüyoruz: Sosyal yatırımları güçlü olanların olmayanlardan daha fazla kazandığını saptamış. Burada neden &#8211; sonuç ilişkisi oldukça düz bir mantığa dayanıyor: Ortamdan keyif alan çalışanlar daha bağlı oluyor, iş tatmini hissediyorlar, verimlilikleri artıyor. Şirket içi iletişimin ve bir araya gelecek sosyal ortamların fazla olduğu şirketlerin performansları da yükseliyor. Zaten dünyanın en başarılı şirketlerinden Google’ın çalışan mutluluğu ve sosyal iletişim için yaptığı yatırımlar aptalca kararların sonucu olamaz herhalde, değil mi? İnsanların olumlu bakış açısının gücünü, iş hayatlarına katmaları adına yedi öneriye kulak vermek gerekiyor:</p>
<p>1. İnanmaya başlayın: Günlük kısa meditasyonlar, düzenli egzersiz, sabırsızlıkla bekleyeceğiniz aktiviteleri planlamak ya da alışveriş yerine keyifli aktiviteler için para harcamak gibi küçük adımlar olumlu duyguları artırıyor.</p>
<p>2. Gözden geçirin: İşimizi, ’mutluluğun tersi’ olarak görürüz. Oysaki <a href="http://kisiselbasari.com/tag/arastirmalar" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with araştırmalar">araştırmalar</a>, işlerini zorunluluktan çok hayat biçimi olarak görenlerin daha mutlu ve başarılı olduğunu gösteriyor. Yani işi, ’kariyer’ ya da ’evrenden bize bir çağrı’ olarak görmek, olumlu duyguları körüklüyor. Formalitelerden sıkılan bir sağlık çalışanıysanız örneğin, doldurmanız gereken formları bir zorunluluk değil, hastanın bir sonraki durağında kullanılacak bir sürecin yatarımı olarak görmek, durumu kolaylaştırabilir.</p>
<p>3. Olumluluk egzersizi: Araştırmalar bir aktivitenin, bittikten sonra bile insanların düşüncelerini etkilediğini gösteriyor. Uzun süre Tetris oynayanların oyun bittikten sonra bile etraflarında şekiller ve renkler görmeye devam ettiğini biliyoruz. Her gün, o gün için ve genel olarak müteşekkir olduğunuz üç şeyi yazmaya başladığınızda kısa zamanda zihninizin olumlu şeyleri taradığını göreceksiniz.</p>
<p>4. <a href="http://kisiselbasari.com/tag/basari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with başarı">Başarı</a> için <a href="http://kisiselbasari.com/tag/basarisizlik" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Başarısızlık">başarısızlık</a>: Stresin olumsuz bir şey olduğunu öğrenen insanların stres karşısında çok daha fazla yıprandığını fark eden Achor, hataları, başarısızlıkları stres yaratıcı faktörler değil, gelişmek ve öğrenmek için fırsatlar olarak görmeyi öneriyor.</p>
<p>5. Küçük hedefler: Hedef genel müdürlükse bu yoldaki küçük ve elde edilebilir taşlara konsantre olmanız öneriliyor. Zira bunlar hem başarma duygunuzu körükler hem de kendinize güveninizi artırır.</p>
<p>6. 20 saniye kuralı: &#8220;İnsanlar bir şeyi değiştirmek istediklerinde irade gücüne ihtiyaçları olduğu gibi yanlış bir inanışa kapılırlar&#8221; diyen Achor, olumlu davranışı 20 kez deneyimlemenin daha güçlü bir etkisi olduğunu düşünüyor. Sabahları egzersiz yapmak istiyorsanız en az 20 gün boyunca, spor kıyafetlerinizle yatın ve koşu ayakkabılarınız ayak ucunuzda dursun&#8230;</p>
<p>7. Sosyal destek alın: Çalışanlar mutluluğu iki şekilde engeller: A. Bir hedefe ulaşana kadar kendilerine rahatlama ve eğlenme izni vermeyerek. B. Yalnız başlarına ve ölümüne çalışırlarsa başarılı olacaklarını zannederek. Oysa Achor’a göre etraftaki insanlarla ilişkide olmak hem mutluluğun hem de başarının temel şartları. Bu yüzden her gün ekibinizin katkılarıyla ilgili olumlu bir geribildirimde bulunmak, stresli ve yoğun zamanlarda aileyle daha fazla vakit geçirmek iyi sonuç veriyormuş&#8230;</p>
<p>KİGEM</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/pozitif-yaklasimin-avantaji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artık İşlerinizi Ertelemeyeceksiniz</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/artik-islerinizi-ertelemeyeceksiniz.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/artik-islerinizi-ertelemeyeceksiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Feb 2012 08:22:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hayatı Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12785</guid>
		<description><![CDATA[Bir işe başlamak istiyor ancak bunu bir türlü başaramıyor musunuz? Başlayacağınız yeri bilmediğiniz için mi işinizi erteliyorsunuz? Artık işlerinizi ertelemeyeceksiniz! Bir yerden başlandığı takdirde doğru yolun bulunacağını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Fuat Beşkardeş, başlanmayan işte yitirilen en önemli şeyin zaman ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/artik-islerinizi-ertelemeyeceksiniz.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><p style="float: right;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-8300871070945786";
/* 300x250, oluşturulma 17.09.2011 */
google_ad_slot = "5236825368";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/96.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12785];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-12786" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/96-300x152.jpg" alt="Artık İşlerinizi Ertelemeyeceksiniz" width="300" height="152" title="Artık İşlerinizi Ertelemeyeceksiniz is hayati sorunlar is dunyasi  iş engel  96 300x152" /></a></p>
<p>Bir işe başlamak istiyor ancak bunu bir türlü başaramıyor musunuz? Başlayacağınız yeri bilmediğiniz için mi işinizi erteliyorsunuz? Artık işlerinizi ertelemeyeceksiniz!</p>
<p>Bir yerden başlandığı takdirde doğru yolun bulunacağını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Fuat Beşkardeş, başlanmayan işte yitirilen en önemli şeyin zaman olduğuna dikkat çekiyor ve uyarıyor.</p>
<p>Günümüzde birçoğumuz gerekçeleri farklı farklı olsa da o an yapılması gereken bir işi yapmayabiliyor, daha sonra yaparım düşüncesiyle ileri bir zamana erteleyebiliyoruz. Hep de o ötelenen zaman gelir aynı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> yine yapılmaz başka bir tarihe <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> bir kez daha ötelenir, ertelenir. Zaman akar o <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> bir kez daha kapımızı çalar bu kez geçen sürenin biriktirdiği sorunlarla birlikte üstelik. Kısacası ertelenen <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> her geçen gün bir yumak misali yuvarlandıkça sorunlarıyla büyür, çözülemeyecek hale gelir.</p>
<p>NPİSTANBUL Hastanesi’nden Yrd. Doç. Dr. Fuat Beşkardeş ertelendikçe ve başlamadıkça, yitirilen en önemli şeyin zaman olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Ertelemeyi; yapılması gereken herhangi bir işi yapmayı geciktirme, başka bir zamana atma ya da daha sonraya, ilerideki bir zamana bırakma olarak tanımlayan Beşkardeş, işe başlamanın başarıyı getireceğini söylüyor.</p>
<p>Beşkardeş, işe nereden başlanacağı bilinmediğinden başlanmıyorsa herhangi bir yerden başlamanın doğru olacağını, yol aldıkça da daha doğru yolun bulunacağını hatırlatıyor.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Fuat Beşkardeş, örüntüleri, biçimleri, nedenleri ve yöntemleriyle ertelemeyi anlatıyor…</p>
<p>ERTELEME HUYU İŞLEVSELLİĞİ ETKİLİYOR</p>
<p>“Tüm gecikmeler benzer yol izlemez. Erteleme huyu, kişinin işlevselliğini tamamen ortadan kaldırmaz, ancak önemli ölçüde etkiler. İşlerini erteleyenler, çoğu zaman bu durumu yadsırlar, ya da bu alışkanlıklarını bırakacaklarına dair kendilerine söz verirler.</p>
<p>ERTELEME ÖRÜNTÜLERİ</p>
<p>Toplumsal ya da kişisel erteleme biçimleri vardır.<br />
- Sıradan İşleri Erteleme<br />
- Yapmaya Söz Verdiğiniz İşleri Erteleme<br />
- Davranışsal Erteleme<br />
- Geri çekilme<br />
- Gecikmeler<br />
- <a href="http://kisiselbasari.com/tag/engel" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with engel">Engel</a> Çıkarma</p>
<p>ERTELEMEYİ AŞMAK İÇİN</p>
<p>- Başlıca alanı belirleyin<br />
- Bu alanda ertelemenizle başa çıkarsanız ne elde etmeyi umut ediyorsunuz?<br />
- Öncelik taşıyan bu etkinliğinizi ertelerken, başka ne gibi etkinliklerde bulunuyorsunuz?<br />
- Bu ertelemenizi haklı çıkarmak için kendi kendinize ne diyorsunuz?<br />
- Ertelemeyle beraber ne gibi duygular yaşıyorsunuz?<br />
- Bu ertelemenin kısa ve uzun vadeli davranışsal sonuçları ne olabilir? Ne kaybedebilirsiniz?<br />
- Erteleme alışkanlığını bırakırsanız, gelecekteki hangi sorunları kaldırmış olacaksınız?<br />
- Bu alışkanlığı bırakırsanız, ne gibi kazançlarınız olacak?<br />
- Ertelemenizin önüne geçerken, denediğiniz yöntemlerden hangileri etkili oldu?<br />
- Yeniden ertelediğiniz bir durum doğana dek erteleme alışkanlığınızdan ne denli uzun bir süre uzak durabildiniz?</p>
<p>ERTELEMEYİ AZALTMA</p>
