Ferrarisini Satan Adamdan Bilge Mi Olur? // Komik

0
160

Sizi birazda olsa gülümsetmesi dileğiyle..
Konuşacaksın arkadaş doğru bildiğini savunacaksın.

— Ağzımı bile açmam, şimdiye kadar konuştum da ne oldu. Ne geçti elime? Hiç. Nerde taklacı varsa, dalkavuk varsa adam oldu. Ben oradan oraya itilip kakıldım. Ay sonunu nasıl getiriyorum biliyor musun sen? Benden 10 yıl sonra şirkete giren adamın altında çalışmak ne demek biliyor musun? Bilmiyorsun. Başıma ne geldiyse senin gibi adamların gazlamaları yüzünden geldi. Yok, kendini ezdirmeyeceksin, toplumsal düşüneceksin, fikirlerini savunacaksın, Toplum bensel düşünüyor mu ya. Senin tuzun kuru tabii. Baban kurmuş şirketi seni koymuş başına. Bostan dört dönüm Osman yan gelmesinde ne yapsın. İki kitap okuyup filozof kesiliyorsunuz.

— Değiştin sen kardeşim değiştin. Nerde benim haksızlık savaşçısı arkadaşım. Nerde benim cesur yüreğim, nerde benim yüreğinin götürdüğü yere gidenim?

— Filmin sonunda Cesur yüreğin kafasını kesmediler mi oğlum? Arkadaşları da seyretmedi mi? Yüreğinin götürdüğü yere giden dönüp dolaşıp kürkçü dükkânına dönmedi mi? Yok Aborjinler telepati kuruyormuş da, yok kırık bacak bir gecede iyileşiyormuş. Yam yam mıyım ulan ben. Boş vericen bu işleri.

— Yenildin demek, pes ettin sonunda. Bir hikaye var bilir misin “ Afrika’da her sabah bir aslan uyanır……

— Yerim aslanını da geyiğini de. Kim daha hızlı koşarsa koşsun kardeşim.Benim ayağım da ayakkabı yok.. Aha bak delik. Ben hadımım diyorum sen çoluk çocuk soruyorsun..

– Ne demiş büyük üstat Niche.?

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin

Sevilmek istiyorsun, önce sevmeyi bileceksin

Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin…

—Arkadaş adam böyle demişte ne demeye yatırmışlar akıl hastanesine, Uçmayı mı becerememiş? Kı..nın üstüne mi düşememiş.

— Baydın bu gün beni, golf oynaya gidiyorum. Geliyor musun? Giderayak sana bir kitap önereyim Ferrarisini satan bilge okudun mu?

– Ferrarisini satan adamdan bilge mi olur lan… Tüp taktırsa neyse…

*************
Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır…
Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır…
Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur..
Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir…
Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz…
Maymun tatlının kokusunu alır,yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar,
Ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır…

Sıkıca yumruk yapmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz…
Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama, kaçamaz
Aslında bu maymunun tutsak eden hiçbir şey yoktur onu sadece,
Onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir…
Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır…
Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki
Bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür…

Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey,
Arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur…
Tüm yapmamız gereken elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri,
Serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır…!!!

Ben, maymuna benzer yanımız olarak sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmiyor oluşumuz olduğunu düşünüyorum:

Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,

Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 20–30 kat büyük evlere sahip olmak,

Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir kösesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,

Okumadığımız kitaplara sahip olmak,

Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,

Bize günde 3–5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,

Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakin bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,

Bize hiç bir faydası olmayan ama her fırsatta hava atabileceğimiz büyük yerde tanıdıklara sahip olmak,

Faizi, getirisi zarara uğramasın diye kıyıp harcanamasa bile bol sıfırlı bir banka defterine sahip olmak,

Dünyalarına ve güzelliklerine katılamadığımız, asla yeterli vakit ayıramadığımız basarîli ve diğerlerininkinden daha güzel çocuklara sahip olmak,

Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,

Sağlığımıza, düzenimize, beynimize korkunç zararlar verse bile envai çeşit içkilerin bulunduğu gösterişli, dekoratif bir mini bara sahip olmak,

Oturmadığımız koltuk takımları,
İzlemediğimiz dev ekran televizyonlar,
Kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha neler nelere sahip olmak…

Ya da sahip olduğumuzu sanmak.

Maymun gibi avucumuzda tuttuğunuz surece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz? Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vaz geçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?

Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek…

Kaynak: Koniks

Derleme: www.kisiselbasari.com