<p>- Bir görev üstlenin.<br />
- Amaçlarınızı belirleyin.<br />
- Tasarılarınızı belirleyin ve tasarılarınızı uygulamaya geçin.<br />
- Aldığınız yolu değerlendirin.</p>
<p>ERTELEMENİN BAŞLICA NEDENLERİ</p>
<p>- Kendi kendini aşağılama (yetersizlik duyguları )<br />
- Engellenme eşiği düşüklüğü (katlanamama düşüncesi)<br />
- Düşmancıl tutum</p>
<p>ERTELEMENİN ÜSTESİNDEN GELMEK İÇİN DAVRANIŞSAL YÖNTEMLER</p>
<p>- Pekiştirme: Yapmayı ertelediğiniz bir işi yapmayınca kendinizi ödüllendiriyorsanız, erteleme alışkanlığınızı sürdüreceksiniz demektir.<br />
- Ödüllendirme ve Cezalandırma: Bitirmeniz gereken bir işi bitirince kendinizi ödüllendirecek, bitiremeyince cezalandıracak olursanız ve ödülle cezaların adları önceden konmuş olursa,çok işe yarar.<br />
- Anımsatıcılar: Yapacaklarınızı not alma.<br />
- Bölük bölük yapma yaklaşımı: İşin en azından bir bölümünü yapmaya kendinizi zorlamanız gerekir.<br />
- Düşündüğünüzde yapma ve ardışık eylemler: Yapılacak küçük işleri, bunları aklımıza geldiği anda yapmak, bize çok zaman ve iş gücü kazandıracaktır.<br />
- Belirli işler için belirli zamanları ayırma: Belirli bir işi yapmak için kesin zaman belirlemek çok yararlı olacaktır.<br />
- Çevreyi düzenleme ve en uygun çalışma ortamını belirleme ya da yaratma.<br />
- Olasılıkları göz ardı etmeme.</p>
<p>E-psikiyatri</p>
</div><p></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/artik-islerinizi-ertelemeyeceksiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İş Görüşmesine Gitmeden Önce Mörfi (Murphy) İle Anlaşın!</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/is-gorusmesine-gitmeden-once-morfi-murphy-ile-anlasin.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/is-gorusmesine-gitmeden-once-morfi-murphy-ile-anlasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 08:10:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[İş Hayatı Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Dili]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12760</guid>
		<description><![CDATA[Beklediğiniz otobüs bir türlü gelmez, bankamatik kuyruğunda para, sıra size gelince biter, mağazada kıyafet beğenip “maalesef bedenimiz kalmamış” sözüyle sıkça karşılaşır, hazırlanıp tam bir yere gidecekken her seferinde üstünüze bir şeyler döker, arabanızı yıkatmış yola çıkmışken kuşun gazabına uğrar, yağmura ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/is-gorusmesine-gitmeden-once-morfi-murphy-ile-anlasin.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/908.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12760];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-12761" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/908.jpg" alt="İş Görüşmesine Gitmeden Önce Mörfi (Murphy) İle Anlaşın! " width="220" height="136" title="İş Görüşmesine Gitmeden Önce Mörfi (Murphy) İle Anlaşın!  is hayati sorunlar is dunyasi  güven Beden Dili  908" /></a></p>
<p>Beklediğiniz otobüs bir türlü gelmez, bankamatik kuyruğunda para, sıra size gelince biter, mağazada kıyafet beğenip “maalesef bedenimiz kalmamış” sözüyle sıkça karşılaşır, hazırlanıp tam bir yere gidecekken her seferinde üstünüze bir şeyler döker, arabanızı yıkatmış yola çıkmışken kuşun gazabına uğrar, yağmura şemsiyesiz yakalanır, cebinizdeki iki anahtardan hep yanlış olanı tercih eder ve sonunda da Mörfi (Murphy)’nin kulaklarını bolca çınlatanlardansanız; size önerim, İŞ GÖRÜŞMESİNE GİTMEDEN ÖNCE MÖRFİ (Murphy) ile mutlaka anlaşın!</p>
<div>
<p><strong>Bilmediğim yerden soru geldi, dememek için</strong></p>
<p>İş görüşmesinde karşınıza çıkabilecek mülakat sorularını tahmin etmek artık imkânsız değil. İnternet ortamında bu konuyla ilgili sayısız yayın bulmak mümkün. Ancak asıl kritik olan <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> ilanlarına odaklanmak. İlanlarda yer alan <strong>iş tanımlarından ve aranılan niteliklerden </strong>firmanın asıl beklediği bilgi, beceri ve davranışsal yetkinlikleri yorumlayarak, karşınıza çıkabilecek olası soruları tahmin etmeye çalışın.</p>
<p><strong>Olumsuz izlenim çukuruna düşmeyin</strong></p>
<p>Sınırlı bilgiyle birisi hakkında izlenim oluşturma davranışı, biz insanlar için evrensel bir eğilim, bunu yadsıyamayız. Mülakat esnasında da görüşmecilerin yaklaşık bir dakika içerisinde bizler hakkında bir takım yargılarda bulunacağını bilmemizde fayda var. İlk izlenimler her zaman önemlidir ve <strong>kolay kolay değişmez</strong>. Olumlu ilk izlenim oluşturmak için gülümsemekten vazgeçmeyin ve beden dilinizin farkında olun.</p>
<p><strong>Kıyafetinize gözlerin takılmaması için</strong></p>
<p>Yaratıcı kişiliğinizi kıyafet seçiminizle ispatlamayı düşünmüş olabilirsiniz. Böylesi bir profesyonel ortamda, yaratıcılığınızı kullanma tercihinizi mümkünse,  mülakat esnasında sorulan sorulara vereceğiniz cevaplara saklayın. Profesyonel bir görünüm sergileyen etek ceket ya da pantolon ceketi, <strong>açık renk </strong>bir gömleği, <strong>gözü yormayan ufak boyuttaki takıları </strong>tercih edebilirsiniz. Asıl önemlisi giyiminizin muntazam ve özenli görünmesi. Ne olursa olsun dağınık ve bakımsız bir görünüm sergilemeyin. İmaj uzmanlarının tavsiyelerine kulak kabartmanızı öneririm.</p>
<p><strong>O soruyu hiç sormamalıydım, dememek için</strong></p>
<p>Mülakat esnasında anlattıklarınız kadar nasıl anlattığınız yani oluşturduğunuz dil kalıpları da oldukça önemli. Yalın ve net ifadeler kullanmak, lafı dolandırmadan anlatmak, <strong>katma değeri ön plana çıkarmak</strong> sizi konforlu hissettirir. Unutmayın mülakatçı sizi dinlerken dikkati ne kadar az dağılırsa kendinizi o kadar net ifade edebilme şansı yakalarsınız. Böylece kaliteli bir görüşme gerçekleşmiş olur.</p>
<p>İlk görüşmede çok fazla meraklı olmamanız tavsiye edilir. Alacağınız ücreti, firmada kaç kez etkinlik yapıldığını, <strong>yazın gideceğiniz tatil için </strong>hak edeceğiniz izni sormak bu aşamada çok da hoş karşılanmayacaktır. Gerçekten bu işi istiyor ve pozisyona uygun olduğunuzu düşünüyorsanız, kendinize ve ifadelerinize odaklanın.</p>
<p><strong>Beden dilinizin başka söylememesi için</strong></p>
<p>Kimi zaman söz başka, beden başka söyler. Unutmayın bizler davranışlarda tutarlığı görmek isteriz. <strong>Dilin söylediğini beden desteklerse </strong>ikna oluruz. Kim kendine <a href="http://kisiselbasari.com/tag/guven" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with güven">güven</a> duyduğunu vurgulayan birini öne doğru eğilmiş, kararsız gözlerlerle bakarken inandırıcı bulabilir ki?</p>
<p>Dışarıdan nasıl göründüğünüze şahit olmak istiyorsanız ayna karşısında çalışmanızı ya da bir tanıdığınızla prova yapmanızı öneririm. Geribildirimler size çok şey söyleyecektir.</p>
<p>YENİBİRİŞ / Gaye Önsel</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/is-gorusmesine-gitmeden-once-morfi-murphy-ile-anlasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞARI DOPİNGİ: KAHVALTI</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/basari-dopingi-kahvalti.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/basari-dopingi-kahvalti.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 07:42:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geliştiren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmalar]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12768</guid>
		<description><![CDATA[Düzenli kahvaltı yapanlar iş hayatında daha başarılı oluyor. Çalışanların en büyük sorunları stres ve yoğunlukla mücadele etmesinde kahvaltıyı atlamamanın önemi büyük. Uzmanlara göre güne kahvaltı ile başlamak motivasyon ve konsantrasyonu arttırarak başarı düzeyini yükseltiyor&#8230; DÜZENLİ KAHVALTI YAPANLAR DAHA BAŞARILI Sabahları ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/basari-dopingi-kahvalti.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/12327304250rT82F.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12768];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-12769" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/12327304250rT82F-200x300.jpg" alt="BAŞARI DOPİNGİ: KAHVALTI" width="200" height="300" title="BAŞARI DOPİNGİ: KAHVALTI kisisel gelisim kisisel gelisim yazilari  beslenme başarı araştırmalar  12327304250rT82F 200x300" /></a></p>
<p>Düzenli kahvaltı yapanlar <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> hayatında daha başarılı oluyor. Çalışanların en büyük sorunları stres ve yoğunlukla mücadele etmesinde kahvaltıyı atlamamanın önemi büyük. Uzmanlara göre güne kahvaltı ile başlamak <a href="http://kisiselbasari.com/tag/motivasyon-2" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with motivasyon">motivasyon</a> ve konsantrasyonu arttırarak <a href="http://kisiselbasari.com/tag/basari" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with başarı">başarı</a> düzeyini yükseltiyor&#8230;</p>
<p>DÜZENLİ KAHVALTI YAPANLAR DAHA BAŞARILI</p>
<p>Sabahları zar zor kalkıp hızlı bir şekilde hazırlanıp kendimizi dışarı atıyoruz. İş güç, toplantı derken beslenmeye gerekli önemi vermiyoruz. Özellikle de kahvaltıya. Oysa bu koşturma içinde en çok dikkat etmemiz gereken şeylerden biri sağlıklı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/beslenme" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with beslenme">beslenme</a>. Uzmanlar düzenli kahvaltı edenlerin daha başarılı olduğunu, etmeyenlerde ise konsantrasyon bozukluğu ve dengesizlikler olabileceğini söylüyor. Sağlıklı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/beslenme" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with beslenme">beslenme</a> konusunda şirketlere de iş düşüyor. Çalışanlara verilen yemeklerin içeriğine ve besin değerlerine dikkat etmek gerekiyor.</p>
<p>İş hayatında sürekli koşuşturma içindeyiz. Sabah zar zor kalkıp acele bir şekilde hazırlanıp kendimizi dışarı atıyoruz. Dakikalar hatta saniyeler bile önemli. Bu yoğunlukta beslenmeye gerekli önemi vermiyoruz. Özellikle de kahvaltıya. Güne başlarken doğru düzgün şeyler yiyip enerji toplamamız gerekirken pastaneden aldığımız yağlı poğaça börekleri tercih ediyoruz. Öğle yemeğini iş yerinde veya ofise yakın yerlerde yine acele bir şekilde yiyerek işimizin başına dönüyoruz. Hele bir de akşam mesaiye kalmışsak ya çok geç saatlerde karnımızı doyuruyoruz ya da miktar olarak az fakat kalorisi bol şeyler yiyerek yine geçiştiriyoruz. Belki farkında değiliz ama bu şekilde beslenmek bizi olumsuz etkiliyor. İş yapış şeklimizi değiştiriyor, yorgunluğa, halsizliğe neden oluyor, kilo alıyoruz.</p>
<p>Çalışanların (özellikle büyük şehirde yaşayanların) en büyük sorunları stres ve yoğunluk. Erken kalkmak, trafik, yapılması gereken onlarca iş&#8230; Böyle bir tempoda da sağlığa pek dikkat edilmiyor. Her şeyi ucu ucuna yetiştirirken sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya vakit kalmıyor. Hareketsiz kalmak, sürekli hamburger, pizza gibi çabuk tüketilebilen yiyeceklerle idare etmek de sağlık problemlerine yol açıyor. Oysa güne başladığımız andan itibaren dikkat etmemiz gerekiyor.</p>
<p>İş kahvaltıyla başlıyor. Kahvaltı, günün en uzun açlığı olan gece açlığını takip etmesi nedeniyle biten enerjinin tekrar alınabilmesini sağlayan en önemli öğün. Gece çalışmaya devam eden vücudun sabah enerjiye ihtiyacı oluyor. Kahvaltının önemini uzman diyetisyen Dilara Koçak şu şekilde anlatıyor: &#8220;Gece boyunca hiçbir şey tüketilmediğinde yaklaşık 8-9 saatlik açlık ile kişi güne başlar. Kahvaltı edilmez ise öğle saatlerine kadar toplam süre 12-14 saat olabilir. Çalışan kişinin zihninin açık ve üretkenliğinin tam olması gerekir. Bedenin ihtiyacı olan yakıt ortamda değil ise istenilen performansa ulaşılamaz. Bu yüzden sabah glikoz kaynağı olarak karbonhidrat önemlidir ancak yanına protein desteği de unutulmamalıdır. Aksi takdirde uyku hali ve daha çabuk acıkma ile karşılaşılabilir.&#8221;</p>
<p>Kahvaltı yapmayan konsantre olamıyor<br />
Beslenme ve diyet uzmanı Gonca Güzel, sabahları 8:30 civarı vücudumuzda kortizol hormonunun salgılandığını söylüyor. Bu saatte kahvaltı yapmazsak kortizol maksimum seviyeye çıkıyor. Kortizol aslında stres hormonu; yükseldiğinde hem stres artıyor hem de bel çevresinde yağlanma yapıyor. İş yerinde çok çay ve kahve içmek de kortizolü artırıyor. Kahvaltı etmek kortizolü ve stresi dengeliyor, yağ depolanmasını azaltıyor. Kahvaltı yapmamak veya sağlıklı bir kahvaltı tercih etmemek; güne kan şekeri dengesizliği ile başlamaya sebep oluyor. Kan şekeri dengesizleştiğinde enerji azalıyor, ruh hali değişiyor. Beyin yeterince konsantre olamıyor ve kortizol hormonunun artmasıyla stres hormonu da artıyor. Sonuç olarak hem performans hem metabolizma kötü etkileniyor.</p>
<p>Uzman diyetisyen Simge Çıtak, her gün düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin, diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli olduğunu söylüyor. Kahvaltı alışkanlığına sahip olmayanlarda ise konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk ve bitkinlik gibi problemler ortaya çıkıyor. Ayrıca, sağlıklı bir kahvaltının yaşlanmayı geciktirdiği, yaşlılık döneminde ortaya çıkması muhtemel bellek ve algı kusurları ile kas zayıflıklarına <a href="http://kisiselbasari.com/tag/engel" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with engel">engel</a> olduğu da araştırmalarla ortaya konmuş. Her sabah sağlıklı bir kahvaltı yapan bireylerin kilolarını korudukları, daha düşük kolesterol ve daha dengeli kan şekerine sahip oldukları yapılan araştırmalarca ispatlanmış.</p>
<p>Şirketler yemek hizmetini ucuza kapatmaya çalışıyor</p>
<p>Sağlıklı beslenmede iş sadece çalışanlara düşmüyor. Şirketlerin de yapması gerekenler var. Öğle yemeklerini yemekhanede veren şirketlerin, anlaştıkları catering firmalarına dikkat etmeleri gerekiyor. Bu şirket yemeği hangi yağlar ile pişiriyor, içine nasıl et koyuyor, yoğurdu nereden alıyor, hangi pirinci kullanıyor, yemek nasıl bir ortamda hazırlanıyor, menüler neye göre hazırlanıyor gibi onlarca soru var. Keyveni Catering Genel Müdürü Sadık Çelik, şirketlerin bu soruların yanıtını değil hizmeti ucuza kapatmanın yollarını aradıklarını ve bulduklarını söylüyor: &#8220;Sağlığın fiyatı, ticareti olmaz. Belki bir anda değil ama uzun vade de işyerinde kötü ve sağlıksız beslenmeden dolayı işçisinden, yöneticisine kadar tüm şirket çalışanları diyabet, obezite, kalp damar hastalıkları, dahili enfeksiyonlar ve kansere kadar uzanan pek çok hastalığın pençesine düşüyor.&#8221; İş yerinde kötü ve sağlıksız beslenme bağışıklığımızı düşürüyor, düşük bağışıklığı olan bir vücut her türlü enfeksiyon, virüs ve kanser türüne karşı savunmasız kalıyor. Şirketlerde sağlıklı beslenmeye teşvik edecek bir şeyler yapıldığından bahsetmenin zor olduğunu ifade eden Çelik, maliyet ve tasarrufun işyerilerinde sağlıklı beslenmenin önüne geçtiğini söylüyor ve sağlığın tasarrufu, ticareti olmadığını vurguluyor: &#8220;Can boğazdan gelir, boğazdan gider.&#8221;</p>
<p>Beyaz yakaya ayrı mavi yakaya ayrı menü<br />
Beyaz yaka çalışanları daha az hareketli olduğu için beslenmelerine ve kilo almamaya dikkat etmeli. Mavi yaka çalışanları daha hareketliler. Kadınlar ortalama 1.500-2.000 erkekler ise 1.800-2.500 kalori alımıyla kilolarını koruyabilir. Eğer aynı yemeği beyaz yakalılar da yiyorsa kilo almaları kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle menülerin gelişi güzel değil diyetisyen ve gıda mühendisleri tarafından çalışanların yaptığı işe özel olarak beyaz yaka mavi yaka kıstaslarında hazırlanması gerekiyor. Yanlış menü uygulamaları ile yemek hizmeti alan şirketlerin zarar göreceğini belirten Çelik: &#8220;Mavi yaka personelin genellikle ayakta ve hareketli bir mesai saati var. Ortalama enerji ihtiyacı inşaat işçileri gibi çok ağır işlerde çalışanlar için 4.500 kalori, fırıncılar gibi ağır işlerde çalışanlar için 3.500 kalori, garsonlar gibi orta derece ağırlıkta çalışanlar için 3.000 kalori civarındadır. Masa başı beyaz yaka çalışanları için ise 2.500 kalori civarındadır. Öğle menüsü günlük toplam kalori ihtiyacının en az 3&#8242;te biri oranında hazırlanmalı. Hazırladığınız menünün kalorisi bu oranların çok çok altında ise kişi istem dışı zayıflamaya başlayacaktır&#8221; diyor.</p>
<p>Sağlıklı bir yemeğin maliyeti 7.5 TL<br />
Yemek verilen şirketlerin uyması gereken bir kalori miktarı var. Fakat bazı kurumlar yiyeceklerin kalorisi az olsa bile bu bilgileri şişirerek uyulması gereken miktara çekebiliyor. Beslenmenin, sağlık ile ilgili bir faaliyet olduğunu ve sağlıkta tasarruf olmayacağını vurgulayan Çelik tasarruf yapayım derken tam tersine zarar ettiren kararlar alındığını söylüyor.<br />
Sağlıklı, dengeli, yeterli, hijyenik ve kaliteli bir menünün kişi başı maliyetinin ortalama 7.5 TL civarında olduğunu berlirten Çelik, 5.5 TL&#8217;nin altında bir fiyat uygulamasına mutlaka kuşku ile bakılması gerektiğini söylüyor: &#8220;İşletme size yemeği bu fiyatın altında sunabiliyorsa bir yerde bir usulsüzlük ihtimali çok yüksektir. Tarihi geçmiş hammaddeler, yetersiz ya da niteliksiz porsiyonlar gibi. İşte size çarpıcı bir açıklama: Etin kilosu 20-25 TL. 1 kap tas kebabının içindeki sadece 150 gr etin maliyeti 3.00 &#8211; 3.75 TL. Pilavı, salatası, çorbası, tatlı ya da meyvesi derken, bir de buna üretim, tesis, servis, vergi, SSK ve diğer işletme giderlerini ekleyelim; 4 kap yemeği 7.00 TL&#8217;ye satarsanız ancak yüzde 3 kar elde edersiniz.&#8221;</p>
<p>Kriz yemekleri etkiledi<br />
Krizlerde şirketler, tasarruf yapmak için etli yemekler, salatalar, taze sebze yemekleri, meyveler ve süt ürünlerinden yapılan yemekler gibi besin değeri yüksek gıdaları azaltarak karbonhidrat ağırlıklı menülere yöneliyor. Krizlerde tasarruf yapacak önlemler almanın şirketlerin devamlılığını sağlayabilmeleri için son derece elzem bir konu olduğunu ifade eden Çelik, beslenmenin tasarrufu olmadığını vurguluyor: &#8220;Personel dengeli, yeterli ve kaliteli beslenirse hem fiziksel hem zihinsel verimi yüksek olur, kaliteli iş yapar işverene kazanç sağlar, tam tersi durumda ise gerek fiziksel gerek zihinsel düşüşler ile performans kaybeder, performans kaybetmek para kaybetmektir.&#8221;</p>
<p>Öneriler<br />
- Sabah evden çıkmadan önce bir bardak süt veya ufak bir sandviç hazırlanabilir veya tost, simit-peynir, kahvaltılık gevrekler gibi seçenekler tercih edilebilir.<br />
- Öğlen veya akşam yemeği iş yoğunluğu nedeniyle aksayacak ise ara öğün tüketilmeli. Ara öğün olarak taze veya kuru meyve, tost, süt, ayran, yoğurt, meyveli yoğurt, galeta seçilebilir.<br />
- Öğle yemeğinde ana yemeğin yanında garnitür olarak verilen kızarmış patates, püre, pilav, makarna, börek vb. besinlerin yarısını yiyin. Çorba içecekseniz pilav veya makarna yemeyin.<br />
- Ekmek yerken, kepekli veya tam buğday ekmeği tercih edin.<br />
- Tatlı yiyecekseniz sütlü tatlıları seçin. Bunları da yemekten hemen sonra değil, ara öğün olarak öğleden sonra tüketin.<br />
- Masanızda sürahi veya su şişesi bulundurun. Çay ve kahvenin dışında toplamda 6-8 bardak su için.<br />
- Bir egzersiz danışmanından ofis ortamında yapabileceğiniz egzersizleri öğrenin.<br />
- Toplantılarda kuru pasta, meyve suları, çay kahve yerine bitki çayları, kuruyemiş, kuru meyve veya kepekli-tahıllı sandviçleri tercih edin.</p>
<p>Yapılan hatalar<br />
- Kahvaltı yapamamak ya da geçiştirmek, öğlen yemeğine kadar çok uzun süre aç kalmak.<br />
- Kahvaltı yapmadan öğlen yemeğine kadar olan sürede çok fazla çay veya kahve içmek.<br />
- Kahvaltı niyetine poğaça vb. besinler yiyerek çok yağlı ve yüksek kalorili gıdalar tüketmek.<br />
- Su içmemek. Susuzluk baş ağrısına neden olduğu için iş performansını ve konsantrasyonu düşürür.<br />
- Öğlen yemeğini geçiştirmek için hızlı ve doyurucu olmayan fakat yüksek kalorili gıdaları seçmek.<br />
- Sadece sunulduğu için yemek.<br />
- Besinlere anlam yüklemek, besinleri stresi atmak için kullanmak. Patrona öfkelenince yemeğe yönelmek. Ya da iş yerinde mutsuz bir kişinin mutlu olmak için besinlere yönelmesi gibi.<br />
- Akşam yemeğinde yüksek kalori almak veya yatana kadar yüksek kalorili besinler atıştırmak.<br />
- Egzersiz yapmamak.<br />
- Çekmecede çikolata, şekerleme, kek, bisküvi gibi şeyler saklamak.<br />
- Öğle yemeğinde ekmek yemeden sadece salata ile yetinmeye çalışmak. Birey sabah kahvaltı etmediyse öğlen sadece salata yediyse akşam üzeri kan şekeri düşer ve gereksiz atıştırmalara hayır diyemez.<br />
- Grup psikolojisine kapılmak. Aslında aç olunmadığı halde sırf çalışma arkadaşları bir şeyler yiyor, atıştırıyor diye onlara katılmak.</p>
<p>Kahvaltıda bunları tercih edin<br />
Uzman diyetisyen Dilara Koçak, sabah poğaça, simit, açma, meyve suyu gibi sadece karbonhidrat içeren bir seçim yapılırsa bunun daha fazla acıkmaya sebep olacağını söylüyor. Sabah karbonhidrat ve proteini beraber almak çok önemli. Simit veya meyve hızlı bir kahvaltı olabilir ancak meyvenin yanına süt veya fındık ekleyerek, simit ile birlikte peynir yiyerek protein dengesi sağlanabilir. Böylece gün içindeki tokluk duygusu ve kan şekeri dengesi daha iyi sağlanır. Koçak kahvaltı için her gün farklı bir seçim yapılmasını tavsiye ediyor. Bunlar tost, ekmek peynir domates ile sandviç, yumurta ve ekmek, yulaf, kuru meyve ve yoğurt, meyve ve süt, simit ve peynir, meyve ve fındık olabilir.</p>
<p>Öğünlerde nelere dikkat edilmeli?<br />
Öğünlerde protein ve karbonhidrat açısından dengeli, sebze ve lif içeren besinlerle öğün planlama yapılmalı, yağlı yiyeceklerden kızartmalardan uzak durulmalı. Her öğünde hem sağlıklı karbonhidrata hem de proteine yer verilmeli. Bu besinlerle beraber sebze ve salata da kullanılırsa hem kan şekeri açısından hem de metabolizma açısından çok yararlı oluyor. Karbonhidratları seçerken de kolay hazmedilen bol tahıllı ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor. Çok sık yaptığımız kahve ve tatlıyı beraber tüketmek kan şekerini olumsuz etkiliyor. Bunun yerine süt veya yoğurt ile beraber tatlı yenmesi öneriliyor.</p>
<p>Kurumsal beslenme danışmanlığı gerekli<br />
Uzman diyetisyen Simge Çıtak, iş verimini arttırmak, sağlık harcamalarını düşürmek, çalışanların bellek ve konsantrasyonunu güçlendirerek iş potansiyelini yükseltmek için kurumsal beslenme danışmanlığının giderek önem kazandığını söylüyor. Kurumsal beslenme danışmanlığı kapsamında şirketin mutfak denetimi ve menü danışmanlığının yapılması, çalışanlarının beslenme bilgi seviyesinin artırılması ve üst düzey yöneticilere yönelik sağlıklı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/yasam" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with yaşam">yaşam</a> programlarının geliştirilmesi yer alıyor. Dünyada özellikle Amerika&#8217;da bu tip çalışma örnekleri daha fazla. Bunlara örnek olarak şirket menülerine danışmanlık ve mutfak denetimi, çalışanlara sağlıklı beslenme eğitimleri, muayene ve beslenme danışmanlık hizmetinin şirket içinde verilmesi, yöneticilerin beslenme koçluğu, tüm şirketin beslenme risk haritasının çıkarılması verilebilir. Divan Grup Pazarlama ve İletişim Müdürü Selin Karaosmanoğlu şirketlerde dengeli beslenme ve kalori değerleriyle ilgili eğitimler seminerler verildiğini, menü hazırlanırken işyeri hekimlerinin görüşlerini alındığını söylüyor.</p>
<p>KİGEM</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/basari-dopingi-kahvalti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuyan kızlar, damatta sosyal statü arıyor</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/okuyan-kizlar-damatta-sosyal-statu-ariyor.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/okuyan-kizlar-damatta-sosyal-statu-ariyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 07:36:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12765</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim, ardından iş bulayım telaşı ve &#8216;daha erken&#8217; düşüncesi, kızların evlenme yaşını da ilerletti. Evlilik fikri 25 yaşından sonra şekilleniyor artık. Kızlar, erkekte sosyal statü, fiziksel görünüm, maaş gibi özelliklere önem veriyor. Uzman psikolog Gülden Esat, geç evliliğin bir sebebini ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/okuyan-kizlar-damatta-sosyal-statu-ariyor.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><div><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/kiz.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12765];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-12766" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/kiz.jpg" alt="Okuyan kızlar, damatta sosyal statü arıyor" width="630" height="350" title="Okuyan kızlar, damatta sosyal statü arıyor psikoloji evlilik danismanligi  evlilik aile  kiz" /></a></div>
<div>Eğitim, ardından <a href="http://kisiselbasari.com/tag/is" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with iş">iş</a> bulayım telaşı ve &#8216;daha erken&#8217; düşüncesi, kızların evlenme yaşını da ilerletti. <a href="http://kisiselbasari.com/tag/evlilik" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with evlilik">Evlilik</a> fikri 25 yaşından sonra şekilleniyor artık. Kızlar, erkekte sosyal statü, fiziksel görünüm, maaş gibi özelliklere önem veriyor. Uzman psikolog Gülden Esat, geç evliliğin bir sebebini de sorumluluktan kaçmak olarak açıklıyor.</div>
<div>
<div>
<p>Her genç kızın rüyasıdır mutlu bir yuva kurmak. Pembe panjurlu bir evde bu mutluluğu çocuklarla daha da pekiştirmek. Ancak yıllar geçtikçe değişen toplumla birlikte bu ritüel de yıkılıyor. Kızlar, artık bu pembe hayalleri 20&#8242;li yaşlarda değil, ancak 25 yaşından sonra düşünmeye başlıyor. Özellikle üniversite mezunu ve çalışan kızlarda evlilik yaşı neredeyse 30&#8242;a dayandı. &#8216;İstediğim gibi birisini bulamıyorum ki&#8217; denilerek evlilik bir başka bahara erteleniyor. Peki, günümüzde kızların karşı tarafta aradığı kriterler ve önem verdiği özellikler neler? Çeşitli derneklerin evlilik ve evlendirme faaliyetlerinden edinilen bilgilere göre kızlar bir erkeğin sosyal statü, fiziksel görünüm, ailenin tek erkek çocuğu olup-olmaması ve burcuna çok dikkat ediyor.</p>
<p>Uzman psikolog Gülden Esat&#8217;a göre çalışan kızlarda evlenme düşüncesinin daha geç oluşmasının sebeplerinden birisi de sorumluluklardan kaçmak&#8230; Esat, kızların evlendiği zaman tüm evin yükünün kendisinde olacağını düşündüğünü söylüyor. Kızların bu nedenle &#8216;ne kadar geç evlenirsem benim için o kadar iyidir&#8217; fikriyle hareket ettiğini belirten Esat, &#8220;O kadar yıl boşuna mı okudum, çalışayım, iş hayatını göreyim. Zaten çocuk sahibi olduktan sonra büyük ihtimal çalışamayacağım, diyerek, evlilik fikri birkaç yıl hiç oluşmuyor. O yıllar geçtikten sonra bu sefer de evliliğin getireceği sorumluluklardan korkuluyor. Çünkü toplumumuzda evdeki görevler adil paylaşılmıyor, kadına daha fazla sorumluluk düşüyor.&#8221; diyor. Evlilik ne kadar ertelenirse bu mesuliyetlerle o kadar geç tanışılacağı düşünülüyor. Ayrıca evli arkadaşların dertlerini dinlemek de onları evlenme fikrinden uzaklaştırıyor.</p>
<p>Kızlar, 25 yaşından sonra evliliği yavaş yavaş düşünmeye başlasa da aradıkları adayı tanımaları 30&#8242;lu yaşları bulabiliyor. Gülden Esat, kızların erkeğin tek başına evi geçindirecek bir işe sahip ya da en az kendisi kadar maaşı olmasını istediklerini ifade ediyor. Kadının evlendiğinde evin geçimini kendisinin sağlamak istemediğini belirten Esat, kazandığı parayı kendi kontrolünde harcamayı arzuladığını söylüyor. Kadının erkeğin statüsünden faydalanmak yerine statüsünü kendisinin oluşturması gerektiğini ifade eden Esat, &#8220;Kızlar, evliliği statülerini yükseltmek için bir yöntem olarak görmemeli, örneğin doktor hanımı olabilmek için statüsü kendinden yüksek olmayan meslek grubundaki adayları göz ardı etmemeli.&#8221; diyor.</p>
<p>Eğitim düzeyi de statü ile bağlantılı olarak değerlendirmeye alınan diğer bir konu. Kızlar eş adayının eğitim seviyesinin de kendisi ile aynı ya da daha iyi durumda olmasını istiyor. Psikolog Gülden Esat, eğitimde eşit bir mezuniyet seviyesini yakaladıktan sonra açıköğretim/örgün eğitim gibi detaylara girmek yerine kişinin aldığı eğitimden ne kadar faydalanmış olduğuna bakılması gerektiğine dikkat çekiyor. Esat, &#8220;Bir birey eğer kendini ifade etme kabiliyetini geliştirmiş, toplumdaki her kesimden kişi ile rahatlıkla iletişim içine girebiliyor ve genel kültür konusunda da aday olan kızı seviye olarak yakalayabiliyorsa bu konuda daha fazla düşünmemek gerekir.&#8221; ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Kızların erkeklerde aradığı özellikler içinde bazıları dikkat çekiyor. Evin tek çocuğu mu ya da burcu ne, gibi ayrıntılar evlilik kararında etkili olabiliyor. Evin tek çocuğu olmak, bu erkekleri evin göz bebeği, şımarık ve bencil yapabileceği, evlendiği zaman hep kendi isteklerini ön planda tutabileceği, annelerine de çok düşkün olabilecekleri düşünülüyor.</p>
<p><strong>Damat adayında neler aranmalı?</strong></p>
<p>Evlenilecek kişide aranılan ilk özellik çalışkanlık olmalı. Çalışkan olan bir kişi, eğitimini, sosyal statüsünü, kültürünü vs. her yönde kendisini geliştirir. Karşıdaki kişinin çalışkan olduğu da hangi zorlukları aştığına ve verdiği sözleri yerine getirip getirmediğine, o işi hemen yapıp yapmadığına bakılarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Damat adayında dikkat edilecek diğer bir önemli özellik ise hedef ve değer verilen hususların ortak olması. Ayrıca karşı tarafta dinî hassasiyet arayan kişiler, dinî vecibelerini şu anda yerine getirip getirmediğine dikkat etmeli. &#8216;Evlendiğimde namaz kılarım&#8217; gibi cümleler sarf eden bir erkek, genellikle bunu yapmıyor.</p>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/okuyan-kizlar-damatta-sosyal-statu-ariyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler Sözcükleri Anlamaya 6 Aylıkken Başlıyor</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/bebekler-sozcukleri-anlamaya-6-aylikken-basliyor.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/bebekler-sozcukleri-anlamaya-6-aylikken-basliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 08:04:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12757</guid>
		<description><![CDATA[Bebeklerin “elma” gibi temel sözcükleri altı aylıkken anlamaya başladığı belirlendi. “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre bebekler, yetişkinlerin kastettikleri şeyleri sanılandan çok daha önce anlamaya başlıyor. Araştırma, 6 ila 9 aylıkken ana dillerindeki sözcükleri ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/bebekler-sozcukleri-anlamaya-6-aylikken-basliyor.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/Haber211.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12757];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-12758" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/Haber211.jpg" alt="Bebekler Sözcükleri Anlamaya 6 Aylıkken Başlıyor" width="493" height="250" title="Bebekler Sözcükleri Anlamaya 6 Aylıkken Başlıyor psikoloji cocuk psikolojisi  konuşma bebek  Haber211" /></a></p>
<p>Bebeklerin “elma” gibi temel sözcükleri altı aylıkken anlamaya başladığı belirlendi.</p>
<p>“Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre bebekler, yetişkinlerin kastettikleri şeyleri sanılandan çok daha önce anlamaya başlıyor.</p>
<p>Araştırma, 6 ila 9 aylıkken ana dillerindeki sözcükleri ayırt etmeye başlayan bebeklerin bir konuşmanın anlamını da bir yaşına geldiklerinde tam anlamıyla kavrayabildiklerini gösterdi.</p>
<p>Araştırmacılar, biri 6-9 aylık diğeri 10-20 aylık bebeklerden oluşan iki gruba iki farklı nesnenin resimlerini gösterdi ve annelerin bebeklere hangi nesnenin nerede olduğunu sormalarını istedi.</p>
<p>Bebeklerin göz hareketlerini inceleyen araştırmacılar, 6-9 aylık bebeklerin yüzde 78′inin doğru nesneye baktığını gözlemledi.</p>
<p>6 ila 14 aylık bebeklerde sözcükleri anlama konusunda kayda değer bir fark bulunmadığı, 14 aydan sonra kavrama becerisinin önemli oranda arttığı belirlendi.</p>
<p>Daha önce bebeklerin sözcüklerin anlamını kavramaya en az 1 yaşındayken başladığı sanılıyordu.</p>
<p>E-PSİKİYATRİ</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/bebekler-sozcukleri-anlamaya-6-aylikken-basliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özür Dilemenin Kazançları</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/ozur-dilemenin-kazanclari.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/ozur-dilemenin-kazanclari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 07:58:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Geliştiren Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Empati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12753</guid>
		<description><![CDATA[Özür dilemeyi negatif bir durum olmaktan çıkarmak elinizde. Özrünüzün amacına ulaşması için takip etmeniz gereken dört adım bulunuyor. Bu adımları takip ederek özür dilemenin kazançlarına ulaşabilirsiniz&#8230; ÖZÜR DİLEMENIN KOLAY YOLLARI Özür dilerken hangi kelimeleri kullanmak gerekir? Hangi özür ifadesi karşı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/ozur-dilemenin-kazanclari.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/ozur_dilerim-1ff.gif" rel="shadowbox[sbpost-12753];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-12754" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/ozur_dilerim-1ff.gif" alt="Özür Dilemenin Kazançları" width="450" height="382" title="Özür Dilemenin Kazançları kisisel gelisim kisisel gelisim yazilari  Empati  ozur dilerim 1ff" /></a></p>
<p>Özür dilemeyi negatif bir durum olmaktan çıkarmak elinizde. Özrünüzün amacına ulaşması için takip etmeniz gereken dört adım bulunuyor. Bu adımları takip ederek özür dilemenin kazançlarına ulaşabilirsiniz&#8230;</p>
<p>ÖZÜR DİLEMENIN KOLAY YOLLARI</p>
<p>Özür dilerken hangi kelimeleri kullanmak gerekir? Hangi özür ifadesi karşı tarafta nasıl bir etki bırakır? Özür dilemek bize ne kazandırır? İşte yanıtları&#8230;</p>
<p>Şu bir gerçek ki başkalarının sizden özür dilemesini bekliyorsanız ya da çocuğunuzun özür dilemeyi öğrenmesini istiyorsanız siz de özür dileyebilmelisiniz. Ama ne amaçla ve ne şekilde özür dilediğinizin de önemli olduğunu unutmamalısınız. Pişmanlığınızı ya da üzüntünüzü dile getirmek için mi özür diliyorsunuz yoksa özür sizin için arkasından gelecek &#8220;ama&#8230;&#8221;lı cümleyle kendinizi savunma ve temize çıkarma konuşmasının başlangıcını mı oluşturuyor sadece?</p>
<p>Ağzınızdan çıkan &#8220;özür&#8221; kelimesinin sıradan bir ifade içermemesi, karşı tarafa doğru geçmesi gerekir.</p>
<p>Özrün negatif bir ifadeye dönüşmemesi, amacına ulaşması için özür dilemenin kolay yolu, şu dört adımı uygulamaktan geçiyor:</p>
<p>1. adım: Kabul etme<br />
&#8220;Kabul ediyorum, sana vurduğum için hatalıydım&#8221;</p>
<p>Bu ifade her iki tarafı da yatıştırır. Yani siz kendinizi savunmaya gerek duymazsınız, karşı taraf da hala kızmak için bir şeyler bulmakta zorlanır.</p>
<p>2. adım: Özür<br />
&#8220;Seni incittiğim için özür dilerim&#8221;</p>
<p>Bu karşı tarafın acısını anladığınızı gösteren pozitif bir ifadedir.</p>
<p>3. adım: Telafi etme<br />
&#8220;Bunu telafi etmek için ne yapabilirim?&#8221;</p>
<p>Bu, karşı tarafın acısını azaltma isteğinde olduğunuzu göstermek için doğru bir ifadedir.</p>
<p>4. adım: Söz verme<br />
&#8220;Arkadaşlığımız benim için çok önemli ve ben dost olarak kalmamız için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım&#8221;</p>
<p>Bu özrün kabul edilmesini bekleme ve ilişkinin devamlılığını istediğiniz konusunda samimiyetinizi gösteren bir ifadedir.</p>
<p>Bu dört adım sadece sizin kendi davranışlarınızı şekillendirmeyi amaçlıyor, yoksa affedilmenizi sağlamayı değil. Karşı tarafı hiçbir zaman kontrol edemezsiniz, unutmayın.</p>
<p>Özür dilemenin kazançları</p>
<p>•Saygı: Özür dilemeyi başarmak kendinize saygı duymanızı beraberinde getirir. Karşı tarafın şartsız bir şekilde özrünüzü kabul etmesi ona da saygı duymanızı sağlar.<br />
•<a href="http://kisiselbasari.com/tag/ogrenme" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with öğrenme">Öğrenme</a>: Bir hatadan ders çıkarmak, öncelikle hatayı kabul etmeyi gerektirir. Savunmaya geçer ya da davranışınızı aklamaya çalışırsanız hatadan ders çıkarmıyorsunuz demektir. Bu da aynı hatayı tekrarlama riskini beranerinde getirir.<br />
•İtibar: Özür dileyerek, yanlışlıkla gerçekleştirdiğiniz bir eylemin karakterinizden kaynaklanmadığını, sadece bir yanlışlık olduğunu ortaya koyarsınız ve saygınlığınızı yitirmezsiniz.<br />
•Bağlanma: Karşıdaki kişinin hislerini anladığınızı, ona karşı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/empati" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Empati">empati</a> duyduğunuzu gösterir, aranızda bir bağ oluşmasını ya da var olan bağın kopmamasını sağlarsınız.</p>
<p>KİGEM</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/ozur-dilemenin-kazanclari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duygularınıza Hakim Olun</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/duygulariniza-hakim-olun.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/duygulariniza-hakim-olun.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 07:54:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hayal kırıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12750</guid>
		<description><![CDATA[Duygularınız, olumlu ya da olumsuz diye ayırmayı bırakın. Tüm duygularınızın hakimi ve sahibi olun. Yaşadığınız üzücü olaylarda içinize bakıp acınızla yüzleşin; yoksa aynı yaranın acısını tekrar tekrar çekersiniz&#8230; YARADIR, GELİR GEÇER Siz hiç çok sevdiğinizi düşündüğünüz birinin gerçek yüzünü görüp, ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/duygulariniza-hakim-olun.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/duygular.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12750];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-12751" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/duygular.jpg" alt="Duygularınıza Hakim Olun" width="320" height="240" title="Duygularınıza Hakim Olun psikoloji evlilik danismanligi  yaşam hayal kırıklığı  duygular" /></a></p>
<p>Duygularınız, olumlu ya da olumsuz diye ayırmayı bırakın. Tüm duygularınızın hakimi ve sahibi olun. Yaşadığınız üzücü olaylarda içinize bakıp acınızla yüzleşin; yoksa aynı yaranın acısını tekrar tekrar çekersiniz&#8230;</p>
<p>YARADIR, GELİR GEÇER</p>
<p>Siz hiç çok sevdiğinizi düşündüğünüz birinin gerçek yüzünü görüp, hayal kırıklığına uğradınız mı?</p>
<p>Nasıl saçmaladığını, nasıl acımasızlaştığını gördünüz mü? Ve onu sevmekten vazgeçtiniz mi? Eğer vazgeçtiyseniz, siz kalpte yaşamıyorsunuz demektir.</p>
<p>Yaralandığınız anda vazgeçiyorsanız, beklentilerle sevmişsiniz demektir. Yaradır, gelir geçer. Eğer duygularınıza hakim ve onların sahibiyseniz, her şeyi atlatırsınız.</p>
<p>Ama dönüp kendi içinize bakmayı unutursanız, işte o zaman aynı yarayı tekrar tekrar başkalarıyla da yaşarsınız.<br />
Günlerden bir gün ışık, karanlığı sevmiş. Işığın, karanlığın dibine kadar gitmesi şaşırtıcıymış, ama nedense oraya çekilmiş. Işık karanlığı aydınlatmaya başlayınca, karanlık kaçmış. Korkmuş.</p>
<p>Rahatsız olmuş. Kendi karmaşıklığını görmekten hoşlanmamış. Işık, karanlığın karmaşıklığını bile seviyormuş oysa ki&#8230;<br />
Karanlık bundan da rahatsız olmuş. Hatta utanç duymuş. Sonra öfkelenmiş. O öfke, karanlığını daha da derinleştirmiş.<br />
Ağzından istemediği sözler çıkıvermiş.<br />
Hatta ışığı, hakaretler ederek kovmuş. Işık çok üzülmüş önce.</p>
<p>Sonra fark etmiş ki, onu karanlığın dipsiz kuyularına çeken, kendi içindeki gölgeler. Yani kendi utancı. Karanlığın diplerine, kendi içindeki utancı fark etmek için inmiş. Fark edince, kendi ışığı daha da parlamış. Bu kez, hazır olmadığı bir parlaklık ve çıplaklıkla karanlığa işkence edemeyeceğini anlamış. Usulca karanlığa veda etmiş. Yolunun açık olmasını dilemiş.</p>
<p>Ve yukarı, yeryüzüne geri döndüğünde bir de bakmış ki, ışık ve karanlık diye bir ayrım yok. Ne kendisi üstün ne de karanlık kötü durumda. Aslında ışık, kendi utancını ışığın maskesiyle saklarken, karanlık, gözlerini yumarak görmezden gelmiş.<br />
Benzer korkuları olmasa, zaten bir araya gelmezlermiş. Ve ışık anlamış ki, kimse kimseden üstün değil.</p>
<p>ÖNCE KALBİNİZE DÖNÜN<br />
Öyleyse yargılamak da doğru değil.<br />
Sevdiklerimizi yargısız infazla kırmak, onlara öfkelenmek, aslında kendi karanlığımız ya da kendi kendimizle savaşımızdır. Günün birinde sinirimiz geçtiğinde bunu anlarız.<br />
Bir ilişkide kendinizi utanmış, kötü hissediyorsanız ya da suçlu ve birlikte yarattığınız hologram kapanacaksa, önce kalbinize dönün. Karşınızda sevdiğiniz insan olduğunu unutmayın.<br />
İlişkinizin nereye gideceğine değil, sadece duygularınızı maskesiz ifade etmeye bakın. İşte o zaman enerji ve ilahi adalet, doğru olanı getiriyor. Ayrılık da birliktelik de olması gerektiği gibi gerçekleşiyor.<br />
Hologram doğru kapanıyor. Buna dikkat etmezseniz, çekim yasası gereği, o hologramda açık kalan ve borçlu kaldığınız enerjiyi temsil eden başka birinden muhakkak acı çekersiniz.<br />
Seda Diker SABAH</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/duygulariniza-hakim-olun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoksulluk İçinde Ölen Ünlü Yazarlar</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 14:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kisiselbasari</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başarılı İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Twain]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa]]></category>
		<category><![CDATA[tolstoy]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yayıncı]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12747</guid>
		<description><![CDATA[Ölümlerinden sonra romanları geniş okur yelpazesine kavuşan yazarların, sanılanın aksine maddi sıkıntılarla boğuşması, “Dâhilerin kıymeti öldükten sonra anlaşılır.” sözünü doğrular nitelikte. Yazdıkları eserlerle edebiyat dünyasına kalıcı etki bırakmasına rağmen maddi sıkıntılarla boğuşan yazarlar arasında Alexandre Dumas, Peyami Safa, Edgar Allan ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/2012-02-19-yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12747];player=img;" title="2012-02-19-yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar"><img class="alignleft size-full wp-image-12748" title="Yoksulluk İçinde Ölen Ünlü Yazarlar kisisel gelisim kitaplari kisisel gelisim basarili insanlar  zengin yazarlar Yayıncı yaşam tolstoy Peyami Safa Mehmet Akif Mark Twain  2012 02 19 yoksulluk icinde olen unlu yazarlar" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/2012-02-19-yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar.jpg" alt="Yoksulluk İçinde Ölen Ünlü Yazarlar" width="272" height="204" /></a>Ölümlerinden sonra romanları geniş okur yelpazesine kavuşan yazarların, sanılanın aksine maddi sıkıntılarla boğuşması, “Dâhilerin kıymeti öldükten sonra anlaşılır.” sözünü doğrular nitelikte. Yazdıkları eserlerle edebiyat dünyasına kalıcı etki bırakmasına rağmen maddi sıkıntılarla boğuşan <a href="http://kisiselbasari.com/tag/yazarlar-2" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with yazarlar">yazarlar</a> arasında Alexandre Dumas, <a href="http://kisiselbasari.com/tag/peyami-safa" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Peyami Safa">Peyami Safa</a>, Edgar Allan Poe, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi saygın yazarlar da bulunuyor.</p>
<p>MARK TWAİN, KONFERANSLAR VEREREK BORÇLARINI ÖDEDİ</p>
<p>Biyografilerinden derlenen bilgilere göre, Tom Sawyerın Maceraları ve Huckleberry Finnin Maceraları isimli ünlü çocuk romanlarının yazarı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/mark-twain" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mark Twain">Mark Twain</a>, kariyerinin zirvesinde Amerikanın en ünlü kişilerinden biri olarak gösteriliyordu. Twain, <a href="http://kisiselbasari.com/tag/zengin" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with zengin">zengin</a> olmak umuduyla işadamlığına soyundu. Para kazanmak için çeşitli işlere yatırım yapan Mark Twainin girişimleri hep başarısızlıkla sonuçlandı. 1885te kurduğu yayınevi ise iflasına sebep oldu. 58 yaşında boğazına kadar borç içindeydi. 5 yıl boyunca kitap yazarak ve Avustralyadan Hindistana, Güney Afrikadan İngiltereye kadar pek çok ülkede konferans vererek borçlarını ödeyebildi. Eşi Olivia bu tempoya dayanamadı; sağlığı bozuldu ve Floransada öldü. Twain ise altı yıl sonra 75 yaşında öldüğünde geride 23 kitap bıraktı.</p>
<p>ALEXANDRE DUMAS KİRASINI ÖDEYEBİLMEK İÇİN PALTOSUNU SATTI</p>
<p>Üç Silahşorlar ve Monte Kristo Kontu gibi çok satan tarihi romanların yazarı Alexandre Dumas, yazı hayatı boyunca toplamı bin 200 cilt tutan roman, piyes ve tarih kitabı yazdı. Yaklaşık 5 milyon dolar eden servetine pek az meslektaşının erişebildiği söylenir. Ancak kadın ve içkiye düşkünlüğünün yanı sıra lükse merakı hazin sonunu hazırladı. Son yılları sefalet içinde geçti. Ev kirasını ödeyebilmek için tüm değerli eşyalarını, hatta paltosunu sattı. Akrabaları, bakkal borçlarını ödemeseydi açlıktan ölebileceği notu biyografisinde belirtiliyor.</p>
<p>EDGAR ALLAN POE 3 DOLAR OLAN EV KİRASINI ÖDEYEMİYORDU</p>
<p>Şiirleri ve gizemli hikâyeleriyle Amerikan edebiyatının en değerli yazarlarından birisi olarak gösterilen Edgar Allan Poe, kumar ve içkiye düşkündü. İçecek bir şey bulamadığında saf ispirto içiyordu. Pek çok meslektaşı gibi sağlığında kıymeti takdir edilmedi. Eserlerini karın tokluğuna satmak zorunda kaldı. Erken dönem eserlerinden Ligeiayı on yılda tamamlayabildi. Bu eserini sadece 10 dolara satabildi. Kuzgun (The Raven) isimli eseri 1845 yılında yayınlandığında kendisine sadece 9 dolar verildi. Aylık 3 dolar olan ev kirasını ödeyemiyordu. Karısı Virginia gıdasızlıktan verem hastalığına yakalandı. Kuzgunun yazarı Poe parasızdı. Günlerce bir şey yemeden aç oturuyordu. Poe ailesinin açlıktan ölmek üzere olduğunu anlayan komşuları sepetlerle yiyecek getirdi. Eşi Virginia öldüğünde Poenun cebinde cenazenin kaldırılmasına yetecek para yoktu. Meyhanede fenalaştıktan dört gün sonra 40 yaşında öldü. Sonsözü, “Tanrım benim zavallı ruhuma yardım et.” oldu. Ölümünden sonra Poenun satılığa çıkarılan birkaç sahifelik el yazısına 10 bin dolar verilecekti.</p>
<p>PEYAMİ SAFA TELEFONUNU SATILIĞA ÇIKARDI</p>
<p>Peyami Safa, 27 Mayıs darbesinden sonra sıkıntılı günler geçirdi. İlan bulmakta zorlandığı Türk Düşüncesi dergisinin yayını durduruldu. Türk Edebiyatçılar Birliğinden ve Türk Dil Kurumundan çıkarıldı. Son yıllarında Adnan Menderese yakın olduğu için ağır saldırı ve hakaretlere maruz kaldı. Milli Birlik Komitesinin baskılarıyla Havadisteki yazılarına da son verildi. Yaklaşık 300 cilt tutan çalışması vardı; ama işsizdi ve maddi sıkıntı içerisindeydi.</p>
<p>Bir gün yayıncısının yanına giderek ev kirasını ödeyebilmek için telefonu satılığa çıkardığını söyler. Yayıncısı, Sultanhamamı esnafından telefon ücreti kadar para toplayarak Safaya teslim eder. Basıldığını göremediği Doğu-Batı Sentezi isimli kitabını bu borcuna karşılık yayınevine teslim eder. 62 yaşında vefat eden Dokuzuncu Hariciye Koğuşunun yazarı, son dönemini şöyle özetler: “Kitaplarımı basıp da büyük paralar kazanmamış, beni yazı kadrosuna alıp da muazzam servetler yığmamış editör, gazete sahibi zor gösterilir. Fakat benim gayret payımın mükâfatı, yarım asır süren uzun bir mahrumluk, hastalık ve işkence hayatından başka bir şey olmamıştır.”</p>
<p>TANPINARIN GÜNLÜGÜNDEN: HASTALIĞIMDAN ZİYADE PARASIZLIKLA MEŞGULÜM</p>
<p>Türk Edebiyatına Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi eşsiz eserler kazandıran Ahmet Hamdi Tanpınar da son yıllarında hem sağlık hem de maddi sorunlarla boğuştu. 1962 yılında 61 yaşındayken geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan Beş Şehirin yazarı, içinde bulunduğu sıkıntıları günlüğüne şu şekilde kaydetmiş: “26 Teşrin-i Sani (Kasım) 1958. Bugün karaciğer muayenesi için hastaneye gidiyorum. İçimde her şey alt üst. Bittabi hastalığımdan ziyade parasızlıkla meşgulüm. Cebimde yalnız bir lira var. Parasızlığım büyük hastalıklar gibi hemen hemen hiçten başladı, büyüdü, çoğaldı beni altına aldı. Etrafım alacaklı ile dolu. Cebimde borç senetleri var. Şu anda yalnız borçla ve atıfetle yaşıyorum ve borç beni çıldırtacak. Kurtulmak için her teşebbüsüm yeni borca sebep oluyor. Yahut da bir yığın edebi proje (…) parasızlığın mutlak ve şaşmaz tecellileri ve komplikasyonları. Abdülhâk Şinasiden borç para alıyorum. Kemalden para bulamıyorum…”</p>
<p><a href="http://kisiselbasari.com/tag/tolstoy" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with tolstoy">TOLSTOY</a> KENDİ ELBİSESİNİ DİKTİ</p>
<p>Tolstoy ise yoksulluğu kendi arzusuyla tercih edenlerden… Zengin bir ailenin çocuğu olarak doğan Lev Nikolayeviç Tolstoy, öğreniminin ardından köyü Yasnaya-Polyanaya dönerek yoksul köylüler arasına katıldı. Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Sahip olduğu toprakların hepsini dağıttı, kıymetli mallarını elden çıkarttı; eserlerinin telif haklarından vazgeçti. Köylüler gibi yaşamaya başladı. Kalın kumaştan yapılmış kaba elbiseler giydi; ayakkabılarını kendi eliyle dikti. Anna Kareninayı ve Savaş ve Barışı yazan el, odasının tozlarını süpürüyor, elbiselerini dikiyordu. Tolstoy, bütün arazilerini satınca sefalete düştü. Bu trajedide mutsuz geçen evliliğinin payı da büyüktü. Yazar, son yıllarını moral çöküntüsü içinde geçirdi. Evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda öldüğünde geriye kalemi, romanları ve kendi diktiği elbisesi kaldı.</p>
<p>MEHMET AKİF ERSOY ANKARA SOĞUĞUNDA PALTOSUZ DOLAŞTI</p>
<p>İstiklal Marşının yazarı <a href="http://kisiselbasari.com/tag/mehmet-akif" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mehmet Akif">Mehmet Akif</a> Ersoy da son yıllarını ıstırap içinde geçirdi. Dostu Abbas Halim Paşanın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısıra gitti. Daha doğrusu gitmek zorunda kaldı. Maaşsızdı, işsizdi. Ancak onu esas üzense polis takibi altında olmasıydı. Takriri Sükûnun çıktığı, İstiklal Mahkemelerinin yoğun mesai yaptığı 1920li yılları Mısırda geçirmek zorunda kaldı. Bin bir güçlükle çıkardığı Sebilür-Reşad dergisi kapatıldı. Mısırda ciddi maddi sıkıntı içerisindeydi. Durumuna üzülüp, yiyecek ve ev eşyası getirmesinler diye oturduğu adresi değiştirdi. Hastalanınca Lübnan, Antakya üzerinden Türkiyeye giriş yaptı. Beyoğlundaki Mısır Apartmanında hayatını kaybetti. Cenazesine resmi protokol katılmadı. Mezarı iki yıl sonra üniversiteli gençlerce yapıldı. Siyasi atmosfer nedeniyle Safahatın basımı ise 1943 yılına kadar yapılamadı.</p>
<p>Ersoy, yazdığı İstiklal Marşının Mecliste okunup ayakta dinlenmesinin ardından 12 Mart 1921de milli marş olarak kabul edilmesi sebebiyle ödül olarak kendisine verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde cepheye elbise diken Darül Mesai vakfına bağışlamıştı. Safahat yazarının İstiklal Marşının yazdığı dönemde sırtında paltosunun olmadığı, Taceddin Dergâhından Meclise paltosuz yaya olarak gittiği söylenir. Akif, çok sevdiği milletine İstiklal Marşı ve Çanakkale Destanı gibi kıymetli eserlerini; yakınlarına ise dürüst ve onurlu bir şahsiyet bıraktı.</p>
<p>24 Ocak 1967de gazetelerin iç sayfalarında yürekleri sızlatan şöyle bir haber dikkatleri çekti: Beşiktaştaki çöp bidonlarından birinde Mehmet Akifin oğlu Emin Ersoyun ölüsü bulundu! Yıllar sonra Çetin Altan, bir yazısında Emin Ersoya yer verdi, bir gün Mehmet Akif Ersoyun oğlu olduğunu söyleyen bir kişinin odasına gelerek para istediğini, bu olaydan iki hafta sonra da ölü bulunduğunu yazdı.</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/yoksulluk-icinde-olen-unlu-yazarlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zaman Geçmeden Zamanı Yönetin</title>
		<link>http://kisiselbasari.com/zaman-gecmeden-zamani-yonetin.html</link>
		<comments>http://kisiselbasari.com/zaman-gecmeden-zamani-yonetin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 09:53:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismailuguz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman Kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[zaman yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kisiselbasari.com/?p=12744</guid>
		<description><![CDATA[Geri dönüşümü olmayan zamanı doğru kullanmak hayatta fark yaratmanın temel anahtarı. Peki zaman yönetimi ne zamandan itibaren hayatımızın bir parçası olmalı? İşte çocuğunuzu zaman yönetimi ile tanıştırmanın zamanı ve yöntemleri… Zamanı doğru yönetmek, hedefe ulaşma yolunda büyük önem taşıyor. Uzmanlar, ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<fb:like 
		href="http://kisiselbasari.com/zaman-gecmeden-zamani-yonetin.html" 
		layout="standard" 
		show_faces="true" 
		width="450" 
		
		action="like" 
		colorscheme="light" 
		style="margin-top:5px;"
		class="fb_edge_widget_with_comment fb_iframe_widget"></fb:like><div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a href="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/ZAMAN-1.jpg" rel="shadowbox[sbpost-12744];player=img;"><img class="aligncenter size-full wp-image-12745" src="http://kisiselbasari.com/wp-content/uploads/2012/02/ZAMAN-1.jpg" alt="Zaman Geçmeden Zamanı Yönetin" width="438" height="436" title="Zaman Geçmeden Zamanı Yönetin zaman kontrolu kisisel gelisim  zaman yönetimi öğrenme motivasyon  ZAMAN 1" /></a><br />
Geri dönüşümü olmayan zamanı doğru kullanmak hayatta fark yaratmanın temel anahtarı. Peki <a href="http://kisiselbasari.com/tag/zaman-yonetimi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with zaman yönetimi">zaman yönetimi</a> ne zamandan itibaren hayatımızın bir parçası olmalı? İşte çocuğunuzu <a href="http://kisiselbasari.com/tag/zaman-yonetimi" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with zaman yönetimi">zaman yönetimi</a> ile tanıştırmanın zamanı ve yöntemleri… Zamanı doğru yönetmek, hedefe ulaşma yolunda büyük önem taşıyor. Uzmanlar, 3 yaşından itibaren çocuğa zamanın doğru yönetiminin öğretilmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>ZAMANI DOĞRU KULLANAN ÇOCUK NE İSTEDİĞİNİ BİLİYOR</p>
<p>Zamanını bilinçli kullanan bir çocuğun kısa sürede verimli sonuçlar alacağını vurgulayan Davranış Bilimleri Enstitüsü Stratejik Ortağı Yönetim Danışmanı Dr. Pınar Belkıs Türkoğlu, bu konuda anne ve babalara büyük görevler düştüğünü belirtiyor. Türkoğlu, “Ebeveynler çocuklarını çok iyi tanımalı. Verilen bir işi ne kadar bir zamanda bitirebildiklerini, ödevlerini ne kadar bir sürede yapabildiklerini gözlemlemeliler. Bunun sonucunda bir plan belirlemeliler. Çocuğun zamanını nerelerde kaybettiğini tespit ederek, ilerlemeliler. Ama uyguladıkları yöntem çocuğun keyif almasını sağlamalı” diyor.</p>
<p>İşte çocuğa, zamanı doğru kullanmayı öğretmek için yapılması gerekenler ve zamanını iyi yönetenlerin artıları.</p>
<p>* Zaman yönetimi nedir?</p>
<p>Zaman birbirine eklenmiş olaylar serisidir. Geri kazanımı olmadığından çok değerlidir. Zamanı yönetmek demek, olayların herbirini gelişigüzel yaşamak yerine, istediğimiz sonuçları alacak birer fırsat olarak değerlendirebilmek demektir. Kısa sürede maksimum performans elde etmemizi sağlar.</p>
<p>* Çocuğa kaç yaşından itibaren zamanını doğru kullanmayı öğretmeliyiz?</p>
<p>Küçük yaşlardan itibaren çocuğa zaman kavramının ne kadar önemli olduğunu aşılamamız gerekiyor. 3 yaşından itibaren zamanın doğru kullanmayı çocuğa öğretebiliriz. Bunun için ailelere büyük görevler düşüyor. Evde uygulayacakları küçük aktiviteler ile çocuğu bu konuda bilinçlendirmek mümkün. Örneğin, önce ödevlerini bitirip sonra televizyon izlemesi ya da yemekten önce tatlı yememesi üzerine yapılan konuşmalar çocuğun hayatında düzenlilik yaratır. Düzenli insan ise gereksiz vakit kaybından kurtulur. Zamanının değerini anlar, bilinçli olur. Bu şekilde verim elde edeceği için de motivasyonu da artar.</p>
<p>* Çocukta zaman yönetimini sağlamak adına yaptığınız uygulamalar neler?</p>
<p>Danışmanların yaptığı uygulamalar daha verimli sonuçlar doğurduğundan yetişkinler üzerine. Bu konuda çocuğa yönelik fazla bir çalışma yok. Çocuğu zamanını doğru yönetme konusunda en iyi aileler bilinçlendirebilir. Ebeveynler öncelikle evde bir düzenlilik sağlamalılar. Her şeyin saati olmalı. Yemek saati, ders çalışma saati, televizyon izleme saati … gibi. Bu zamanları aksatmamalılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çocuk neyi, ne zaman yapacağını bilmeli. Sınırları olmalı. Ajandası olmalı. Planlı ve düzenli hareket etmeli. Ayrıca çocuğa küçük görevler vermeliler. Onlardan bu görevleri belli bir sürede yerine getirmelerini istemeliler.</p>
<p>Çocuğu sıkacak uygulamalardan kaçının</p>
<p>* Anne babalara ve öğretmenlere çocuğa zaman yönetimi konusunda önerebilecekleriniz neler?</p>
<p>Uzun dönemli başarılar kısa dönemli bazı fedakarlıklar ve disiplin gerektirir. Bu konuda anne ve babalara büyük görevler düşüyor. Ebeveynler çocuklarını çok iyi tanımalı. Verilen bir işi ne kadar bir zamanda bitirebildiklerini, ödevlerini ne kadar bir sürede yapabildiklerini gözlemlemeliler. Bunun sonucunda da bir plan belirlemeliler. Çocuğun zamanını nerelerde kaybettiği tespit edilmeli. Bunun önüne geçilmeli. Ama bu uygulamalar çocuğu sıkacak şekilde değil, onun keyif almasını sağlayarak yapılmalı. Öğretmenlerin bu anlamda işi daha zor. Çünkü birden fazla çocuk ile uğraşıyorlar. Unutmamak gerekiyor ki her çocuk bir değil. Hepsinden aynı potansiyeli beklemek yanlış olur. Çocuğu iyi analiz ederek yaklaşmak gerekiyor. Aileler ile öğretmen işbirliği içinde olmalı. Bu anlamda fikir alışverişi yapmak çocuğa yaklaşımı belirleme konusunda daha verimli sonuçlar doğurur.</p>
<p>* Ders çalışırken, sınavlara hazırlanırken zamanı nasıl değerlendirmeli?</p>
<p>Günümüzde zamanı değerlendirme olanakları hızla artıyor. Bu durum zamanı yönetmeyi bilen anne baba ve çocuklar için her gün yeni bir fırsat sunarken, hazırlıklı olmayanlar için ise <a href="http://kisiselbasari.com/tag/basarisizlik" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Başarısızlık">başarısızlık</a> ve mutsuzluk yaratmak üzere tehdit oluşturuyor. Birçok öğrenciye, ‘hangi okulu kazanmak istiyorsun?’ sorusunu yönlendirdiğimde cevap alabiliyorum. Ama bu kadar rekabet olan bir ortamda asıl fark yaratacak olan ‘bu çabalarının yeterli olduğundan nasıl emin olabiliyorsun?’ sorusuna nadiren cevap alabiliyorum. Bu soruya objektif, net cevap verebilen her öğrenci, potansiyelini maksimum performansa dönüştürecek şekilde hareket edip istediği sonucu elde edebiliyor.</p>
<p>* Çocukları zaman yönetimi konusunda eğitmek onlara nasıl başarılar kazandırır?</p>
<p>Zaman yönetimini bilen bir çocuk, ne istediğinin ve sorumluluklarının farkında olur. Bunları gerçekleştirmek için harekete geçer, karşılaştığı zorluklar karşısında yılmaz, problemlerini kendi çözer ve gerektiğinde yardım alır. Bunun sağlamak için çocuğun kendine güvenmesi gerekiyor. İlerde ancak bu şekilde sağlıklı, dengeli, başarılı ve mutlu bir yetişkin olurlar.</p>
<p>Anne babalara öneriler<br />
* Çocuğunuzun neyi, neden istediğini bilin.<br />
* Çocuğu hedefi için atması gereken adımlar ve ne gibi fedakarlıklarda bulunması gerektiği konusunda bilinçlendirin.<br />
* Dinlenme ve eğlence için yeterli ancak boşa zaman harcanmaması için gerekli düzenlemeleri yapın.<br />
* Eldeki zamanını gerçekte olduğundan daha uzunmuş gibi hatalı algılanmasını önleyin.</p>
<p>Maksimum performans için ders döneminde çocuğa sorulması gereken sorular:<br />
* Karnende notun kaç olmalı?<br />
* Bu sınavdan kaç almak istiyorsun?<br />
* Nasıl hazırlanacaksın?<br />
* Şu an bir sınav olsa kaç alırsın?<br />
* Aradaki farkı kapatmak için neleri öğrenmelisin?<br />
* Bunları öğrenmek, kontrol ve tekrar etmek için kaç saat çalışman gerekir?<br />
* Sınava kaç gün var?<br />
* Her gün kaç saat çalışmalısın?<br />
* Yapılabilir mi ve yapmayı gerçekten istiyor musun?<br />
* Her çalışma saati sonunda yeterince öğrenip öğrenmediğini nasıl ölçeceksin?<br />
* Yeterince öğrenemediğini görürsen nasıl telafi edeceksin?</p>
<p>Hürriyet İK</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kisiselbasari.com/zaman-gecmeden-zamani-yonetin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

